2. bölüm · Mühür ve Mürekkep
2. Bölüm: Soğuk Savaşın Başlangıcı
Saat 08:30 – Moretti Apartmanı (Valerio, Alessia’nın Bedeninde)
Valerio, Alessia’nın boy aynasının önünde durmuş, tiksintiyle üzerine bakıyordu. Üzerindeki bol, gri hırka ve anlamsız bir yazısı olan tişört onun için bir hakaretti. Disiplinli zihni bu dağınıklığı reddediyordu.
"Bu kızın hiç mi özsaygısı yok?" diye mırıldandı, sesi Alessia’nın narin tonunda çıksa da vurguları bir komutan kadar sertti.
Hızla gardırobu karıştırmaya başladı. Çoğu giysi bir "görünmezlik pelerini" gibiydi. Sonunda, dolabın en arkasında Alessia’nın muhtemelen bir mülakat için aldığı ama hiç giymediği siyah, dar kesim bir pantolon ve beyaz bir gömlek buldu. Gömleğin düğmelerini en üste kadar ilikledi, hırkayı çöpe attı ve aynadaki narin kıza baktı.
"Güç, bakışlardadır," dedi kendi kendine. Gözlükleri çıkarıp masaya fırlattı. Alessia’nın okyanus mavisi gözleri şimdi birer buz kütlesi gibi parlıyordu. Saçlarını sıkı bir topuz yaptı; öyle ki yüz hatları gergin ve keskin bir hal aldı. Artık aynadaki kız "kurban" değil, bir "avcı" gibi duruyordu.
Saat 09:15 – De Luca Malikânesi (Alessia, Valerio’nun Bedeninde)
Bu sırada Alessia, Valerio’nun devasa çalışma odasında, hayatının en zor sınavına girmiş gibi hissediyordu. Kapının dışında bekleyen ağır silahlı adamların varlığını hissedebiliyordu. Valerio’nun ceketini giyerken kumaşın kalitesi ve ağırlığı ona yabancı bir güven verdi.
Kapı aniden vurulmadan açıldı. İçeri giren, Valerio’nun sağ kolu ve en güvendiği adamı olan sert bakışlı Marco’ydu.
"Patron, limandaki sevkiyatla ilgili bir sorunumuz var," dedi Marco. "Otonni ailesi pay istiyor. Onlara hadlerini bildirmemiz için emir bekliyoruz."
Alessia, Valerio’nun devasa ellerine baktı. Kalbi bir kuş gibi çarpıyordu ama zihni çoktan analiz etmeye başlamıştı. Otonni ailesi... Valerio’nun notlarından hatırladığı kadarıyla limanda güçlülerdi ama finansal olarak sallantıdaydılar.
Alessia (Valerio’nun bedeninde), arkasına yaslanıp ellerini birleştirdi. Sesi, bir aslanın hırıltısı gibi çıktı:
"Marco, silahlar en son çaredir. Otonni’lerin geçen ayki banka dökümlerini getir bana."
Marco şaşırmıştı. Patronu genellikle "kafalarına sıkın" derdi. "Banka dökümleri mi patron?"
"Sana bir emir verdim," dedi Alessia, buz gibi bir sesle. Valerio’nun keskin bakışlarını Marco’nun üzerinde sabitledi. "Onları öldürürsek sadece bir boşluk yaratırız. Ama onları satın alırsak limanın tek sahibi oluruz. Şimdi dışarı çık ve dediğimi yap."
Marco, hayatında ilk kez patronundan bu kadar sakin ama bu kadar tehlikeli bir otorite hissederek odadan çıktı. Alessia derin bir nefes verdi. "Mürekkep," diye fısıldadı. "Kanla değil, akılla yazılır."
Saat 10:00 – Roma Üniversitesi (Valerio, Alessia’nın Bedeninde)
Üniversitenin kalabalık koridorlarında Valerio (Alessia'nın bedeninde) yürürken, çevredekilerde garip bir sessizlik oluyordu. Alessia’nın her zaman yere bakan başı artık dikti, omuzları gerideydi ve adımları yeri dövüyordu.
Tam kütüphane girişinde, Alessia’nın baş düşmanı olan zengin ve şımarık Sofia ve çetesi belirdi. Sofia, her zamanki alaycı gülümsemesiyle öne çıktı.
"Aaa, bakın kim gelmiş! Bizim ezik dahi bugün gözlüklerini evde unutmuş. Yoksa onları sınav kağıtlarına mı gömdün, Moretti?"
Valerio durdu. Sofia’ya öyle bir baktı ki, kızın gülümsemesi yüzünde dondu. Valerio, bir adım atarak Sofia’nın kişisel alanına girdi. Sofia geri çekilmek istedi ama ayakları birbirine dolandı.
"İsmimi bir daha ağzına aldığında," dedi Valerio, sesi fısıltı kadar kısık ama bir bıçak kadar keskindi. "O küçük ve boş zihninin hayal bile edemeyeceği kadar çok şeyi kaybedersin. Şimdi önümden çekil, Sofia. Sabrım senin zekandan bile daha kısa."
Çevredeki öğrenciler şok içinde bakarken, Sofia korkudan yutkunarak kenara çekildi. Valerio, tek bir darbe bile indirmeden, sadece duruşuyla bir imparatorluğu fethetmiş gibi kütüphaneye girdi.
O sabah Roma’da iki şey kesinleşmişti: Suç dünyası artık daha akıllıydı, okul koridorları ise çok daha tehlikeli.
