3. bölüm · NEVROTİK PSİKOZ

-CELSE-

Mehmet Yıldırım

Saat 04:37
Rone’nin kolu hafifçe gerilmişti.
Silah sabit görünüyordu ama bileği titremeye başlamıştı.
Vizard bunu gördü.
Bir adım attı.
Çok küçük.
Ama mesafe artık aynı değildi.
Rone hemen tepki verdi.
— Dur.
Vizard durmadı.
— Tetiğe basmadan önce bir şey bilmelisin.
— Yerinde kal.
— İnsan öldürmek düşündüğün kadar hızlı olmaz.
Bir adım daha.
Rone bu kez gerçekten nişan aldı.
Silahın namlusu Vizard’ın göğsüne sabitlendi.
Vizard konuşmaya devam etti.
— Elin titriyor.
— Konuşmayı kes.
— Çünkü öldürmek karar değil, eşiktir.
Rone’nin parmağı tetikteydi.
Basabilir.
Şu an.
Vizard bir anda eğildi.
Rone refleksle geri çekildi.
Ama Vizard kaçmadı.
Masadaki metal teraziyi aldı.
Ağırlığı Rone’ye fırlatmadı.
Sadece yere bıraktı.
Metal zemine çarptı.
Ani, sert bir ses.
Rone’nin irkilmesi bir saniye sürdü.
Bir saniye yeterlidir.
Vizard iki adım yaklaştı.
Artık aralarındaki mesafe tehlikeliydi.
— İşte bu, dedi Vizard alçak sesle. Refleks. Sen düşünmeden hareket ettin.
Rone dişlerini sıktı.
— Bir adım daha atarsan—
— Vuramazsın.
Bu cümle boş bir iddia değildi.
Vizard göğsünü açtı.
— Çünkü beni öldürürsen, cevabını asla öğrenemezsin.
Sessizlik.
Bu kez tehdit soyut değildi.
Mesafe iki adım.
Rone ateş ederse Vizard ölebilir.
Vizard atılırsa silah kayabilir.
Gece artık fikir savaşı değil.
Sinir savaşı.
Vizard yavaşça yana kaydı.
Rone’nin bileği daha çok titredi.
— Bakışların değişti, dedi Vizard. Hesap yapmıyorsun artık. Savunuyorsun.
Rone bir an gözlerini kırptı.
İşte o an.
Vizard bir hamle yaptı.
Silaha uzanmadı.
Rone’nin bileğini tuttu.
Bir saniyelik boğuşma.
Silah patlamadı.
Ama namlu yön değiştirdi.
Duvara çarptı.
Tetik sesi yok.
Ama metal sürtünmesi.
Nefesler hızlandı.
Saat 04:58
Vizard silaha doğru bakmadı.
Onun yerine Rone’ye baktı.
— Onu kurtarabilirdin, dedi.
Rone’nin kaşları çatıldı.
— Ne?
— Ema’yı. Onu korkusuyla baş başa bıraktım, evet. Ama sen onunla konuştun. Son gece.
Rone’nin yüzü gerildi.
Vizard devam etti.
— Sana “gitme” dedi. Hatırlıyor musun?
Bir anlık görüntü.
Ema’nın titreyen sesi.
“Kal.”
Rone nefes aldı.
— Bu senin oyunun.
— Hayır. Bu senin seçimin.
Vizard yavaşça yere diz çöktü.
Teslim olur gibi değil.
Ritüel gibi.
— İnsanları ben öldürmem, dedi. Onlara gerçeği gösteririm. Dayanamayan gider.
Rone’nin eli sertleşti.
— Gerçek dediğin şey travma.
— Hayır. Arınma.
Sessizlik.
Vizard gözlerini Rone’ye sabitledi.
— Şimdi sıra sende.
Rone anlamadı.
Vizard konuştu:
— Eğer beni öldürürsen, Ema’nın ölümünü meşrulaştırırsın. Çünkü sen de bir “ders” vermiş olacaksın.
Bu bir tuzaktı.
— Eğer beni yaşatırsan… o zaman onun acısını taşıyacaksın. Çünkü bilerek serbest bırakmış olacaksın.
Oda ağırlaştı.
— İki seçenek, dedi Vizard.
— Ya benim gibi olursun…
— Ya onun gibi.
Rone’nin kalp atışı hızlandı.
Bu bir düello değil.
Bir sınavdı.
Vizard fısıldadı:
— Gerçek adalet risk alır. İntikam sadece rahatlatır.
Rone’nin gözleri değişti.
Artık dalgalı değildi.
Düzgündü.
Tehlikeli derecede.
— Yanılıyorsun, dedi.
Vizard hafif gülümsedi.
— Öyle mi?
Rone silahı kaldırdı.
— Üçüncü bir seçenek var.
— Nedir?
— Sınırı sen belirledin. Sonucu ben belirliyorum.
Tetik sesi.
Tek kurşun.
Vizard geriye düştü.
Kan zemine yayılırken gözleri hâlâ Rone’deydi.
— Güzel… dedi zor nefesle.
— O zaman kabul et… sen de oyun kurucusun artık.
Rone yaklaştı.
— Hayır.
Vizard’ın dudakları titredi.
— İnsan öldürmek… seni dönüştürür.
Rone eğildi.
— İnsanları korkuyla terbiye etmek… seni canavar yapar.
Vizard son kez güldü.
— Farkımızı zaman gösterecek.
Gözleri dondu.
Saat 05:01
Sessizlik.
Rone silahı indirdi.
Bu bir zafer değildi.
Bu bir eşiğin geçilmesiydi.
Ve en kötüsü…
Vizard ölürken bile oyunu kimin kazandığı belli değildi.