10. bölüm · MAFYANIN KÜÇÜK ESİRİ
Bölüm-10
İyi okumalar🍂
Neva'dan.
Geçirdiğim dakikaları duvar saatinden görebiliyordum. Hapishanede duvar saati mi olur dediğinizi duyar gibiyim. Bu hapishane, hapishaneden çok mahzeni andıracak cinsten. Eskiden kaldığım yurtta bir kitap okumuştum. İçinde mahzenin taştan, tahtadan yapılmış, karanlık ve soğuk bir yer olduğu yazıyordu. Şuan da tam öyle bir yerdeydim.
İçeride ne yatak vardı ne de başka bir eşya. Sadece bir yorgan ve üstü tozlanmış ucuz bir tuvalet. Ve tam burada günler, belki de aylar geçirmem gerekecekti. Çünkü suçu üstlenmiştim.
-------
Bir saat, tam bir saat olmuştu. Susamış ve kahvaltı yapmadığım için acıkmıştım. O sırada demir parmaklıklar karşısına geçen gardiyan biraz da olsa beni sevindirmişti.
"Yemek ve su alabilir miyim?" Derken gardiyan kiliti açmıştı.
"Suçlulara yemek ikramımız yok" dedi gardiyan.
"Açlıktan mı ölelim be adam"
"Suç işlemezseniz, ölmezsiniz" diye cevap veren adam kolumu tuttu.
"Sorgu zamanı" dediğinde adamı dinleyerek hızlı adımlarla yürüdüm.
Yine biraz önceki odaya geçmiştim fakat bu sefer iki polis vardı. Biraz önceki genç polis ve yaşlı polis bir aradaydı. Karşılarına geçtiğimde kelepçelerimi çözdüler, biliyorlardı birşey yapamayacağımı.
Önce yaşlı polis konuştu.
"İnci Beyaz'ı sen mi kaçırdın?" Sert ama sakin bir sesle.
Derin bir nefes aldım.
"Evet"
"Yardım eden birileri olmalı" ded genç polis.
"Biri vardı" dedim. Yine bir yerlerimden birşeyler uyduruyordum.
"Kim" dedi yaşlı polis.
"İsmini bilmiyorum, sadece işbirliği yaptık" dedim.
"Ev adresi?"dedi.
"Bilmiyorum"
"Burada açıklarsan cezanda indirim yapabiliriz" dedi yaşlı polis.
"Bilmiyorum dedim ya" diyerek geçiştirdim.
"Emir, kızı götür" dedi yaşlı polis. Daha sonra odadan çıktı.
Genç polisin ismi Emirdi.
"Benimle gelin" diyerek ayağa kaldırdı beni genç polis.
Ben önden giderken benim her an suç işleyebilecek olmamdan dolayı kelepçelerimi takmıştı.
"Bak" dedi. Durdum. Polise dönerek yüzüne baktım.
"Doğru mu söylüyorsun yalan mı bilmiyorum ama lütfen gerçekleri anlat. Tehdit ediliyorsan seni koruruz, biz polisiz, biz kanun peşinde koşanlarız. Bizden zarar gelmez, doğruları söylemeli ve herşeyi anlatmalısın. Yanındaki kişi kimdi?"
"Polis herkesi korumaz. Bazen yardıma koşan yoktur, bazen de doğruyu yaptığın için suçlu olursun. Ben kötülük yapmadım, sadece birine yardım ettim… ama siz sadece kime yardım ettiğime bakıyorsunuz, neden ettiğime değil."
En sevdiğim özelliğim de buydu, doğru yerde doğru cümleler kurabilmek. Tabi bazen çalışmıyordu bu özellik.
Sözümden birçok anlam çıkaran genç polis hiç konuşmadan beni yine mahzeni andıran bu hapishaneye getirmişti. Kendi yerime geçerek yorganın üzerine oturdum. Belimi duvara yasladım.
Nedensiz yere gözlerimden yaşlar süzüldüğünü hissettim. Aslında nedenim vardı; bu buz gibi ve iğrenç yere nedensizce düşmemdi nedenim. Hem de hayatında yerim olmayan biri için!
Parmaklıklar arkasında beliren dağınık kıyafetli adamı görünce ayağa kalkmaya bile tenezzül etmedim. Bu İnci'nin abisiydi, Sarp Beyaz'dı.
"Gel şuraya" dedi.
Duymazdan geldim.
"Ben gelemiyorum bu yüzden sen gel" dedi.
"Gelmek istemiyorum" dedim.
"Bak kardeşimin kaçırılması umrumda değil, sen bir gel yanıma"
En son gururumun yerini merakım alınca ayağa kalkıp yanına gittim. Parmaklıklar arasından gizlice uzattığı kağıdı görünce şaşırmıştım.
Neler oluyor?
"Umarım kaçıran sen değilsindir yoksa kötü olur" diyerek karşımdan yavaş yavaş gitti.
Bu ne? Diye soramadım bile.
Yine yorganımın üzerine geçtim.
Kağıdı gizlice açarken kimsenin beni görmediğine emin olmuştum. Kağıtta yazanları okuyunca ise tüm duygular aynı anda kaplamıştı vücudumu.
Beğeni ve yorum lütfeen😽
