9. bölüm · Neredeki Gökkuşağı

Ben Katilim

Dnz Acr

²⁴-⁰⁶-²⁰²⁴
...

Melis Dumanlı
Artık bir katil olduğumu kabul ediyorum, çünkü artık isteyerek insan öldürüyorum. Yaşantım pek iyi sayılmaz ama fena da değil. Aileme gelince ilk başta onları hatırlıyo gibiydim ama artık hatırlayamıyorum. Sanki bir ailem yokmuş gibi... Şuan yoldayım bir eve gidiyorum, basit bir aile evine. Ailenin üç çocuğu varmış. İki kız bir erkek. Erkek olan çocuk ailesi üzerine kumara girmiş yıllar önce Burak ile. Tabi ki kaybetmiş, Burak çocuğu öldürmüş. Yaklaşık bir yıl sonra ise evin ortanca kızı kaybolmuş. Burak'ın benden istediği ise bu aileyi almak. Çünkü bu aile yıllar önce kumara girilen Onur Dumanlı adındaki çocuğun ailesi. Yani üzerine iddiaya girilen aile. Bugün evi kontrole gidicem. Bir hafta içinde evde sağ kimse kalmicak. Planım bu yönde gerçi Burak fazla acele etmene gerek yok demişti. Alt tarafı bi görev.

Frene bastı, vitesi boşladı, el frenini çekti, anahtarı aldı. Arabanın kapısını açtı ve dışarı çıktı, etrafa bakındı burası ona oldukça tanıdık geliyordu. Bu sokaklar, bu binalar, kaldırımlar hatta etrafta gezinen kediler bile...
Eldivenlerini taktı. Binaya girdi, katları hızlı hızlı çıktı. Kapının önüne geldiğinde kapının üzerinde ikisi kız biri oğlan üç bebek olan bir kapı süsü vardı, çiçeklerle çevriliydi. Melis birden duraksadı, kafasında birşeyler sarsıldı. Bir anı aklına ilişmişti.

Küçüktü yanında ufak bir oğlan çocuğu vardı elleri boyalıydı
"Sana yardım ediyim mi Melis"
İnce narin bir kız sesi, Melis cevap verdi geri,
"Ben yapabilirim abla sen git ......'a yardım et."

Vücudu titredi Melis'in bu his de neydi, tedirginlik... Soğuk terler aktı Melis'in alnından. Korku tüm hücrelerini kaplamıştı. Bir kapı sesi ile irkildi Melis gerçekliğe döndü. Hızla merdivenlerden aşağıya doğru koştu, her zerresi korku doluydu. Tedirginlik hissi her yanı kaplamıştı. Binadan çıkıp arabaya bindi hızla. Bu sokaklar tanıdıktı. Artık buna emindi, ama nerden tanıdıktı? Ayrıca Onur, o kız sesi elleri boyalı oğlan çocuğu, o kapı süsü... Arabayı dikkatsizce korku içinde sürüyordu Melis, o ev hiç yabancı değildi, buna emindi

Hızla eve geçti Melis, Burak Salonda koltukta oturuyordu.
"Naptın yawrum? Gidip baktı-"
"Odamdayım ben!"
Melis Burak'ın sözünü kesmiş tek kelime etmeden odasına çıkmıştı. Kıyafetlerini çıkarttığı gibi duşa girdi su yüzünden akarken düşüncelerinin su damlaları gibi berraklaşmasını bekledi Melis. Bilmediği bir şeyler vardı, eksik olan unutulmuş ya da yok edilmiş bir şeyler. Duştan çıktı üzerine geniş bir tişört ve bir şort giydi yorganın altına girdi ve uykuya daldı.

"Heyy Melis gel hadiii .."
"Abla bak ben ne buldummm?"
"Melis bak '.......' ne bulmuş, renklerine bakk"
"Abla bana onu yakalaaa,"
"Ahhahaah bekleeee..."

Gözlerini açtı Melis, başı ağrıyordu. Aşağı indi ve mutfağa geçti, saat çoktan altıyı geçmişti. Burak etrafta görünmüyordu. Çekmeceleri ve dolapları kurcaladı, yiyecek atıştırmalık aradı. Eline geçen ilk cip paketini alıp masaya geçti, telefonu eline aldı ve evin olduğu konumu haritalardan girip baktı.

"Anlayamıyorum o neydi, onlar anlayamıyorum, bir şeyler var ama emin olamıyorum."

Merdivenlerden Burak çıktı, terlemişti, belli ki antreman yapmıştı, altında gri bir eşofman ve boynunda bi havlu vardı. Mutfağa geçip dolaptan bir şişe soğuk su aldı ve Melis'e yaklaştı.
"Uyandın demek güzellik."
Melis Burak'a baktı, baştan aşağı süzdü.
"Bu ne hal Burak, git üstüne bir şeyler giyin, böyle durma yanımda!"
Burak'ın dudağının kenarı kıvrıldı, kollarını yukarı doğru pazılarını gösterir biçimde kaldırdı.
"Böyle güzel böyle iyi bi vücudu görmek seni de mutlu etmiyor mu yavrum?
Melis elini yüzüne götürdü,
" Allah'ım sen sabır ver, odama geçiyorum ben ya!"
Melis kalktı ve odasına geçti, leptopu yatağına aldı ve yatağa uzandı, bir yandan cips yerken bir yandan da evi araştırıyordu, saliseler saniyeleri, saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri kovaladı. Melis yatakta leptobun önünde uyuya kaldı.

Burak Değdemir
Melis'ten istediğim görev oldukça zordu. Kim olduğunu neredeyse unutmuş olan birinden geçmişini yok etmesini istemek... Benim yaptığım da buydu zamanında, eğer yanımda duracaksa bunu yapabilmeliydi. Evet ondan ailesini öldürmesini istedim. Annesini, babasını ve ablasını gözünü kırpmadan bir zamanlar benim yaptığım gibi yapabilmeliydi. Kendi ailesi olduğunu bilmediği ailenin kendi ailesi olduğunu öğrenince bana kin besler mi bilemiyorum ama, bana yaptırdıkları gibi ben de ona yaptıracaktım. En fazla bana kin tutardı. Lakin artık hiç bir şeye acımazdı. Onun yanımda olma sebebi, erkek kardeşinin girdiği kumarı kaybetmesiydi. Kardeşini ben öldürmüş olabilirim ama ailesini öldürmenin acısı içini yerken bana en fazla kin besleyip öldürmeye çalışırdı. İstemsiz bi şekilde istemediği o canavara kendisi dönüşücekti. Beni başta bir şeytan olarak görmüştü, lakin Nergis'i düşünmeden öldürdüğünde ilk canavarlığını yapmıştı. Bu işi ona verme sebebim o acınası ruhunu ve vicdanını kendi kendini yiyerek öldürmesini sağlamak. Ben onu dediğim gibi bir şavaşçı yaptım. Ve hiç bir savaşçı ne vicdanı ile hareket eder ne de duyguları için durup düşünür. Onu kendim ile çalışmaya davet ettiğimde kabul eden oydu. Bense onun isteğini bana yapıldığı gibi ona yapıp bir savaşçı yaratacağım.

Melis Dumanlı
Artık yorulmaya başlamıştım, hiç bir şey bulamıyor ve anılarımı da tam olarak netleştiremiyordum, bulanık hafızam ya bana oyun oynuyordu ya da gerçekten bir tanıdıklık vardı. Henüz çözemediğim bir şeyler vardı...

İkinci hafta doluyordu ve Melis evi iyice araştırmıştı. O gece yapıcaktı. Eve geldi, maskesini yüzüne çekti. Merdivenleri sessiz sedasız çıktı, kapı kilidini açmak için ceketinden ufak bi tel çıkardı, üç ve dört...
Çıtt
"Evet sonunda açıldı."
Silahın ucuna susturucuyu takıp sessizce eve girdi, koridorda gölge misali kayarak ilerledi. İlk odanın kapısını açtığında oturma odası karşıladı onu irkildi, odadaki kedi ona bakıyordu.
"Meoww"
"Şştt sessiz ol"
Kedi Melis'i gözleri ile takip ediyordu, odanın kapısını kapattı Melis, karşıdaki kapıya yöneldi, kapının kolunu sessiz ve usulca aşağı çekti, odada bir baza vardı, lakin yatak boştu, arkasını döndü Melis odadan çıkmak için, bir çift gözle karşı karşıya geldi o an, nefes alamadı, yüzünde maske kafasında şapka, görünen tek şey gözleriydi kaçarsa yakalanmazdı, kendine bakan o bir çift göz doldu,
"Melis bu sensin dimi? Geleceğini biliyordum seni her yerde aradım ben, neden aramalarıma bakmadın kardeşim..."
Melis çıt çıkarmadı, hızla koştu ve önce evden sonra binadan hızla çıkarak arabaya bindi, hızla arabayı çalıştırdı, tek eli direksiyonu tutarken tek eliyle maskesini indirdi,
"Kardeşim mi? Kardeşim mi dedi??? O kadın da kimdi?"
Arabayı birden kenara çekti Melis, tedirginlik vücudunun her zerresini kaplamıştı, gözlerinin içine bakınca parlayıp, mutluluk göz yaşları döken kadın ona kardeşim demişti, torpidodan bir ufak su açtı, suyu içerken yine o sahne ilişti gözlerine eli boyalı erkek çocuğu o kız sesi, tanıdıktı o ses... Zihnindeki küçük kızın sesi yankılandı, karşılaştığı kadının sözleri ile,
"Melis bu sensin dimi? Geleceğini biliyordum seni her yerde aradım ben, neden aramalarıma bakmadın kardeşim..."
Melis Burak'ı aradı hızla, gelip almasını istedi ondan, konum attı...

Burak Değdemir
Melis beni aradığında gecenin bir yarısıydı, titrek bi sesle konuştu.
"Attığım konumdan al beni lütfen"
Hızla Mert'i aradım, iki dakika içinde yanıma geldi, hızla çıktık yolun kenarına arabayı çekmiş, dörtlüleri yakmıştı Melis. Melisi yan tarafa alıp koltuğa bindim, Mert diğer araçla giderken Melis'e ilişti gözüm.
"Ah ufaklığım bu kadar sarsılmasan gerçek bi savaşçıya dönüşemezsin..."