19. bölüm / 24
Mariana (Texting+Tamamlandı)XVIII. Bölüm: Ay ışığı
Bölümler 24Şu an: XVIII. Bölüm: Ay ışığı
- 1 Karakter Tanıtım Kartları26 kelime
- 2 Ⅰ. Bölüm: Can kırıkları262 kelime
- 3 Ⅱ. Bölüm: Yüzüstü duygular350 kelime
- 4 Ⅲ. Bölüm: Acı yaş386 kelime
- 5 Ⅳ. Bölüm: Yalancı Bahar363 kelime
- 6 Ⅴ. Bölüm: Düşlerin kaburgası337 kelime
- 7 Ⅵ. Bölüm: Yakın yabancı409 kelime
- 8 Ⅶ. Bölüm: Islak Gökyüzü434 kelime
- 9 Ⅷ. Bölüm: Gökyüzü tuvali381 kelime
- 10 Ⅸ. Bölüm: Kayalı Kıyı384 kelime
- 11 Ⅹ. Bölüm: Kasvetli Acı388 kelime
- 12 Ⅺ. Bölüm: Kalbin Buğusu689 kelime
- 13 Ⅻ. Bölüm: Kırık sokak lambası380 kelime
- 14 ⅫⅠ. Bölüm: Sönük Lamba429 kelime
- 15 XIV. Bölüm: Kayıp yollar430 kelime
- 16 XV. Bölüm: Güneş kaçağı467 kelime
- 17 XVI. Bölüm: Düşünceler şarapnel parçası411 kelime
- 18 XVII. Bölüm: Düş çıkmazı339 kelime
- 19 XVIII. Bölüm: Ay ışığı441 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 XIX. Bölüm: Aitsiz Yıldız355 kelime
- 21 XX. Bölüm: Müptela301 kelime
- 22 XXI. Bölüm: Düşlerin düşüşü381 kelime
- 23 Final Sokaklar Darmadağın1.752 kelime
- 24 Özel Bölüm Manolya çiçeği647 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben: Eğer manolyan ölmediyse ve ölmezse (23.10)
Ben: Kalırım
*Görüldü
*Yazıyor…
*Görüldü
*Yazıyor…
Barkın: İyi (23.15)
Ben: İyi
Barkın: Hava soğudu üşüyeceksin mari
Ben: Sen üşümüyorsan bende üşümem
Barkın: Hasta olacaksın
Ben: Hasta olsam bakmaz mısın bana?
Barkın: İzin verir misin bilemiyorum
Ben: O vakit hâla buradayım
Ben: Ay ışığı tenine vuruyor yıldızları kıskandıracaksın (23.20)
*Görüldü
*Yazıyor…
Barkın: Böyle şeyler nasıl aklına geliyor?
Ben: Aklıma gelmiyor ki içimdekileri söylüyorum
Barkın: İçinde hep şiirler mi yazılı mari?
Barkın: Ama ben şiirden anlamam
Ben: Şiirleri çeviririm sana bayım
Ben: Yeter ki sen anlamak iste
Barkın: Derinden konuşuyorsun küçük hanım
Ben: Derinlerde yazılısın bayım o yüzden
Ben: Neyse
Ben: Gitmem gerek
Ben: Sonra geri geleceğim (23.22)
Telefonu kapatıp cebime koyduğumda ciğerlerimi ezip geçen nefesimi havaya üfledim.
Dönüp uçurum misali bakan gözlerin içinde kaybolmak isterdim ama yapamazdım.
Kırık sokak lambasını arkamda bırakıp yürümeye başladım.
Cebimden hiçbir zaman çıkarmadığım kulaklığımı telefonuma sonra kulağıma taktım.
Kablolu kulaklık bir bağımlılıktı bende.
Playlistemden rastgele bir şarkıya dokunduğumda en sevdiğim grubun şarkısı kulaklarıma doldu.
Geceler seni anlatır geceler diye başladı şarkı.
Sana dertlenir heceler
Gelsen ne fark eder
Gelmesen ne
İki sokak daha geçtiğimde artık sokak lambalarının dahi olmadığı sokağıma girmiştim.
Karanlık benim evimdi.
Şarkı son nakaratına girdiğinde şarkıya hafif kısık sesle eşlik ettim.
“Gelme bir daha gideceksen
Beni kendine gömeceksen
Yalandan güleceksen
Gelme zor olur”
Evimin önüne geldiğimde kulaklığımı çıkartıp montumun cebine tıkıştırdım.
Evim öyle şahşahalı bir ev değildi.
Küçük 2+1 müstakil bir evdi.
Minik bir bahçesi bir de girişte olan küçük bir yeşillik alanı vardı.
Anahtarı koyduğum biblonun altından alıp kapıyı yavaşça açtım.
Kapının gıcırtısını duyan mirket beni öfke saçan gözlerle karşıladı.
Elinde olsa dile gelip bana sövecek gibiydi.
Ve evet mirket benim kedim.
Bir hayvana neden hayvan ismi verdim bilmiyordum.
Sanırım mirketlere benzediği içindi.
İçeriye girip montumu minik kanepemin üstüne koyduğumda bakışlarım mirkette takılı kaldı.
Sanırım bu öfkesi onu kısırlaştırdığım içindi.
Mamasını ve suyunu kontrol ettikten sonra kaçış odama girdim.
Yerdeki bir sürü kalem yırtıp atılmış kağıtlar ve duvarlara dahi sıçramış boyalar karşıladı beni.
Burası benim kaçış yerimdi.
İnsanlıktan dünyadan kaçış yerim.
Ortada duran tuvalime ilerlediğimde bakışlarım donuklaştı.
Masmavi gökyüzünde kırık bir yıldıza uzanmaya çalışan arkası dönük simsiyaha bulanmış ama içinde grinin her tonunu barındıran bir adamdı çizdiğim resim.
Sandalyemi çekip tuvalin önüne oturdum.
Ne diye kalırım demiştim ki?
Eninde sonunda gidecektim ondan.
Hataydı.
En baştan ona gitmek hataydı.
“Kahretsin!”dedim avazım çıktığı kadar bağırarak.
Tabloyu devirmek için yeltenmiştim ki duraksadım.
Lanet olsun.
Yapamazdım ki.
Ayağa kalkıp tüm her şeyi yerle bir ettim.
Ne varsa duvarlara fırlattım,bağırdım çağırdım daha sonra bir köşeye kıvrılıp oturdum.
Ne yapacaktım ki ben?
Gitsem gidemem kalsam kalamam.
Ama gitmeliydim.
Hep sözünü çiğneyen o mu olacaktı?
Bu sefer benim de çiğnemem gerekecekti.
____________________________
:)
Bölüm etkileşimi
