7. bölüm · Mühür

7. Bölüm: Oyunun İkinci Günü

SZN SCHULDİNER

Gözlerimi Alaz’ın kollarında açmamla şok olmuştum. Sadece gözlerimi kırpıştırarak uyuyan Alaz’a bakabiliyordum. Uyanacağından ödüm koptuğu için hareket dahi etmiyordum. Gerçi etmem de pek mümkün değildi çünkü Alaz oldukça sıkı bir şekilde beni tutuyordu.

Alaz’ın kıpırdanmaya başlamasıyla hemen uyuyormuş gibi yapmaya başladım. Alaz da o sırada uyanıp hafifçe saçlarımı okşamaya başladı. Saçlarıma her nazik dokunuşunda kalbim çıkacak gibi oluyordu. Düşüncelerimle kendimi sakinleştirmeye çalışarak uyuyormuş gibi yapmaya devam ediyordum.

Çok geçmeden Alaz oldukça dikkatli bir şekilde yanımdan kalkıp banyoya gitti. Alaz’ın banyoya gitmesiyle yatakta hemen doğrulup bir bardak su içtim. Ellerim zangır zangır titriyordu. İlk defa böyle bir şey yaşıyordum ve haliyle heyecanlanmıştım.

Ama asla Alaz’a karşı duygular beslemiyordum!

Yataktan kalkıp yatağı topladım. Daha sonra valizimden günlük kıyafetlerimi çıkardım. Ne de olsa balo akşam vakitlerinde başlıyordu. Alaz daha banyodan çıkmadan siyah pantolonumu ve beyaz tişörtümü giydim. Hava o kadar sıcaktı ki saçlarımı yukarıdan topuz yaptım. Hazırlanmam bittikten sonra Alaz da banyodan çıkmıştı. Beni görünce gülümseyerek konuştu.

— Günaydın, karıcığım.
— Günaydın, kocacığım.
— İyi uyuyabildin mi?
— Evet.

Alaz’ın banyodan çıkmasının ardından ben banyoya girdim. Dişlerimi fırçalayıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra banyodan çıktım. Alaz da bana dönüp konuşmaya başladı.

— Aç mısın?
— Ay, ben de bunu sormanı bekliyordum. Açlıktan ölüyorum resmen.

Alaz gülerek başını salladı.

— Hazırsan kahvaltıya gidelim.
— Gidelim.

Alaz’la birlikte odamızdan çıkıp otelin restoranına gittik. Elime bir tabak alıp içini leziz yiyeceklerle doldurmaya başladım. İçecek olarak da kahvemi alıp Alaz’la birlikte seçtiğimiz cam kenarındaki masaya geçtik. Alaz çok geçmeden merak ettiği o soruyu sonunda sordu.

— Hepsini yiyebileceğinden emin misin, Lara?
— Eminim, Mert. Hiç endişen olmasın lütfen.

Daha fazla konuşmadan iştahla tabağımdaki yiyecekleri yemeye başladım. Alaz da hayretler içerisinde beni izliyordu. İkimiz de sessizlik içerisinde tabağımıza koyduğumuz yiyecekleri yemeye devam ettik. Yaklaşık yarım saat sonra yemeklerimizi bitirmiştik. Ben de elimdeki kahvemi yavaş yavaş yudumlayarak camdan dışarıyı izliyordum. Alaz da telefonuyla ilgileniyordu. Daha sonra Alaz’a dönüp konuşmaya başladım.

— Kocacığım, bugün önemli bir işimiz yoksa bir şeyler yapsak nasıl olur?
— Olur, karıcığım. Nereye gitmek istersin?
— Hmm, alışverişe gitsek?
— Olur. Yemeğin bittiyse kalkalım artık.
— Kalkalım.

Oturduğum sandalyeden kalktım ve Alaz’la beraber otel odamıza çıktık. Ayna karşısına geçip saçlarımı açıp taradıktan sonra dudaklarıma koyu ama oldukça güzel bir ruj sürdüm. Alaz da arkada durmuş beni izliyordu. Biraz daha bekledikten sonra konuşmaya başladı.

— Böyle mi geleceksin?
— Evet, ne varmış hâlimde?
— Hâlinde bir şey yok, sadece fazla günlük geldi.
— Anladım.

Çantamı da aldıktan sonra Alaz’la birlikte otel odamızdan çıktık. Asansörle en alt kata indikten sonra otoparkta duran arabanın yanına geçtik. Alaz kapımı açtıktan sonra arabaya bindim. Hemen ardından Alaz da arabaya bindi. Yaklaşık kırk dakika sonra bir alışveriş merkezine gelmiştik. Alaz arabadan inip kapımı açtıktan sonra ben de indim. Alışveriş merkezine girdiğimizde oldukça kalabalıktı. Biraz yürüdükten sonra gözüme kestirdiğim bir mağazaya girip kıyafetlerin arasında gezinmeye başladım. Gözüme takılan siyah renkli bir elbiseyi oldukça beğendim ve elbiseyi alıp denemek için kabine girdim. Elbiseyi giyip aynadan baktığımda oldukça güzel görünüyordum. Kabinin perdesini açıp Alaz’a gülümseyerek konuşmaya başladım.

— Nasıl olmuşum, kocacığım?
— Çok güzel olmuşsun, karıcığım. Alıyor musun bunu?
— Evet, alıyorum.

Kabinin perdesini geri kapatıp elbiseyi dikkatlice üstümden çıkarttım ve astığım kıyafetlerimi geri giydim. Kabinden çıkıp Alaz’la birlikte ödeme alanına doğru yürüdük. Tam çantamdan cüzdanımı çıkartacaktım ki Alaz konuşmaya başladı.

— Ne yapıyorsun, karıcığım?
— Beğendiğim elbiseyi satın alacağım, kocacığım.
— Parasını ben öderim.
— Gerek yok, kocacığım.
— Karıcığım, lütfen uzatma.

Daha fazla irdelemeden kenara çekildim. Alaz da kartını POS cihazına okuttuktan sonra kasadaki kadın elbiseyi düzgünce poşete koydu. Alaz da poşeti taşımama müsaade etmeyip hemen poşeti aldı ve konuşmaya başladı.

— Şimdi hangi mağazaya gidiyoruz, karıcığım?

Tam yürürken karşısından geçtiğimiz mağazanın hemen önünde durup konuşmaya başladım.

— Birkaç parça iç çamaşırına ihtiyacım var, kocacığım. O yüzden bu mağazaya giriyoruz.

Alaz tek kelime etmeden benimle birlikte mağazaya girdi. Alaz’a dönüp baktığımda biraz gergindi. Sanırım ilk defa böyle bir mağazaya giriyordu. Ben çeşitli iç çamaşırlarının ve tangaların arasında gezinirken Alaz da köşede durmuş hangilerini seçeceğimi dikkatli bir şekilde izliyordu. Gözüme kestirdiğim siyah takımı elime alıp inceledikten sonra sepetime koydum. Ben iç çamaşırların arasında gezinirken Alaz’ın konuştuğunu duydum. Arkamı dönüp baktığımda Alaz’ın yanında sarışın bir kadın olduğunu gördüm. Neyse ki konuşma sesleri buraya kadar geliyordu.

— Hanımefendi, evliyim.
— Beyefendi, lütfen. Hem eşinizin haberi bile olmaz.

Duyduklarım ve gördüklerimle sinirle Alaz’ın yanına gidip konuşmaya başladım.

— Bir sorun mu var, kocacığım?
— Bu hanımefendi evli olduğumu söylememe rağmen ısrarla numaramı almak istiyor.

Sinirle kadına dönüp baktım. Daha sonra dayanamayıp konuşmaya başladım.

— Sanırım kocamı duymadınız. Evli! Ne diye kocamı hâlâ taciz ediyorsunuz?!

Sesim çok fazla çıktığı için mağaza güvenlikleri yanımıza gelmişti. Çok geçmeden içlerinden birisi konuşmaya başladı.

— Hanımefendi, sorun nedir?
— Bu kadın kocamı taciz ediyor! Kocam, evli olduğunu söylemesine rağmen ısrarla numarasını istiyor!

Kadın utancından hiçbir şey demedi ve hemen mağazadan çıktı. Âdeta burnumdan ateşler çıkıyordu. Sinirle Alaz’a dönüp bakmaya başladım. O da hemen konuşmaya başladı.

— Ama karıcığım, ben hiçbir şey yapmadım. Gerçekten.
— Düş önüme!
— Kıskandın mı sen?
— Mert!
— Tamam, tamam, yürüyorum.

Sinirle iç çamaşırların arasında gezmeye devam ederken gözüme takılan kırmızı renkli, çok güzel bir tanga takımı vardı.

Onu almalıydım.

Hemen alıp sepetime koydum. Çok kısa bir süre sonra Alaz yanıma gelip elindeki beyaz renkli takımı bana gösterip konuşmaya başladı.

— Karıcığım, bunu da alır mısın? Bence bu sana çok yakışır.

Alaz’ın elinden beyaz renkli takımı alıp inceledim. Ardından sepetime koydum. Sepetime birkaç parça daha bir şey koyduktan sonra ödemek için ödeme alanına gittik. Alaz yine ücreti ödedi ve poşeti kadından aldı. Mağazadan çıktıktan sonra konuşmaya başladım.

— Bence artık otele dönebiliriz.
— Dönelim, karıcığım.

Alışveriş merkezinden çıkıp arabaya bindik. Daha sonra telefonumu çıkarıp Bluetooth’u açtım. Telefonumu arabaya bağladıktan sonra Hadise’nin Stir Me Up şarkısını açtım.

Evet, her ne kadar saçma gibi gözükse de ben bu şarkıyı çok seviyordum.

Şarkının en sevdiğim kısmı geldiğinde ben de söylemeye başladım. Keyifli bir şekilde şarkıyı söylerken Alaz da halinden memnun bir şekilde arabayı sürmeye devam ediyordu. Şarkılar sırayla çalmaya devam ederken kırk dakika âdeta su gibi geçmişti. Otele gelmiştik. Alaz arabadan inip benim kapımı açtı. Ben de arabadan indikten sonra Alaz poşetleri aldı ve otele girip odamıza çıktık.

Odamıza girdikten sonra yeni aldığım elbiseyi kısa programda hemen makineye attım. Ben de kıyafetlerimi alıp banyoya girdim ve duş almaya başladım. Duştan çıktıktan sonra dişlerimi fırçalayıp saçlarımı taradım ve aldığım kıyafetleri giyip banyodan çıktım.

Çamaşır makinesine baktığımda elbise yoktu. Sanırım Alaz elbiseyi kurutma makinesine koymuştu. Gidip kurutma makinesine baktığımda elbise kurutma makinesindeydi. Alaz’a baktığımda koltuğa oturmuş telefonuyla ilgileniyordu. Boğazımı temizleyip konuştum.

— Elbiseyi kurutma makinesine koyduğun için teşekkür ederim.
— Rica ederim, karıcığım.

Yatağa geçip uzandım ve telefonumu alıp oyun oynamaya başladım. Saat henüz dört buçuktu ve balonun başlamasına yaklaşık bir buçuk saat vardı. Oyunun birinci günü görev açısından oldukça iyi geçmişti. Ama Alaz’ın bana karşı sergilemiş olduğu bu tutum elbette şaşırmama sebep olmuştu.

Yirmi dakika sonra kurutma makinesinin bittiğine dair ses gelmişti. Ben de yataktan kalkıp kurutma makinesinden elbisemi çıkarttım. Daha sonra ütü masasını açıp ütüyü de fişe taktıktan sonra elbisemi güzelce ütülemeye başladım. Alaz’a dönüp konuşmaya başladım. Hâlâ telefonuyla ilgileniyordu.

— Senin de ütülenecek bir şeyin var mı, kocam?
— Hayır yok, karıcığım. Teşekkür ederim.

Elbisemi güzelce ütüledikten sonra elbisemi de alıp banyoya gittim. Banyoda elbisemi giydikten sonra geri çıktım. Aynanın karşısına geçip makyaj yapmaya başladım. Makyajım bittikten sonra saçlarımı da düzleştirdim. Daha sonra parfümümü de sıktıktan sonra siyah topuklu ayakkabılarımı giydim. Dünkü kullandığım el çantasını yine kullanmak istedim çünkü bu elbiseyle de çok güzel duruyordu. Alaz’a dönüp konuştum.

— Kocam, maskem nerede?

Alaz ceketinin cebinden yeni bir maske çıkartıp bana uzattı. Bu maske de önceki maske gibi oldukça gösterişli ve şıktı. Hemen taktım. Artık tamamen hazırdım. Hazırlanmam bittiğinde saat beşi kırk geçiyordu. Alaz’a döndüm.

— Sence olmuş muyum, kocam?
— Çok güzel olmuşsun, karıcığım. Hazırsan artık gidelim mi?
— Gidelim, kocacığım.

Otel odasından çıkıp asansöre bindik. En alt kata indiğimizde otoparka geçtik. Arabanın yanına gelip bindikten sonra Alaz, arabayı balo alanına doğru sürmeye başladı. Yaklaşık yarım saat sonra balo alanındaydık. Alaz her zaman yaptığı gibi arabadan inip kapımı açıp inmeme yardımcı oldu. Ben indikten sonra elini belime koydu ve yine davet kartlarımızı görevliye gösterip içeri girdik.

Bize ayrılan masaya geçtiğimizde oldukça sakin bir şekilde etrafımı incelemeye başladım. Alaz da aynı şekilde benimle birlikte etrafı inceliyordu. Karahan denen şerefsiz tüm konuklarla bizzat kendisi ilgileniyordu. Elimde olsa şimdi kafasını parçalara ayırabilirdim ama bu görevi mahvetme gibi bir lüksüm yoktu. Eğer böyle bir şey yapmaya kalkışırsam, Alaz ve benim değil, buradan canlı çıkmamız, leşimiz bile çıkamazdı. O yüzden hataya yer yoktu.

Kısa bir süre sonra Karahan yanımıza geldi ve bizi selamlayıp konuşmaya başladı.

— Tekrar hoş geldin, Mert.
— Hoş buldum, Karahan Bey.
— Siz de hoş geldiniz, Lara Hanım.
— Hoş buldum, Karahan Bey.
— Mert, eşini yalnız bırakıp bizimle vakit geçirmeye ne dersin?
— Elbette, Karahan Bey. Karıcığım, müsaadenle Karahan Bey’le gidiyorum.
— Elbette. Keyfine bak, kocacığım.

Karahan denen piç ve Alaz gözden kayboldu. Tahminimce kumar oynamaya gitmişlerdi. Çok geçmeden balodaki kadınlar da leş kargaları gibi etrafımı sarmıştı. İçlerinden biri oldukça mutlu bir şekilde benimle konuşmaya başladı.

— Lara Hanım, merhaba, ben Aysu.
— Tanıştığıma memnun oldum, Aysu Hanım.
— Tahminimce buranın en genç çifti siz olduğunuz için oldukça dikkat çekiyorsunuz. Sakıncası yoksa Mert Bey’le nasıl tanıştığınızı dinlemek isteriz.

Aysu denen kadının sorduğu bu soruyla kalakalmıştım. Alaz’la hiç bu konuşmayı yapmamıştık. Hemen bir yalan uydurabilirdim. Ama ya Alaz’a da böyle bir soru sormuşlarsa ve Alaz da uydurduğu bir şeyi anlattıysa? Şu an bir şey anlatmam çok tehlikeliydi. Hemen bir yolunu bulup buradan uzaklaşmalıydım ama hiç mümkün değildi. Aysu denen kadın ve yanındaki diğer kadınlar leş kargaları gibi etrafımı sarmış, meraklı gözlerle bana bakıyorlardı. Derken bir anda telefonum çalmaya başladı.

Allah’ım, çok şükür.

— Aysu Hanım, müsaadenizle açmam gerek.

Çantamdan telefonumu çıkarıp arayan kişiye baktım. Alaz arıyordu. Çok beklemeden hemen açıp sakin bir yere geçtim.

— Alo, efendim, kocam?
— Karıcığım, eğer müsaitsen bahçeye gelir misin?
— Elbette gelirim, kocam.

Telefonu kapattıktan sonra kadınların yanına dönüp konuşmaya başladım.

— Hanımlar, kusura bakmayın, kocam beni çağırıyor da gitmem gerek. Döndüğümde konuşmamıza devam etmemizin bir sakıncası yok değil mi?
— Elbette bir sakıncası yok, Lara Hanım. Lütfen eşinizin yanına gidin.
— Anlayışınız için çok teşekkür ederim, Aysu Hanım.

Gülümseyerek kadınların yanlarından ayrılıp bahçeye çıktım. Etrafıma baktığımda Alaz’ı çardakta otururken gördüm. Daha fazla vakit kaybetmeden Alaz’ın yanına gidip oturdum. Biraz bekledikten sonra konuşmaya başladım.

— Bir sorun mu var, kocam?
— Sorun yok. Sadece seni görmek istedim.

Rahat bir nefes verip kıkırdamaya başladım. Biraz bekledikten sonra konuşmaya devam ettim.

— Kocama bak sen, bensiz dakikalar geçiremiyor.

Alaz’a biraz daha yaklaşıp kısık bir sesle belli etmeden konuşmaya başladım.

— Sen gittikten sonra içerideki kadınlar yanıma gelip nasıl tanıştığımızı sordular. Ben de sana da aynı soruyu sorabileceklerini ve senin de farklı bir cevap verebileceğini düşündüğüm için sustum. Tam o sırada da sen aradın. Ne demeliyim?
— Onlara, üniversitede tanıştığımızı söyle.
— Hangi bölüm?
— Ticaret.
— Peki, hangi üniversitede okuduğumuzu sorarlar mı?
— Sanmıyorum. Sorarlarsa da Boğaziçi Üniversitesi’ni söylersin.
— Anlaşıldı.

Alaz’dan tam uzaklaşıyordum ki Karahan denen piçin geldiğini gördük. Karahan’ın neler soracağını az çok tahmin edebiliyordum. Burada tek başınıza ne yapıyorsunuz, ne konuşuyorsunuz ve neden buradasınız gibi birçok soru. Alaz bileğimi tutup ondan uzaklaşmamı hızla engelledi ve Karahan’ı fark etmemişiz gibi yaparak hemen dudağımı öptü. Evet, dudağımı öptü.

Ne?! Dur bir saniye! Alaz şu an beni öpüyordu! Kahretsin!

Ellerim çoktan titremeye başlamıştı. Alaz da elini belime koyarak beni daha da kendine yaklaştırdı. Ben de ona uyum sağlayarak ellerimi boynuna doladım.

Siktir! Görev içinde olsa çok kötü bir duyguydu!

Öpüşmeye devam ederken Karahan yanımıza geldi. Karahan’ı yeni görüyormuşuz gibi yaparak hızla birbirimizden ayrıldık. O da boğazını temizleyip konuşmaya başladı.

— Gençler, kusura bakmayın, bölüyorum. Mert yanımızdan bir anda ayrılınca merak edip bakmaya geldim. Meğer Mert karısının özlemine dayanamamış.
— Kusura bakmayın, Karahan Bey.
— Ne kusuru canım, yeni evli ve genç bir çiftsiniz, elbette normal bir durum. Neyse, ben sizi bölmeyeyim. Devam edin siz.

Memnun bir şekilde gülümseyerek yanımızdan ayrıldı. Ben de Alaz’a dönüp konuşmaya başladım.

— Bu orospu çocuğu rolünü o kadar iyi oynuyor ki bazen onun masum birisi olduğunu düşünüyorum. Şu piçin yüzünden düştüğümüz duruma bak!

Alaz keyifli bir şekilde sitemimi izliyordu. Biraz hava aldıktan sonra içeri geçtik. Bir saat sonra bugünkü balo sona ermişti. Alaz’la beraber arabaya bindik ve otele döndük. Hemen odamıza çıktıktan sonra yaptığım ilk şey yüzümdeki lanet maskeyi çıkartmak oldu. Alaz da aynı şekilde maskesini çıkarıp koltuğa oturdu.

Ben de çok geçmeden pijamalarımı alıp banyoya girdim. Makyajımı çıkarıp dişlerimi fırçalayıp son olarak pijamalarımı giydikten sonra banyodan çıktım. Daha sonra yatağın örtüsünü açıp bir ucuna uzandım ve gözlerimi yumdum. Alaz da banyoya girdi. Yaklaşık on dakika sonra çıkıp yanıma yatağın diğer ucuna uzandı. Sanırım uyuduğumu tahmin ettiği için bana doğru yavaşça yaklaşıp başımı göğsüne koydu ve saçlarımı nazikçe okşamaya başladı.

Alaz’ın saçlarıma her nazik dokunuşuyla iyice gevşeyip huzurlu bir uykuya daldım.

(Arkadaşlar, bir beğeniyi çok görmeseniz. Gerçekten atacağınız her beğeni benim için çok önemli.)