9. bölüm · Mafya kafes'i

Anlaşma+2 ay

Ecrin İkra Anılan

Rayce

Arabada giderken kucağımda uyuduğunu fark ettim. Gözleri kıpkırmızı, yanakları al al olmuştu. Ben, bu hayatta en çok korumak istediğim kişiyi koruyamadım ama bunun intikamını çok fena alacaktım. Mihran’da bu olaya bağlı büyük bir korku ve travma olacağından emindim. Zaten kızın beyninin yarısı travmalarla doluydu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Saat gece 1’e doğru geliyordu. En iyisi bir otele gitmeliydik.

Yolda bulduğum otele gittiğimizde tek bir çift kişilik yatak olduğunu gördüm. Tabii ki de başka yapacak bir şey yoktu. Onu yatağa güzelce ve nazikçe yatırdım, uyandıramazdım. Ben de yere oturup yatağın karşısında olan duvara yaslandım ve onu izleyerek uyudum. Çok güzel uyuyordu.

Sabah saat 9

“Aaaaagagaggaaaaagg!” diye bir çığlıkla uyandım. Bu, Mihran’dı. Evet, benden önce uyanmıştı hanımefendi.

“Mihran, sus güzelim, bir şey yok.”

“İkimiz aynı odada ne yapıyoruz ve dün ne oldu, Rayce Baray?” Allah kahretsin, dün ne olduğunu hatırlamıyordu, değil mi?

“Siktir.” dedim kısık bir sesle.

“Rayce Baray, sana diyorum!”

Dün neler olduğunu söylemeli miydim? Ne olduğunu anlamasin diye telefondan doktoru arayıp onun çok da anlayamayacağı bir düzeyde Fransızca konuştum. Daha doğrusu doktorla gizli bir dil gibi bir şey çıkarmıştık böyle olası durumlar için.

“Doktor bey, acil gelmeniz lazım.”

“N’oldu, Rayce Bey?”

“Anlatırsam şüphelenir, bir sakinleştiriciye ihtiyacı var.”

“Rayce Bey, otelin tuvaletine gidin.”

“Neden?”

“Yapın işte, beni dinleyin.”

“Tamam, tuvaletteyim ve Mihran hâlâ içeride bağırıyor.”

“Dolaplardan birini aç, Fransa’da illaki olmalıdır.”

“Aha, gerçekten buldum! Çok teşekkürler.”

“Sadece sakince göstermeden kolundan vurun.”

“Tamam, iyi günler.”

“Sizede, umarım.”

Telefonu kapattım. İçeride yatağı darmadağın eden küçük belaya baktım. Yanına gidip, “Mihran, üçe kadar say.” dedim.

“Neden, Rayce Baray? Nedeennn?”

“O zaman ben başlıyorum. Bir…”

“Rayce Baray, n’oluyor?”

“İki…”

“Rayce, sana diyorum!”

“Ve üç!”

İğneyi omuzuna batırdım.

“Allah’ın cezası! Bu ne? Manyak mısın sen?”

Derken gözleri kaydı ve uyudu. Şimdiyse doktorun gelmesini beklemek kaldı.

Zil çalınca kapıya gittim.

“Hoş geldiniz, doktor beyler.”

“Merhaba, Rayce Bey. Ben Franco Gabriel, psikoloji ve psikiyatri uzmanıyım. Doktorunuz durumu anlatınca ben de geldim.”

“Hoş geldiniz, buyurun.”

İçeri girdiler ve Mihran’a baktılar.

“Bir şey mi yaşandı, Rayce Bey?”

“Hayır, tabii ki de. Ona asla dokunmadım, saçmalamayın lütfen. Sadece burada olduğunu görünce delirdi.”

“Anladım. Dün yaşadıklarınızı anlatır mısınız?”

Bütün detaylarıyla dünkü lanet olayları anlatmaya başladım. Bitirdiğimde psikoloji doktoru konuştu:

“Anladık, Rayce Bey. Çok geçmiş olsun. Bu olay Elvan Hanım’da çok büyük bir iz bırakacaktır. En az bir yıl kimsenin ona dokunmasına izin vermeyecektir ki bunu bilerek de yapmayacaktır. Bu arada kelimelerinizi de çok dikkatli seçmelisiniz. O sırada kullanılan kelimeler bir daha kullanıldığında nefes darlığı, baş dönmesi vb. yaşayabilir. Bu sorunlarla baş etmeniz lazım ve bir de gereğinden fazla rahat hissetmeli ki herhangi bir kriz falan yaşanmasın.”

Dediklerini bir bir dikkatle dinledim ama en çok yıkıldığım şey, ona küçük bela dememdi. Artık diyemeyeceğimi fark ettim. Doktorlar gidince, dediklerine göre sakince her şeyi anlatmalıydım.

Üç saat sonra

“Baray, bunların hepsi gerçekten oldu mu?” dedi, nefes nefese. Daralmaya başlıyordu.

“Evet, Mihran.”

“Baray, beni niye koruyamadın, he? Neden?”

Diye ağlamaya başladı. Ağlamasına engel olmuyordum, ağlamak iyi gelecekti.

“Denedim, güzelim, denedim ama yapamadım. Beni etkisiz hale getirdiler, bana o anı acıyla izlettiler. Özür dilerim, Mihran, özür dilerim.”

“Dileme, Baray, dileme!”

“Bak, Mihran, seni anlıyorum ama seninle bir anlaşma yapmamız lazım.”

“Ne istiyorsun benden, Baray?”

“Evlen benimle.”

“Ney?”

“Evlen, Mihran, evlen.”

“Hayır, Baray, saçmalama!”

“Mihran, seni ancak böyle koruyabilirim. Hem de her şeyden. Sadece iki ay! Sadece iki ay içinde bütün pislikleri temizleyeceğim. Ne olur!”

“Düşünmem lazım, Baray. Bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum.”

“Tamam, Mihran, düşün fakat şimdi benimle eve geliyorsun ve evdekilere evlendiğimizi söylüyoruz.”

“Ama Baray, hani düşünecektim?”

“Aması falan yok, Mihran. Karım olacaksın.”

“Bak, Baray, sadece iki ay! Eğer anlaşmayı bozarsan ya da farklı bir şey olursa, seni doğduğuna pişman ederim. Ve sana güvenmeseydim bu yola bir adım atmazdım, haberin olsun. Bu güvenimi boşa çıkarırsan gerçekten iyi şeyler olmaz.”

“Sen mafyaların yanında dura dura cadaloz olmaya başladın iyice, he?”

“Beni bu hâle siz getirdiniz, unutma Baray.”

“Neyse, hadi hazırlan, gidelim. Sana kıyafetler getirdim, istediğini giy.”

Tamam diyerek kafasını salladı. Ben de dışarı kapıya çıktım. Beynindeki psikolojik sorunları hâlâ anlatamadım, her şeyi parça parça anlatmayı düşünüyordum...

Eve geldiğimizde, ikimiz de kapıda durduk. Mihran çok güzel olmuştu, tam bir mafya karısıydı. Anlaşmamıza uyarak içeri ben girdim ve annem, babam, kuzenlerim, yengelerim, amcalarım, bütün teşkilat buradaydı. Beni görünce hepsi şaşırmıştı çünkü beni arıyorlardı.

"Rayce, neredeydin annem?"

"Sorun yok anne, bu arada size bir haberim var. Tek gelmedim."

Dedim ve elimi kapıya uzattım. Bu sırada da Mihran elimi tutup kapının arkasından çıktı. Bütün teşkilattan sesler yükselirken,

"Güzeller güzeli karımla tanışın, Elvan Mihran Alkan."

Dediğim an sesler kesildi ve herkes şok içinde kaldı. Babam arkadan çıkıp,

"Rayce, ne diyorsun? Saçmalama, o kız Levis'in tohumu!"

"Baba, sözlerine dikkat et. Elvan Mihran artık benim karım ve bizim safımızda. İkimize de güvenebilirsiniz."

Aradan günler önce gelmiş olan Arven çıktı.

"Bence kesinlikle olabilir. Ben güveniyorum ve onaylıyorum."

Zaten Arven'in haberi vardı. Mihran ise neler olacak diye etrafa bakmadan duramıyordu. Ellerimiz hâlâ birleşikti.

Annem, "Kararlarınızı saygı duyuyoruz oğlum, fakat Elvan'la bir konuşma yapmak isterim."

"Buyur annecim," dedim gülümseyerek.

"Bak Elvan, senin bizim için bir tehlike olmana rağmen kabul edip ailemize alıyoruz. Eğer bir yanlışını görürsek, senden tek hamlede her bir üyenin kurtulmak isteyeceğinden emin olmalısın. Anlaştık mı?" dedi. Mihran ne kadar telaşlanıp vazgeçmeye yeltendiyse de sonradan kararını verip,

"Anlaştık, Hilitra Hanım. Vatanım adına söz veriyorum ki size bir ihanetim olmayacaktır."

Büyük ihtimalle şu an en büyük yeminini, vatanını da özlediği için kendi vatanı olacağına karar vermişti. Bu, iyi bir seçenekti.

"Jalia, sen odayı hazırla. Birazdan yerleşeceğiz," dedim ve herkes benimle selamlaşıp sarılırken, Mihran'a sadece sahte bir gülümseme kondurup gidiyorlardı. Çünkü artık Mihran, annem ve babam hariç tüm üyelerden de üstün bir konumdaydı. Mafya liderinin karısıydı ve büyük ihtimalle o da mafya olmaya doğru gidecekti. Bu onun için kötüydü, fakat ona çok yakışacağını emindim. Vay be, esirden mafyalığa... Bu da harika bir ilerleme değil mi?

İkimiz de odaya geçtiğimizde çok yorgunduk.

"Baray, ben yatakta yatabilirim değil mi?"

"Tabii ki Mihran. Ben de şöyle köşeye yatsam olur mu?" dedim gülümseyerek. Gerçekten çok yorgundum.

"Aramıza yastık da koyarız valla, Mihran," dedim. Biraz düşündü ve onayladı. İlk o banyoya girip üstüne bir pijama giymişti, mavi güzel bir pijamaydı. Ben de banyoya girip siyah bir eşofman takımı giydim. İlk o yatağa girdi ve neredeyse bütün yorganı kendine çekip aramıza yastık koydu. Bu davranışları hem komik hem de bir o kadar normal geliyordu. Bu travmaya rağmen bu kadarı bile çok çok iyiydi. Benimle aynı odada kalması bile bir mucizeydi.

Birkaç dakika sonra ben de yastıkların öbür tarafına yattım. İlk yarım saat uyuyamadım. Sadece ona bakıp o şerefsize yapacaklarımı düşünüp durdum. Fakat sonradan onun lavanta kokusu beni sarhoş edip uyuttu.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Evett arkadaslarrr buu bölumm nasildiiiii begendinizmiii eklememi istediginiz birşey varmii elestiriniz yadaa başka.birseyy keyifli okumalar dilerim hepinizi cokk seviyorummm ballı coreklerr
Je t'aimeeee💋💋💋💋🫀🫀