3. bölüm / 3
MAYRABÖLÜM 3:DÜZENİN ARDINDAKİ ŞEY
Bölümler 3Şu an: BÖLÜM 3:DÜZENİN ARDINDAKİ ŞEY
- 1 BÖLÜM 1: MAYRA1.026 kelime
- 2 BÖLÜM 2:BİR ŞEY YANLIŞ797 kelime
- 3 BÖLÜM 3:DÜZENİN ARDINDAKİ ŞEY807 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mayra çocukken de düzeni severdi.
Ama kimse bunun nedenini bilmiyordu.
Hatta Mayra'nın kendisi bile uzun yıllar boyunca bunun yalnızca karakteri olduğunu düşünmüştü.
Çocukken oyuncaklarını renklerine göre dizerdi.
Kitaplarını boyutlarına göre sıralardı.
Kalemlerinin uçları aynı yöne bakmadığında huzursuz olurdu.
Annesi odasına girip yatağının üzerindeki battaniyeyi değiştirdiğinde Mayra sessizce arkasından gider, battaniyeyi eski haline getirirdi.
Babasının çalışma masasındaki saat iki santim bile yerinden oynasa fark ederdi.
O zamanlar herkes gülüyordu.
“Bu kız büyüyünce mühendis olacak.”
“Yok, doktor olacak.”
“Bu kadar titiz insan doktor olur zaten.”
Mayra da gülerdi.
Kimse ona neden böyle olduğunu sormazdı.
Çünkü çocukların bazı davranışları yetişkinlere sevimli gelirdi.
Ta ki bir geceye kadar.
Mayra sekiz yaşındaydı.
Saat 22.14.
Evin içinde alışılmadık bir sessizlik vardı.
Babası henüz eve gelmemişti.
Annesi mutfaktaydı.
Mayra odasında oyuncaklarını topluyordu.
Kırmızı arabayı üçüncü sıraya koymuştu.
Mavi olanı yanına.
Sarı olanı en sona.
Her şey olması gerektiği yerdeydi.
Sonra kapı çaldı.
Bir kez.
İki kez.
Üç kez.
Mayra başını kaldırdı.
Annesinin mutfaktan çıktığını gördü.
Kadın kapıya doğru yürüdü.
Mayra o anda garip bir şey fark etti.
Saat 22.17'ydi.
Babası normalde 22.10'da eve gelirdi.
Yedi dakika.
Sadece yedi dakika gecikmişti.
Ama o yedi dakika, Mayra'nın hayatındaki bütün düzenin ilk kez bozulduğu andı.
Kapı açıldı.
Sonrasını yıllarca kimse Mayra'ya anlatmadı.
Çünkü Mayra'nın hatırladığı şeyler birbirine karışmıştı.
Bağırışlar.
Annesinin sesi.
Camın kırılma sesi.
Birinin yere düşmesi.
Sonra babasının onu kolundan tutup merdivenlerden aşağı indirmesi.
Ve karanlık.
Sadece karanlık.
Mayra o gece bir şey öğrendi.
Dünyada hiçbir şey tamamen kontrol edilemezdi.
Ama insan en azından hazırlıklı olabilirdi.
O günden sonra düzen onun için başka bir anlama geldi.
Sabah kaçta kalkacağını bilmek...
Ne yiyeceğini bilmek...
Nereye gideceğini bilmek...
Kimseye muhtaç olmamak...
Her şeyi önceden düşünmek...
Bunlar artık alışkanlık değildi.
Güvenlikti.
Mayra büyüdükçe daha kontrollü oldu.
Daha dikkatli.
Daha sessiz.
Ve daha bilgili.
Psikiyatriyi seçmesinin nedeni de yalnızca insanlara yardım etmek değildi.
İnsan zihninin neden kırıldığını anlamak istiyordu.
Korkunun insanı nasıl değiştirdiğini.
Travmanın hafızayı nasıl bükebildiğini.
Bir insanın bazı şeyleri neden hatırlayıp bazı şeyleri neden unuttuğunu.
Çünkü Mayra'nın zihninde sekiz yaşından beri aynı boşluk vardı.
O gece tam olarak ne olmuştu?
Ve neden babası o geceden sonra bir daha eskisi gibi olmamıştı?
---
Yıllar geçti.
Mayra doktor oldu.
İnsanların korkularını dinledi.
Onlara korkularının içinden çıkmaları için yardım etti.
Fakat geçmişi hiçbir zaman gerçekten kapanmadı.
Ta ki hastanede o adamı görene kadar.
Öldüğünü bildiği adamı.
---
Mayra şimdi hastanenin karanlık koridorunda duruyordu.
Alarm hâlâ çalıyordu.
Duman tavana doğru yükseliyordu.
İnsanların ayak sesleri birbirine karışmıştı.
Ama Mayra yalnızca o adama bakıyordu.
Adamın adı Aras'tı.
En azından Mayra'nın bildiği kadarıyla.
Aras, yıllar önce babasının yanında çalışan adamlardan biriydi.
Mayra onu çocukluğundan hatırlıyordu.
Sessiz bir adamdı.
Her zaman siyah giyerdi.
Ve Mayra'nın babası ona güvenir gibi görünürdü.
Sonra bir gün...
Aras öldü.
En azından herkes öyle sanmıştı.
Mayra da öyle sanmıştı.
Adam birkaç adım attı.
Mayra geri çekildi.
“Sen öldün.”
Aras'ın yüzünde çok hafif bir gülümseme oluştu.
“Bunu bana sen söyledin.”
Mayra'nın nefesi kesildi.
“Ben seni hiçbir zaman görmedim.”
“Emin misin?”
Bu iki kelime Mayra'nın zihnini delip geçti.
Çünkü bir görüntü geldi.
Bir oda.
Ahşap bir masa.
Masada eski bir silah.
Ve babasının sesi.
“Mayra, bazı şeyleri bilmek seni korumaz.”
Görüntü kayboldu.
Mayra gözlerini kapattı.
Açtığında Aras yoktu.
Koridor boştu.
Sadece yerde küçük bir kan izi vardı.
Mayra eğildi.
Parmağını uzatmadı.
Dokunmadı.
Sadece baktı.
Sonra arkasından bir ses duydu.
“Doktor?”
Mayra hızla döndü.
Güvenlik görevlisi ona doğru koşuyordu.
“Buradan çıkmanız gerekiyor.”
“Diğer hastalar?”
“Ekipler geliyor.”
“Kaç kişi içeride?”
“Bilmiyoruz.”
Mayra'nın yüzü sertleşti.
“Bilmiyoruz ne demek?”
Adam cevap veremedi.
Tam o sırada uzaklardan bir silah sesi duyuldu.
Mayra'nın bedeni istemsizce gerildi.
Ama paniklemedi.
Çünkü çocukluğunda babasının ona öğrettiği bir şey vardı:
Korktuğunda hareket etme. Önce düşün.
Mayra yıllardır ateşli silahlarla ilgili eğitim almıştı.
Mesleği için değil.
Babası yüzünden.
Ailesinin geçmişi yüzünden.
Kimsenin bilmediği o eski hayat yüzünden.
Ataları avcıydı.
Fakat babası avcılığın yalnızca doğada hayatta kalmak olmadığını düşünürdü.
İnsanın kendisini kontrol edebilmesi gerektiğine inanırdı.
Mayra o eğitimlerin çoğunu yıllar önce geride bıraktığını sanıyordu.
Yanılmıştı.
Güvenlik görevlisinin kemerindeki silaha baktı.
Adam onun bakışını fark etti.
“Doktor, hayır.”
Mayra gözlerini ondan ayırmadı.
“Ben kullanabilirim.”
“Burası hastane.”
“Biliyorum.”
“Bunu yapmanız gerekmiyor.”
Mayra bir saniye sustu.
Sonra koridorun sonundan gelen ayak seslerini duydu.
Yavaş.
Düzenli.
Yaklaşan.
Mayra'nın yüzündeki bütün korku kayboldu.
Yerine yıllardır kimsenin görmediği o ifade geldi.
Soğuk.
Keskin.
Kontrollü.
“Artık gerekiyor.”
Silahı aldı.
Fakat eline geçtiği anda bir şey fark etti.
Kabzanın üzerinde küçük bir çizik vardı.
Çocukluğundan hatırladığı bir çizik.
Mayra'nın kalbi bir kez sertçe attı.
Çünkü bu silahı daha önce görmüştü.
Babası ölmeden önce.
Ve babası ölmeden hemen önce ona yalnızca tek bir cümle söylemişti:
“Eğer bir gün bunu tekrar görürsen, Mayra... kimseye güvenme.”
Koridorun ışıkları yeniden söndü.
Karanlıkta bir ses duyuldu.
“Geç kaldın.”
Mayra silahı kaldırdı.
Ve o anda anladı.
Bu gece hastanede başlayan şey, hastanede başlamamıştı.
Aslında yıllar önce başlamıştı.
Saat 22.17'de.
O kapının açıldığı gece.
Ve Mayra'nın bütün hayatını düzenli tutmasının gerçek nedeni...
Düzeni sevmesi değildi.
Bir daha hazırlıksız yakalanmaktan korkmasıydı.
Bölüm etkileşimi
