11. bölüm · Manolya
10. Bölüm
20 yıl önce;
Leyla üzerindeki pembe elbisesi ile bahçede dolanıyordu.Henüz beş yaşında olmasına rağmen bugün onun doğum günü olduğunu biliyordu.Aslında etraftaki herkes onun bugün doğum günü olduğunu biliyordu.Ancak annesi umuruna bile takmamıştı.Babası şehir dışındaydı.Doğum gününü kutlayacak kimse kalmamıştı yanında.
En azından o öyle düşünüyordu.
Ama bahçe kapısından elinde küçük bir kek ile bahçeye adımlarını atan toprak Leyla’nın gözlerinin parlamasına neden olmuştu.
Leyla yerinde donakalmışken Toprak Leyla’nın yanına geldi.Keki uzattı.Keki paketinden çıkartmış, elini tepsi gibi kullanmıştı.Mum dikememişti çünkü annesi ve babası küçük çocukların ateşle oynamasının zararlı ve tehlikeli olduğu konusunda onu hep uyarırdı.
“İyi ki doğdun manolya, iyi ki doğdun manolya…”
Leyla’nın gözleri doldu.Mutluluktandı bu gözyaşları.
Leyla hemen toprağın elindeki keke baktı.Ardından toprağa sıkıca sarıldı.Onu küçük kollarıyla sarıp sarmaladı.Toprakta ona tek eliyle eşlik etti.Küçük kızı tek kolu ile bedeni arasına hapsetti.
“Bir varmış, bir yokmuş.İyi ki senin masalın başlamış manolya.”
Leyla toprağa baktı.Arada derdi böyle sözler.
“O ne dimek?”
“Bilmem.Şiir kitabında annem okurken duydum.”dedi toprak boşvermiş bir tavırla.
Gerçekten ne demek olduğunu bilmiyordu.Annesi ona şiir okurken duymuştu.
“Tişşekküy edirim Topyak.”
Leyla topraktan ayrıldığında konuştu.
“Şapşal!Doyum günü pastalarında mum olur mum!”deyip koca bir kahkaha patlattı.
Toprak ise bir kez daha bu kızın iflah olmayacağını anlamıştı.İlk defa kavga etmeden on dakika geçirebileceğini düşünmüştü ancak Leyla yine onu haklı çıkartmamış, ilk dakikadan kavga çıkartmaya çalışmıştı.
“Annem ve babam ateşle uğraşmama izin vermiyor manolya.Tehlikeli.”
Toprak Leyla’ya cevap verdikten sonra ekini cebine attı.Cebinden leylaya aldığı hediye paketini leylaya uzattı.
Leyla paketi açtığında karşısında gördüğü kemanlı kolye ile Leyla hemen konuştu.
“Hiii bu çok güzel Topyak!Kenama bayılırım ben!”
“Biliyorum manolya.Kemanları çok sevdiğini biliyorum.”
Birlikte ağacın altına gittiklerinde toprak ve Leyla hemen çimenlere oturdu.Leyla elimdeki keki ikiye böldü.Yarısını Toprağa uzattı.
“Ama o senin doğum günü kekin.”
“Bende senin de yemeni istiyom topyak.”
İkisi birlikte çimenlerin üzerinde oturarak keklerini yediler.Toprak Leyla’ya kemanlı kolyesini taktı.
O gün ikisi de bilmeden Leyla’nın son doğum gününü kutlamıştı.
Günümüz; Bodrum,
Arkamda gördüğüm kalabalıkta neredeyse tüm sevdiklerim vardı.
Batu, kumsal, restorandan birkaç kişi, Ayşin, Toprak, Seher ve ikizi…
Sadece babam ve atlas yoktu.Ancak onlar zaten iş için şehir dışındalardı.
“İyi ki doğdun Leyla!”
Gözlerim hemen dolmaya başlarken şokla elim ağzıma gitti.Aynı zamanda yüzümde kocaman bir gülümseme vardı.Bazıları telefonlarını almış beni çekerken ben etrafı inceliyordum.Etraf ışıklarla süslenmiş, içecekler ve yiyecekler masaya serilmişti.Ortada ‘dünyanın en iyi şefi artık 26 yaşında’ yazıyordu.
“İnanmıyorum!”
Herkes yanıma gelirken bana sarıldılar.
“İyi ki doğdun canım benim, en yakın arkadaşım, ahiretlik bacım.”dedi kumsal.
“İyi ki doğdun şef!”dedi Batu.
Herkes beni yeni yaşım için tebrik ederken benim gözümden yaşlar akmaya başlamıştı.Herkesle sarıldıktan sonra sıra toprağa geldiğinde toprak tam önümde durdu.Bana yakınken sadece benim duyabileceğim bir tonda konuştu.
“Bir varmış, bir yokmuş.İyi ki senin masalın başlamış manolya.”
Bu anı en uygun ifade eden kelime kesinlikle dejavuydu.Bana da bu anı devam ettirmek düşerdi.
“O ne demek?”
Toprak bu silik anıyı devam ettirdiğimi anladığında gülümsedi.Sonra konuştu.
“Bilmem.Şiir kitabında annem okurken duydum.”
Dedikleri ile gülümserken gözlerimden gözyaşları firar etti.Toprağa sarıldığımda bedeninin o zamandan çok farklı olduğu gerçeği tekrar yüzüme çarptı.Zamanında ellerim onun vücudunu tamamen satabiliyorken şimdi asla sarılamıyordu.Çünkü beyefendi omuzları için bence verdi ödemeliydi.Sonuçta bir insan büyüklüğünde alan kaplıyordu.
Sarılmamız bittiğinde hepimiz bahçedeki masay oturmuştuk.Ben hâlâ çok mutluydum.Atlas ve babam dışında tüm sevdiklerim yanımdaydı.Belkide bu hayatımın en güzel doğum günü olabilirdi.
“Vaay be!Büyüdü bizim bücür he?”batunun konuşmasıyla ona döndüm.
Allahtan benden 5 yaş büyüktü.
Ona ters bir bakış attığımda Ayşin konuştu.
“Ayyy iyi ki doğdunuz Leyla hanım!”
Ayşinin sözleri ile yüzümü buruşturdum.
“Allah aşkına Ayşin, nolur bana sadece Leyla de.Lütfen.”
“Olmaz!Bu benim çalışma etiğime aykırı.”
Hay ben senin çalışma etiğine be Ayşin!
“Gerçekten ya, aylin kızım biz seninle arkadaş değil miyiz?Neden leylaya hanım diyorsun?”
“Çünkü o benim patronum.”
Ayşin çok normal ve sakin bir şekilde kumsala yanıt verdi.Ben ise üzerinde küçük bir şekilde çocukluk fotoğrafım olan pastama baktım.
“Çocukluk fotoğrafımı nereden buldunuz?”
“Ben verdim.Fotoğrafı yani.”
Toprağın sözleri ile ona baktım.
“Var mı sende hâlâ fotoğraflar?”
“Annem hepsini saklıyor.Bende ondan istedim.Bir tane attı sağolsun.”
Onu başımla onayladım.
Bizde sadece toplu şekilde çekindiğimiz bir fotoğraf vardı.Onunda kenarı kesikti, çünkü o kenarda zümrüt vardı.Ben kesmiştim.Tüm sevdiklerimin olduğu o fotoğrafta olmayı hak etmiyordu.
Ortamda muhabbet edilmiş, yemekler yenilmişti.Hepimiz çok eğlenmiştik.Güzel bir akşam olmuştu.Artık tüm misafirler gittiğinde ben toprağın bahçesini toparlamaya yardım etmiştim.
“Ben artık gideyim.”
“Daha hediyeni vermedim manolya.Az bekle.”
“Hediye mi?”
“Evet.”
İçeri gidip elinde bir keman çantası ile geldi.
Bir dakika o?Bana?Keman mı almıştı?
Yiiiaaa kral hareketti yalnız.
“Al bakalım manolya.Bu hem kemanını parçalamana neden olduğum için, hemde hediyen.”
Yüzüne baktım.Derince.Eskilere daldım sanırım yüzünde.Gözleirm yine buğulanırken o konuştu.
“Ağla diye yapmadım yalnız.Hem sen hâlâ o sümüklü beş yaşındaki manolya gibi misin?Her mutlu olduğunda ağlıyorsun.”
Sözleri ile ağlamaya karışık bir gülüş gerçekleşti yüzümde.
“Ben…Ne diyeceğimi bilemiyorum.Çok teşekkür ederim Toprak.”
Onunda yüzünde gülümseme oluştu.Ardından konuştu.
“Rica ederim manolya.Umarım hep en güzel anlarında çalarsın.Çaldıkça beni hatırla.”deyip tek gözünü kırptığında kalpten bile gidebilirdim.
Öyle karizmatikti yanisiii
Her neyse manolya, ay Leyla.
Yanaklarımın kızardığını fark ettiğimde hemen konuştum.
“Ben artık gideyim, saat geç oldu.”
Hediyem elimde, yüzümde kocaman gülümseme, yanaklarım kan kırmızısı iken evime gittim.Eve girdiğim gibi kamanımı incelemeye başladım.Gerçekten çok güzeldi.
Aklıma gelen fikirle odama çıkıp anı kutumdan kemanlı kolyemi buldum.İncelediğimde yılların etkisi ile biraz kararmış olsa da Toprağın hediyesiydi.Benim için değerliydi.
Kemanlı kolyemin zaten sadece ucu kalmıştı.Çünkü zinciri kopmuştu.Bende kolyenin kemanını aldığım gibi arkasına yapışkan sürdüğüm gibi kemanımı ucuna yapıştırdım.Çok zarif ve güzel durmuştu.Artık bu kemanım benim için değeri kesinlikle daha da artmıştı.
Tabii Toprağında öyle.
