24. bölüm · MÜHÜRLÜ KADER

24.BÖLÜM

Yazarafif R

SABAH
Karataş Konağı'nda yeni bir gün başlamıştır.
Hizmetçiler erkenden konağın bahçesinde ve mutfağında hazırlık yapıyordur.
Güneş ışıkları Burak ile Aylin'in odasına dolmaktadır.
Aylin gözlerini yavaşça açar.
Yanındaki Burak'a bakar.
Burak çoktan uyanmıştır.
Yatağın başına yaslanmış telefonundaki maillere göz atıyordur.
Aylin hafifçe gülümser.
Aylin: "Günaydın."
Burak telefonu kapatıp ona döner.
Burak: "Günaydın."
Aylin doğrulup oturur.
Aylin: "Yine erkenden mi işe başladın?"
Burak omuz silker.
Burak: "Bugün yoğun geçecek."
Aylin yataktan kalkıp perdeyi açar.
Bahçeye bakarken derin bir nefes alır.
Dolabının önüne gider.
Bugün açık mavi, uzun kollu, beli ince kemerli, zarif bir elbise seçer.
Üzerine beyaz ince bir şal alır.
Makyaj masasına oturur.
Hafif bir ten makyajı yapar.
Şeftali tonlarında allık sürer.
İnce bir eyeliner çekip kirpiklerine maskara uygular.
Dudaklarına doğal pembe tonlarında parlak bir ruj sürer.
Saçlarını yarım toplar.
Kulaklarına küçük inci küpelerini takar.
Son olarak beyaz çiçek ve vanilya notalarına sahip parfümünden iki fıs sıkar.
Burak kravatını bağlarken aynadan onu izliyordur.
Aylin aynadan onun bakışlarını yakalar.
Aylin: "Yine bana bakıyorsun."
Burak gülümser.
Burak: "Engel olan mı var?"
Aylin başını iki yana sallar.
Aylin: "Yok."
Burak yanına gelir.
Elini uzatıp Aylin'in omzuna düşen bir saç telini kulağının arkasına bırakır.
Burak: "Bugün çok güzelsin."
Aylin utanarak gülümser.
Aylin: "Teşekkür ederim."
Tam o sırada kapı çalınır.
Alya: "Uyandınız mı?"
Burak ile Aylin birbirine bakıp güler.
Burak: "Gel."
Alya kapıyı açıp içeri girer.
İkisine bakınca kaşlarını kaldırır.
Alya: "İyi, demek ki bu sabah da geç kalmayacağız."
Burak gülerek ceketini alır.
Burak: "Senden korkuyoruz."
Alya: "Öyle olsun."
Üçü birlikte odadan çıkar.
KAHVALTI SALONU
Masada Mehmet, Yeliz ve Şahin oturuyordur.
Burak, Aylin ve Alya da yerlerini alırlar.
Hizmetçiler kahvaltıları servis etmeye başlar.
Mehmet gazeteye göz gezdirirken konuşur.
Mehmet: "Burak."
Burak: "Buyur baba."
Mehmet: "Bugün saat on birde yönetim kurulu toplantısı var."
Burak: "Biliyorum."
Mehmet: "Toplantıyı sen yöneteceksin."
Masada kısa bir sessizlik olur.
Şahin şaşkınlıkla Burak'a bakar.
Alya'nın gözleri büyür.
Burak sakinliğini korur.
Burak: "Olur."
Mehmet sadece başını sallar.
Yeliz oğluna gururla bakıyordur.
Alya sessizliği bozup gülümser.
Alya: "Yakında bu masanın başına da sen geçeceksin."
Şahin hemen güler.
Şahin: "Biraz yavaş."
Burak çayından bir yudum alır.
Burak: "Benim için değişen tek şey sorumluluk."
Mehmet bu cümleyi duyunca belli etmeden gülümser.
ŞİRKET
Karataş Holding'in toplantı salonunda yöneticiler yerlerini almıştır.
Burak masanın başındadır.
Mehmet ise bu kez biraz geride oturmayı tercih etmiştir.
Toplantı başlar.
Burak dosyaları tek tek açar.
Yeni yatırımları anlatır.
Soruları sakince cevaplar.
Toplantının sonunda yöneticilerden biri ayağa kalkar.
Yönetici: "Tebrik ederim Burak Bey."
"Oldukça başarılı bir toplantı oldu."
Burak teşekkür ederek elini uzatır.
Toplantı bittikten sonra herkes salondan çıkar.
Mehmet birkaç saniye oğluna bakar.
Mehmet: "İyi iş çıkardın."
Burak'ın yüzünde hafif bir tebessüm oluşur.
Burak: "Sağ ol baba."
Tam o sırada Mehmet'in telefonu titrer.
Ekrandaki numarayı görünce yüzündeki ifade değişir.
Burak bunu fark eder.
Burak: "Kim arıyor?"
Mehmet telefonu sessize alır.
Hiç düşünmeden cevap verir.
Mehmet: "Yanlış numara."
Burak bu cevaba inanmaz.
Ama bir şey söylemez.
Mehmet pencereye doğru yürür.
Telefon tekrar çalar.
Bu kez telefonu açmadan cebine koyar.
Yüzündeki gerginlik geri dönmüştür...
ŞİRKET
Mehmet birkaç saniye pencerenin önünde durur.
Elini cebindeki telefona götürür.
Telefon hâlâ sessizce titriyordur.
Burak bunu uzaktan izliyordur.
Babasını çocukluğundan beri tanıyordu.
Mehmet kolay kolay telaşlanan biri değildi.
Ama son birkaç gündür bambaşka davranıyordu.
Burak sessizce yanına yaklaşır.
Burak: "Baba."
Mehmet arkasını döner.
Mehmet: "Efendim?"
Burak: "Gerçekten iyi misin?"
Mehmet kısa bir süre oğlunun gözlerine bakar.
Sonra her zamanki sert duruşuna geri döner.
Mehmet: "İyiyim."
Burak: "Emin misin?"
Mehmet: "Eminim."
Burak başını hafifçe sallar.
Daha fazla üstelemez.
Tam çıkacakken Mehmet arkasından seslenir.
Mehmet: "Burak."
Burak durur.
Burak: "Buyur."
Mehmet: "Bugün şirketten erken çık."
Burak: "Neden?"
Mehmet: "Birlikte konağa döneceğiz."
Burak şaşırsa da belli etmez.
Burak: "Tamam."
KARATAŞ KONAĞI
Yeliz ile Aylin salonda oturuyordur.
Önlerinde çay vardır.
Alya ise koltuğa uzanmış telefonuyla ilgileniyordur.
Bir süre sonra telefonu bırakır.
Alya: "Sıkıldım."
Yeliz gülümser.
Yeliz: "On dakika önce de aynı şeyi söyledin."
Alya: "Çünkü gerçekten sıkıldım."
Aylin istemsizce güler.
Aylin: "Gel bahçede yürüyelim."
Alya hemen ayağa kalkar.
Alya: "İşte bu."
Üçü birlikte bahçeye çıkar.
Bahçedeki güller açmıştır.
Aylin çiçeklere bakarken derin bir nefes alır.
Aylin: "Burayı her geçen gün daha çok seviyorum."
Yeliz onu duyunca gülümser.
Yeliz: "Sevmene sevindim."
"Çünkü artık burası senin de evin."
Aylin'in yüzünde sıcak bir tebessüm oluşur.
Tam o sırada konağın kapısı açılır.
Burak ile Mehmet birlikte içeri girer.
Aylin ilk olarak Burak'a bakar.
Ama Burak'ın yüzündeki düşünceli ifadeyi fark eder.
Bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseder.
BURAK VE AYLİN'İN ODASI
Akşam olmuştur.
Burak ceketini çıkarıp koltuğun üzerine bırakır.
Kravatını gevşetir.
Aylin sessizce onu izliyordur.
Aylin: "Bugün farklısın."
Burak cevap vermez.
Pencerenin önüne gider.
Bahçeye bakar.
Aylin de yanına yaklaşır.
Aylin: "Şirkette bir şey mi oldu?"
Burak derin bir nefes alır.
Burak: "Babam."
Aylin: "Ne oldu?"
Burak: "Son günlerde sürekli bir şey saklıyor."
Aylin dikkatle dinler.
Burak devam eder.
Burak: "İlk önce o zarf."
"Sonra telefonlar."
"Bugün de yine yalan söyledi."
Aylin şaşırır.
Aylin: "Belki seni üzmek istemiyordur."
Burak başını iki yana sallar.
Burak: "Babam benden hiçbir zaman bir şey saklamadı."
"İlk defa onu böyle görüyorum."
Odadaki sessizlik uzar.
Aylin yavaşça Burak'ın yanına gelir.
Elini onun elinin üzerine koyar.
Aylin: "Belki zamanı gelince anlatacaktır."
Burak ona bakar.
Burak: "Ya anlatmazsa?"
Aylin gülümser.
Aylin: "O zaman sen sorarsın."
Burak hafifçe güler.
Burak: "Bu kadar kolay mı?"
Aylin: "Hayır."
"Ama sen onun oğlusun."
"Ve bence senden bir şey saklamak en çok onun canını acıtıyordur."
Burak bu sözleri düşünür.
Sonra yavaşça Aylin'in elini tutar.
Burak: "İyi ki varsın."
Aylin'in yanakları hafifçe kızarır.
Burak gülümseyerek Aylin'in yanağına kısa bir öpücük kondurur.
Aylin de başını onun omzuna yaslar.
İkisi birkaç dakika sessizce öyle kalırlar.
ÇALIŞMA ODASI
Gece...
Konakta herkes odasına çekilmiştir.
Mehmet çalışma odasındadır.
Masasının çekmecesini açar.
Eski zarfı çıkarır.
İçindeki fotoğrafı yeniden eline alır.
Fotoğrafın arkasına uzun uzun bakar.
Sonra yavaşça fısıldar.
Mehmet: "Bu kadar yıl sonra neden..."
Tam o sırada telefonu çalar.
Ekranda numara yoktur.
Mehmet birkaç saniye bekler.
Sonra telefonu açar.
Mehmet: "Alo."
Karşı taraftaki ses sakindir.
Adam: "Fotoğrafı gördün."
Mehmet'in yüzü gerilir.
Mehmet: "Ne istiyorsun?"
Adam: "Yirmi yıl önce yarım kalan işi tamamlamak."
Mehmet'in eli yumruk olur.
Mehmet: "Benim ailemden uzak dur."
Adam kısa bir kahkaha atar.
Adam: "Senin ailene dokunmaya gelmedim."
"Kendi geçmişin zaten sana yeter."
Telefon kapanır.
Mehmet uzun süre elindeki telefona bakar.
Tam o sırada...
Çalışma odasının kapısının önünde duran bir gölge vardır.
Kapı tam kapanmadığı için içerideki konuşmanın son cümlesini biri duymuştur.
Mehmet bunu henüz fark etmez.
BÖLÜM SONU...