Bölümler 5Şu an: KÜLE DÖNENLER
- 1 SONUN BAŞLANGICI2.316 kelime
- 2 KÜLE DÖNENLER2.202 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 KARANLIĞIN SESİ2.316 kelime
- 4 SADECE KAL2.256 kelime
- 5 TAKİP MESAFESİ3.805 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hiç bir zaman bana verilenden fazlasında gözüm olmamıştı. Küçük bir alanım vardı orda ne yaparsam o benim için değerli sayılırdı, küçükken kendimi mutlu hissettiğim nadir bir yerdi mutfak.
Sadece yemek yapmak değil kendimden bile kaçmak için giderdim mutfağa. Bunun sonucunda meslek seçmem de çok zor olmamıştı. Gastronomi son sınıf öğrencisiydim. Kampüsten erken çıkmıştım şimdi de bir cafe de oturmuş kızları bekliyordum bugün buluşmak için sözleşmiştik birbirmizi evde görmek yetmiyordu açık hava da görüşmeye karar vermiştik.
Kapıdan gelen Zeynep ' ı görünce gülümsedim. Her buluşmaya saatinde gelirdi. Hiç gecikmezdi. " Az daha geç kalıyordun zeyno." Dedim ona takılmak amacıyla normalde olsa asla böyle bir şey olmayacağını savunur iki saat konuşurdu fakat öyle olmadı. "senin bizden sakladığın bir şey mi var Nazel? " Dedi " Ben neden sizden bir şey saklayayım neyim var ayrıca saklayacak. " "Dün gece iki defa ortadan kayboldun ikisinde de bembeyaz suratla yanımıza geldin neler olduğunu anlat. "
"anlattığım gibi işte bir adamla tartıştım , sinirlendim başka ne anlatayım?"
Onlara yalan söylemek beni de memnun etmıyordu ama geçmişimi anlatmak da memnun etmeyecekti,biliyordum.Onları seviyordum hem de çok ama güven konusun da aşamadığım şeyler vardı.
Zeynep inanmadığını belli eden gözlerle bana bakıyordu ama başka bir şey sormadı ısrardan hoşlanmıyordum. O sırada Selin ve Esra geldi Selin " Bu gevur sıcağında neden 7/24 gördüğüm yüzlerle beraberim " Diye haykırması sonucu bir kaç kişi bize dönmüştü. Esra" Burayı babanın çiftliği sandın herhalde sesine dikkat et insanları rahatsız etme ".diye uyarı da bulundu. "Çiftliği napayım ben be ama promosyon olarak prens de varsa bu işi düşünebilirim." Zeynep" Ay triplere bak prens senin gibi kıçı kırık kızı ne yapsın onun etrafında ne prensler vardır. " Dediğinde gülmeden duramadım. Selin'in gerçekten kıçı kırıktı.
Klasik dedikodumuza başlamıştık . Kampüs'te olan kim kimle berabermiş, kim kimi aldatmış gibi genellıkle aynı isimler dönüyordu masada. Telefonumu alarak yetimhane projesinin nerede yapılacağını sordum internete "geçtiğimiz gün ki bağış gecesinde bir yetimhane inşa ettireceğini duyuran Hakan Sürmeli yetimhanenin yerinin değişmediğini yıkılmış olan binayı yeniden inşa ettireceğini söylerek açıklamalasına yeni bir bilgi daha ekledi. " Az kalsın içtiğim kahveyi püskürtecektim bu adamın amacı neydi? Bunca yıl ortada yokken bir anda bunları yapması çok saçmaydı. Sanki geçmişi yeniden yaşatmaya çalışıyordu.Bu konuyu daha detaylı araştıracaktım böylece bırakamazdım.
" O zaman verdim gitti " Diyen Esra 'ya döndüm.Neyi veriyordu? "Ne veriyoruz? "
"Seni." "Kime? Diye sorduğumda üçünün de oltasına düştüğümü anlamıştım ne konuştukları hakkında hiç bir fikrim yoktu. Üçü hep bir ağızdan " Dökül. " Deyince düşündüklerimin sadece bir kısmını anlatmaya karar verdim.
"Şu yetimhane işi, yangının üstünden 9 yıl geçti bu adam neden şimdi ortaya çıktı merak ediyorum? " Esra"Merak değildir belki yani korkuyor da olabilirsin sen de öyle bir yerde büyüdün sonuçta değil mi ? "Dedi.Tek kötü yanı ayrılışım değildi orada olmak başlı başına kötülüğün tanımıydı.
" Hayır merak ediyorum sadece 9 yıl olmuş neden hala bu yetimhanenin peşinde üstelik yeni bir bina da değil eski binayı yeniden inşa ettirecekmiş."
Selin "Kızım adam bağışçı hayatını buna adamış belkı de o yetımhane de sevdiği çocuklar onda iz bırakmıştır oraya da bağış yapmıştır."Dediğinde diğerleri de ona katılmıştı. Severdi evet her geldiğinde yetimhanenin o soluk duvarları canlanır, rutubet kokan oda da nefes almak kolaylasırdı. Bende bunu anlamıyordum bu kadar yakında olan biri içeri de olanları nasıl anlayamamıştı ya saklamak da çok ustalardı ya da hep beraber saklanan bir oyun vardı.
05.09.2013
Bir hafta olmuştu buraya geleli çok sıkılmıştım daha önce hiç bu kadar uzun süren bir oyun oynamamıştım. Çabuk sıkılırdım ben hemen bitsin isterdim.
Küçük ayaklarımı oturduğum yataktan aşağı sarkıttım hızlı adımlarla temizlik yapan görevliye doğru ilerledim sanırım evcilik oynuyorduk şuan. "Yeter bırak artık elindekini sıkıldım ben bu oyundan oynamak istemiyorum. " "Ne oyunu kızım? çekil git başımdan . " Hem oyun oynuyorlardı hem de beni kovuyordu. " Elinde tuttuğu süpürgeyi elinden kaparak yere atmamla boş koridorlarda kopan gürültü bakışların bize dönmesıne sebep oldu.
" Sana sıkıldığımı söyledim duymuyor musun? Evcilik oynayacak yaşı geçmedin mi sen ? " Normalde olsa bunları söylemezdim hatta söyleyemezdim ama çok sıkılmıştım burası çok kötü kokuyordu ayrıca hiç eğlenceli değildi. " Bana bak küçük cadı buraya yeni geldiğin belli sırf onun için susuyorum kaybol gözümün önünden. " Diye bagırmasıyla korkmadım desem yalan olurdu 9 yaşındaydım karşımda ki kadın ise en az 40 yaşındaydı.
Yapacak bir şeyim yoktu bize dönen bakışları umursamadım hızla aralarından geçip gittiğimde nereye gideceğimi bilmiyorum. Uzun koridorun her tarafında 5 oda vardı hepsinde çocuklar kalıyordu. Anneyle baba çok çocuk seviyorlar demek ki
üst kata çıkan bir merdiven vardı merdiveni çıkmaya başladım burası alt kattan daha kötüydü yüzümü burustururken öğürmemek için zor duruyordum.
Burada ışık bile yoktu duvarı tamamen kaplayan bir cam vardı ordan sızan ılık içeriyi aydınlatıyordu. Madem bu kadar cimri bir aileydi niye bu kadar çocuk yapıyorlardı bu aile gerçekten oyun oynamayı bilmiyordu. Oyunun kuralları bile yoktu.
Burada duramayacağımı anlayınca aşağı inecektim ki camın önünde oturan beden dikkatimi çekti. Sırtı bana dönüktü. Fakat ona rağmen cüssesinin büyük olduğunu anlamıştım sanırım ailenin en büyük oğluydu. Burada ki koku dayanılacak gibi değildi burda neden duruyordu ki?
Küçük adımlarla yanına gittiğimde kafasını bana çevirmedi, yanına oturdum yine dönüp bakmadı. Sesli bir şekilde ofladım varlığımı fark etmediğini düşünerek fakat boşunaydı. " Burada ne yapıyorsun? " Dedim cevap vermedi. " Burası çok kötü kokuyor gel aşağı inelim. " Dedim yine cevap alamadım. " Üzgün müsün? " Diye sordum yine sustu. Bende sustum cevap vermiyordu artık ailenin gerçekten sıkıntılı olduğuna emindim aşağıdakiler fazla ses yapıyordu bu ise hiç konuşmuyordu ortaları yok muydu bunların?
"Ne zaman bitecek bu oyun çok sıkıldım . " Sesimi alçaltarak bastırmaya çalıştığım duyguyu da dile getirdim "hem de korkuyorum . " Elimle korkumun az olduğunu göstermek için işaret yapmaya çalısıyordum "bu kadarcık. " Yine susacak sandım fakat bu sefer öyle olmadı ilk kez bakışlarını bana çevirdi ilk göz göze gelişimizdi. İki çocuk vardı birbirine bakan fakat onun gözleri bir çocugun gözlerine göre fazla sert bakıyordu. Bakışlarını yüzümde dolaştırdı.
" Oyun mu sanıyorsun? " Dedi. Gerçeklerden kaçamayacağımızı söylerdi annem
Önünde bir yol varsa adım atmaktan çekinme kaçtıkların senin etrafını sardığında atamayacağın adımlar durdurmasın seni anlamazdım ne dediğini anlamaya da çalışmazdım.
Şuan anlıyordum. oyun değil Nazel, oyun değil Nazel beynimde uğuldayan tek ses buydu. Oyun falan yoktu . Ağlamak istiyordum sadece ağlamak geliyordu içimden.
" Oyun değilse ne peki ne oluyor burda? " Bakışlarında alay vardı alay ediyordu benimle bilmemem onu eğlendiriyor muydu?
"Sen bu kadar safken seni bırakmayı göze aldıklarına göre hiç sevmemişler seni. " Ağlamamak için direnmiştim fakat artık imkanı yoktu gözümden düşen damlalar onu etkilemedi. Sahiden sevmemiş miydi annem beni? Öğütler sevdikleri zarar görmesin, bilgilensin diye verilmez miydi annem bana hep öğüt verirdi. Akan yaşları umursamadan ona döndüm " Seni niye bıraktılar o zaman belki de senin de kalbini sevmemişlerdir? "
"Sadece kalbimi değil. " Sevilen insan güzelleşirdi ona ait hiç bir parçada sevgi yoktu o çirkinliği hak edenlerdendi. "
" Herkes sevilmeyi hak eder . Yalancısın sen! Beni ağlatmak için böyle söylüyorsun doğruyu söyle bana.
Gözlerinde alay yoktu bu sefer ama bende olan duygularda yoktu gözleri sürekli akan yaşlarıma değdi sonra hemen çekti gözlerini " Adın ne ? "
İç çekerek "Nazel" dedim.
" İyi dinle o zaman Nazel sevgiyi hak edenler yalnız kaldıklarında bile doğru kalabilenlerdir. Burada yapayalnızsın yapacağın doğrularla değil , hatalarla yaşayacaksın burası sevgi değil burası ölüm ! " Amacı neydi bilmiyordum bildiğim şey varsa artık çok korktuğumdu. Yaşamanın anlamını bile tam olarak bilmezken ölüme denk gelmiştim.
" Hata yapmazsam ne olur sevilir miyim o zaman ? "
Bu dediğim çok komik bir şeymiş gibi bir ifade oluşmuştu yüzünde . İçeriyi aydınlatan ışık yüzüne vurduğunda bir kez daha anladım bir çocuk olmadığını o buraya aitse ben burada olamazdım , ben buradaysam da o. Yüzü bile bir çocugun yüzüne göre fazla duygusuzdu.
Aramızda ki bir kişilik boşluğu azaltarak yaklaştı gözleri gözlerime kenetlendiğinde söyleceklerinin yine beni kıracağı barizdi. Sesi fısıltı şeklindeydi. İrkilsem de belli etmedim .
" İlk hatanı yaptın bile Nazel.hata yapmayacağını düşünmek ikinci hatan . "
"Birincisi ne? "
" Serçevin de olman "
~
Adımlarım yıkık dökük, geriye sadece harabe kalan binanın önünde durdu . Ezbere bildiğim yolu gelirken zorlanmamıştım. Fakat şu an buraya gitme fikri beni zorluyordu.
Binanın etrafına daha doğrusu yıkılan yerin etrafına bir şerit çekilmişti. Henüz inşaat kararı yeni çıkmıştı. Bu kadar çabuk davranmalarını beklemiyordum . Şeritin etrafında iki tane işçi vardı . Henüz başlamamışlardı anlaşılan ikisi de bir şey konuşuyorlardı. Yanlarına gittim " İnşaat bugün mu başlıyor? "diyerek kafam da ki ilk soruyu sordum "biz sadece bakmak için geldik planlamayı yapacağız sonra başlar inşaat. " "Madem inşaat başlamıyor ben içeri bakabilir miyim? "
" Maalesef hanımefendi içeriye girmenize izin veremeyiz. "
"Bakın benim bir tanıdığım burada kalıyordu onun için başka bir amacım yok hemen çıkarım gerçekten size zorluk çıkarmam." Her ihtimale karşı burada büyüdüğümü söylemek istememiştim.
" Anlıyoruz fakat izin veremeyiz inşaat alanı burası girilmesi yasak. "
" Henüz inşaat başlamadığına göre inşaat alanı sayılmaz. "
"Bize zorluk çıkarmayın hanımefendi giremezsiniz içeri. "
Derin bir nefes aldım . Buraya gelmek için kendıme kaç tane motivasyon konuşması yaptığımı bilmiyorlardı. " Beyfendi asıl siz bana zorluk çıkarmayın sadece 10 dakika bakıp çıkacağım. " Deyip adım atmaya çalışmıstım ki önüm kesildi.
" Eğer biraz daha ısrar ederseniz polisi aramak zorunda kalırız. " Dediklerinde geri adım atmıştım.
Arkamı dönerek geldıgım yola geri ilerlemeye başladım tabi ki gitmeyecektim onların böyle sanması gerekıyordu. Beni göremeyecekleri kadar ilerlediğim de ne yapacağımı düşünmeye başladım binanın etrafında başka büyük bir bina yoktu. Sadece küçük kullanılmayan depo vardı. Onlar beni görmeden o deponun arkasına saklanırsam yetımhanenın duvarından atlayıp içeri girme şansım olurdu.
Onları görebileceğim bir yere geçtiğimde ikisinin de arkasını döndüğü anı beklıyordum. Beni fark ederlerse ne diyeceğimi hesaplamamıstım. Neyse ki beni fazla uğraştırmadılar ikisinin boş anını bulduğumda hızlıca deponun duvarına doğru koştum.
Tekrar onları kontrol ettiğimde beni fark etmedıklerını anladım. Bundan sonrası biraz zor olacaktı. Duvar neredeyse 2 metreydi benim boyun ise 1.65 'ti. Gözlerim hemen büyük bir taş aradı ama bulamadım.
Bir kaç kez zıplamayı da denemiştim ama yetişemedım. Son anda aklıma gelen fikirle hızlıca depoya girdim . Karton benzeri fakat kartondan daha sert olan bir şey bulmuştum . Hemen duvarın dibine koyarak üstüne çıktım. Bu bana yeterli gelir sanmıştım fakat gelmiyordu. Duvara yetişmek için zıplıyordum fakat altımda ki şeyin benı taşımayacağı gerçeğini unutmuştum bir anda ayağım boşluğa düşerken kendimi sert zemine düşmeye hazırlamıştım kaslı kollara değil.
Gözlerimi sıkıca kapatmışken yerde değil de birinin kucağında olduğum gerçeğinin farkına vardım. Kapattığım gözlerimi açarak kucağında olduğum kaslı kolların sahibine baktım. Gözlerım gördüğüm yüzle kocaman olurken onun da benden çok farkı yoktu şaşırmıstı fakat benım gibi değildi kısa bir şaşkınlık geçmişti yüzünden. Karşımda ki zifirdi.
Ben hala şaşkınlıkla ona bakarken o yüzünü duvara çevirmeyı basarmıstı. Gözleri şüpheyle bana bakarken " Ne işin var burada? " Diyen şüphe dolu sesini de duymam bunu doğruladı. Cevap vermem gerekiyordu fakat kucağındayken bu mümkün durmuyordu .
" Kucağında olduğumun farkında mısın? "
"Evet."
" İndirmeyi düşünüyor musun? "
"Soru sordum! "
" Ne o cevap vermezsem dağa mı kaçıracaksın beni . " Kucağından inmeye çalıştıgımda sonunda beni indirmeyi akıl etmişti.
" Öncelıkle burada olmam seni hiç ilgindirmiyor nasıl ki senin burada olman beni ilgilendirmiyorsa" Bu kendim için uydurduğum bir yalandı. Deli gibi merak ediyordum neden buradaydı? onun bu yetımhaneyle olan ilişkisi neydi? Zifir kimdi?
" Benim sınırlarımda dolaşıyorsan sonucuna da katlanırsın" Derken ne demeye Çalışıyordu sınırlarınım diye bahsettiği yer serçevin yetimhanesi miydi?
" Sınırların? " Dedim sorar bir şekilde
" Şuan tam içinde olduğun yer. "
" Bu kadar kolay bir şekilde sınırlarına girdiysem sınırların oldukça geniş olmalı. " Dedim iğneleyici bir sesle.
"Sınırlarımı basit bir şekilde küçültmem, çemberi daraltmak için eksiltmek gerekir , eksiltmek için öldürmek. " Diyen sesi buz gibiydi . Sesi bunu yavaş yavaş yaptığını kanıtlamak ister gibiydi.
Yurkundum. Öldürmekten bahsediyordu değil mi? Normal bir adam değildi bunu gördüğüm ilk an anlamıştım ama ölümü bu kadar kendine amaç edinmiş olması beni korkutmuştu. Arkama bakmadan koşsam karizmam çizilirdi evet buna emindim sıçtın sıva bari Nazel.
" Kanla mı çiziyorsun sınırlarını? "
" Savaşta her şey mübahtır. "
" Ne yazık ki burası savaş alanı değil kurallar var! "
" Ben kuralsız oynarım. " Netti. Bu netlik de beni korkutuyordu şuan Adamın seni korkutmayan özelliği var mı?
"İyi oynamaya devam et. " Gideceğimi sanmam hataydı. Fakat denemiştim kolumdan tutmuş beni kendine çevirmişti.
"Adın ne? " Ona adımı söylemek gibi bir hata yapmazdım eğer göründüğü gibi güçlü biriyse beni eski kayıtlardan bulurdu. Hala ne olduğunu anlamadığım için asla kendimi ele vermezdim. " Senin adın ne zifir? " O Cevap vermeden devam ettim "madem maskelerin arkasına saklanıyoruz ben de Nora . "
Nora ve zifir
Kaşları çatıldı, yüzünde ki ifadeden sinirlendiğini anlıyordum, gözleri sinirden mi bilmiyordum fakat kararmıştı ya da hep karaydı. Tanıdıktı
" Son kez soruyorum benimle oynama! " Eliyle binayı göstererek "burada olmanın sebebini söyle. " Göz devirdim.
" Bir arkadaşım burada kalıyordu yeniden yapılacağını duyunca merak etmiş bana söyledi bence içeri girip ona fotoğraf çekecektim ama izin vermediler ben de böyle girmeye karar verdim. "
İnanmamıştı. Bunu fazlasıyla belli ediyordu. Bir adım attı bana doğru konuşmadan önce adım atıyordu duyamadığımı falan mı düşünüyordu acaba?
" Bir daha sakın yoluma çıkma. Gözümün gördüğü , soluk aldığım yerde olma! Eğer ki öyle bir hataya düşersen küllerinin altında kalan kıvılcımları alevlendireceğimden şüphen olmasın. " Arkasına bakmadan ilerlemeye başladığında arkasından bakakalmıştım. Tek dileğim onunla bir daha yollarımızın kesişmemesiydi ne ben bunu istiyordum ne de o .
Hayat herkese istediğini vermezdi. Kader ağlarını örerken size danışmazdı. İkisi de arkalarına bakmadan giderken kaderin onları yine karşı karşıya getireceği bir gerçekti.
Bölüm etkileşimi
