12. bölüm / 24
Mariana (Texting+Tamamlandı)Ⅺ. Bölüm: Kalbin Buğusu
Bölümler 24Şu an: Ⅺ. Bölüm: Kalbin Buğusu
- 1 Karakter Tanıtım Kartları26 kelime
- 2 Ⅰ. Bölüm: Can kırıkları262 kelime
- 3 Ⅱ. Bölüm: Yüzüstü duygular350 kelime
- 4 Ⅲ. Bölüm: Acı yaş386 kelime
- 5 Ⅳ. Bölüm: Yalancı Bahar363 kelime
- 6 Ⅴ. Bölüm: Düşlerin kaburgası337 kelime
- 7 Ⅵ. Bölüm: Yakın yabancı409 kelime
- 8 Ⅶ. Bölüm: Islak Gökyüzü434 kelime
- 9 Ⅷ. Bölüm: Gökyüzü tuvali381 kelime
- 10 Ⅸ. Bölüm: Kayalı Kıyı384 kelime
- 11 Ⅹ. Bölüm: Kasvetli Acı388 kelime
- 12 Ⅺ. Bölüm: Kalbin Buğusu689 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Ⅻ. Bölüm: Kırık sokak lambası380 kelime
- 14 ⅫⅠ. Bölüm: Sönük Lamba429 kelime
- 15 XIV. Bölüm: Kayıp yollar430 kelime
- 16 XV. Bölüm: Güneş kaçağı467 kelime
- 17 XVI. Bölüm: Düşünceler şarapnel parçası411 kelime
- 18 XVII. Bölüm: Düş çıkmazı339 kelime
- 19 XVIII. Bölüm: Ay ışığı441 kelime
- 20 XIX. Bölüm: Aitsiz Yıldız355 kelime
- 21 XX. Bölüm: Müptela301 kelime
- 22 XXI. Bölüm: Düşlerin düşüşü381 kelime
- 23 Final Sokaklar Darmadağın1.752 kelime
- 24 Özel Bölüm Manolya çiçeği647 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
______________________________
[Barkın Demirer]
Telefonun gözlerimi yakan ışığı hâla etrafı aydınlatırken bomboş bir halde bakıyordum ekrana.
Bu siktiğimin mesajları ne diye gitmiyordu!?
Burnumdan öfkeyle verdiğim nefesle tekrar klavyeyi parmaklarımla ezdim.
Ben: Cidden engelledin mi? (14.00)
*İletilmedi
Ben: Rolleri değiştik ha?
*İletilmedi
Genizden gelen hırıltılı bir şekilde alayla güldüm.
Yine boş ekranla bakışınca sinirden ne yapacağımı bilemeyip telefonu çevik bir hareketle rastgele bir yere savurdum.
Elimi saçlarıma geçirip içimi yiyip bitiren bir öfkeyle bağırdım.
Kahretsin her halt üst üste geliyordu!
İlk önce yabancı bir numara sonra benim için yabancıdan farkı olmayan o adam.
Ayağa hızla kalkıp masanın üstünde ki ne varsa hepsini yere serdim. Öfkem tüm vücudumu ele geçirmişti ve ben buna engel olmuyordum.
Bakışlarım sehpadaki ilaçlara dönünce lanetler savurdum.
Atamamıştım.
Çünkü lanet olsun dediği gibiydi kafamda ki tüm her şeyi durdurabilen tek şey onlardı.
Ellerim öfkeden titrerken hızla kırmızı kapsüllü olanı hapı çevik bir hareketle ağzıma attım.
Sertçe yutkunduğumda ilacın kanıma karışmasına izin vermiştim.
Bir yabancının verdiği hapı içiyordum.
Delilikti.
Zihnimde dolaşan bir ihtimal vardı ki beynimi delip deşiyordu.
Bu ilaçlara yoksunluk ta çekiyor olabilirdim.
Ama bunları kullanmadığıma emindim.
Kafamda ki sinsi düşünceler çekilirken derin bir nefesi ciğerlerimle buluşturabilmiştim.
Yavaş ve sarsak adımlarla köşeye savurduğum telefonu elime alıp kırık ekranına rağmen açtım.
Mesaj yoktu.
Yine gitmiyordu siktiğimin mesajları.
Kırmıştım onu.
Belki de bilmediğim bir yarasına basmıştım.
Bana neydi ki ondan?
Kırılması umrumda değildi.
Git dedim gitti.
E daha ne istiyordum ben?
Belki kendi hakkında yalan söylüyordu.
Belki bir kadın bile değildi, ne bok olduğunu bilmiyordum.
Zamanında hackerlık gibi şeylere merak salmış panelcilik gibi şeylerle uğraşmıştım.
Ama nasıl bir haltsa ona ulaşamıyordum hiçbir bilgisi yoktu!
Nasıl becermişti bunu bilmiyordum.
Sanki hiç yaşamıyordu.
Telefonu cebime koyduğumda bakışlarım yerde ki saksıya döndü.
Atmamıştım.
Yine yalan söylemiştim.
Sertçe yutkunduğumda adımlarım istemsiz balkona yöneldi.
Camdan kapıyı yavaşça ittirip balkona adım attığımda bakışlarım onun her zamanki sokak lambasının altında sırtı dönük şekilde durduğu yere kaydı.
Yoktu.
Ne yaptığımı fark edince sert bir küfür savurdum.
Koşar adım içeriye geçip dış kapıya yöneldim.
Onu bulacaktım.
Nasılını bilmiyordum.
Umrumda da değildi.
Merdivenleri koşar gibi indim arkamda ne bıraktığım nereye gittiğim önemli değildi.
Sinir bozucuydu.
Cevap vermeden gitmişti.
Buna hakkı yoktu.
Onun her zaman durduğu yerin olduğu sokağa girdim.
Hızlı adımlarımla ve soluk soluğa inip kalkan göğüs kafesimle savaş içindeydim.
Kaç sokak dolaştım bilmiyorum.
Neyi aradığımı da.
Bakışlarım bir çiçekçiye döndüğünde duraksadı adımlarım.
İzel'in çiçek dünyası yazıyordu tabelada.
Kahretsin benim burada ne işim vardı ki!?
Adımlarım benden bağımsız oraya yöneldi. İçeriye girdiğimde kapının üstünde ki çalan çanla yüzümü buruşturdum.
İçerideki çiçek kokuları genzimi yakarken tiksinmemek elde değildi.
Nefret ediyordum çiçeklerden.
Turuncu saçlı ve adeta neşe yumağı olan bir kadın gülümseyerek önüme geçti. Elini kendini belli eden şişkin karnına koyduğunda yutkundum.
Benim de annem bana böyle sahip çıkmış mıydı ki?
“Merhaba,hoşgeldiniz! Neye bakmıştınız?”dedi neşeli sesiyle.
Bakışlarım etrafta gezindi.
“Şey geçen gün buraya bir kadın geldi mi?”dedim ne dediğimi dahi bilmiyordum.
Kadının bakışları düşünceli bir hâl aldı.
“Buraya onlarca kadın geliyor beyefendi"dedi hâla neşeli tutmaya çalıştığı sesiyle.
Evet salak Barkın buna cevabın nedir?
“A evet doğru şey…Sanırım şey almıştı…Manolya"dedim
Kadın bir süre sustu.
Daha sonra hatırlamış gibi gülümsedi.
“Aaa evet hatırladım çok güzel bir kız gelmişti…Ama siz ne yapacaksınız o kızı?”
Bingo.
Demek doğru yer.
“Bana onun nasıl biri olduğunu ve mümkünse kim olduğunu söyleyebilir misiniz?”dedim sakin tutmaya çalıştığım sesimle.
Kadın kaşlarını çattı.
“Beyefendi bunu yapamam kimsiniz in misiniz cin misiniz katil misiniz nerden bilebilirim? Olmaz"dedi bu sefer şüpheyle çıkan sesiyle.
Aferim Barkın sapık imajı çizmediğin kalmıştı.
“Sizde haklısınız neyse ben gideyim"dedim arkamı dönüp hızla uzaklaşırken.
Kendimi tekrar sokağa attığımda ne bok yediğimi idrak etmeye çalışıyordum.
Ben ne yapıyordum lan?
Kimi kimde arıyordum ki ben?
Kimi neden arıyordum.
Kesinlikle delirmiştim.
Başka açıklaması olamazdı.
Yavaş adımlarla geldiğim yolu tekrar yürüdüm.
Tenime damla damla değen yağmur tanelerine kaşlarım çatık halde baktım.
Yağmur başlamıştı.
Belki o da yağmurun altındaydı.
Üşürdü.
Siktir, ben neleri düşünüyordum böyle!?
Onun her zaman sırtı dönük durduğu sokak lambasının altına hiçbir şeyi umursamadan bağdaş kurup oturdum.
Neyi bekliyordum?
Bilmiyordum.
Ne yapıyordum?
Onu da bilmiyordum.
Cebimde titreşen telefonla hızla atmaya başlayan kalbime küfrettim.
Telefonu açıp ekrana baktım.
Fark etmeden dudaklarımın kenarı kıvrıldı.
Bu halime de küfrettim.
Mari: Islanmak alışkanlık haline geldi herhalde sende (14.45)
Mari: Kalbinin buğusu eridi mi bari?
____________________________
:)
Bölüm etkileşimi
