3. bölüm · Melekler ve şeytanlar

3:bölüm :büyük yalan

Nur Balge

Evin olduğu sokağa varmıştım. Eve doğru ilerlerken ışıkların yanmadığını fark ettim; annem evde değildi kesin. Anahtarı deliğine sokarken birden bir çığlık duydum... Annem! Annemin sesiydi bu. Ona bir şey mi olmuştu? Hızla kapıyı açıp içeri daldım. Annem oturma salonunda yerde yatıyordu. Beyaz kanatlarının yarısı siyaha dönüyor, saçlarının dipleri ise kararmaya başlıyordu. Canı çok yanıyordu. Neler oluyordu böyle?
Daha annemin durumunu sindiremeden bir gürültü daha koptu; kapı kırıldı! Simsiyah kanatlı varlıklar bir anda etrafımı sardı. (İçimden "Ne oluyor amk, bunlar kim, niye siyahlar lan?" diye geçirdim.) [ O sırada iki el beni kucakladı. Kimdi bu? Gözleri simsiyahtı ama bir yerden tanıdık geliyordu...
"Merhaba küçük hanım, iyi misin?"
Kekeledim, sesim çıkmıyordu. "Luka... Luka sen misin?" diye fısıldadım.
"Ne kadar da çabuk tanıdın küçük hanım."
Beni hızla bir ara sokağa götürdü ve yere koydu. O an simsiyah kanatları kayboldu, saçları tekrar beyazladı. Az önce içinde kaybolduğum o siyah gözler yine deniz mavisine döndü. Hafifçe eğilip fısıldadı: "Her gördüğüne inanma küçük hanım."
"Annem... Anneme ne oldu? Sen nesin lan, kimsin? Neden buradasın, nasıl renk değiştirdin bir anda?" sorularım ardı ardına patlarken eliyle ağzımı kapattı.
"Sus küçük hanım, yakalatacaksın bizi!"
Gözlerim faltaşı gibi açıldı. Annemi melekler tutmuş, bir yerlere götürüyorlardı. Ama neden? Tekrar Luka’ya döndüm; çok duygusuz duruyordu. Eli hala ağzımdaydı, çekecek gibi de durmuyordu. Hafifçe dilimi eline sürdüm.
"Iyy!" diyerek elini çekti.
"Çekseydin kardeş, banane."
"Senden büyüğüm."
"Dedeciğim, yardım edeyim mi o zaman?"
Bana sert bir bakış attı. "Bu gece sen de değişeceksin Miray, dikkatli olmamız lazım. Annen melek değil, onu öğrendik en azından. Bu da demek oluyor ki..." Bana baktı ve hafifçe sırıttı. "Sen de melek değilsin."
"Ona ne yapacaklar?" diye sordum korkuyla.
"En iyi ihtimalle sürgün ederler."
"Kötü ihtimalle?"
"Ölür."
"NE?!"
"Evet, şeytanların burada işi yok küçük hanım. Annen de bir melek değil; yani ya sürgün ederler ya idam, ya da işkenceyle ölüm. Seni bulurlarsa senin de sonun aynı olur."
"Neden peki? Şeytani meleklerin ne suçu var?"
Sinirli bir şekilde bana döndü. "Bir daha öyle deme!"
"Neden?"
"Deme dedim! Melez de sen ona."
"Melez mi? Mantıklı ama neden şeytani..."
"Sus yoksa seni mahvederim!"
"Peki, peki... Sen nesin o zaman?"
"Has şeytan."
"Ama karşımda bembeyaz duruyorsun?"
"Öğrenirsen sen de yaparsın küçük hanım."
"Yani şeytanlar melek kılığına girebiliyor mu?"
"Evet."
"Şeytan olursam ben de mi yapabileceğim?"
"Yani..."
"Annem..." dedim üzüntüyle. "Annen saf şeytan olmalı."
"Ama o acı çekiyordu, sen ise çok rahatsın?"
"Eğitimini aldım küçük hanım."
"Annem nasıl yaptı peki?"
"Kendi çabalamış olmalı."
"Peki ben? Ya bana ne olacak amk?"
"He o konu... Yakalanırsın, büyük ihtimalle de ölürsün küçük hanım."
"Ne?! Beni öylece bırakacak mısın?"
"Yani, niye yanıma alayım?"
"Niye kurtardın o zaman?"
"Öyle."
"Öyle ne be?"
"Kurtardım işte."
"Yok ya!"
"Sabır..."
"Ee, ne olacak bu gece?"
"Dönüşeceksin. İki ihtimal var: Ya saf şeytan olacaksın, yani baban da şeytan; ya da melez olacaksın, yani baban melek."
(İçimden babamın da şeytan olması için her şeyi yapardım dedim. Meleklere olan tüm inancım bitmişti.)
Bana baktı. "Sende melek tipi yok zaten, şeytan ol ya."
"Ha?"
"Yok bir şey amk."
"He kesin amk, kesin!"
"Yeter artık, ne yapacağımı söyle!" dedim. "Sadece karanlıkta kal."
"Neden?"
"Melek olma ihtimalin kaç sence? Annen o durumdayken sıfır tabii."
Oturduğum yerden kalktım. "Ne saçmalıyorsun sen?"
"Çocukluk fotoğrafların var mı?"
"Sekiz yaşımda bir videom var sadece."
"Ee, sen direkt sekiz yaşında mı doğdun?"
"Annem hem çalışıp hem çocuk büyüttü; bebeklik fotoğrafım olmadığı için özür dilerim Luka!"
"Ya çatık kaşlı ya..."
"Asıl ben sana çattım!"
O anda bir anda kalbimde tarif edilemez bir sancı hissettim. "Luka... LUKA nefes alamıyorum, yardım et!"