6. bölüm · MAVİ LOGO

0.6~ Merak Ediyorum

reix iaw

İyi Okumalar.

🌸

Siz: Neden ya neden?

Siz: Neden beni terk ettin

Siz: Madem gidecektin, neden bana umut verdin

Siz: Bana güven dedin

Siz: Ben sana güvendim

Siz: Şimdi ben seni unutmaya çalışırken neden geri döndün

Siz: Her şeyin bir açıklaması var dedin

Siz: Anlat

Siz: Dinliyorum

Siz: Neymiş beni bırakacak kadar önemli olan

Siz: Neymiş benden vazgeçecek kadar büyük sebebin

Siz: Bir kez olsun beni düşündün mü

Siz: Ben sensiz kalınca neler yaşadım, hiç merak ettin mi

Siz: Gittiğin gün arkanı dönerken hiç mi canın acımadı

Siz: Cevap ver Baran

Baran: Dediğim gibi... Her şeyin bir sebebi var

Baran: Ve zamanı geldiğinde sana her şeyi tek tek anlatacağım

Baran: Sana söz veriyorum

Baran: Sadece biraz daha sabret

Siz: Ciddi misin

Siz: Madem anlatmayacaktın, neden geldiğin günden beri peşimdesin

Siz: Neden sürekli karşıma çıkıyorsun

Siz: Neden umut veriyorsun

Siz: Ben seni unutmaya çalışıyorum, sen ise her seferinde her şeyi başa sarıyorsun

Baran: Çünkü bu sefer susmak istemiyorum

Baran: Yıllarca söyleyemediklerimi artık içinde tutmak istemiyorum

Baran: Benden nefret etsen bile, gerçekleri bilmeye hakkın var

Siz: O zaman neden hâlâ anlatmıyorsun?

Baran: Her şeyi, zamanı geldiğinde yüzüne bakarak anlatacağım

Baran: O gün geldiğinde bana inanıp inanmamak tamamen senin kararın olacak

Siz: Ya o günü beklemek istemiyorsam

Baran: Buna da saygı duyarım

Baran: Ama bu kez, seni cevapsız bırakmayacağım

...

Hep aynı şeyleri söylüyordu.

"Zamanı gelince anlatacağım."

Ama o zaman hiçbir zaman gelmiyordu.
Mesajları okudukça içim daha da sıkıştı. Telefonu sessizce kapatıp bir kenara bıraktım.

Bugün günlerden çarşambaydı.

Her zamanki gibi mağazada çalışıyordum ama aklım yaptığım işte değildi. Düşüncelerim durmadan ona gidip geliyordu.

Tam yine dalıp gitmişken telefonum titredi.

Ekranda yeni bir bildirim belirmişti.
Merakla telefonumu elime alıp mesajı açtım.

Gönderen numara kayıtlı değildi.

Tanımadığım bir numaraydı.

İlk anda aklıma Baran geldi. Ama hemen bu düşünceyi kafamdan sildim. Baran olsaydı, kendi numarasından yazardı.
İçimi kaplayan merakla sohbeti açtım.

Mesajı okumak için ekrana dokundum.

Kaşlarım istemsizce çatıldı.

Mesaj şuydu:

0546: Baran'ın gerçek yüzünü görmek istiyorsan, mahalleden çıkar çıkmaz ilk caddedeki Bulut Kafe'ye gel. Tek başına gel.

Mesajı birkaç kez üst üste okudum.

"Baran'ın gerçek yüzü..."

Ne demekti bu?

Kimdi bu kişi?

Nereden tanıyordu Baran'ı?

İçimde garip bir huzursuzluk oluştu. Mesajı görmezden gelmek istiyordum ama merakım buna izin vermiyordu.

Ya Baran'ın benden sakladığı gerçekler bu mesajın içindeyse?

Telefonu elimde sıkıca tutarken gözlerim hâlâ ekrandaydı.

Baran'ın gerçek yüzünü tabii ki de görmek isterdim.

Ama bir yandan da korkuyordum.

Ya biri bana tuzak kuruyorsa?

Ya bu mesaja inanıp gidersem ve başıma kötü bir şey gelirse?

İçimdeki sesler birbirine karışmıştı.

Bir an yanıma birini almayı düşündüm.

Ama mesajda özellikle "Tek başına gel." yazıyordu.

Yine de tek gitmek hiç mantıklı değildi.

İlk aklıma Esra geldi. Gelmek isterdi, bundan emindim. Ama sonra vazgeçtim.

İkimiz de kızdık. Olası bir durumda birbirimizi ne kadar koruyabilirdik ki?

Sonra aklıma Mamican geldi.

Ardından Kadir...

Hayır.

En doğrusu Kadir'di.

Telefon hâlâ elimdeyken hiç vakit kaybetmeden rehberi açtım ve Kadir'i aradım.

Telefon birkaç kez çaldıktan sonra Kadir açtı.

"Efendim kızım?"

Derin bir nefes aldım.

"Kadir, sana her şeyi anlatacağım ama şimdi değil. Saat dokuz buçukta benimle Bulut Kafe'ye gelir misin?"

Sesim düşündüğümden daha gergin çıkmıştı.

Kısa bir sessizlik oldu.

"Bulut Kafe'ye mi?" dedi şaşkınlıkla. "Neden dokuz buçukta?"

"Dedim ya..." dedim gözlerimi kapatarak. "Anlatacağım ama şu an değil."

"Simge..." dedi, sesi bir anda ciddileşerek. "Bir şey mi oldu?"

"Anlatacağım." dedim. "Ama şu an değil. Lütfen beni zorlama. Dokuz buçukta Bulut Kafe'nin oraya gel."

Kadir birkaç saniye sustu.

"Tamam."

"Yok, dur..." dedim aceleyle. "Mahallede buluşalım. Kafeye beraber gidelim."

"Tamam, beraber gideriz."

"Teşekkür ederim Kadir. İyi ki varsın."

"Rica ederim." dedi yumuşak bir sesle.

Telefonu kapattım.

Biraz da olsa içim hafiflemişti.

Telefonu cebime koyup yeniden işime döndüm. Saatler her zamanki gibi yavaş geçmişti.

Derken saat dokuz buçuğa gelmişti.

Telefonum çaldı.

Arayan Kadir'di.

"Neredesin?" dedi. "Ben seni bizim evin orada bekliyorum."

"Tamam, ben de hemen çıkıp geliyorum."

Telefonu kapatır kapatmaz çantamı aldım, mağazadan çıkıp hızlı adımlarla mahalleye doğru yürüdüm.

Kadir beni bekliyordu.

"Bayağı hızlı gelmişsin." dedi hafifçe gülümseyerek.

"Bekletmek istemedim ama... geç mi kaldım?"

Kadir gülerek başını salladı.

"Yok, yok. Hadi yürü."

Beraber Bulut Kafe'ye doğru yürümeye başladık.

Kadir sessizliği bozdu.

"E, anlat hadi. Bari burada konuşalım."

Başımı hafifçe salladım.

"Tamam, anlatayım."

Derin bir nefes aldım.

"Bugün mağazada çalışırken tanımadığım bir numaradan mesaj geldi."

Kadir'in kaşları hemen çatıldı.

"Yine mi?"

"Maalesef."

Kadir yüzüme dikkatlice baktı.

"E, göster hadi."

Telefonumu çıkarıp mesajı açtım ve ona uzattım.

Kadir ekrana bakıp mesajı okumaya başladı.

Birkaç saniye sonra yüzündeki ifade değişti.

"Oğlum, bunlar sırayla mı geliyor?" dedi sinirle. "Bir Baran, bir bu... Kim lan bunlar?"

Telefonu bana geri verirken hâlâ öfkeliydi.

"Tek gel demiş."

Kısa bir süre düşündü.

"Ben seni karşı tarafta beklerim. Saklanırım. Sen de ne derdi varmış öğrenirsin."

Endişeyle yüzüne baktım.

"Emin misin?"

"Bir şey olursa hemen yanına gelirim. Merak etme."

"Ya bir şey olursa?"

"Olursa gelirim dedim ya."

Başımı salladım ama içimdeki huzursuzluk hâlâ geçmemişti.

Bir süre daha yürüdükten sonra Bulut Kafe'ye yakın bir yerde durduk.

"Hadi, ben geçiyorum." dedi Kadir.

"Tamam." dedim.

Derin bir nefes alıp kafeye doğru yürüdüm.

Telefonumu çıkarıp mesaj attım.

Siz: Geldim.

Mesajı gönderdikten sonra etrafıma bakındım.

Cevap beklemeye başladım.

Dakikalar geçti.

Bekledim...

Bekledim...

Yaklaşık yarım saat boyunca orada oturup bekledim.

Ama ne gelen vardı ne de giden.

Tam umudumu kaybetmeye başlamışken, yolun kenarında duran siyah, lüks bir araba dikkatimi çekti.

Kaşlarım istemsizce çatıldı.

"Baran mı acaba?"

Ama hemen bu düşünceyi sorguladım.

"Ne alakası var?"

Sonuçta mesajda Baran'ın gerçek yüzünden bahsediyordu.

Aklımda binlerce soru dönüyordu.

Sonra arabaya tekrar baktım.

"Baran'ın arabasında mavi logo vardı..."

Gözlerimi arabaya çevirdim.

"Bu arabada yok."

Tam o sırada arabanın kapısı açıldı.

İçinden iki tane geniş yapılı adam indi.

İçlerinden birinin elinde siyah bir poşet vardı.

Adamların bana doğru geldiğini görünce içimde garip bir his oluştu.

Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir anda biri kolumdan tuttu.

Her şey o kadar hızlı olmuştu ki tepki vermeye bile fırsat bulamamıştım.

Diğer adam da elindeki poşeti başıma geçirdi.

Ne olduğunu anlayamadan beni arabaya doğru götürmeye başladılar.

Panik içinde ne yapacağımı düşünürken aklıma bir anda Kadir geldi.

"Kadir!" diye bağırdım.

Sesimi duyurabilmek için tekrar tekrar bağırdım.

Ama kimse yetişemeden beni arabanın içine bindirdiler.

Kapıyı kapattılar ve hızla gaza bastılar.

Kadir arkamdan geldi mi, beni gördü mü, bilmiyordum.

🌸

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. 🤍

+Sizce Simge'nin başına ne gelecek? Kadir yetişebilecek mi?

Oy vermeyi ve yorumlarınızı bırakmayı unutmayın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. 🌸🤍