2. bölüm / 3
MAYRABÖLÜM 2:BİR ŞEY YANLIŞ
Bölümler 3Şu an: BÖLÜM 2:BİR ŞEY YANLIŞ
- 1 BÖLÜM 1: MAYRA1.026 kelime
- 2 BÖLÜM 2:BİR ŞEY YANLIŞ797 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 BÖLÜM 3:DÜZENİN ARDINDAKİ ŞEY807 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mayra hastanenin otoparkına girdiğinde saat 08.41’di.
Normalde burada üç dakika kaybederdi.
Arabayı ikinci kata çıkarır, her zamanki yere yakın bir noktaya park eder, çantasını alır ve hastanenin personel girişinden içeri girerdi.
Bugün de aynısını yaptı.
Ama arabadan indiği anda bir şey hissetti.
Durdu.
Ne olduğunu bilmiyordu.
Sadece...
Bir şey yanlıştı.
Mayra başını kaldırıp hastanenin cam cephesine baktı.
Her şey normal görünüyordu.
İnsanlar girip çıkıyordu.
Ambulanslardan biri acil girişinin önünde bekliyordu.
Güvenlik görevlileri yerindeydi.
Hastanenin girişindeki dijital ekran her zamanki duyuruları gösteriyordu.
Yine de Mayra birkaç saniye boyunca olduğu yerde kaldı.
Sonra kendine kızar gibi başını iki yana salladı.
“Uykusuzsun.”
Kendi kendine fısıldadı.
Oysa değildi.
Tam tersine.
Gece yedi saat kırk iki dakika uyumuştu.
Telefonundaki uyku uygulaması bunu açıkça gösteriyordu.
Mayra yürümeye devam etti.
Personel kartını okuttu.
Kapı açıldı.
Koridora girdi.
Ve o anda ikinci tuhaflığı fark etti.
Hemşirelerden biri ona baktı.
Sonra hemen gözlerini kaçırdı.
Mayra bunu fark etti.
“Günaydın.”
“Günaydın, doktor.”
Kadının sesi gereğinden fazla hızlı çıkmıştı.
Mayra durmadı.
Ama aklına not etti.
Gergin.
Asansöre bindi.
Üçüncü kata çıktı.
Psikiyatri servisinin bulunduğu koridora adımını attığında ise her şey yeniden normal görünüyordu.
Fazla normal.
Koridor sessizdi.
Hemşire bankosunda iki kişi bilgisayarlara bakıyordu.
Bir hasta pencereden dışarıyı izliyordu.
Bir diğeri odasına doğru yürüyordu.
Mayra çantasını odasına bıraktı.
Beyaz önlüğünü giydi.
Saatine baktı.
08.56.
İlk hastasına dört dakika vardı.
Masasına oturdu.
Dosyayı açtı.
İlk danışanının adı...
Mayra'nın eli durdu.
Kaşları hafifçe çatıldı.
Dosyaya tekrar baktı.
Sonra bilgisayara.
Sonra tekrar dosyaya.
Bir şey yanlıştı.
Adını biliyordu.
Bu hastayı daha önce görmüştü.
Fakat dosyada yazan tarih...
Mayra'nın hatırladığı tarihle uyuşmuyordu.
“Bu mümkün değil.”
Mırıldandı.
Bilgisayarın kaydını açtı.
Daha eski notlara baktı.
Bir önceki görüşme.
Bir önceki.
Bir önceki.
Hepsi yerindeydi.
Ama arada bir gün eksikti.
Mayra'nın kaşları daha da çatıldı.
O gün hastanede olmadığını biliyordu.
Takvimini açtı.
O gün şehir dışındaydı.
Bunu hatırlıyordu.
Çünkü annesinin doğum günüydü.
Peki neden sistemde o güne ait bir görüşme kaydı vardı?
Mayra sandalyesinden kalktı.
Kapıyı açıp hemşire bankosuna yürüdü.
“Selin?”
Hemşire başını kaldırdı.
“Efendim doktor?”
“Şu dosyaya bakabilir misin?”
Kadın bilgisayarın yanına geldi.
Mayra ekranı gösterdi.
“Bu kayıt ne zaman girilmiş?”
Selin birkaç saniye baktı.
“Dün.”
“Kim girmiş?”
Selin cevap vermedi.
Mayra ona döndü.
“Selin?”
Kadının yüzündeki ifade değişti.
“Doktor...”
“Evet?”
“Ben o kaydı girmedim.”
Mayra'nın içinden soğuk bir şey geçti.
“Kim girdi?”
Selin ekrana tekrar baktı.
Sonra sesi kısıldı.
“Sen.”
Mayra'nın yüzündeki ifade tamamen değişti.
“Ben mi?”
“Evet.”
“Ben dün bu kaydı oluşturmadım.”
Selin bir şey söylemedi.
Mayra bilgisayarın başına geçti.
Kullanıcı adı gerçekten kendisinindi.
Kayıt onun hesabından oluşturulmuştu.
Saat 23.17.
Mayra o saatte evindeydi.
Üstelik uyuyordu.
Bir anlığına hiçbir şey söylemedi.
Sonra bilgisayardan geri çekildi.
“Şifremi kim biliyor?”
Selin başını iki yana salladı.
“Bilmiyorum.”
Mayra'nın zihni hızla çalışmaya başladı.
İlk ihtimal:
Sistem hatası.
İkinci ihtimal:
Hesabına biri erişmişti.
Üçüncü ihtimal...
Mayra üçüncü ihtimali düşünmek istemedi.
Tam o sırada hastanenin diğer ucundan bir çığlık yükseldi.
Öyle bir çığlıktı ki koridordaki herkes aynı anda başını çevirdi.
Mayra'nın bedeni refleks olarak gerildi.
Ardından koşuşturma başladı.
Bir kapı sertçe açıldı.
Bir hemşire bağırdı:
“Güvenliği çağırın!”
Mayra hiç düşünmeden koridora çıktı.
Çığlık acil servisin olduğu taraftan geliyordu.
İnsanlar birbirlerinin önünden geçmeye çalışıyordu.
Bir hasta yere çökmüş ağlıyordu.
Bir hemşire telefonla konuşuyor, diğer eliyle sürekli bir odayı gösteriyordu.
Mayra hızla oraya yöneldi.
“Ne oldu?”
Kimse cevap vermedi.
Sonra...
Bir patlama sesi duyuldu.
Hastanenin camları titredi.
Mayra olduğu yerde dondu.
Ardından ikinci bir ses.
Daha büyük.
Daha yakın.
Işıklar bir anlığına söndü.
Koridor karanlığa gömüldü.
İnsanlar çığlık atmaya başladı.
Bir alarm sesi yükseldi.
Mayra'nın kalbi göğsüne vuruyordu.
Fakat zihni garip şekilde sakindi.
Çıkış.
İlk düşündüğü şey buydu.
İnsanları çıkarmak.
“HERKES GERİ ÇEKİLSİN!”
Sesi koridorda yankılandı.
Birileri ağlıyordu.
Birileri dua ediyordu.
Birileri telefonuna sarılmıştı.
Mayra bir hastanın kolundan tuttu.
“Bana bak.”
Adam titriyordu.
“Bana bak. Şu an buradasın. Nefes al.”
Ama sonra...
Mayra bir şey gördü.
Koridorun sonunda.
Dumanın arasında.
Bir adam duruyordu.
Yüzü seçilmiyordu.
Sadece elindeki şeyi görebiliyordu.
Mayra'nın nefesi kesildi.
Çünkü o nesneyi daha önce görmüştü.
Bugün değil.
Dün değil.
Ama görmüştü.
Nerede olduğunu hatırlamaya çalıştı.
Sonra zihninde bir görüntü belirdi.
Kendi evinin mutfağı.
Gece.
Saat 23.17.
Bilgisayar ekranı.
Ve kendi elleri.
Mayra gözlerini kırpıştırdı.
“Hayır...”
Görüntü kayboldu.
Adam koridorun sonunda hâlâ duruyordu.
Sonra başını kaldırdı.
Mayra'yı gördü.
Ve Mayra onun yüzünü seçebildi.
O an bütün sesler sanki kesildi.
Çünkü o adamı tanıyordu.
Hem de çok iyi.
Adam dudaklarını kıpırdattı.
Mayra duyamadı.
Ama ne söylediğini anladı.
“Bunu sen başlattın.”
Mayra'nın dizlerinin bağı çözüldü.
Bir adım geri attı.
Hayır.
Bu mümkün değildi.
O adam...
O adam üç ay önce ölmüştü.
Ve Mayra bunu biliyordu.
Çünkü ölüm raporunu kendi elleriyle okumuştu.
Alarm çalmaya devam ederken Mayra'nın zihninde tek bir düşünce dönüp duruyordu:
Ya bilgisayardaki kayıt bir hata değilse?
Ya dün gece gerçekten hastanedeyse?
Ya hatırlamadığı bir saat varsa?
Ya hayatını dakika dakika planlamasının bir sebebi vardıysa?
Ve en kötüsü...
Ya Mayra'nın unuttuğu şey,
başına gelen şey değil de,
yaptığı bir şeyse?
Bölüm etkileşimi
