1. bölüm / 5
LUMASONUN BAŞLANGICI
Bölümler 5Şu an: SONUN BAŞLANGICI
- 1 SONUN BAŞLANGICI2.316 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 KÜLE DÖNENLER2.202 kelime
- 3 KARANLIĞIN SESİ2.316 kelime
- 4 SADECE KAL2.256 kelime
- 5 TAKİP MESAFESİ3.805 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir yola çıktığınızda sizi en çok cezbeden bildikleriniz değil, bilmedikleriniz olurdu. Yolun başını değil sonunu merak ederdiniz mesela.Yolun başında ne yapacağım değil, yolun sonunda ne halde olacağım derdiniz. Buydu işte .
Bilinmezlik
Bir bilinmezliğin gölgesinde yaşıyordum ben. Bilmediğim yollara girmezdim fakat yerini ezbere bildiğim yaraları kanatmaktan çekinmezdim.
Nazel Erdinç
İsmini seviyordum beni nadiren de olsa özel hissettiren tek şeydi. Ta ki Selin'in nazel diyen çığlığını duyana dek.
"Ne demek gelmiyorum kızım bu çok önemli bir davet şimdi orada neler olur neler taş, heykeltıraş " diyerek sırıttığın da taştan kastını hepimiz biliyorduk. Herkes bıkkın bir bakış attığında Esra"ne taşı lan götü kırık bunakları getirecekler bağış adı altında övecekler işte kim bilir altında neler yatıyordur. " dedi . Bu konuşmanın sonunu hepimiz biliyorduk Selin yine bir bahane bulup bizi o davete sürükleyecekti. Tam da beklediğim gibi Selin bir anda oturduğu koltuktan doğrularak "Ahh o eski gençlik , eskiden olsa herkes bir bütün olurdu devletini zeval altında bırakmazdı iki eli kanda da olsa yardıma ihtiyacı olana giderdi. " diyerek klasik konuşmasını yaptı. O sırada Zeynep "Sorması ayıptır bu konu nasıl devlete geldi? " Dedi. Selin "Ha devlet ha bizim üniversite öyle düşün aşkım işte ". Fikir belirtmeyen bendim çünkü olacakları zaten bılıyordum.
Bu davet bizim üniversitenin de sponsor olduğu bir bağış gecesiydi. Ünlü iş adamları gelecek her sene yaptıkları gibi gösterişle kendilerini melek ilan ettıreceklerdi. İsteyen her şekilde yardım yapardı bunun bu şekilde yapılmasını doğru bulmuyordum . Herkesin ayaklanmasıyla kararın verildiğini anladım . Giyeceklerımı ayarlamak ıcın ayaklandım.
~
~
Selin önde üçümüz arka da içeri girerken düşündüğüm tek şey bir an önce burdan gitmekti. İçerisi loş ışıklarka aydınlatılmıştı. Etrafta çoğu 10'lu olacak şekilde dizilmiş yuvarlak masalar vardı. Keşke Sandalyelere kurdele taksalarmış diye geçirdim içimden
Sanki bagış gecesi değil de İngiltere prensesinin taç alma törenın de gibi hissediyordum kendimi. Esra "Senin aklına uyduk geldik taş ,heykeltıraş yerine götümüze sekerek girecek olan çakıltaşları var gibi hissediyorum burada." Diyerek Selin'e döndüğünde Selin çoktan kendi hayal dünyasına gitmişti. Burdan kendine göre birini bulup kafasında düğün organıze ettiğine emindim. Gözlerim sessizce etrafa bakan Zeynep'e döndü üzerinde kırmızı omuzlarını açıkta bırakan midi bir elbise vardı. Kumral saçlarını düz salık bırakmıstı. Sade makyajıyla bile dikkat çekmeyi başarıyordu. Zeynep'e yaklaşarak " Hadi gidelim zeyno diyerek bıkkınlığımı bellı ettim.Seni sorarlarsa ben, beni sorarlarsa sen bilmiyorsun anlaştık mı? " Zeynep önce elime sonra bunun olma ihtimalinde olacak olanları ölçmek için Selin ve Esra ikilisine baktı sonra olanları anlamış gibi gözlerini büyüterek " Rica ediyorum beni kötü amellerinize alet etmeyin benim yolum bellı. " Diyerek Selin ' ın ona zorla ezberlettiği reddetme metnini okuduğunda göz devirdim.
Etraf kalabalıklaşmaya başladıgında konuşma yapmak için sahneye bir konuşmacı çıkmıştı.
" Öncelikle bugün burada bulunmamızı sağlayan, bağış gecesını organıze eden tüm kurum ve kuruluşlara teşekkurlerımı sunarak başlamak ıstıyorum . " Dedi. Gece de sadece bizim üniversite değil bir çok üniversite ve daha başka kurumların yardımıyma oluşmuştu bu gece. " Amacımız her zaman olduğu gibi bizden yardım bekleyen insanlara bir umut olmak, onlara her attıgımız adım da yüzlerinde ki mutluluğu görmek tek hedefimiz. " Yalandı
Hiç birinin amacı o yüzlerde mutluluk görmek değildi, hiç biri o gözlerde umut aramazdı onların görmek istediği çaresizlikti,biliyorlardı. Onlara uzanan el umut doluydu, uzatılan eli tuttuklarında ise umutlarından geriye sadece çıkarları kalırdı. Küçük bir çocuğun umutları onların çıkarlarını ezemezdi, ama onları ezebilirdi.
Konuşmacı yüzünde ki sahte gülümsemeyle devam etti. "Bu hedefe ulaşmamız da bize yol gösteren, yolumuzu aydınlatan Hakan sürmeli'yi konuşma yapması için sahneye davet ediyorum. "
O an beynimin içinde bomba patlıyor sandım. Etrafta ki sesler bir anda uğultuya döndüğünde aklımda kalan isimle sahneye bakakalmıştım. Dengede durmak adına masaya tutunmaya çalıştım fakat beynımde kı sesler susmuyordu cesaret edip kafamı sahnede ki adama çevirdiğimde herkes sustu.
Geçmiş bir kıvılcımdı, sustukça söner sanardınız, ta ki sustuklarınız kor alev misali yanıp sizi de kül edene kadar.
Yüzünde yer yer olan kırışıklıklar vardı fakat fazla bellı olmuyorlardı, kahverengı saclarının arasına düşen aklar onu yaşlı göstermıyor ayrı bir hava katıyorlardı. Yıllar geçmişti ama o hala aynıydı . İçimden kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum bunun normal bir durum olduğunu kendıme inandırmaya çalışıyordum. Geçmişimden birinin karşımda olması benim için kolay değildi.
Hakan Sürmeli bir zamanlar Serçevin Yetimhanesinin de en gözde bağışçılarındandı. Düzenli olarak gelir, bütün çocukları ziyaret ederdi. Herkes onun gelişini dört gözle beklerdi. Kimi para açlığı için, kimisi sevgi .
"En başından söylediğim gibi hiç bir zaman yaptığım yardımları insanların gözüne sokmak gibi bir amacım olmadı, şu an burda olmamın tek sebebi var. " Dediğinde sözleri bir çok kişiyi hem şaşırtıp hem etkılıyordu iş adamları dikkatle onu dinliyorlar aralarında konuşuyorlardı. Söylediklerinde yalan yoktu. Eskiden yetimhaneye geldiğinde aldıklarını bize direkt kendisi vermezdi fakat biz anlardık. Ne zaman o gelse gelişinden 1 veya 2 gün sonra bize oyuncaklar gelirdi. İçimde oluşan buruk bir hisle onu dinlemeye devam ettim.
"Siz beni şuan burada tanımış olabilirsiniz veya tanımıyor da olabilirsiniz fakat ben kendimi ne burda ne de başka bir yerde tanıdım ben kendimi 9 yıl önce kaybettim . " Dediğinde bahsettiği şeyin olmaması için dua ettim .
"9 yıl önce bir yuva vardı, yakıp yıkılan. Siz sadece adını duydunuz ben ise içimde ki vicdanın sesini duydum. Bugün burada olmamamın amacı bir yangınla yok olan Serçevin Yetimhanesini küllerinden inşa etmek istemem ." Yutkunamadım içimde büyüyen his geçmişimden daha ağırdı. Kızlara dönerek " Benim lavaboya gitmem lazım. " Dedim peşimden söylediklerini duyuyordum ama cevap veremedim. Kendimi zar zor içeri attığımda aynada ki aksimle karşılaştım. Yüzüm bembeyazdı. Gözlerim de olan tek duygu ise korkuydu. Korkuyordum tek gece de geçmişin bana hükmetmesi benı korkutuyordu. Derin bir nefes aldım, o yetimhanenin yeniden içinde çocuk yetiştirecek olması fikri kalbimi acıttı, orda çocuk yetişmezdi orda sadece nefes alırdınız aldığınız her nefes takip edilirdi nefesiniz bile sonunuz olabilirdi .
Çıkmam gerektiğini biliyordum birazdan kızlar gelebilirdi, sorduklarında ise kendimi açıklayamazdım çünkü hiç denememiştim.
Kendime çeki düzen vererek içeri doğru adımladım. Lavabo üst katta olduğundan burası daha karanlıktı içeriyi aydınlatan tek bir ışık vardı. Tam ineceğim sırada duyduğum sesle duraksadım.
" Her şey dediğim gibi olacak, tek yanlışında yakarım seni. " Diyen duygu barındırmayan sert sesi duyduğumda ürperdim. Siktir! Film sahnesi derken bundan bahsetmemiştim iptal merdivenın çaprazında olan odadan geliyordu içerisi karanlık olduğu için o beni göremezdi ama ben kapı aralığından olan iri cüssesini ve geniş sırtını görebiliyordum. Evet meraklı olmam canımı merakıma tercih edeceğim anlamına gelmiyordu. Hızla ineceğim sırada merdıvenın yanında kı sehpanın düşme sesiyle kısık sesli küfür ettim. Kraliyet ailesi derken boşuna dememiştim Allah ' ın cezaları .
Ne yaptığımı bilmeden hızla ilerleyecekken birden bileğinden tutulup duvarla buluşmam çok anı oldu. İşte şimdi hassiktir kalbim ağzımda atıyordu yakarım demişti değil mi o? Acaba yunan mitolojisinde ateş tanrısıyla mı kavga etmiştim şuan özür dilemeye razıydım. yanmakla ilgili ciddi problemlerim vardı . İçeriyi aydınlatan loş ışık yüzüne vuruyordu . Kafamı kaldırmaya çalıştım ama boşunaydı benım neredeyse 2 katımdı .
Bir eli ağzımı sıkıca kapatmıştı. Ne haraket edebiliyordum ne de bağırabiliyordum. Çırpınmaya çalıştığımda tek eliyle ellerimi sabitledi. O sırada "rahat dur, canını yaktırma bana " diyen sesi beni durdurmaya yetti. sen nasıl istersen bey diyecek kıvamdaydım. Ne olduğunu anlamadan hızlıca kolumdan tuttuğu gibi beni sürüklemeye başladı. Kolumu çekmeye çalıssam bile bu benim canımı yakıyordu ona bir etkisi yoktu.
Bir odaya girip kapıyı kitledıgınde şaşkınlık ve korku arasındaydım sanırım daha çok korku vardı sanırım değil şuan paçalarımdan almak üzereydi. Etraf aydınlandığında ışığı yaktığını anladım. gözlerim ışık yüzünden kısılmıştı , kafamı kaldırdığım da karşımda gördüğüm yüzle kısılan gözlerim keşke hep kısılsaydı da bu yüzü görmeseydi dedim. Yutkunup yüzüne baktım kemikli yüzü yüzünü olduğundan sert gösteriyordu, simsiyah olan saçları dağılmış bir kaç tutamı alnına dökülmüştü, gözlerıne baktığımda simsiyah gözleriyle çarpıştı gözlerim. Adam karanlığın kelime anlamı gibi bizi de yutmasa bari diye içimden dua etmeye başlamıştım. Gözleri gözlerimdeydi. Ben onu süzerken o sadece gözlerime bakıyordu.
" Bakın ben sizi tanımıyorum lavoboya gelmiştim konuşmanıza kulak misafiri oldum kusura bakmayın. " Diye düz bir sesle kendimi açıkladığım da hissetiğim duyguların hiç birini barındırmıyordu sesim.
Tepkisine bakmak için yüzüne baktığımda duvar gibi olan adamı görmek beni daha çok geriyordu. Konuşma kararı almış olacak ki "Kimsin ? " Diye sormuştu. Kaşlarım çatılırken şimdiden anlamıştım nasıl bir adam olduğunu " Anlattım ya ne olduğunu kim olduğum sizi ilgilendirmiyor." Dediğimde çıkmak için kapıya doğru adım attım ama bedenını önüme çekmesıyle kapı görüş alanımdan çıkmıştı. Kapı yerine sana mı çıkalım yani? " Cevap ver! " Diyen sesi beni delirtmeye yetecek gibiydi. Geri adım atarak " Ne cevabı? ne sorusu? siz kim oluyorsunuz ? "Diye sesimi yükselttiğimde ifadesinde bir değişiklik olmadı netti " Zifir" Dedi daha çok ismi değilde lakabı gibiydi gerçek adını söylemesini beklemiyordum daha doğrusu hiçbir şey beklemiyordum. Zifir dedim onu tekrar ederek "zifir de kaybolan yolunu bulamazmış bu yüzden mi yakmaya çalışıyorsun ? " Diye sordum imayla az önce ki konuşmasından bahsediyordum. Ne ima ettiğimi anlayarak " Benim zifirimde kaybolana yanmak yeter mi sanıyorsun ? " Diye sorduğunda bana doğru bir adım atmıştı.
Bu konuşma nasıl bitecekti bilmiyordum ama onun istediği gibi olmayacaktı. Yanmakla korkutmaya çalıştığı kişinin yıllardır sönemediğini bilse böyle konuşur muydu? "Sen peki daha önce yanmadığımı mı düşünüyorsun? " Dedim aramızda bir adımlık boşluk vardı fakat benım onun yüzünü görebılmem için bu yetmıyordu bu yüzden geri adım attım fakat bu boşluğu hemen kapattı bir anda eğilmesiyle aramızda olan boşluk kapanmıştı. Gözleri gözlerimi hapsederken bu mesafe de konuşmak benı geriyordu ama yıne de geri adım atmadım "Dikkatli ol o zaman, küllerinin arasında bir kıvılcım varsa ben onu söndürmem yalnızca alevlendiririm." Dedi. Kül olmayı istememiştim aksine hep diri kalmayı denemiştim fakat karşımda ki adam beni kül yerine koyup yeniden yakmayı düşünene kadar. Eğer yanıp kül olduysam çevremi de yakıp kül ederdim yandığım kadar.
Daha fazla bu şekilde durmak istemedim . Hızlı adımlarla kapıya doğru ilerledim. Ona dönerek kapıyı açmasını söyleyeceğim sırada benden önce davranarak kapıyı açtı . Beni uğraştıracağını düşünmüştüm Daha ne kadar uğraştırabilir Nazel? Az önce hissettiğin 10.000 voltajlı elektrik akımını unuttun herhalde ona bakmayı kesip hızlı adımlarla uzaklaştım. Çantamı burada düşürmüştüm telefonuma baktığımda kızlardan gelen cevapsız aramaları gördüm. Hemen aşağı doğru inmeyen başladım . Masamızın olduğu kısıma doğru gittiğimde kızların etrafta beni aradıklarını gördüm . Hızla yanlarına gittim. Beni gördüklerinde hepsinin yüzünde ki endişe yerini sinire bıraktı Esra" Nazel nerdesin arıyoruz açmıyorsun tuvalete diye gittin yoktun neredeydin? " Diye sordu Selin "hayır canım ben endişelenmemeleri gerektiğini söyledim.Zengin bir adam bulup onunla kaçabileceğini söylemiştim ama arkadaşımın o kadar zekaya sahip olmadığını unutmuşum . " Dediğinde ters ters baktım ona. Bu dediği sadece onun yapabileceği bir şeydi. Zeynep ciddi bir sesle " Neredeydin? " Diye sorunca ne demem gerektiğini bilemedım buraya gelirken bir kara deliğe rastladım beni içine çekmesinden son anda kurtuldum mu demeliydim?
Onlara kısaca bir adamla tartıştıgımı söyledim. Selin 'ın klasik boy ve kilo kriterleri harici çok soru sormadılar. Derin bir nefes aldım artık buradan gitmek istiyordum büyük ihtimalle konuşmalar bitmişti şuan herkes kendi halindeydi. Üniversiteliler bir tarafta grup olmuş eğlenıyordu. Diğer tarafta da iş adamları kendi aralarında konuşuyorlardı. Benım ise aklım hala yeni yapılacak olan Serçevin Yetimhanesindeydi. Hakan Sürmeli ile konuşma fikri aklımdan geçmişti ama ne diyecektim ben serçevin yetimhanesinden Nazel Erçetin' mi ? Bağış yaparken aslında hangi sisteme yem attığını bilip bildiğini merak ediyordum. Her şeyden habersiz gibi duruyordu ama emin değildim. Onu bulup bellı etmeden ağzından laf almam gerekiyordu . Kızlara " Ben burayı gezeceğim biraz "dedim hepsi inanmayan bakışlarla bana bakıyorlardı çünkü gezmezdim biliyorlardı olduğum yerde durur gitme saatı geldiğinde ayaklanırdım. Onların bakışlarına karşılık " Merak ediyorum daha önce yetimhane için kimse bağış gecesi düzenlememişti. " Diyerek vicdanlarına oynadım bunu yapmak bana göre değildi ama öğrenmem gereken şeyler vardı. Aile konusu açıldığı zaman onlara sadece ailem olmadığını söylemiştim bu onlara yetmişti hiç bir zaman sorgulamamışlardı. Küçük bir tebessüm oluştu dudağımda seviyordum onları . Dediğimden sonra hepsi kafa salladı bende ilerlemeye başladım
Gözlerimi içeri de dolaştırıyordum fakat aradığım yüzü bulamamıştım kenarda duran görevlıye doğru ilerledim. " Hakan Sürmeli hala burada mı çıkış yaptı mı? " Görevli hala burada olduğunu söylediğinde rahat bir nefes aldım. Koridor boyunca iletmeye devam ettim. Onu bir tablonun önunde resimi incelerken bulmuştum. Derin bir nefes aldım. yanına gittiğimde varlığımı anladı ama bana dönmedi "ressam olmak için bakmak yetmez görmek gerekir derler peki görmek için ne yapmak gerekir? " Diye sorduğunda bakıslarımı tabloya çevirdim tablo da canlı renk neredeyse yoktu gri ve kapalı tonlar agırlıklıydı, sadece belden üstü olan bir insan silüeti vardı yüzü net değildi gözlerinin üstünden aşağı sarkan maske sanki benliği gibiydi . " Hiç" dedim düşünmeden "belki de hiçbir şey yapmadan sadece bakmak gerekir ressamın gördüğü resime biz bakarsak ikisinin birleşimi onu sanat eseri yapmaz mı ? Kısık sesli gülüşünü duydum " Bu her şeyi daha karmaşık yapar hep böyle midir fikirlerin? " Dediğinde sesinde küçümseme değil alay vardı. Sinirlerım bozulsa da devam ettim " Sizin bakışınız hep bu kadar düz müdür peki kafanızı eğdiğinizde altında yatan düğümleri görebilirsiniz ama görmemek de bir tercih değil mi ?ressamların da dediği gibi. bakıpta görmemek görüpte anlamamak
Bakışları bana döndüğünde beni baştan aşağı süzdükten sonra tekrar yüzüne o gülümsemeyı ekledi " Görmediğim değil de küçük hanım görebildiklerim daha kötüyse o zaman ne yapmalıyım ? "
" Serçevin de ne yaptıysanız onu Hakan bey. " Dedim oldukça ters bir sesle. Yüzünde ki gülümseme silindiğinde bana döndü " Ne demek istiyorsun? " Bu sefer alayla gülen bendim. " İşleri karıştırmak istemem sadece söylemek istediğim eğer bir yeri yeniden inşa etmek istiyorsanız küllerinden değil küllere sebep olanlardan başlayın ki tekrar küle dönmesin etraf. "
Onun suçu olup olmadığını bilmiyordum bana ters gelmişti bundan kaynaklı ona ters gitmiştim aynı adam olduğunu sanmıştım fakat aynı değildi yıllar ondan da çok şey almıştı.
Tam konuşacağı sırada telefonun çalmasıyla benden biraz uzakta telefonuyla konuşmaya gitti. "Amacın ne ise vazgeçsen iyi olur ne yaptığını bilmiyorsun delikanlı. İlk başta tatlı gelir sular sana nefesini kestiği an kurtulma şansın kalmaz " Dediğinde bugün bunun gibi kaç konuşmaya şahit olacaktım bilmiyordum. bakışlarım telefonla konuşan adamdaydı.
Yüz hatları Sertleşmişti , sinirliydi ama bunu dışarıya fazla yansıtmamata çalışıyordu. Duyduğum isim ondan çektiğim etrafta dolaştırdığım bakışlarımı durdurdu " Madem öyle ancak dikkatli ol burası serçevine benzemez kendi karanlığın seni hapsetmesin zifir
Zifir
O adamın serçevin ile ne alakası vardı? Hakan Sürmeli neden onunla konuşuyordu? Bunların hepsi günlerce kafa patlatatacağım sorulardı daha fazla duramadım burada hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladım.
her adımda geçmişi yeniden yaşayacağımı bilmeden attım her adımımı.
Bölüm etkileşimi
