6. bölüm · Mavi'm

0.6

Yaren

"Neden aklımdan çıkmıyo. Neden neden neden neden. Mavi. Kendine geliyorsun hayatım saçma sapan şeylere çok fazla anlam yüklüyorsun. Maviiiiii" yatağımda oturmuş kendi kendime sayıklıyordum. En son dayanamayıp doğruldum ve telefonu elime aldım.

"Böyle söylenmekle ol-"

İnstagramdan gelen bildirimle ağzım açık kaldı.

*Bulut_Avcı kişisi sizi takip ediyor.*
*Bulut_Avcı kişisi fotoğrafınızı beğendi.*
*Bulut_Avcı kişisi fotoğrafınızı beğendi.*
*Bulut_Avcı kişisi fotoğrafınızı beğendi.*
*Bulut_Avcı kişisi fotoğrafınızı beğendi.*
*Bulut_Avcı kişisi fotoğrafınızı beğendi.*
*Bulut_Avcı kişisi fotoğrafınızı beğendi.*
*Bulut_Avcı kişisi fotoğrafınızı beğendi.*
*Bulut_Avcı kişisi fotoğrafınıza yorum yaptı:🔥"

"HASSİKTİR... LAN RESMEN DUVARI FULLEMİŞ."
Bildirimleri yavaş yavaş okurken en sonkine basıp sayfama girdim.

3 sene önce paylastığım fotoğrafın yorumlarını açtım.

Çınar_Arslan ve diğerleri beğendi.

Umut_Arslan: kimin kardeşi beee jdbdjsvs.

Bulut_Avcı: 🔥

...

Kıpkırmızı olduğumu hissediyordum. Odanın içinde volta atarak gezerken abim içeri girdi.

"Mavi?"

Panikle elimdeki telefonu düşürüp sıçrayarak kapıya döndüm.

"Abim." Dedim 32 diş sırıtarak. Bu sefer cidden uzaylı görmüş gibi beni baştan aşağı süzdü.

"İyi misin sen? Hayırdır."

"İyiiiii."

"İyi. Peki. Hazır mısın?"

"Neye abi?" Diyip yerdeki telefonu aldım. İnşallah kızarıklığım gitmiştir amin.

"Umut'a."

"Ayyy." Kafama vurdum. "Unuttum ya. Rapor açıklanıcak dimi?"

"Hayır ona daha var. Sadece görmeye gidicez." Dedi ve imalı bir şekilde baktı.

"Ne?"

"Bugün günlerden ne?"

Telefonu kaldırıp tarihe baktım.

"Hiiiiiii! Ya kahretsin ya. Nasıl unuttum." Yine kafama vurmaya başlayınca abim ellerimi tutup bana sarıldı ve kafamdan öptü.

"Hadi hazırlan."

"Tamam. Da. Pasta?"

"Ben hallettim."

Gülümseyip yanağına öpücük kondurdum. Sonra da hazırlanmam için beni yalnız bıraktı.

...

15 dakika sonra aynadan kendime bakıyordum.

"Oldu yaa. Tamam oldu."

Üstte turuncu ip askılı crop alta da siyah kot giymiştim.

Abim salondan seslendi.

"Hadi be güzelim. Geç kalıcaz."

"Geldim abim geldim."

...

Yolda tek arkadaşım olan Besteyi de arayıp çağırdım. Evinin önüne gidip onuda aldıktan sonra kliniğe vardık. Pastayı uygun bir yerde hazırlayıp mumları da yaktık.

...
[ Umut'tan ]

Dalgın dalgın duvarı seyrediyordum. Raporun açıklanacağı gün ne yapacağımı düşünüyordum. Bir tarafım çıkıp hayata devam etmek bir tarafım da burda kalmak istiyordu. Burayı sevdiğimden değil. Kendimi sevmediğimden. Kendimden nefret ettiğimden. Kendimi suçlu bulduğumdan. Annemsiz yaşamayı kabul etmediğimden. Anneme çok düşkün biri değildim. Ama işte. Öldükten sonra insan kötü hissediyo. Çok kötü...

"İYİKİ DOĞDUN UMUUT. İYİKİ DOĞDUN UMUUT."

İçeri küt diye giren Mavi, abim ve Mavi'nin arkadaşı düşüncelerimden sıyrılmama yetti. Yavaşça yataktan doğrulup herşeye rağmen gülümsemeye çalıştım. Doğum günlerini severdim... önceden yani. Şuan ne hissettiğimi bilmiyordum.

Mavi koşarak gelip boynuma atladı.

"ABİLERİN BİR TANESİİİİ... OYYY OYYYY. KURBAN OLURUUUM."

Yanaklarımı mıncırıp öperken bir yandan da cırlıyordu. (Herzamanki Mavi işte)

"Maviii güzelim bir dur ya" Abim arkadan seslendiğinde Mavi geri çekildi. Abim de Mavinin aksine bana yaklaştı.

"KALK LAN ASLAN PARÇASI SENİİ"

Gülümseyerek kalkıp tokalaştıktan sonra abime sarılırken gözümdeki yaşa da engel olamadım...

Abimden ayrıldıktan sonra Beste ile göz göze geldik.

"Doğum günün kutlu olsun Umut." Diyerek gülümsedi ve elini uzattı. Uzattığı elini tuttum.

"Teşekkür ederim."

Kafasını sallayıp geri çekildi.

Biraz oturup konuştuktan sonra konu dönüp dolaşıp yine bana geldi. (Neden acabaa)

"Umut. Abimm. Niye böyle yapıyorsun be? Çıksan şurdan. Güzelce evimize gitsek. Ne güzel olur."

Mavi de abimi onaylarcasına kafasını salladı.

...

Abimle Mavi doktorla konuşmak için odadan çıktılar. Bizde odada tek kaldık... Beste... ve ben...

Benle çok ilgilenmiyor telefonla oynuyordu. İlgilenmemeside normaldi zaten. Ne bekliyordum gelip sarılıp öpmesini falan mı?

"Hassiktir lan!"

Az önce dediğim şeyi sesli dediğimi bestenin bana güzel olduğunu yeni fark ettiğim gözlerini dikip bakmasıyla anladım. Hızla boğazımı temizledim.

"Ben... az önce... onu sesli mi dedim?"

"Evet..."

"Pardon. Cidden. Kusura bakma."

"Lan acaba... sen gerçekten deli misin?"

"Niye? Hem ne alakası var ya?"

"Bir insan; canı acır küfreder, biriyle tartışırken küfreder... ama senin canını acıtacak birşey olmadı şuan... tartışacak biri de göremiyorum etrafta. Sen cidden deli misin?"

En son cümleyi söyledikten sonra biraz daha yaklaşıp gözlerime dikkatle baktı.

"Bunların hiçbiri olmadığına göre. Aklındaki hangi düşüncenle uyuşmadın da. Bir anda şey yaptın?" Dediğinde sertçe yutkunup doğruldum.

"Avukatlığın yanında yan bölüm olarak piskologluk mu okuyorsun. Hem... nesin sen beyin okuyucu falan mı?"

Yakın olan mesafeyi iyice kapattığımda burun burunaydık. Bu sefer sertçe yutkunan taraf o oldu. Sırıtıp daha da yaklaştım.

"Hindistan cevizli."

Kafasını iki yana sallayıp kendine gelmeye çalışırken dediğim şeyle durdu.

"Ne?"

Fısıldayarak daha da yaklaştım ve saç telini elimlr tutup boynuna yaklaştım. Geri çekilmiyordu ama nabız hızını burdan hissedebiliyordum. Kulağına doğru fısıldayarak sorusuna cevap verdim.

"Duş jelin diyorum..." kokusunu derince içime çekip devam ettim.

"Hindistan cevizli."

Hızla uzaklaşıp saçlarını arkaya attı. Ellerini yelpaze gibi kullanarak kendini serinletmeye çalışıyordu. Benim dediğim aynı ses tonuyla konuştu.

"Nesin sen... çok iyi koku olan köpek falan mı?"

Sırıtıp arkama yaslandım.

"Belki..."

...