28. bölüm · MÜHÜRLÜ KADER
28.BÖLÜM
GECE
ÇALIŞMA ODASI
Oda sessizdir.
Mehmet, elindeki eski zarfı masanın üzerine bırakır.
Burak'ın gözleri zarftan ayrılmaz.
Mehmet derin bir nefes alır.
Yıllardır içinde taşıdığı yükü ilk kez oğluna anlatacaktır.
Mehmet: "Anlatacaklarımı dikkatle dinle."
Burak başını sallar.
Burak: "Dinliyorum."
Mehmet zarfı açar.
İçinden eski bir fotoğraf çıkarır.
Fotoğrafta dört kişi vardır.
Genç bir Mehmet...
Yanında Hakan Yılmaz...
Bir de bastonlu yaşlı adamın gençliği...
Ve dördüncü kişi.
Burak fotoğrafa dikkatlice bakar.
Tanımadığı tek kişi odur.
Burak: "Bu adam kim?"
Mehmet fotoğrafa uzun uzun bakar.
Mehmet: "Adı Kemal."
"Yıllar önce aşiretimizin en güvendiği adamlardan biriydi."
Burak sessizce dinlemeye devam eder.
GEÇMİŞ
Mehmet: "Yirmi yıl önce iki aşiret arasında büyük bir gerilim vardı."
"Bir gece önemli evraklar ortadan kayboldu."
"Herkes birbirini suçlamaya başladı."
"En büyük şüphe Kemal'in üzerindeydi."
Burak kaşlarını çatar.
Burak: "Gerçekten o mu yaptı?"
Mehmet başını iki yana sallar.
Mehmet: "Hayır."
"O suçsuzdu."
Burak şaşırır.
Burak: "O zaman neden herkes onu suçladı?"
Mehmet gözlerini yere indirir.
Mehmet: "Çünkü ben sustum."
Burak'ın yüzündeki ifade değişir.
Burak: "Neden?"
Mehmet'in sesi ağırlaşır.
Mehmet: "Çünkü konuşsaydım..."
"...iki aşiret arasında büyük bir savaş çıkacaktı."
"Onlarca insan ölebilirdi."
"O gün sustum."
"Kemal de herkes tarafından hain ilan edildi."
Burak derin bir nefes alır.
Burak: "Yani yıllardır bunun yükünü taşıyorsun."
Mehmet başını sallar.
Mehmet: "Evet."
SESSİZLİK
Odada uzun süre kimse konuşmaz.
Burak pencereye doğru yürür.
Düşüncelidir.
Sonra babasına döner.
Burak: "Bana neden şimdi anlattın?"
Mehmet zarfa bakar.
Mehmet: "Çünkü Kemal geri döndü."
"Ve artık susmayacağını söyledi."
Burak birkaç saniye düşünür.
Burak: "Benden ne istiyor?"
Mehmet başını sallar.
Mehmet: "Senden hiçbir şey istemiyor."
"Benden..."
"...gerçeği söylememi istiyor."
Burak derin bir nefes alır.
Babasının omzuna elini koyar.
Burak: "Keşke bunu yıllar önce yapabilseydin."
Mehmet acı bir tebessüm eder.
Mehmet: "Ben de."
Tam o sırada kapı çalınır.
İkisi de dönüp kapıya bakar.
Mehmet: "Gel."
Kapı yavaşça açılır.
İçeri Aylin girer.
Elinde üç fincan kahve vardır.
İçerideki havayı hissedince duraksar.
Aylin: "Rahatsız ettim galiba."
Burak hafifçe gülümser.
Burak: "Hayır."
"Tam zamanında geldin."
Aylin fincanları masaya bırakır.
Mehmet ilk kez rahatlamış görünüyordur.
Yıllardır sakladığı sır artık oğlunun omzunda değil, paylaşılan bir gerçek olmuştur.
ÇALIŞMA ODASI
Aylin sessizce kahveleri masaya bırakır.
Odadaki havanın ağır olduğunu hisseder.
Mehmet fincanı eline alır.
İlk kez yüzündeki gerginlik biraz olsun azalmıştır.
Mehmet: "Teşekkür ederim kızım."
Aylin gülümseyerek başını sallar.
Aylin: "Afiyet olsun."
Burak, Aylin'e döner.
Burak: "Biraz konuşabilir miyiz?"
Aylin başını sallayınca birlikte odadan çıkarlar.
Mehmet ise çalışma odasında tek başına kalır.
Fotoğrafı tekrar eline alır.
Bu kez yüzünde pişmanlıktan çok, yükünü paylaşmış olmanın verdiği bir rahatlama vardır.
Fotoğrafı zarfın içine koyup çekmeceye kaldırır.
Çekmeceyi kilitler.
Sanki yirmi yıldır kapanmayan bir sayfa ilk kez kapanmaya başlamıştır.
KONAĞIN BAHÇESİ
Gece serindir.
Burak ile Aylin bahçede yavaş yavaş yürürler.
Aylin sessizliği bozmaz.
Burak'ın konuşmasını bekler.
Bir süre sonra Burak derin bir nefes alır.
Burak: "Babam bana her şeyi anlattı."
Aylin dikkatle dinler.
Burak, Mehmet'in anlattıklarını özetler.
Kemal'i, yıllar önce yaşanan olayı ve babasının neden sustuğunu anlatır.
Aylin uzun süre hiçbir şey söylemez.
Sonra yumuşak bir sesle konuşur.
Aylin: "İnsan bazen doğru olduğunu düşündüğü şeyi yaparken bile yıllarca vicdan azabı çekebiliyor."
Burak başını sallar.
Burak: "Babamın gözlerine baktım..."
"İlk kez bu kadar yorgun olduğunu gördüm."
Aylin onun elini tutar.
Aylin: "Artık yalnız değil."
"Sen varsın."
Burak hafifçe gülümser.
SALON
Yeliz, Alya ve Şahin oturmuş çay içiyorlardır.
Burak ile Aylin içeri girer.
Yeliz oğlunun yüzüne bakınca bir şeylerin değiştiğini hisseder.
Yeliz: "Konuştunuz mu?"
Burak annesine bakar.
Gülümseyerek başını sallar.
Burak: "Evet."
Yeliz rahat bir nefes alır.
Yeliz: "Demek sonunda..."
Mehmet de çalışma odasından çıkar.
İlk kez herkesin yanında rahat görünüyordur.
Şahin ayağa kalkar.
Şahin: "Haydi, bu kadar ciddi konu yeter."
"Bir çay daha koyun da biraz sohbet edelim."
Alya gülmeye başlar.
Alya: "Şahin abi haklı."
Konağın içinde uzun zamandır hissedilmeyen sıcak bir hava oluşur.
GECE
Burak ile Aylin odalarına çıkarlar.
Aylin saçlarını toplarken Burak balkona çıkar.
Gökyüzüne bakar.
Aylin de yanına gelir.
İkisi birlikte sessizce yıldızları izlerler.
Burak: "Bugün içimdeki büyük bir yük kalktı."
Aylin: "Şimdi ne hissediyorsun?"
Burak gülümser.
Burak: "Huzur."
Aylin de gülümser.
Aylin: "İnşallah bundan sonra hep böyle olur."
Burak başını sallarken gözleri konağın bahçesine kayar.
Burak: "Olacak."
"Çünkü artık geçmişi değiştiremeyiz."
"Ama geleceği birlikte kurabiliriz."
Aylin onun omzuna başını yaslar.
İkisi de sessizce geleceği düşünür.
ERTESİ SABAH
Mehmet erkenden uyanır.
Telefonunu eline alır.
Bir numarayı arar.
Telefon kısa süre sonra açılır.
Karşı taraftaki ses sakindir.
Kemal: "Alo."
Mehmet derin bir nefes alır.
Mehmet: "Burak her şeyi öğrendi."
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik olur.
Sonra Kemal konuşur.
Kemal: "İyi."
"Benim de senden başka bir isteğim kalmadı."
Mehmet şaşırır.
Mehmet: "Yani... bitti mi?"
Kemal'in sesi bu kez daha sakindir.
Kemal: "Bitti."
"Yıllardır beklediğim tek şey gerçeklerin söylenmesiydi."
Telefon kapanır.
Mehmet yavaşça telefonu masaya bırakır.
Pencereden dışarı bakar.
Güneş konağın bahçesine doğuyordur.
İlk kez gerçekten huzur hisseder.
Yirmi yıllık mesele sonunda kapanmıştır.
BÖLÜM SONU...
