3. bölüm · My psychologıst
❕3❕
Seungmin eve nasıl geldiğini bile hatırlamıyordu.
Ayakları onu otomatik olarak dairesine götürmüştü sanki. Kapıyı açıp içeri girdiğinde etrafındaki sessizlik daha da ağır hissettirmişti her şeyi. Titreyen elleriyle paltosunu çıkarıp koltuğun üzerine attı. Ayakkabılarını bile düzgün çıkarmadan yere bıraktı.
Sonra yavaşça yatağına oturdu.
Ve sonunda tuttuğu bütün gözyaşları serbest kaldı.
O gece telefonu defalarca çaldı.
Ama Seungmin bakmadı bile.
Ekranda sürekli aynı isim yanıp sönüyordu.
Felix.
En sonunda telefona kısa bir mesaj düştü.
15:39
Lix:
Seungmin evde misinn?
18:45
Lix:
Seungmin?
İyi misin sen
19:30
Lix:
Tanrım..
Korkmaya başladım Seungmin
Cevap gelmedi.
Saatler geçmesine rağmen mesajlar yanıtsız kalınca Felix’in içini kötü bir his kapladı. Seungmin normalde ne olursa olsun ona dönerdi. Özellikle de kötü hissettiğinde.
Ertesi gün dayanamadı.
Hızla Seungmin’in evine gitti. Kapıyı defalarca çaldıktan sonra içeriden yavaş adım sesleri duyuldu.
Kapı açıldığında Felix’in yüzündeki ifade dondu kaldı.
Seungmin berbat görünüyordu.
Gözlerinin altı morarmıştı, saçları dağınıktı. Günlerdir uyumamış gibiydi. En kötüsü ise gözlerindeki o ışığın kaybolmuş olmasıydı.
“Seungmin…” diye fısıldadı Felix.
Seungmin hiçbir şey demeden kenara çekildi.
Felix içeri girince evin halini fark etti. Perdeler kapalıydı. Masanın üzerinde yenmemiş yemek kutuları vardı. Ev buz gibi hissettiriyordu.
O günden sonra Felix onu yalnız bırakmadı.
Üç gün boyunca sürekli yanında kaldı. Ona yemek yapmaya çalıştı, konuşmaya çalıştı, hatta bazen zorla dışarı çıkarmaya uğraştı.
Ama Seungmin değişmiyordu.
Eskiden evin içinde zıplayarak dolaşan, durmadan konuşan o çocuk gitmişti sanki.
Şimdi sadece sessizce oturuyordu.
Saatlerce aynı noktaya bakıyordu.
Bazen Felix konuşurken bile tepki vermiyordu.
Felix onu böyle gördükçe çaresiz hissediyordu.
Üçüncü gecenin sonunda mutfakta telefonunu eline aldı. Derin bir nefes verip rehberden bir numara seçti.
Bang Chan.
Seul’un en iyi psikologlarından biriydi. Aynı zamanda Felix’in eski bir tanıdığıydı.
Telefon birkaç saniye sonra açıldı.
“Felix?”
Felix yorgun bir şekilde saçlarını geriye itti.
“Hyung… sana ihtiyacım var.”
Bang Chan’ın sesi ciddileşti.
“Ne oldu?”
Felix gözlerini kapattı.
“En yakın arkadaşım… tamamen çöktü. Yemek yemiyor, konuşmuyor, hiçbir şey hissetmiyor gibi davranıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum artık.”
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Bang Chan sakin bir sesle konuştu.
“Onu bana getir.”
─── ⋆⋅☆⋅⋆ ───
Selamlar yine ben
Tekrardan söyleyeyim bölümleri bilerek kısa tutuyorum, bence böyle daha şirin oluyor.
Beğeniyor musunuz bölümlerimi, Düzeltmemi istediğiniz herhangi bir sorun var mı?
Neyse Bayan Kim'in işi var..
Hoşçakalın, sağlıkla kalın 💕
~Bayan Kim~
