4. bölüm · MASKEDEKİ MELODİ

MASKENİN GÖLGESİNDE DÜELLO

Henya.qx 💫

4. BÖLÜM: Maskenin Gölgesinde Düello
Gece boyu gözüme tek damla uyku girmemişti. Odamın loş ışığında, masamın üzerinde duran siyah, taşlı maskeye bakıp durmuştum. Aras’ın arabada sorduğu o soru zihnimde yankılanıp duruyordu: "Sence bir insan neden yüzünü saklar, Lara?" Beni çözmeye çok yakındı ya da ben öyle hissediyordum. Ama bu korku geri adım atmama neden olmayacaktı. Tam aksine, tehlikenin kokusu içimdeki intikam arzusunu daha da kamçılıyordu.
Ertesi sabah, güneş henüz tam doğmadan, Aras'ın istediği gibi dersin başlamasına bir saat kala okulun o devasa müzik salonunun kapısındaydım. Koridorlar tamamen boştu, sadece benim adımlarımın yankısı sessizliği bölüyordu. Derin bir nefes alıp ağır ahşap kapıyı ittim. İçerisi yarı karanlıktı. Sadece salonun ortasındaki kuyruklu piyanonun üzerine yukarıdan vuran tek bir loş ışık vardı. Ve Aras... Çoktan gelmişti.
Ceketini piyanonun kenarına fırlatmış, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmış bir halde piyano taburesinde oturuyordu. Başını piyanoya doğru eğmiş, parmaklarıyla tuşlara dokunmadan öylece bekliyordu. Kapının sesini duyduğunda başını bile kaldırmadı.
"Geç kalmadın," dedi, sesi o boş salonda her zamankinden daha derin, daha boğuk çıkmıştı. "Güzel. Disiplinsiz insanlardan nefret ederim."
"Söz verdiğim saatte gelirim," dedim, sesimi olabildiğince çekingen ve sıradan tutmaya çalışarak. Adımlarım piyanoya doğru ilerlerken çantamı yere bıraktım. "Ne çalacağız?"
Aras yavaşça başını kaldırdı. Gözleri yine o amansız keskinlikle beni süzdü. "Dünkü şarkı," dedi. "İnternetteki o gizemli kızın şarkısı. Küllerin Altında. Ama bu sefer sadece mırıldanmanı istemiyorum. Sesini tam olarak duymak istiyorum, Lara. Dün parmaklarımı durduracak kadar garip bir şey vardı sesinde. Neydi o?"
Aramızdaki bu psikolojik savaş canımı yakıyordu ama pes edemezdim. "Sadece... şarkının duygusunu hissettim," dedim gözlerimi kaçırarak. "Büyük bir acıyla yazılmış gibiydi."
Aras buz gibi güldü. "Acı mı? Sancaktar ailesinin olduğu yerde acı değil, sadece güç vardır. O kız her kimse, babamın geçmişini deşerek bizim gücümüzle oynamaya çalışıyor. Ve ben buna izin vermem."
Parmaklarını piyanonun beyaz tuşlarına sertçe vurdu. İlk akor salonda bir patlama gibi yankılandı. Melodi akmaya başladığında içimdeki heyecan yerini saf bir nefrete bıraktı. Babamın bana öğrettiği o ilk notanın kutsallığını, bu katilin oğlunun parmaklarında görmek içimi parçalıyordu. Gözlerimi kapattım. Artık sıradan bir lise öğrencisi değildim. Mikrofonun başındaki o kadındım.
Şarkının ilk dizelerine girdiğimde, sesimi ne kadar kısmaya çalışsam da o gizleyemediğim derinlik salona yayıldı:
"Küllerin altında kalan bir geçmiş var, attığın her adımda o yangın seni arar..."
Aras piyanoyu çalmaya devam ediyordu ama gözleri tamamen yüzüme kilitlenmişti. Bakışlarındaki o şüphe dalgası saniye saniye büyüyordu. Şarkının nakarat kısmına geldiğimizde, kendimi melodiye kaptırdım ve sesim o tanıdık, internetteki maskeli kızın tam tonuna ulaştı:
"Gözlerini kapat ve dinle karanlığı, sakladığın yalanlar bitirecek bu saltanatı!"
Aras aniden piyanonun tuşlarına tüm gücüyle bastı. Çıkan o korkunç ve uyumsuz ses salondaki tüm büyüyü bıçak gibi kesti. Hızla ayağa kalktı. O kadar ani hareket etmişti ki oturduğu tabure arkaya doğru devrildi.
"Sen..." dedi Aras, üzerime doğru yürürken. Sesi titriyordu, gözlerinde ilk defa kontrolünü kaybetmiş bir insanın öfkesi ve şaşkınlığı vardı. "Bu ses... Sen o kızsın!"
Geriye doğru bir adım attım, yüzüme hemen o korkmuş, çekimser kız maskesini taktım. "Aras, ne diyorsun? Anlamıyorum... Ben sadece şarkı söylüyorum."
"Yalan söyleme!" diye kükredi, aramızdaki mesafeyi kapatıp bileğimden sıkıca yakalayarak. Eli buz gibiydi ama kavrayışı canımı yakacak kadar güçlüydü. "O ses tonu, o vurgu... İnternette her gece dinlediğim, delirmek üzere olduğum o ses senin sesin! Yüzündeki bu ezik, korkak maskenin arkasına saklanıp ailemi mi tehdit ediyorsun?"
)
Bileğimi kavrayan parmaklarının sıcaklığı, tenimi yakarken gözlerindeki o tehlikeli parıltıya kilitlenip kalmıştım. Kaçacak yerim yoktu, duvarlar üzerime geliyordu. Ama tam o an, içimdeki o korkak kız tamamen kabuğuna çekildi ve yerini babasının intikamını almak için ant içmiş o acımasız kadına bıraktı.
"Bileğimi bırak, Aras," dedim. Sesim artık ne titriyordu ne de çekingendi. Az önce şarkıyı söyleyen o güçlü, maskeli kızın ta kendisiydi.
Aras, sesimdeki bu ani ton değişimiyle sarsıldı. Parmakları gevşedi ama beni tamamen serbest bırakmadı. Gözlerini gözlerime daha da yaklaştırdı, yüzündeki şaşkınlık yavaş yavaş derin bir öfkeye ve hayranlığa dönüşüyordu.
"Demek sendin..." diye fısıldadı, kelimeler dudaklarından dökülürken sanki kendi kendine itiraf ediyordu. "Sıraların arasında kaybolan, kimsenin yüzüne bakmadığı o kız... Günlerdir uykularımı kaçıran o sesin sahibi sendin."
"Ben sadece bir ses değilim Aras," dedim bileğimi sertçe elinden kurtararak. Bir adım geri çekildim ve omuzlarımı dikleştirdim. "Ben sizin geçmişinizde bıraktığınız o enkazın içinden çıkan yangınım. Babanın üzerine basarak yükseldiği, hayatını mahvettiği o insanlardan birinin kızıyım."
Aras’ın yüzü kasıldı. Sancaktar adının bu şekilde lekelenmesine tahammülü yoktu. "Haddini bil, Lara! Babam hakkında düzgün konuş. Kim olduğunu sanıyorsun sen?"
"Asıl sen kim olduğunu sanıyorsun?" diyerek üzerine yürüdüm. Artık o avdı, ben ise avcı. "Sırf paranız ve gücünüz var diye herkesi ezebileceğinizi mi sandınız? Bak buradayım. Tam karşındayım. Ve her gece dinlediğin o şarkılar, çok yakında Sancaktar Holding’in yıkılış marşı olacak."
Aras tam ağzını açıp bana cevap verecekti ki, koridorun ucundan gelen ayak sesleri ve gülüşmeler salonun kapısına kadar ulaştı. Ders saati yaklaşıyordu. Irmak ve Belinay’ın tiz sesleri kapının arkasından duyulmaya başladığında Aras hızla geri çekildi. Üzerindeki şoku gizlemek için derin bir nefes aldı, dağılan saçlarını tek bir hamleyle geriye itti ve o kibirli, ulaşılmaz çocuk maskesini saniyeler içinde yüzüne geri taktı.
Kapı açıldığında içeriye ilk giren Irmak oldu. Gözleri anında ikimizin üzerinde gezindi. Aras’ın devrilen taburesini ve aramızdaki o gergin havayı fark ettiğinde kaşları çatıldı.
"Aras? Burada ne oluyor?" diye sordu Irmak, sesindeki kıskançlığı gizlemeye çalışarak. "Bu eziğin senin yanında ne işi var?"
Aras, piyanoya doğru arkasını döndü, ceketini masanın üzerinden alırken sesine o umursamaz tonu yerleştirdi. "Hiçbir şey," dedi buz gibi bir sesle. "Sadece dönem sonu performansı için biraz prova yapıyorduk. Ama bu kızın performansı... sandığımdan çok daha şaşırtıcı olacak."
Gözleri son bir kez, bir tehdit gibi üzerime dikildi. Bana arkasını dönüp sınıftan çıkarken, içimdeki o karanlık zafer duygusuyla gülümsedim. Maskem düşmüştü ama bu benim sonum değil, onun kâbusunun başlangıcıydı.