3. bölüm · Mavili Acılar 2 - Sedanur Erdoğmuş
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Eda nefes alamadı. Göktuğ, Efe’yi kollarından tutup sarsmaya çalıştı ama Efe’nin bedeni taş gibiydi. Gözbebekleri büyümüş, neredeyse tamamen kararmıştı. Sanki bir aynadan bize bakıyordu. Ama o aynanın arkasında başka biri vardı.
“Efe! Efe lütfen kendine gel! “ diye bağırdım. Ama Efe hiç bir tepki vermedi. Sadece dudakları kımıldadı ve bir fısıltı duyuldu;
“ Yansıma Kırıldı... “
Tam o sırada bütün ışıklar, titremeye başlamıştı. Duvar çatladı, toz döküldü.
Sonra odayı donduran bir uğultu yayıldı. Eda ağlarken, Göktuğ ise beni çekerek;
“Çıkmamız gerek!” dedi bağırarak. Ama ben hareket edemedim. Çünkü Efe’nin gözlerinden çıkan siyah duman, tavana yükseliyordu. Ve duvarda kadının yüzü şekilleniyordu. Sanki Efe’nin içinden geçip duvarda hayat buluyordu. Kadın yavaşça konuştu, sesi Efe’nin sesiyle karışıyordu;
“ Siz beni yok etmediniz, sadece yerimi değiştirdiniz çocuklar... “
Murat geri çekildi, duvarın kenarına çarptı. Eda’nın çığlığı yankılandı ama dışarıdan kimse duymadı. O an fark ettim biz evin içinde değiliz artık, Ev bizim içimizdeydi. Göktuğ Efe’yi omuzlarından tutup bağırarak ;
“Diren Efe! Onu bırak! Bu senin bedenin!” dedi. Ama Efe birden gözlerini ona çevirdi. Gözlerinden biri mavi, diğeri simsiyah olmuştu.
“ Ben kimim artık Göktuğ? Hem beni kendiniz çağırıp şimdide kovuyorsunuz? “ dedi. Sesi hem Efe’ye, hem de kadına aitti. Eda ise yere çökerek;
“Lütfen git,” diye fısıldadı. Kadın ise gülümsedi, Efe’nin yüzünde beliren o soğuk tebessümle.
“ Gitmek mi? Henüz başlamadık bile.”
Tam o anda cam patladı ve içeriye soğuk bir rüzgâr doldu. Perdeler uçuştu, gölgeler hareket etti. Duvarlardaki çatlaklardan bir ışık sızıyordu mavi, titreşen bir ışık. Göktuğ beni kolumdan tutarak ;
“Mavi, o ışık… onu durdurmanın anahtarı olabilir.” Dedi ve yavaşça Efe’ye yaklaştım. Gözlerimi kapattım, kalbimin sesini dinledim. İçimde bir yankı duydum . Sanki kadın benimle konuşuyordu.
“Sen de bensin… farkında değilsin ama bana bağlısın.”
Bir anda gözlerimi açtım ve o anda her şey sustu. Efe hareketsizdi. Gölge duvardan çekildi. Bir sessizlik çöktü. Ama kalbim biliyordu bu sessizlik, fırtınanın tam ortasıydı. Göktuğ başını kaldırdı, yüzü ter içindeydi. Panikle bağırarak ;
“Onu kaybediyoruz,” dedi.
Ben ise Efe’nin ellerini tutarak fısıldadım;
“Efe, eğer beni duyuyorsan lütfen dön. Ne olursa olsun, sen çok güçlüsün kardeşim... “ dedim.
Kardeşim ne kadar güzel bir kelime değil mi? Efe’nin ise gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Ama o yaş siyah renkteydi.Toprağa düştü, iz bıraktı. Ve o an hepimiz aynı anda hissettik. Karanlık artık sadece gölgelerde değil, bizim içimizdeydi.
