2. bölüm · MAFYA DOKTORU

VURULUŞ

Birisi ...

Gece, acil servisin ışıkları hiç sönmeyen o soğuk beyaz tonuyla her şeyi daha da gerilimli gösteriyordu.

Kapılar sertçe açıldı.

"Silahlı yaralanma! Sol femur bölgesinden giriş!" diye bağırdı ambulans ekibi.

Sedyedeki genç adamın yüzü bembeyazdı. Bacağına bastırdığı bez tamamen kana bulanmıştı.

"Basınç düşüyor!" dedi hemşire.

Bir adım öne çıktım.

"Kanama kontrolü hemen. Turnike var mı?"

"Var!"

Turnike uygulanırken gözlerim hastaya kilitlendi. Nabız zayıftı ama hâlâ hayattaydı.

"Ameliyathane hazırlansın. Travma odası değil, direkt cerrahi."

Sesim kesindi. Tartışma yoktu.

Dakikalar içinde ameliyathanedeydik.

Işıklar açıldı. Metalik kokular, cihazların ritmik sesleri... Her şey tanıdıktı.

"Anestezi?"

"Hazır."

"Başlıyoruz."

Kesiyi açtığımız anda kan, kontrolsüz bir şekilde geri geldi.

"Emme!"

Aspiratör devreye girdi. Görüş açısı açıldıkça durum netleşti: femoral arter hasarlıydı.

"Burada."

Parmağımla noktayı gösterdim.

"Klempleri verin."

Asistanım hızlıydı. Damarı yakaladım, kan akışı yavaşladı.

"Basınç?"

"Stabilize oluyor."

Bir an nefes aldım ama iş bitmemişti.

Damarı onardım, çevre dokuları kontrol ettim. Kanama tamamen durana kadar hiçbir şey "bitti" sayılmazdı.

Dakikalar uzadıkça uzadı.

Son dikişi atarken ellerim otomatikleşmişti.

"Tamam," dedim sonunda. "Kanama kontrol altında. Hasta stabil."

Bir an sessizlik oldu.

Sadece cihazların düzenli sesi kaldı.

"Yoğun bakıma alınsın."

Maskemin altından derin bir nefes verdim.

Bir hayat daha, gecenin içinden çekilip alınmıştı.

Ama acil servis... hiçbir zaman boş kalmazdı.

"Bitti canım," dedi en yakın arkadaşım Berk. "Hastanın yakınlarına söyleyebilir misin durumu. Ameliyat kapısının önünde bekliyorlardı."

Canım mı? Ne alakaydı bilmiyordum ama sorgulamanın sırası değildi. "Tamam," diyerek Ameliyathaneden çıktığımda iki adam kapının önünde bana baktı.

"Durum?" diye sordu yapılı bir vücudu olan adam.

"Yakınısınız galiba. Ameliyat gayet başarılı geçti." Tam o sırada bir aile koşarak adamların yanına geldi.

"Oğlumuzun durumu nasıl?"

"İyi ama doktor ben değilim." İşaret parmağıyla beni gösterdi. "Doktor o." Bocaladım.

"Hastanın durumu gayet iyi de siz neyi oluyorsunuz?"

"Ben Atakan," dedi adam. "Herkes tarafından bilinen bir mafya adamıyım. Hastanın hiç bir şeyi olmuyorum. Yolda gördüm, hastaneye getirdim ve aileye bilgi verdim."

"Anladım, geçmiş olsun. Yoğun bakıma alınması gerekiyor."

Elimdeki eldivenleri çöpe attım ve ellerimi yıkayıp odama eşyalarımı almaya gittim. Bugünün işi bitmişti. Çantama eşyalarımı koyarken arkadaşım Melisa kapının önünde bekliyordu.

"Gidiyor musun?"

"Evet güzellik. Nöbet gecem bitti, sıra sende." Yanağından makas aldım. Bir an suratı düştü ve kollarını iki yana açarak bana sarıldı, başını boynuma gömdü.

"İyi misin?"

"Yorgunum sadece." Geri çekildi. "Yarın ikimiz de boşuz. Tatilimiz var. Bar'a gidelim mi?"

"Olur, gidelim."

"Görüşürüz o zaman."

"Görüşürüz."

Acilden çıktım. Soğuk hava bedenime çarpınca ürperdim. Melisa genelde de böyleydi. Yorulunca kendisine bir şey söylenirse aval aval yüzüne bakar, ya da kısa ve net şeyler söylerdi. Hisleri çok güçlüdür. Genel olarak Owerthink'li ama doğru kişilerle olunca eğlencenin dibine vuran biridir.

Arabayı çalıştırdım ve yavaş yavaş kafasını göstermeye başlayan gülümseyip eve doğru yol aldım telefonumu hemen yanıma koydum.

Bir numara düştü ekranıma. Kaşlarımı çattım.

(0530...)
Adamı gayet iyi tedavi etmişsin Minyon Kız :) (05:10)

Mesajın sahibine baktım profilden. Atakan denen adamdı. Kalbim hızlandı bir an. Umursamayıp görüldü attım. Numaramı nerden bulmuştu?
GERÇİ BİR MAFYADAN NE BEKLEYEBİLİRDİM Kİ?

Bir an araba durdu. Tekrardan çalıştırmaya çalıştım ama olmadı. Neyseki etraftan arabalar falan geçmiyordu ve kenarda durmuştum. O an çok çılgınca bir şey yapmıştım.

Telefonu aldım ve yazdım.

Siz:
Boş boş konuşmayı kes ve bir iyilik yapıp beni atacağım konumdan alabilir misin Mafya Bey? Arabam yolda
kaldı.✔️✔️ (05:11)

(0530...)
Bu bir rica mıydı emir miydi Minyon Kız? (05:11)

Siz:
Bana Minyon Kız deme! ✔️✔️ (05:11)

(0530...)
Konum at. (05:11)

Ve gerçekten attım...

15 Dakika Sonra:

Bip!

Tavuğun gıdgıdlamak yerine neden bip dediğini çözmeye çalışıyordum. Kaşlarımı çattım. "Uyan artık Minyon Kız," dedi ama bu ses bir mafya'ya aitti.

Gözlerimi araladığında tavuğun bir rüya olduğunu fark ettim.

"Saat kaç?"

"05:26."

"15 dakika he. 15 dakika uyumuşum."

"Çekici çağırdın mı?"

"Uykuluydum gece nöbetindeydim. Aklıma o mu geldi sence? Ayrıca çekiciydi çağırmak aklıma gelseydi sana ihtiyacım olmazdı zaten."

Gözlerini devirdi ve telefondan çekiciydi çağırdı. Ben beklemedim, evimin konumunu tarif edip arabanın en ön koltuğuna oturdum. Arabası Porche'ydi ve o kadar konforluydu ki...

O da bindiğine emniyet kemerini taktı ve arabayı çalıştırdı.

"Çekicinin arabayı gerçekten götüreceğini mi düşünüyorsun? Ya kendisine kaçırırsa?"

"Öyle bir şey olursa nanayı yer zaten çok kasma."

"Gidiyor muyuz?" diye saçma bir soru yönelttim.

"Ne yapmamızı dilerdiniz Minyon Kız?" Yumruğu kafasına çarpasım vardı ama mafyaydı işte belaya bulaşamazdım.

Gözlerimi kapattım ama çok hızlı gittiği için stres oldum. "Çok hızlı gidiyorsun biraz yavaş!"

"Ne o? Korkuyor musun?"

130 ile gidiyordu...

"130 ile gidiyorsun nasıl korkmamayım? Ne bu acele be?"

"Biz bunlara alışığız canım."

"Biz mi?"

"Bir mafyanın tek başına olduğunu düşünmüyorsundur umarım. 5 kişilik bir grubuz ve 5 kişi düşmanımız var. Normalde 12 kişiydik ama birini ihanet cezası ile geberttik. Biri de mafyacılığı bıraktı. Sonra bu nedenden dolayı da 5 kişi bize düşman oldu, ayrıldık. Şu an 5 kişilik bir grubum var ve birlikte kalıyoruz."

"Aileleriniz yok mu?"

"Var ama mafyacılık işine bulaştığımız için hepimizin arası bozuk. Arada sırada ziyarete gidiyoruz yine de. Ee? Sen kaç senedir doktorluk okuyorsun?"

"26 yaşındayım. Genel cerrahi asistanıyım. Özellikle travma vakalarına giriyorum. Ne için sordun?"

"Hiç. Merak ettim. Olamaz mı? Belki bir gün işime yararsın."

Arkaya doğru gözü gidip duruyordu. Dikiz aynasından sürekli arkaya bakarken yolu değiştirdi.

"Senin gibi birini tedavi etmem ben Atakan," diye mırıldandım. "Ayrıca ne yapıyorsun?"

"Sorgulama. Sana bir zarar gelmeyecek bundan emin olabilirsin."

Korkuyordum. Etrafta baktım. Yarım saat sonra kimsenin olmadığı, arazi bir yola girmiş olduğumuzu fark ettim.

Atakan tam bir şey diyecekken silah sesi geldi.

"Neyin nesi bu?"

"Çok sorgulama da dediklerimi yap. Torpitoda bir silah var onu bana ver."

"Bulaşacağım işi ben..." diye mırıldandım ve hızla torpitodan silahı çıkarıp ona verdim.

Cama doğru eğildi ve arkadaki arabaya sıktı. Arabayı durdurdu, çatışmaya devam ettiler. Silahını gizledi ve bir kaç saniye arabanın içinde gizlenmeye başladı. "Teslim ol!" dedi karşı taraf. Polise benzemiyordu. Atakan sırıttı, silahını arkasına gizledi ve iki elini de kaldırıp çıkarken bana, "Olabildiğince gizlen Minyon Kız," dedi.

Dediğini yaptım.

"Sen bu kadar kolay teslim olur musun Atakan?" diye sordu adam alayla. Soruyu soran adamın arkasında dört adam vardı.

"Sen... İlk önce bizim grubu terk ettin. Şimdi de gelmiş bana ben güçlüyüm muamelesi yapıyorsun. Teslim olmam benim korktuğum anlamına gelmiyor lan! Aksine senden gram korkmadığım anlamına geliyor! Bir kardeş kardeşini zor durumda bırakır mı lan? İt!"

Aralarında sözsüz bir bakışma geçti. Sessizlik oldu, gökyüzünden uçan bir karga "GAG!" dedi, çok garip hissettiren ılık bir rüzgar esti. Adam belinden silah çıkardı, arkadaki adamlar onu pür dikkat izliyorlardı.

Ve BOM!!!

Nefesim kesildi, bir an için gözlerim dolu. Atakan... Karnından vurulmuştu...

Atakan acı içinde inlerken bir eliyle karnını tuttu. "Nasıl yapabiliyorsun ya?" diye haykırdı. "Yarı yolda bırakmıştınız siz bizi!"

"Kardeşim gruptan ayrıldık oldu bitti işte! Neyini abartıyorsun?"

"Ben bu gruptan çıkanı bir daha almam demedim mi lan!"

"Senden nefret ediyorum Atakan..." diye homurdanan adam, Atakan'ın kafasına nişan alacaktı ki Atakan cebine gizlediği silahı çevik bir hareketle alıp adamın kafasına sıktı. Bir zamanlar kardeşi olarak gördüğü adamın kafasına...