1. bölüm / 3
MİRAJGİRİŞ
Bölümler 3Şu an: GİRİŞ
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
MİRAJ
Gamzvera Dreamlina
Aynalar gerçeği mi gösterir?
Yoksa yalnızca bakmaya cesaret edemediğimiz şeyleri mi yansıtır?
Giriş
Yıllardan 2004, Aralık ayının soğuk havası tüm ülkeyi sarmış durumdaydı. Aksoy ailesi ise doğacak minik bebek için gün sayıyordu. O sırada Aynalar Diyarı’nda Larissa Nocturne kendi muhafızlarını seçmekle uğraşıyordu. Larissa Nocturne, bu işi her zaman fazlasıyla iyi yapardı. Kendisi Kül elementine sahipti.
Seçtiği sekiz muhafız ile artık takım tamamlanmıştı. Takımın ismi ise Ölü Muhafızlar idi. Nedeni ise her birinin Türkiye’de ölmüş ve Aynalar Diyarı’nda yaşamına devam eden bebekler olmasıydı.
Bu sırada Mardin’de yaşayan Aksoy ailesini şaşırtan bir olay olmuştu. Yeşim Hanım’ın bir ay öncesinden doğum sancıları başlamıştı. Bu olay tüm Mardin’in dilindeydi; herkes Yeşim Hanım için içten içe dua ediyordu. Aksoy ailesi apar topar hastaneye gitmişti. Acil bir şekilde doğuma giren Yeşim Hanım’ın içini korku kaplamaya başlamıştı bile. Belki de annelik içgüdüsüydü.
Belki de ruhlar, bazı ayrılıkları önceden hissederdi.
Ve doğum, uzun bir sürenin ardından bitmişti. Ama minik Elis ölmüştü. Belki de bir ay erken doğmak onun için iyi değildi.
Bu sırada Aynalar Diyarı’nın tanrıçası Elen, Larissa’ya haber gönderdi.
“Larissa, yine daha dünyaya gelmeden bir bebek öldü. Onun ruhunu al… Ve buraya getir… Daha sonra yapman gerekenleri biliyorsun…”
Larissa görevini yerine getirerek boyut kapısını açtı ve fanilerin dünyasına geldi.
Yeni bir bebek daha şu güzel diyarı göremeden öldü, diye iç geçirdi. Ona göre fanilerin yaşadığı bu dünya harikaydı. Kendi ikinci yaşamında kesinlikle burada doğmak isterdi.
Bitlis’in Hizan ilçesinde, daha doğmadan ölmüş olan Elis için gelmişti. Hastaneye giren Larissa’yı kimse göremiyordu. Bu bir illüzyon değildi; fanilerin dünyasında kimsenin Aynalar Diyarı’nı öğrenmemesi için oluşturulmuş bir duvardı. Bazı şeyler gizli kalmalıydı.
Larissa, ameliyathanenin önüne geldiğinde büyük bir kalabalık gördü.
Ne çok seveni varmış, diye düşündü.
Hızlı bir şekilde Elis’in yanına, morga doğru ilerledi. Gördüğü minik beden karşısında duraksadı. Her zaman doğrudan işini yapan, hiçbir şey hissetmeyen Larissa, ilk defa simsiyah saçları ve bembeyaz teni olan bu bebeğe karşı içinde bir bağ hissetti. Larissa, ilk kez bir görevde içinin sızladığını fark etti. Bu bir anne şefkati değildi. Böyle bir bağa hiç inanmazdı. İçindeki bu bağ, kızı ailesine geri gönderme isteğiydi.
Fakat bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. Hızlı adımlarla Elis’in yanına ilerledi ve kulağına, ruhunu alacağı birkaç büyü cümlesini fısıldadı. Bununla birlikte minik bedenin ruhu havalandı ve Elis’in gözleri açıldı. Kahverengi gözleriyle Larissa’ya bakıyordu. Bir anlık gülümsemesiyle yanaklarındaki gamzeler ortaya çıkmıştı. Bu, Larissa’nın yüzünde de kısa bir gülümseme oluşmasına neden oldu.
Larissa hızla oradan uzaklaşırken Elis’i yanına almayı unutmadı. Aynalar Diyarı’na döndüğünde ona yeni bir kiralık aile aramaya başladı. Evet, kiralık aile… Fanilerin dünyasında doğduğu gibi ölen bebeklerin ruhları, Aynalar Diyarı’nda çocuğu olmayan ailelere belli bir süreliğine verilirdi. Vakti geldiğinde, çocuk ya da genç olduklarında, kendi dünyalarındaki ailelerine dönerlerdi. Garip bir düzendi. Ama Larissa için bu fazlasıyla içten bir durumdu. Görevinden memnundu; o bebeklerin en azından bir yerde yaşamaya devam etmesi bile çok büyük bir şeydi.
Çünkü Larissa’nın takımındaki her bir muhafız da Türkiye’de doğarken ölen bir bebekti. Fakat onların aileleri onları istememişti. Bu yüzden Aynalar Diyarı’nda yaşamlarına devam etmişlerdi. Larissa’nın onları seçme sebebi buydu. Kimsenin iletişim bile kurmak istemediği, bir zamanlar ruhlarını alarak getirdiği o bebeklerdi onlar.
Larissa, Elis için bir aile bulamamıştı. Daha doğrusu, bulmak istememişti. Onu koskocaman bir şatoya yerleştirmiş ve yanına, takımından biri kız biri erkek olmak üzere iki muhafız koymuştu.
Elis 5 yaşında
Nyx’ten izin alan Elis, şatonun dışına çıkabilmişti. Geçen gün şans eseri bulduğu Periler Ormanı’na gitmek istiyordu. Tabii ona izin verilmediği için hep geri kalmıştı. Geceleri Periler Ormanı’ndan odasına sızan ışıklarla hayaller kurardı.
Acaba nasıl bir yerdi?
🌑🔮🧚🏻♀️
Elis 10 yaşında
Artık Periler Ormanı’na gidebiliyordu. Ama yalnızca Arian’la. Onu babası sanıyordu. Nyx ve Arian… Ailesi olduklarına inanıyordu. Ve mutluydu.
Güç eğitimi başladığında bunun sıradan bir şey olduğunu düşündü. Oysa ona öğretilenler, gerçeği saklamak için örülmüş bir oyundu. Elis’in Aynalar Diyarı’ndan olmadığını fark etmemesi gerekiyordu.
🌑🔮🧚🏻♀️
Elis 15 yaşında
Şaşırtıcı bir şekilde Elis’in güçleri vardı. Kendisi su elementine sahipti. Bu, onun için her zaman eğlenceli bir şeydi. Fakat Larissa’yı, Nyx’i ve Arion’u telaşlandırmıştı. Hiçbir dünyadan gelen bebek element sahibi olamazdı. Bu imkânsızdı. Elis bu endişenin farkındaydı ama nedenini hâlâ çözemiyordu…
🌑🔮🧚🏻♀️
Elis artık büyümüş, 21 yaşına gelmişti. Ama Aynalar Diyarı’na göre hâlâ bir çocuktu. Larissa, ölmüş bir ruhu tekrar nasıl canlandırabileceğini tam 21 yıl boyunca araştırmıştı. Elis’i asla unutmamıştı. Sürekli onu ziyarete gitmişti. Ve artık nasıl yapacağını biliyordu. Fakat bunu Elis’e nasıl anlatacağını hâlâ bilmiyordu…
Giriş bölümü nasıl olduğunu belirtirseniz çok güzel olur. Umarım beğenmişsinizdir.
733 kelime.
Instagram; lali_n1903
Bu hesap kitap hesabım oradan paylaşım yapıyorum bakabilirsiniz.
Bölüm etkileşimi
