4. bölüm · Mühür

4. Bölüm: Eşleşme

SZN SCHULDİNER

Alaz gözlerini bir saniye bile üzerimden ayırmıyordu. Alaz’ın beni izlediği gibi ben de onu izlemeye başladım. Gözlerimi bir saniye bile ayırmıyordum. Sanırım aramızda sessiz bir rekabet başlamıştı…

Dakikalar su gibi akıp giderken can sıkıntısından parmaklarımı masaya ritmik bir şekilde vurmaya başladım. Alaz, canımın sıkıldığını anlamış olacak ki tek kaşını bilmişçe havaya kaldırdı ve hemen ardından konuşmaya başladı.

— Daha ne kadar bu anlamsız bakışmaya devam edeceğiz?
— Demek bu bakışmanın anlamsız olduğunun farkındasın. O hâlde gözlerini üzerimden çekmeye ne dersin?
— İnan, çok isterdim ama inat ettim bir kere. İlk önce sen gözlerini üzerimden çekeceksin.
— Çocuk musun, Alaz?!

O kadar gıcık olmuştum ki anlatamam. Çocuk gibi karşıma geçmiş, benimle inat ediyordu! Sonunda gözlerimi devirerek bakışlarımı Alaz’ın üzerinden çektim. Alaz da oldukça memnun bir şekilde karşımda sırıtmaya başladı. Çok geçmeden konuşmaya başladı.

— Liderimizin planladığı görevleri iyi bir şekilde yapabilir misin?
— Soru mu bu? Elbette iyi bir şekilde yaparım. Sonuçta üç yılı aşkın bir süredir bu örgüte üyeyim.
— Üç yılı aşkın bir süredir bu örgüte üye olman, iyi görev yapabildiğin anlamına gelmiyor, Duru. Sonuçta seni görev yaparken hiç görmedim.
— Eğer böyle bir endişen varsa hiç olmasın çünkü oldukça iyiyim.

Alaz bana başını sallayıp odadan çıktı. Kocaman odada tek başıma kaldım ve karşımdaki saati boş gözlerle incelemeye başladım.

Saat altı buçuktu. Beş buçuk toplantısı benim için beklediğimden de sarsıcıydı çünkü daha önce hiç ikili ekip olarak bir görevde bulunmamıştım!

Uzun uzun nefesler alıp sonunda toplantı odasından çıktım ve üsteki odama gittim. Odamdaki banyoya hemen girip üzerimdeki giysileri çıkarmaya başladım. Sıcak bir duş almanın bana iyi geleceğini düşünüyordum. Duş kabinine girip sıcak suyu açtım ve hemen yıkanmaya başladım.

Yaklaşık kırk dakika sonra duştan çıkabilmiştim. Banyo buharlarla dolmuştu. Elimle aynanın üzerindeki buharları silip kendime baktım. Siyah saçlarım çok hafif dalgalanmıştı. Elimle saçlarımdaki suyu sıktıktan sonra banyodan çıkıp dolabımdaki temiz giysileri giydim. Saçlarımı da kuruttuktan sonra odamdan çıkıp üsteki üyelerin toplandığı odaya doğru gittim.

Biz üyeler bu odaya “Vakit Geçirme” odası diyorduk. Cidden de öyleydi çünkü üyeler çoğunlukla bu odaya gelip birlikte vakit geçirirdi.

Odaya girdiğimde herkes oldukça neşeli bir şekilde sohbet ediyor ve çeşitli oyunlar oynuyordu. Hele Ece ve Ali’nin keyfine diyecek yoktu. Birlikte görev yapmaktan oldukça zevk alıyorlardı.

Odaya biraz daha göz attıktan sonra Ece’nin yanına gittim. Yüzümden anlamış olacak ki hemen konuşmaya başladı.

— Duru, ne bu hâlin? Yüzün beş karış.
— Ece, ben hiç ikili ekipli olarak bir görev yapmadım ki. Nasıl yapacağım ben şimdi?
— Aman be Duru, dert ettiğin şeye bak. Hem sana en iyi üyelerden birisini verdiler. Hiç endişe etmene gerek yok, rahat ol.
— Off, sorun da bu ya işte. Alaz’la görev yapacağım. Daha önce hiç birlikte çalışmadık. Nerede, nasıl hareket edeceğimize dair en ufak bir fikrim bile yok.
— Duru, biliyor musun, şu an çok gereksiz yere telaş yapıyorsun. İkiniz de oldukça iyi üyeler olduğunuz için elbette bu işin üstesinden rahatlıkla geleceksiniz. Rahat ol.

Ece’nin bana verdiği bu moral, bir nebze de olsa rahatlamama yardımcı olmuştu. Ama elimde olmadan endişelenmekten kendimi alıkoyamıyordum.

Üyelerden Berk, ortamı daha da coşturmak için yüksek sesli bir müzik açıp eğlenceyi daha da hareketlendirmişti. Bense bir köşede durmuş, küçük shot bardaklarındaki tekilaları içiyordum.

Evet, her ne kadar dışarıdan korkutucu ve tehlikeli bir örgütmüş gibi görünsek de içimiz dışarıdaki kişiliğimize çok tersti. İçerideyken çok eğlenceli, samimi ve çocuksuyduk. Ama dışarıdayken…

Önümdeki shotlardaki tekilaları bitirdikten sonra kendime bir bardak viski doldurup hemen dans eden üyelerin arasındaki Ece’yle birlikte çılgınlar gibi dans etmeye başladım. Berk’in arada gaza gelip böyle eğlenceler düzenlemesi biz üyelere oldukça iyi geliyordu.

Ece’yle mutlu bir şekilde dans ederken etrafıma baktığımda Alaz’ın her zamanki gibi deri koltukta oturmuş, elindeki viski bardağıyla üyeleri izlediğini gördüm. Sanırım ona baktığımı anlamış olacak ki bakışlarını bana çevirdi. Hemen Alaz’a sırtımı dönüp Ece’yle eğlenmeye devam ettim.

Bu odada ne kadar süredir çılgınlar gibi eğlendiğimizi bilmiyordum ama saat epey geç olmuş olmalıydı. İçtiğim içkilerden dolayı biraz sarhoştum ama yürüyebiliyordum. Ece’ye doğru eğilip konuşmaya başladım.

— Ece, ben odama geçeceğim.
— Tamam Duru, dikkatli ol. Giderken düşeyim deme.
— Tamam, tamam, merak etme. Hadi, size iyi eğlenceler.

Hafif sarsak adımlarla odadan çıkıp koridorda yürümeye başladım. Üs o kadar büyüktü ki sayısız oda vardı ve hâliyle şu an yürüdüğüm koridor da epey uzundu.

Koridorun sonuna ulaştığımda yukarı kata çıkan merdivenlere yöneldim. Odam bir üst kattaydı. Beni epey uğraştırsalar da sonunda bu lanet merdivenleri çıkabilmiştim.

Odama girip hemen kendimi yatağa attım. Çok geçmeden gözlerim ağırlaştı ve uykuya daldım.

Duru kendini bir anda annesi ve babasının öldüğü günün içinde buldu. Annesi ve babası bir arabanın içinde başlarından vurularak öldürülmüştü. Duru, her ne kadar tüm gücüyle arabaya doğru koşsa da bir türlü yetişemiyordu, çünkü araba uzaklaşmaya başlamıştı. Koşmaya devam ederken attığı çığlıklar kulaklarında yankılanıyordu. Yalvarıyordu. Evet, Duru ailesinin gitmemesi için yalvarıyordu. Ama nafileydi. Hızla uzaklaşan araba çoktan gözden kaybolmuştu…

Çığlık atarak gördüğüm bu korkunç rüyadan tekrardan uyandım. Evet, her gün bu korkunç rüyayı görüyordum. Üstelik asla değişmiyordu!

Etrafıma baktığımda bu sefer sadece Alaz’ı gördüm. Yanında hiç kimse yoktu. Oldukça sakin bir şekilde beni inceliyordu. Sağ taraftaki komodinin üzerindeki suyu alıp bana uzattı. Uzattığı suyu hemen alıp içmeye başladım.

Gördüğüm bu kötü rüyadan ne zaman uyansam hep dilim damağım kurumuş bir şekilde uyanıyordum. Bu yüzden komodinin üzerinde her zaman bir bardak su bulunduruyordum.

Alaz konuşmaya başladı.

— İyi misin, Duru?
— İyiyim.
— İyi olduğuna emin değilim.

Gözleri üzerimde geziniyordu. Gördüğüm kötü rüya esnasında kendime zarar vermediğimden emin olmaya çalışıyordu.

— Gerçekten iyiyim, Alaz. Endişelenmene gerek yok.

Söylediklerime inanmıyor olacak ki yaklaşıp elini alnıma koydu. Sanırım ateşimi ölçüyordu. Ama şaşırmıştım. Bu kadar büyük olan bu ellerin beni incitmekten korkar gibi bir hâli vardı.

Alnıma o kadar nazik dokunuyordu ki istemsizce bu dokunuşuyla kendimi güvende hissettim…

Kendine gel, Duru. Düşüncelerine ve duygularına hâkim ol. Senin dünyanda zayıflığa yer yok. Aşk demek, zayıflık demek.

Elini alnımdan çeken Alaz, odamdaki sessizliği bozan ilk kişi oldu.

— Ateşin var, Duru.
— Ateşim yok, Alaz. Gerçekten iyiyim.
— Değilsin.
— Off, Alaz. İyiyim diyorum ya. Belki içtiğim içkilerden dolayıdır. Çok abartıyorsun.

Alaz odamdan çıkıp gitti. Kapıya öylece bakıyordum. Ne garip… Genelde beni çok nadir düşünürlerdi.

Yatağıma geri sırtüstü uzandım. Yaklaşık beş dakika sonra Alaz tekrar odama girdi. Ben de yatakta oturur pozisyona geçmiştim. Elinde orta boy bir leğen ve küçük bir havlu vardı.

Ciddi olamazdı!

— Alaz, ne yapıyorsun?!
— Ne yapıyor gibi duruyorum oradan?
— Ciddi olamazsın. Gerçekten iyiyim!
— Sus, Duru.
— Ama-
— Sus dedim.

Lafı ağzıma tıkan Alaz’a sinirli ve şaşkın bir şekilde bakıyordum.

— Tekrar uzan.
— Şaka yapıyor olmalısın.
— Duru, her şeyi ikiletmek zorunda mısın? Uzan dedim işte.

Oflaya puflaya yeniden uzandım. Alaz da memnun olmuş bir şekilde elindeki küçük havluyu leğene sokup iyice ıslattı. Daha sonra havluyu sıkıp alnıma ufak ufak dokundurmaya başladı.

Cidden çok utanç verici. Allah’ım, sabır ver!

Hemen konuşmaya başladım.

— Tahminen ne zaman biter?
— Ateşin ne zaman düşerse o zaman.
— Şaka yapıyor olmalısın!
— Hayır, gayet ciddiyim.

Bu adam beni delirtecekti!

Daha fazla konuşmadan Alaz’ı izlemeye başladım. Yaptığı en basit işi bile bu denli dikkatli ve özenli yapması çok dikkatimi çekmişti ama ne tuhaftır ki Alaz’ın bu hâli oldukça hoşuma gitmişti.

Kendine gel, Duru!

Aklımdaki düşüncelerle boğuşurken farkında bile olmadan çok huzurlu bir uykuya dalmıştım…

(Arkadaşlar, bir beğeniyi çok görmeseniz. Gerçekten atacağınız her beğeni benim için çok önemli.)