5. bölüm · Mühür ve Mürekkep

5. Bölüm: Zırh ve İpek

Bay Balık

Saat 14:00 – Roma, Via Condotti
Valerio De Luca, Alessia’nın narin bedeninin içinde, Roma’nın en lüks alışveriş caddesinin ortasında duruyordu. Üzerindeki o bol, gri hırkayı ve anlamsız logolu tişörtü bir çöp kutusuna atmamak için kendini zor tutuyordu. Bu beden, onun ruhuna dar gelen bir hapishane gibiydi ama bu hapishaneyi bir kaleye dönüştürmek onun elindeydi.
"Zayıf görünmek bir tercihtir," diye mırıldandı Valerio. "Ve ben bu tercihi reddediyorum."
Girdiği ilk mağaza, jilet gibi keskin hatlı kadın takımlarıyla ünlü bir İtalyan markasıydı. Mağaza görevlisi, üzerindeki sıradan öğrenci kıyafetleriyle ona küçümseyerek baktı. Valerio durdu, Alessia’nın okyanus mavisi gözlerini kadının üzerine dikti. O an mağazadaki sıcaklık sanki birkaç derece düştü. Görevli, kızın narin görüntüsünün altından yükselen o devasa otoriteyi hissettiğinde yutkunarak geri çekildi.
"Bana en keskin kesimli siyah blazer ceketinizi, vücuda oturan deri pantolonlarınızı ve ipek gömleklerinizi getirin," dedi Valerio. Sesi narin ama tonu bir imparatorun fermanı kadar ağırdı. "Ve topuklar... Beni yerin bir karış üzerinde tutacak kadar ince ve sert olsunlar."
Saat 15:30
Valerio mağazanın boy aynasının karşısına geçtiğinde, karşısındaki görüntüden ilk kez memnun kaldı. Alessia Moretti gitmiş, yerine Roma’nın yeni ve tehlikeli yüzü gelmişti.
Üzerinde, omuzları hafif vatkalı, beli tam oturan İtalyan kesim siyah bir ceket vardı. Altındaki deri pantolon, kızın narin hatlarını bir zırh gibi sarıyordu. Ayaklarındaki ince topuklu stiletto botlar, her adımında mermer zeminde "tak, tak" diye yankılanan bir disiplin sesi çıkarıyordu. Dağınık kumral saçlarını sıkı, ensede şık bir topuz yapmıştı.
"Şimdi oldu," dedi aynadaki kadına bakarak. Gözlükler artık yoktu; Valerio, Alessia’nın bakışlarındaki o dahi ışığını, bir silah gibi açıkta bırakmıştı. "Güç sadece kaslarda değil, o kasları nasıl paketlediğindedir."
Mağazadan çıkarken telefonu tekrar titredi. Alessia —yani kendi bedeni— arıyordu.
"Valerio, neredesin? Akşam yemeği için Otonni ailesiyle bir randevun olduğunu hatırlatmak isterim," dedi Alessia. Sesi her zamankinden daha derin ve Valerio’nun kendi sesine yakışır bir soğukluktaydı.
Valerio, yeni ceketinin yakasını düzelterek caddede yürümeye başladı. Çevreden geçenlerin hayranlık ve korku dolu bakışları artık onun üzerindeydi. "Randevuyu biliyorum Alessia. Sen sadece masada otur ve benim sessizliğimi koru. Geri kalanını ben halledeceğim."
"Valerio, üzerindeki kıyafetler..." Alessia bir an duraksadı. "Onlar... çekici görünüyor mu?"
Valerio, Via Condotti’nin vitrin camından kendi yansımasına baktı. Dudaklarının kenarıyla, Alessia’nın yüzünde daha önce hiç görülmemiş, karanlık ve çekici bir gülümseme belirdi.
"Çekici değil Alessia," dedi Valerio, sesi bir fısıltı gibi ama yakıcıydı. "Ölümcül görünüyor. Tıpkı bir De Luca gibi."
O akşam Roma’da sadece bedenler değil, güç dengeleri de değişecekti. "Mühür" artık şık bir ipek kumaşın altındaydı ve "Mürekkep" en tehlikeli anlaşmasını imzalamak üzereydi.