Bölümler 4Şu an: IŞIĞA DOĞRU
- 1 Merhaba okurlarım.40 kelime
- 2 YANIŞ887 kelime
- 3 AYDINLIKTAN KARANLIĞA1.768 kelime
- 4 IŞIĞA DOĞRU2.928 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Normaldi, günler akıp geçiyordu ama bunu ben farkedemiyorum. Nasıl olsa Mumlu Sokak beni ve arkadaşlarımı içine almıştı o lanet yerden kurtuluş yoktu. Sanki orası cehennem gibiymiş de bizim gibi günahkarsızları yakmaya çalışıyordu. Annemin sesiyle uyandım sabah güneşim annemdir. Onun sesi bana sabahları huzur verirdi ben Bipolarım, bu hastalık her yerde karşıma çıkar. Nasıl olsa hayat bir şekilde ilerliyor değilmi? Size böyle saçma bi cv çıkardım özür,ya da napim canım sıkılıyor bence günlük tutsam iyi olur. Kalktım yatağımdan ponpon terliklerimi giydim zar zor ayağıma soktum ve banyoya doğru ilerledim. O soğuk su benim uykumu elimden çalmıştı sanki. Mutfağa doğru ilerledim mis gibi Patates kızartması kokusu burnuma geldi. O koku beni gerçek dünyaya bağlayan sebep olabilirdi yanında ketçap,mayonez oh mis gibi valla ben afiyetle yerim kimsede önümden patatesisimi alamaz. Anneme masayı kurmak için yardım ettim, babamda ordan yine bağımlılar gibi sigara içiyordu o lanet şeyi ona bıraktırmak için dilimde tüy bitti ama ne çare. Masaya oturduk ve ailecek kahvaltımızı yaptık ve yemek bittiğinde masayı topladım ve odama geçip yatağımı topladım ve yatağa oturup kulağına kulaklığı takıp hafif ses seviyesinde rahatlatıcı yağmur sesi açtım bu ses türleri beni gerçekten rahatlatıyordu. En sevdiğim kitabımı aldım sanki kalınlığı hukuk kitapları gibiydi. Açtım o kitap kokusu yüzüme çarptı ve o kokuyu içime bir hamlede çektim güzel ağaç kokusu işte doğa daha ne olsun doğaya gitmiş gibi olmuştum. Okudum ve yine güzel geçti geçtiği kadar yine aklıma o saçma salak Mumlu Sokak geliyordu. O lanet şey nasılda aklıma kazınmıştı her yerde onu duyup, görüyorum. Çok saçma sanki psikolojim daha o lanete alışmamıştı. Hafta sonuydu, soğuk ve yağmurlu bir hafta sonu. Yağmuru seviyorum içimdeki sıkıntılar sank bir nebzede olsa da geçiyordu ama yine içimde bir sıkıntı bekliyordu ve ateşlenmeye her an hazırdı. O korkuyla yaşamaya hazır mıydım orası meçhul. Aras ile buluşmak için hazırlanmaya başladım çantamı,kıyafetlerimi ve yiyecek bir şeylerde aldım ne olur ne olmaz yanıma almalıydım her an hazır olmalıydım. Arasla buluşmak için hazırlandıktan sonra evden anahtarları alarak çıktım. Daha sonra Arasla belirlediğimiz yerde buluştuk ve konuşmaya başladık. O yine Mumlu Sokak konusunu açtı tabikide çünkü onun için hayat meselesiydi çünkü ben onun gibi bu kadar takmıyorum,zaten kendi dertlerim bana yetmiyomuş gibi mal gibiyim son zamanlar kullandığım ilaçların yan etkilerini say say bitmez oraya hiç girmiyorum bile. Aras bu arada konuşmaya devam etti bana gözlerini çevirerek burnundan bir nefes aldı ve "Ne düşünüyorsun sen Lina?" ona baktım ve kafamı iki yana sallayarak "Yok bişey." dedim. Yalan söylediğimi mimiklerimden anlamıştı beni çok iyi tanıyordu. Aras bana dönerek gülümseyerek doğruyu söyle bakışı attı. Ona istediği şeyi yapmadım tabiki yalan söylediğim her biçimde belli oluyordu, tabiki hemen çantamdaki atıştırmalıkları çıkarttım ve masaya hepsini dizdim ve Arasa yemesi için işaret yaptım biraz naz yaptıktan sonra yemeği kabul etti. Yemek arasında konuşup vakit geçirdik belki ileri bir zaman sonra bu anları bir daha yaşayamayacağız o yüzden elimden gelinceye kadar muhabbeti uzatmaya çalışmaya denedim. Onla geçirdiğim vakit benim için çok değerliymiş gibi sanki onu çok sevdiğim içindir belki bilemem, ne oluyor bana midem bi garip oldu şimdi niye acaba hasta mı oldum yoksa beni hasta eden şey AŞK mıydı. Bu garipti şimdiye kadar bu kadar şiddetli olmamıştı nedir bu?Aras bana bakarak "Ne oluyor sana kıvranıp duruyorsun hastamısın Lina?" ona baktım ve gözleri gözlerime baktı dona kaldım o anda ne yapacağımı şaşırdım sanki o duygu beni eline almıştı ve beni kontrol ediyordu. Ona karşılık veremiyordum bi yanım istiyordu bi yanım ise korkuyordu, ne yapacağımı bilemedim oda bana bakıp kaldı ve oda beni istiyordu sanki ama onu bile tam bilmiyorum ne yapsam anlamadım ilk kez böyle bir şeyle karşılaşıyorum. Elim onun eline gitmeye başladı ben çekmeye çalışsam o gidiyordu anlam veremiyordum. Elim onun elini buldu ve tuttu. Sanki ruhum enkaz altındaydı da o eli beni oradan çıkarttı. Elini bulunca ona baktım, oda bana bakıyordu zaten. Heyecanlandım ve içten içe kendimi yiyorum ama bir bilseniz elimi sıkıca tuttu ve beni kendine çekti ve elini benim çeneme götürdü ve kafamı yukarı kaldırdı ve orada dudağımdan öptü. O an ne yapacağımı bilemedim ve bende karşılık veremedim o beni isteyerek öpebildi ama ben korktum. O an ölmek istedim elimden birşey gelmedi ve kendimi oradan uzaklaştırdım arkama bile bakmayarak eve fırladım. Eve geldiğimde hemen banyoya girdim ve duş aldım. Duştan sonra müzik eşliğinde saçlarımı kuruttum ve kıyafetlerimi giydim yatağıma yattım. Kulaklığımı kulağıma takarak uyumaya geçtim o anı kafamdan silmeliyim. Uykuya daldım,güzel rüyalar görmek umuduyla. Bir ses beni yatağımdan kalkmama neden oldu, yatağımdan kalktım ve sesin olduğu yere doğru gittim. Odamın kapısını açtığımda eşsiz bir rüzgar bütün bedenime çarpmıştı ve üşümüştüm daha yeni banyo etmiştim. Yürüdüm soğuk parkelere ayağım değdiğinde tüylerimin diken diken olmasına neden oldu. İlerledim ve sesin olduğu yer misafir odasının yanındaki mutfaktan geliyordu. Mutfak kapısını açtım ve o ses beni şaşırttı çünkü o ses radyodan geliyordu .Ses aynı bir haberdeki spikerin sesine benziyodu, evde kimse yoktu korkmuştum hemn elim cebimdeki telefonuma yöneldi ve Arası aramama neden oldu. Açmadı herhalde bana kızgındı ona mesaj attım ona korktuğumu söyledim ve hemen görüldü attı ve cevap verdi "Bekle beni sakın bir yere gitme." Bekledim bi on beş dakika sonrası bir motor sesi eşliğinde korna sesi pencereye doğru yöneldim elimi perdeye yaklaştırdım perdeyi açtım ve gördüğüm manzara karşısında şok oldum Aras motorla beni almaya gelmişti inanılmazdı dizi sahnesi gibiydi. Kapıya doğru yöneldim ve anahtarları alıp kapıyı açtım. Merdivenlerden aşağıya indim, apartman kapısını açtım ve onu gördüm az önce gördüğüm manzaradan farklıydı. Ayaklarım adım atmakta zorlandı ama bu duyguyu yenmem lazım ve o an yenme isteğiyle ilk adımımı merdivenlere attım ve ilerledim. Aras kaskının ön camını açarak bana göz kırptı, ve bende ona karşılık ufak bir tebessüm ettim. Motora yanına geldim ve Aras motorun yanına gelir gelmez bana pembe bir kask uzattı, aldım kafama o minnoş kaskı yerleştirdim ve kaskın kafamdan düşmemesi için iplerini bağladım. Motora binmek için sağ ayağımı kaldırdım ve motorun diğer tarafına attım, ve oturdum.
Arasın beline iki elimide koydum ve Aras hemen motora ara gaz vererek freni bıraktı ve yola koyulduk. Yol boyunca onun belinden ellerimi çekmedim ve yol boyunca oda bundan rahatsız olmadı, aksine hoşlandığıda belliydi. Beni çok güzel bir sahil kıyısına getirdi, motordan indim ve denize doğru ilerledim. O da hemen benim peşimden motoru park ettikten sonra geldi. Ben hemen ayakkabılarımı çıkararak denizin suyuyla ayaklarımın birleşmesine izin verdim. Altımda yazdan kalma etek vardı uç kısımları hep su olmuştu, Arasta benim yaptığım gibi pantolunun paçalarını kıvırarak ayakkabılarını çıkarttı. Ondan sonra oda denize ayaklarını soktu ve benim yanıma geldi ve sağ omuzuma dokunarak benim irkilmeme sebep oldu ve hemen korkuyla arkama baktım bana gülümseyen bir mimikle "Az sonra yapacağım şey için özür dilerim." Diyerek beni bir hamlede kucağına aldı ve koşmaya başladı ben çığlık atarak "Beni hemen bırak!" diyerek ona vurmaya başladım ama o durmak bilmedi.
o koştu, ben vurdum...
Daha sonra beni belirli bir yere gelince bıraktı, hemen ayaklarımın üstüne basınca ona baktın belirgin çenesi, orta büyüklükte dudakları ve hafif dalgalı saçları harikaydı gözlerimi alamadım. Gözleri gözlerimle denk geldi ve ellerimi tutmaya başladı hemen ağzını aralayarak "Senden özür dilerim, seni istemeyerek öpmemeliydim." Ben kekeleyerek "Sorun değil." Diyerek utanmış kızlar gibi tebessüm ettim, daha sonra ellerim onun ellerine gitti ve sıkıca tutmama neden oldu. Sanki bir şey beni içine çekiyormuş gibi oluyordu bu şeye anlam veremiyordum nedir bu?, ne oluyor bana?
Gerçekten anlam veremiyordum, nedir bu ilk görüşte aşkmı, ama ben ilk görüşte aşık olmadım ki, ellerimi tuttu ve bana bakarak "Ne kadar güzelsin." Dedi bir tebessümle. Bende utandım yani şimdi, ne yapacaktım sadece teşekkürmü etmeliydim, evet bu doğru bir karar olur. Hemen "Teşekkür ederim." Dedim tebessümle dolu bir ifade yaptım.
Sahile yakın bir yerde cafe bulduk ve hemen uygun bir masaya oturduk. O sıcak americano söyledi, bende latte söyledim. Daha sonra kahveler eşliğinde sohbet ettik, ardından hemen o bir konu hakkında konuşmak istedi bende kırmayarak onayladım ve hemen derin bir nefes alarak "Lina seni gerçekten seviyorum, bunu kendime defalarca söyledim acaba nasıl sana söylesem diye." şaşırdım tek taraflı bir ilişki değilmiş meğersem. Tuvalete gitmek için müsade istedim ve tuvalete gittim. Tuvalet kapısının önünden bir koku geliyordu sanki yine aynı kokuydu mum kokusuydu. Hemen içeri girdim gördüğüm manzara beni ikna etti "Mumlu Sokak bizi hiç bırakmayacak." Dedim. Her Yerde mum vardı, ben biraz dahada ilerlediğimde bir çığlık koptu yardım edin diye bağırıyordu. Hemen o sese doğru yürüdüm, yürümekte yetmedi çığlık sesi çok yakındaydı ama sanki ben yürüdükçe Mumlu Sokak'ta uzuyordu. Koşmam gerekiyordu bende hemen koşmaya başladım. Ses yaklaşmaya başladı hemen yanımdan geliyordu. Sese doğru gittiğimde o sesin bizim Miradan olduğunu öğrendim. Bana bakarak "Burası cehennem, burası bizi yavaş yavaş yiyo." korkmuş bir ses tonuyla dedi. Bende hemen onu sakinleştirmek için çömeldiğimde elime bir kolye bıraktı bu mum kolyesiydi. Bana kafasını kaldırarak "Bu kolye buradaki her kapıyı açar, yalnız bir kapı hariç." bende hemen "Tamamda bu kolye senin okulda taktığın kolye değilmi?" dedim. Gözlerime bakarak "Bu kolyeyi sen bana aldın." dona kaldım, o kolyeyi ona ben almamıştım. Mumlu Sokak hemen daralmaya başladı ve Mira "Lİna sizi bekliyorlar, dikkatli olun." diyerek kayboldu ve elimdeki kolyeyle yalnız kaldım. Hemen girdiğim kapıya doğru koştum zaman kısıtlıydı. Kapıya yaklaştığımda elimdeki kolyeyi kapıya doğru tuttum, kapı açıldı ve çıktım. Kendimi kızlar tuvaletinin yerinde buldum. Üstüm başım leş gibi kokuyordum ama ben alemdeydim bu koku neden olduki ? Bunun nedenini bir düşünücem ama şimdi olmaz. Hemen çantamdaki parfümü çıkartarak bütün vücuduma bocaladım, ve kapıyı açtım masaya doğru ilerledim.Masaya geldiğimde Aras hemen bana şu soruyu sordu "Neden bu kadar geç kaldın ?" dedi bende hemen"Kızsal işler canım anlamazsın."dedim. Sandalyemi çektim ve oturdum.Lattemden bir yudum aldım ve hemen Arasa "Sen ne yaptın ben yokken?" dedim.O da " Hiç." dedi.Bende emin bir tonda "Hiç bir şey mi."dedim.O da başını aşağı yukarı kaldırarak evet cevabını verdi.
kahvelerimiz bitti.Ardından hemen Aras hesabı ödemek için kasaya gitti bende rujumu tazeledim minik aynam ile.Hesabı ödedikten sonra cafenin önündeki motora doğru ilerledim, arkamdanda Aras geliyordu ben hemen kaskı kafama geçirdim ve iplerini bağlayarak Arasın gelmesini bekledim.Ardından Aras geldi o da kaskını takarak motoru doğrulttu ve motora bindi bende arkasından hemen bindim.Motora anahtarı takarak çalıştırdı ve gaza bastı ve yola çıktık.Trafik vardı hemde fazlaca bir trafik, Aras hızlı gidiyordu benimde panik atağım olduğu için onun belindeki ellerimi sıkarak "Benim panik atağım var." dedim korkan bir sesle.Aras kafasını bana çevirerek kaskının camından bana gülümseyerek "Sıkıntı yok bebeğim, Ben yanındayım." dedi.Mutlu oldum ilk defa birisi bana bebeğim demişti.O hızla bütün arabaların arasından geçiyorduk bir sağ, bir sol çok iyiydi o anki anksiyon varya...
Eve varmıştık, beni evin kapısına bıraktı ve motordan indi.Kaskını çıkarttı bende çıkardım.Ona dönerek "Evet." dedim.O hemen şaşırma ifadesi takınarak "Ne evet ?" dedi hemen mutlu bir şekilde "Teklif etmedin ama, evet seninle çıkmayı istiyorum." derken heyecandan havalara zıplayarak beni iki eliyle havaya kaldırdı ve etrafında döndü.Ardından beni bırakırken yanlışlıkla ayaklarına bıraktı ve acıyla birlikte bağırdı.Ona dönerek "Acım bile bal bence." gülerek dedim, gülerek bana karşılık verdi.Kaskı ona verdim, ardından elimi sallayarak "Hoşçakal." dedim ve eve doğru gittim.Arkamdan oda el salladı eminim görmedim ama hissettim.Evin kapısına gelince kapıya anahtarı soktum ve çevirdim ve açtım, evde kimse yoktu nereye gitmişlerdi ? Bilmiyordum, ama yinede gelecekler eninde sonunda eve.Kapıyı kapattım ve mutfağa geçtim elimdeki anahtarları ve hırkayı kanepeye fırlattım, ardından buzdolabına yöneldim ve açtım açtığımda biraz salçalı makarna ve tavuklu bezelye vardı ikisini de seviyordum ama şuanda yiyimeyeceğim için dışarıdan söylemek istedim.Dolabın üzerinde magnet şeklinde bir pizzacının numarası vardı, ardım ve büyük boy sucuklu pizza söyledim.Bi on beş dakika bekledim ve geldi, kapıya doğru yöneldiğimde açtım ve o kişi Ahbendi.Bizim Ahbendi, o pizzacıda çalışıyordu ve o da beni görünce şaşırdı ve "Aaa, Lina sen burada mı oturuyorsun ?"dedi bende kafamı sallayarak evet dedim.İkimizde dona kaldık, bana bakarak "Ödeme kart mı ?, yoksa nakit mi ?"dedi.Bende hemen cebimdeki cüzdanımı elimi uzattım ve çıkarttım.Açtığımda içinde birazda olsa pizzaya yetecek kadar para vardı.Parayı çıkararak Ahbene uzattım, parayı aldı ve saydı tam olduğunu görünce cebine koydu ve"Hadi görüşürüz." diyerek apartmanın kapısındaki motoruna ilerledi, kurye motoruydu.Kapıyı kapattım ve mutfağa doğru ilerledim, pizzayı masanın üzerine koydum açtım mis gibiydi.Dolaptan soğuk kolayı çıkarttım ve bardağa döktüm ve masanın üzerine koydum.Sandalyeyi kendime çekerek masaya doğru kendimi şekillendirdim, tabiki bir ayağım sandalyede havada.Pizzayı televizyondaki bir dizi eşliğinde yedim, daha sonra bulaşıkları makineye yerleştirdikten sonra odama doğru yol aldım.Odama geldiğimde yatağıma doğru uzandım ve telefona baktım acaba Arastan mesaj gelmiş miydi ? Açtığımda bir bildirim bile yoktu.Telefonu yastığımın altına koydum ve vücudumu diğer tarafa çevirdim.Bir bildirim sesiyle diğer yana dönmem bir oldu ve telefonu yastığın altından alınca meğersem bildirim bir alışveriş uygulamasındaki indirim haberi imiş, telefonu sinirle yastığımın altına geri soktum.Ardından uykuya daldım.
Uyandığımda evde bir ses vardı sanki ailem eve gelmişti.Yatağımdan kalktım ve sesin olduğu yere gittim, oraya vardığımda annem ve babam mutfakta kavga ediyorlardı.Kavganın konusu tabikide evlilikti.Onlara bende buradayım şeklinde bir ses çıkardım, ama yinede kafalarını bana çevirmediler.Yine aynı şekilde seslendim ve bu kez kafalarını çevirdiler, babam bana bakarak "Odana geçsene sen, niye bizi dinliyorsun salak!"diyerek içindeki nefreti bana kustu. Dona kaldım, ne yapacağımı bilemedim. O anda annem beni savunurcasına "Kıza salak deme !"dedi. O anda annemin dişil enerjisi ortaya çıkmıştı. Babam o arada öfkesini sağ eline yansıtarak anneme tokat attı. Ben direkt babamın üstüne atlayarak "Sen nasıl anneme tokat atarsın gerizekalı !" sinirimi ve öfkemi o şekilde belirttim. Babama karşı çok sinirliyim, küçüklüğümden beri o sinir sanki birikmişte o an hepsi patladı ve beni buldu. Babamı dayak manyağı yaptım, anneme vurması beni çileden çıkardı. Annem bizi ayırdı zar zor. Babam evden öfkeli bir şekilde çıktı, yaptığımın yanlış olduğunu o an anladım ama iş işten geçmişti. Babam apartman kapısını sertçe vurarak apartmandan çıktı. Bende ev kapısını açarak apartman kapısına doğru ilerledim ve elim kapının koluna gitti ve açtım. Babam o sırada daha yeni yola çıkmıştı herhalde planı karşı kaldırıma geçmekti. kaldırıma geçmek için yola adım atmak istediğinde oradaki hızla giden arabayı göremedi ve araba ona öyle bir hızla çarptı ki babam fırladı.O anda orada ev inşası vardı. Babama araba çarptıktan sonra, babam oradaki çatı için kullanılan uzun ve tırtıklı, kenarları keskin olan Trapes Saç adı verilen bir inşaat malzemesi olan şey o anki fırlayan babamın kafasına denk geldi ve babamın kafasını koparttı. Babamın kafası önüme düştü ve o anki şokla çığlık attım. Babamın kafası bana o an çok garip gelmişti, gözleri açık kalmıştı ve bana bakıyordu resmen. O an panik atak geçirdim ve bayıldım.Sadece ambulans sesi duydum kısık ama yinede işitilir bir şekildeydi. O anda havaya kaldırıldığını hissettim ve herhalde ambulansa doğru beni götürdüler çünkü "Yavaş olun." şeklinde cümleler duyuyordum kısık ama anlaşılırdı. Beni ambulansa bindirdiler ve kapılarını kapattılar. Hemşire bana kan yolu açtı, hemşire yavaştı hissettim. Sanki normale dönüyordum bilincim yerine yavaş yavaş geliyordu. Sakin olmaya çalışıyordum ama olabilir muydum ? Gözlerim açılmaya başladı, etrafa biraz baktım ama biraz daha olsa etrafı bulanık görüyordum. Ambulansın kapıları dışarıdan açıldı, dışarının o soğuk havası ambulansın içine doldu. Hemşireler beni sedye ile ambulanstan dışarıya çıkardılar. Hastane kapısından içeri girdim, hastanenin o mide bulandırıcı kokusu burnumdan ciğerlerime doğru indi ve midemi bulandırdı. Sedyenin iki yanında da hemşireler duruyordu, beni acil alan bölümüne götürdüler. O alana geldiğimde içeriden bebek ağlama sesleri geliyordu. Alanda bir çok hasta bebek vardı ve ayrıca bunlar küvezdeydi, herhalde yeni doğmuş hasta bebekler.Neden beni bebeklerle dolu bir alana getirmişlerdi ? Kafamı hemşireye çevirerek "Neden beni bebeklerle dolu odaya getirdiniz ? " dedim halsiz halimle. Hemşire bana dönerek "Normal acil alanında boş yer olmadığı için seni buraya getirdik." dedi. Hemşire odadan çıktı, bende etrafa sadece kafamı oynatarak baktım. Daha sonra ışıklar yanıp söndü, gözlerimi tavandaki ışıklara çevirdim. Korkmuştum odada ağlayan bebekler vardı onlar zaten beni korkuyordu birde bu ışıklar beni iyice korkuttu. Işıklar eski hallerine birkaç dakika sonra geldi, korkum bi nebzede olsa azalmıştı. Bebeklerin hepsi susmuştu. Neden hepsi bi anda sustu ? Meraktan kafamı bebeklerin olduğu yere çevirdim, çevirdiğimde gördüğüm şey bebeklerin hepsi yanıyordu hemde cayır cayır. Yatağımdan fırladım çığlık attım ama sesim çıkmıyordu sanki içeriden çığlık atıyordum. Bebeklerin hemen Ahben duruyordu ve elinde yanan bir kibrit tutuyordu. Ona ciddi bir şekilde baktım ve "Neden onlara zarar verdin ?" diyerek tepkimi ortaya koydum. O da bana elindeki kibriti göstererek "Ne kadar salaksın Lina. Elbet birgün bu işe yaramayan bebekler ölecek, bende daha fazla can acısı çekmesinler diye onları öldürdüm." Ona öfke dolu bakışlarımla "Onların ölmesi senin elinde değil. Ne yapmaya çalışıyorsun sen aptal !" Ahben sinirlerimi çok bozmuştu, bana bakarak aşağılayıcı bir şekilde gülüyordu. Dayanamayarak kolumdaki serumu çıkarttım ve bağırarak Ahben'in üstüne koştum. O anda yangın alarmı çaldı ve ateş söndürme sistemi devreye girdi, Ahbenin üstüne atladım ve yere düşürdüm. Kendini savunmaya geçti ve gözüme baş parmağı ile bastırdı acı ile bağırdım ve yere düştüm, O anda Ahben ayağa kalktı ve kapıya doğru ilerledi. Ayağa zorla kalktım ve hemen yatağımın yanındaki masanın üzerindeki içinde ilaç dolu şırıngayı elime aldım ve Ahbenin üzerine doğru yürüdüm. O da kapının yanındaki alarm sistemini kapatmaya uğraşıyordu daha fazla dikkat çekmemek için. Yavaş adımlarla ilerledim ve elimdeki şırıngayı iyice kavradım. Ahben'in arkasına geldiğimde elimdeki şırıngayı havaya kaldırarak diğer elimde Ahben!in omzuna dokundum ve "Bi baksana." dedim. Hemen arkasına dönünce elimdeki şırıngayı gördü, elimdeki şırıngayı Ahben'in gözüne soktum. Piç kurusu acıdan yere düştü ve titreyen ağzı ile "Seni oros-" Cümlesi yarıda kalmıştı ama ben ne demek istediğini anladım ve ona karşılık iki bacağının arasına sağlam bir tekme vurarak "Siktir!" demesini sağladım. Acıdan kıvranmaya başladı ve gözünden şelale gibi kan akıyordu. Bir bacağımı yan kısmına sert bir şekilde vurdum bütün bebeklerin hıncını orada çıkarmak içindeydim. Hemen odadan çıkarak "Polis yok mu ?polis !" diye bağırdım ve koridorun diğer tarafına danışmanın yanına doğru ilerledim. Hastane sanki bomboştu, anlam veremiyordum. Hızlıca danışmanın olduğu yere gittim geldiğimde orada kimse yoktu. Korktum ve odama geri döndüm, odamın önüne geldiğimde kapıyı sağ elimle ittim ve içeriye adım attım. Odamın içine geldiğimde gözlerime inanamadım, az önce cinayet mahali olan bir yer nasıl olurda bir kaç dakikada tertemiz olurdu ? Dahada kötüsü bebeklerin hepsi yaşıyordu, bu ne anlama geliyordu ? Yoksa yinemi Mumlu sokağının bir oyunun içinde miydim ? Ağlayarak odanın ortasında diz çöktüm. Zorlu hayatım devam ediyordu bitmiyordu herhalde bu lanet benim peşimi bırakmıyordu ve bırakmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
