6. bölüm · Mavili Acılar 2 - Sedanur Erdoğmuş

ALTINCI BÖLÜM

Sedanur Erdoğmuş

Yağmur tamamen durmuştu ama yer hâlâ ıslaktı. Ayakkabılarımız toprağa her bastığında sessizliği bozan hafif bir ses çıkıyordu. Gökyüzü griydi; ne karanlık ne de aydınlık. Sanki karar verememiş gibiydi. İçimdeki his de aynıydı.

Bir şeyler bitmişti ama her şey tamamlanmamıştı.

Göktuğ yanımda yürüyordu. Omuzları gergindi. Ellerini sıkıp gevşettiğini fark ettim. Onun bu hâlini daha önce de görmüştüm. Tehlike geçti sanıldığında ama zihni hâlâ oradayken… Korku bedenini terk etmiyor, sadece saklanıyordu.

“Gerçekten bitti mi?” diye sordum, sesim farkında olmadan kısılmıştı.

Göktuğ bana baktı. Cevap vermeden önce bir an durdu. Bu duraksama, söyleyeceklerinin kolay olmadığını anlatıyordu.

“Belki bu kısım bitti,” dedi. “Ama onun tamamen gittiğini sanmıyorum.”

Animasyon kadını düşünüyorduk. Hepimiz. Onun sessizliğini, bakışlarını, gölgeler arasındaki varlığını… Ortada olmaması, yok olduğu anlamına gelmiyordu. Aksine, sanki geri çekilip bizi izliyordu.

Eda yanımıza yaklaştı. Yüzü solgundu ama gözlerinde tuhaf bir kararlılık vardı.

“Kaçmadık,” dedi. “Bu sefer kaçmadık.”

Bu cümle içime yerleşti. Çünkü doğruydu. Daha önce korkmuştuk, saklanmıştık, birbirimizi kaybetmiştik. Ama bu sefer durduk. Yüzleştik. Ve ayakta kaldık.

Murat ve Efe de yanımıza geldi. Efe etrafı süzüyordu. Sanki görünmeyen bir şeyi arıyordu.

“Burada bitmediğini hissediyorum,” dedi sonunda. “Ama bir şey değişti.”

“Ne değişti?” diye sordum.

“Biz,” dedi net bir şekilde. “Artık eskisi gibi değiliz.”

Haklıydı. Bu ev, bu karanlık, bu sır… Bizi dönüştürmüştü. Korkunun içinden geçip hâlâ ayakta kalmak, insanı başka bir yere taşıyordu.

Rüzgâr yeniden esmeye başladı. Ağaçların gölgeleri uzadı. O an içimde ani bir ürperti hissettim. Sanki biri adımı fısıldamıştı.

Mavi.

Arkamı döndüm. Kimse yoktu.

Ama kalbim hızlanmıştı.

Göktuğ bunu fark etti. Elimi tuttu. Bu basit hareket beni yere bağladı. Gerçekliğe.

“Ne olursa olsun,” dedi, “birbirimizi bırakmayacağız.”

Başımı salladım. Çünkü başka bir seçeneğimiz yoktu.

Tam o sırada, uzak bir noktada gölgelerin hareket ettiğini gördüm. Çok kısa sürdü. Ama yeterince uzundu. Animasyon kadının silueti… Bize bakıyordu. Sessizdi. Hareket etmiyordu.

Sonra geri çekildi.

Bu bir kaçış değildi. Bu bir bekleyişti.

İçimden bir ses yükseldi. Net ve sakin.

Bu sadece bir durak. Hikâye devam ediyor.

“Hazır olmamız gerek,” dedim. “Bu sefer daha fazlasını biliyoruz. Ama o da bizi tanıyor.”

Eda başını salladı. “Ve bu sefer yalnız değiliz.”

Gözlerimizi karanlığa çevirdik. Korkuyla değil. Dikkatle.

Çünkü artık biliyorduk:

Bu bir son değildi.

Bu, ikinci perdenin başlangıcıydı.

Devam Edecek Bekleme de kalın...