1. bölüm / 4
MühürGiriş
Bölümler 4Şu an: Giriş
- 1 Giriş1.514 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Bölüm 1: Büyük Patlama5.468 kelime
- 3 Bölüm 23.469 kelime
- 4 Bölüm 33.355 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KAAN ASLANER
Sabah sporumu yapmak için altıda kalktım ve gerekli kıyafetlerimi üstüme geçirip en alt katta olan spor salonuna girerek bir buçuk saat hep yaptığım hareketlerimi yaptım. Bugün yurt dışına küçük bir uçuş gerçekleştirecektim bu yüzden hızlıca duşa girdim. Kısa bir duş sonrası giyinme odama geçip lacivert takım elbiseyi üstüme ütüsünü bozmadan geçirdim ve saat dolabını açıp kendime bugünkü kombinime uygun saati seçip koluma taktım. Ayakkabımı da ayağıma giydirdikten sonra aynadan saçımın şekline ve kombinimin nasıl durduğuna baktım.
Saçlarım siyahtı ve elimle ıslaklığından faydalanarak şekillendirdim. Takım elbise vücuduma tam oturmuş, kaslarımı ortaya çıkarmıştı. Telefonumu ve cüzdanımı komidinimden alıp odadan çıkarken telefonuma gelen mesajları kontrol ederek merdivenlerden aşağıya inerken kahvaltı için yemek odasına ilerledim.
Masaya yaklaştığımda babam yine baş köşede yerini almış, annem de onun solunda yanında ise kız kardeşim Alara vardı. Bende babamın sağına geçip oturduğumda yan tarafımda yakın korumam ve aynı zamanda arkadaşım Demir de sofradaydı. Kahvaltıya bende dahil olduğumda masada kısa bir süre sessizlik oluştu ve bu sessizliğin nedeni ya bana kızacağım bir şey söyleyeceklerdi ya da işle ilgili bir sorun vardı. Umarım ikincisidir çünkü sabah sabah bir sıkıntı çekemezdim.
Bu kısa sessizliğin ardından babam derin bir nefes alarak konuşmaya başladı. “Oğlum önemli bir mesele var.” dediğinde yemeğime ara vererek dudaklarımı araladım.
İlgisizce “Ne ile ilgili?” diye sordum ama babam için önemli olacak ki boğazını temizleyerek dikkatimi üstüne çekti.
“Biliyorsun son günlerde şirket hiç iyi yerlere gitmiyor, borçlarımız çoğaldı, Kaplan şirketi ortaklık teklifine olumlu cevap verecek ama bir şartla.” derken sözüne kederli bir şekilde devam etti.
“Kızıyla evlenmeni istiyorlar.” dediğinde ona olan bakışlarım sinirli bir hal aldı.
“Ne kadar da iğrenç bir teklif bu, asla olmayacak böyle bir şey!” dediğimde babam elini masaya vurdu.
“Hayır olacak çünkü tekliflerini kabul ettim.” dediğinde sesimi yükselterek konuştum.
“Böyle bir şey asla olmayacak, o kızla hayatta evlenmem!” dedikten sonra masadan kalktım ve benim kalkmamla Demir de kalktı. Hazır olan arabama bindiğimde Demirde yan tarafıma oturdu. Sinirden başıma ağrı girmişti. Demire hitaben hemen söze girdim.
“Uçağı hazırlat, Londra’ya uçacağım.” dediğimde sorgulamadan telefonda birkaç görüşme yaptı ve bana döndü aramasına ara vererek.
“Abi bizim birinci pilot rahatsızlanmış, uçuş yapamayacak kadar hem de, başka bir pilot gelecek sıkıntı olur mu yoksa erteletelim mi toplantını?” diye sorduğunda toplantının çok önemli olduğunu bildiğimden erteletme imkânım yoktu, başka bir pilot isteme şansımdan başka geriye pek de bir seçenek kalmıyordu.
“Başka bir pilot ayarlasınlar.” dediğimde başıyla onaylayıp telefona geri döndü. Birkaç görüşme sonunda havaalanına varmıştık. Havaalanının müdürlerinden biri uçağımın yanında durmuş bir pilotla konuşuyordu. Bu yeni ayarlanan pilottu sanırım. Onlara doğru ilerlediğimde yanımda Demir de benimle geliyordu.
Onların yanına yaklaştığımızda Müdür bizi fark ederek hemen dikleşip ceketini ilikledi. Bana elini uzattığında onun elini sıktım. O pilotta bize döndüğünde bu seferki pilotun bir genç kadının olduğunu gördüm. Şapkasından yüzüne akan kahverengi kâkülleri ve yeşil gözleri oldukça güzel bir görüntü sunmuştu. Yumuşak yüz hatları ve pembe dudakları da cabasıydı. Güzel bir kadındı, çirkin demek çarpılma sebebimiz olurdu.
Onun bana uzattığı eli hiç bekletmeden tutup sıktığımda kısaca kendimi tanıttım. “Kaan Aslaner.” dediğimde bana saygıyla selam verip “Sara Deniz.” derken sesinden soğukluk akıyordu. Yüzünde bir mimik oynamamıştı. Soğuk bir tipti.
Oldukça prensiplere uyan bir kadındı ve bu da onu fazla çekici kılıyordu. Üniformanın içinden belli olduğu üzere kaslı bir vücuda sahipti ama aynı zamanda ince belliydi. Benden yirmi santim kısaydı ama bir kadına göre oldukça uzundu. Müdür Bey onun bu soğukluğunu hoş bulmamış olacak ki ona doğru konuşmaya başladı.
“Kızım birileriyle tanışırken gülümsenir bilmem anlatabildim mi?” dediğinde Demir yan tarafımda bu imasına güldü. Ben ise onun hâlâ ifadesizce kalışına sadece dudak kıvırdım.
“Ne zaman uçuşa geçelim Kaan Bey?” dediğinde ona tam cevap verecektim ki arkadan ince, tanıdık ve burada olmaması gereken bir ses yükseldi.
“Kaan!” diyen sesle bakışlar arka tarafıma döndüğünde burada olan kişi yani Mina hiçbir şey olmamış gibi, arkasından onu takip eden iki valizi zorlukla taşıyan bir korumayla yanıma ulaştı.
Yanıma geldiğinde onu inceleme fırsatı buldum. Sarı yapılı saçları ve kahverengi gözleri az önce gördüğüm gözlerin izlerini silmeye yetmemişti. Ayrıca yanımdaki kızdan da kısaydı. Mina tiz bir sesle konuşmaya başladığında yüzümü buruşturup. “Babam dedi, sen yurt dışına çıkacakmışsın yanında gelmemi istedi. İnsanların gözünü alıştıralım diye.” Dediğinde Demir bana yüzünü buruşturarak baktı ve benim konuşmamı bekledi.
Ben ise bu durumdan nasıl kurtulurum diye düşünürken gözüme yanımdaki kız çarptı. Ondan birazcık yardım amaçlı faydalanmak bence pek de sorun olmazdı. Minaya dönerek konuşmaya başladım. “Ya aslında çok güzel olur Mina ama sevgilime ayıp olur.” Dediğimde kaşları çatıldı.
“Sevgilin mi? İyide senin sevgilin yok ki.” Derken sesi şimdiden kim olduğunu bulup öldürmek istercesine çıkmıştı. Demir ne yapacağımı kısık gözlerle izlerken vakit kaybetmeden konuştum.
“Evet sevgilim, tanıştırayım Sara...” dediğimde Sara anında bana dönüp şaşkınlıkla bakmaya başladı. Tabi Mina ve Demir de öyle...
“Sevgilin pilot mu?” dediğinde onu başımla onayladım. Ama o geri çekilmedi. “Ama yine de gelmem gerek çünkü ortaklık olma ihtimali var ve bunun için işlere birinin göz atması gerekiyor.” Aynı zamanda sevgilim diye tanıttığım Sara’ya da göz ucuyla tiksintiyle baktı. “Sen böyle bir kıza da bakmazsın ve çok geçmeden ayrılsan iyi edersin çünkü babam sizi borç batağınızdan çıkarmak için benimle evlenmen şartını koydu yani kısacası günün sonunda benim olacaksın Kaan...” dedikten sonra uçağa doğru ilerledi, sevgili olduğumuza inanmamıştı ama onunla evleneceğime inanmış olacak ki uçak onunmuşçasına rahattı. Benim bu yaptığıma Demir ve sevgilim diye tanıttığım kız şaşkınca bakmaya devam ediyorlardı.
“Abi sen ne yaptın ya?” diyen Demir ile sıkıntılı bir sesle konuştum.
“Ne bileyim, öyle bir anda ağzımdan çıkıverdi.” dediğimde Demir şaşkınlığını üzerinden atarak mantıklı düşünmeye başladı.
“Aslında işimize yarayabilir bu yalanın. Eğer herkese sevgilini çok sevdiğine ve âşık olduğunuza inandırırsan bu kızla evlenme işi de suya düşer.” dediğinde bu plan kafama yatmıştı. Bakışlarımız pilot kıza döndüğünde hâlâ şaşkınlıkla bakıyordu. Ben tam ona bir şey diyecekken suratıma patlayan tokatla Demir’den bir ‘ouww’ yükseldi.
“Bana bakın Kaan Bey eğer beni bu pis işlerinize karıştırırsanız ve ben zarar görürsem, sizin kulvarınızda taş üstüne taş bırakmam.” dedikten sonra arkasını dönerek uçağa ilerledi. Müdür Bey bu tarafa geldi ve az önce olan olayı görmüş olacak ki beni rahatlatmak istercesine hızlı hızlı konuştu.
“Siz merak etmeyin Kaan Bey ben o hadsize haddini bildirip derhal kovacağım.” dedikten sonra Sara’nın peşinden gidiyordu ki ben onun kolundan tutup konuşmaya başladım.
“Hiç gerek yok, benim suçum hak etmiştim.” dedikten sonra bana inandı ve yanımızdan uzaklaştı. Bunun üzerine Demir bana dönerek alay edercesine konuşmaya başladı.
“İşin zor kardeşim, sana hayırlı başarılar. Ne yap et bu kızı ikna et. Bir kere girdin bir daha çıkamazsın.” diye söylendikten sonra o da uçağa girdi. Bende uçağa doğru ilerlediğimde merdivenlerden çıkarken sıkıntılı bir nefes vererek içeri girdim. Uçak benim özel uçağımdı ve benim zevklerime göre düzenlenmişti. Hemen yerime ilerlediğimde karşı tarafımda Mina’nın oturduğunu gördüm. Sarı saçlarını arkaya atarak telefonunu kapattı ardından bana dönerek gülümsedi. Orada olanları görmüştü ve bunun mutluluğu vardı suratında. Pespembe rujunu sürdüğü dudakları büyük bir zevkle kıvrılmış bana bakıyordu. Ben ise onu görmemezlikten gelerek telefonumu kapatıp tabletimden maillerime baktım. Cam tarafında ben oturuyordum ama yanım boştu. Mina’nın yanında ise Demir oturuyor elindeki telefonu kapatıyordu. Ona da kısa bir bakış atıp önüme döndüm. Ben bu kızı nasıl ikna edeceğim ya!?
Uzun bir uçuş yolculuğu bizi bekliyordu. Başlayan uçuşla Demir konuşmaya başladı. “Şimdi bu şirketin önce iş yapmak isteyen Harry Hill ile görüşmen var eşli olacak, bir sonraki günde George aradı, yeni bir kulüp açmış. Oraya davetliyiz. Sonraki günde Leo Baker ile toplantı yapacaksın sonra dönüş olacak tabi başka bir program olmazsa.” diye seslice programımı açıklarken sadece dinliyordum, aklım Sarayı nasıl ikna edeceğimdeydi. Bir saatlik uçuştan sonra kokpitten biri çıktı. Sara...
Sinirliydi ve neye sinirlendiğini bilmiyordum. Tuvalete doğru ilerlediğinde arkasından biri daha çıktı. Üçüncü pilotumuz Doruktu bu. Tuvaletin kapısını birkaç kere tıklattığında konuşmaya başladı. “Sara açsana kapıyı kızım, tamam dediğin olsun indirelim uçağı.” dediğinde ne konuştuklarını anlamadım. Kapı sertçe açıldığında Sara’nın sesi buraya kadar geldi.
“Oğlum sen anlamıyor musun, tehlikedeyiz diyorum. Söyle Ilgın’a beni dinlesin, bak kötü durumdayız.”
“Daha açık anlatsan seni dinleyecek.”
“Anlatmıyorum lan, ister inansın ister inanmasın.” dediğinde Doruk hızla kabine doğru ilerledi. Sara’da buraya doğru geldi.
“Acil iniş yapmamız gerekiyor, sorun olur mu, sizin için?” dediğinde ben ona kaşlarım çatık bakıyordum.
“Neden?” diye sorduğumda hemen cevapladı.
“İnince açıklayacağım.” deyip hızla kabine ilerledi. Uçak iniş yapacağı için hemen kemerlerimizi bağladığımızda uçak İtalya’ya iniş yaptığımızı anons ettiler. Demir şüpheyle bana baktığında bende aynı bakışları ona attım. Uçak İtalya’ya acil iniş gerçekleştirdiğinde en yakın piste indik. Biz uçaktan dışarı çıktığımızda ikinci pilotumuz Ilgın suratsız bir şekilde yanımıza gelip benimle konuşmaya başladı.
“Kaan Bey uçaktan biraz uzaklaşır mısınız hatta biz size araba çağıralım.” deyip telefonda biriyle konuşmaya başladı.
“Ne oluyor?” dediğimde göz devirerek söze girdi.
“Bizde bilmiyoruz ki birinci pilotumuz Sara öyle istedi. Bir anda...” dediğinde onu kafamla onaylayıp gelen arabama kadar yürüdüm. Etrafta itfaiye ve güvenlikler bulunuyordu. Arabamın oraya geldiğimizde Ilgın da yanımızda durdu. Dorukta uçağın içinden çıkınca koşarak buraya geldi. Demir hemen Dorukla iletişime geçti.
“Ne oluyor Doruk?” derken sesinde endişeli bir tını vardı. Dorukta aynı şekilde karşılık verdi.
“Bomba var. Uçakta...” dediğinde kaşlarım çatık konuştum.
“Sara? O nerede?” dediğimde bana hızla cevap verdi.
“Beş dakikaya yanımızda olur.” dediğinde içimde oluşan telaşla beklemeye başladım. Mina yanıma yaklaşıp ağlayacakmış gibi konuşmaya başladı.
“Ya Kaan ne bombası şimdi biz eğer o uçakta olsaydık ölecek miydik?” dediğinde onu takmadım çünkü şu an aklım o kızdaydı ama hâlâ çıkan yoktu hatta büyük patlama gerçekleşmişti...
Bölüm etkileşimi
