1. bölüm · Mühür

1. Bölüm: Normal

SZN SCHULDİNER

Ben Duru Erdem. Üniversite ikinci sınıf psikoloji öğrencisiyim ve tahmin ettiğiniz üzere yirmi yaşındayım.

Sabah saat yedi buçukta çalan alarmım odamın sessizliğini bozuyordu. Gözlerimi açtığımda yaptığım ilk şey alarmımı sinirle kapatıp geri yatağıma girmek oldu. O kadar yorgundum ki okula hiç gitmek istemiyordum ama sürekli çalan alarmım geri uyumama asla izin vermiyordu. Sonunda homurdanarak yatağımdan çıktım ve alarmımı kapatıp banyoya gittim.

Banyoda yapmam gereken işlerimi hallettikten sonra bugün için seçtiğim giysileri giydim ve mutfağa gidip kendime bir sandviç hazırladım. Saat sekiz onu gösteriyordu. Hazırladığım sandviçimi yerken telefonumda gezinmeye başladım. Bugünkü ders programıma baktığımda sadece üç dersim olduğunu gördüm ve bu da okuldan erken çıkacağım anlamına geliyordu.

Sandviçimi bitirdikten sonra çantamı da alıp evden çıktım. Durağa gidip yaklaşık on dakika bekledikten sonra otobüse bindim. Kısa bir süre sonra okuldan arkadaşım olan Ceren beni aradı, ben de çok bekletmeden telefonu açtım.

— Alo, efendim Ceren?
— Duru nerede kaldın sen ya? Hani bugün biraz erken gelip birlikte vakit geçirecektik?!
— Ceren o kadar yorgunum ki geç uyandım. Yedide uyanmam gerekirken yedi buçukta uyandım. Kusura bakma.
— Hayır yani ne yorgunluğu kızım bu? Okul çıkışı pek bir şey de yapmıyorsun direkt evine gidiyorsun.
— Lütfen Ceren sorgulama işte yorgunum.
— Tamam tamam, çok irdelemeyeceğim.
— On beş dakikaya okuldayım hadi görüşürüz.
— Görüşürüz.

Telefonu kapattıktan sonra büyükçe bir nefes verip başımı cama yasladım. Dediğim gibi, on beş dakika sonra okula vardım. Okul kartımı okutup turnikeden geçtikten sonra okula girdim. Sınıfıma girdiğimde Ceren’i hararetli bir sohbetin içinde gördüm. Gülümseyerek yerime oturdum, Ceren de vakit kaybetmeden yanıma oturdu.

— Duru telefonda anlatmadım ama çok önemli gelişmeler var kızım.
— Ne gelişmesi Ceren ne oldu?
— Hani sana bir tane çocuktan bahsetmiştim ya, hoşuma gidiyor demiştim. İşte o çocuk bana dün akşam Instagram’dan istek attı kızım! Aşırı mutluyum.
— Yani cidden bu muydu Ceren?
— Ne ya haber veriyorum işte.
— Bu işlerle ilgilenmediğimi biliyorsun.
— Tamam tamam sustum.

Kısa bir süre sonra hoca geldi ve dersleri işledik. Yaklaşık bir saat sonra tüm dersler bitmişti ve eşyalarımı topluyordum.

— Duru, bugün hemen eve gitmesen, azıcık kafeye gidip otursak olmaz mı?
— Ceren gerçekten çok isterdim ama işlerim var.
— Sen de bir şeyler var ama bir türlü çözemedim.
— Hadi ben kaçtım.
— Kaç sen kaç.

Vakit kaybetmeden okuldan çıktım ve yürümeye başladım. Yaklaşık on beş dakika sonra bir ormanın içine girdim. Sık ağaçların arasında ilerledikten sonra hemen ileride duran motora bindim ve hızla sürmeye başladım. Bir saat sonra karşımda kocaman, oldukça kasvetli bir üs belirdi. Vakit kaybetmeden motorumdan inip üsse girdim ve ikinci kata çıktım. Tahmin ettiğim gibi herkes burada toplanmış, kendi aralarında sohbet ediyordu. Beni gören Ece, gülümseyerek yanıma geldi ve bana sarıldı.

— Gözümüz yollarda kaldı, nerede kaldın?
— Dersler anca bitti, biraz geciktim. Kusura bakma.
— Ne kusuru canım aşk olsun.

Örgüt üyesi arkadaşlarımla sohbet ederken bir anda izlenildiğim hissine kapıldım. Etrafıma göz gezdirdim. Bakışlarım, deri koltukta oturmuş, elindeki viskiyi ağır ağır yudumlayarak beni izleyen Alaz’a takıldı. Alaz’la göz göze geldim. Pek de umursamadan tekrar önüme döndüm.

(Arkadaşlar, bir beğeniyi çok görmeseniz. Gerçekten atacağınız her beğeni benim için çok önemli.)