7. bölüm · LİSTE KARANLIKTA YAZILDI

7.Bölüm:DONMUŞ ZAMAN

Tuğba Ari

Karanlık sokakta ilerliyordu kahvelerin sahibi.Sami'nin cesedi hala bulunmamıştı,bulunmazdı da o en sessiz olanıydı,o akrep gibiydi,sessizce işini halleder can alırdı.Sıradaki kurbanı şuan yatağında rahat bir uyku çekiyordu. O bunu hak ediyordu,ünlü hayırsever iş adamı Efkan Adal. Sosyetenin görünen yüzüydü bu. Onun ne tür karanlık işlerde olduğundan kimsenin haberi yoktu. Örgüttekiler hariç tabii. Piyasada uyuşturucu ve silah sevkiyatının başında geldiğini kimse bilmemeliydi öyle değil mi? Hayırsever,namusuyla para kazanan iş adamı imajı çizilmemeliydi. Ölüdükten sonra kime neydi onun ne ahmak herif olduğu. O yüzden gerek yoktu sırların açığa çıkmasına,en azından şimdilik.Efkan'a ait yalıya varmıştım. Kocaman,görkemli bir yalıydı tamda Efkan piçine yakışacak türden bir yalıydı. Yalıya giriş için dev bir demir kapı vardı ve tabii ki korumalarda kapının başındaydı. Beni iki üç korumanın engelleyeceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yalının arka tarafından dolanıp arka tarafına ulaştım. Baştan aşağı siyah giyinmiştim. Hiçbir vücut hattım belli değildi. Tabii ki de kurbanım için hazırlanmıştım. Siyah kapşonlunun içinde siyah bir takım vardı. Kurbanlarım benim değerlilerimdi birbirlerinden ayırmaz hepsine aynı ilgiyi gösterirdim. Hiç sevmesemde Efkan piçi de buna dahildi. Yalının etrafını çevreleyen duvarların tepesinde dikenli teller vardı. "Hadi ama Efkan ciddi olamassın çok eski kafalısın be dostum bu devirde dikenli tel mi kaldı yok mu şöyle elektrikli falan." Duvara tek hamlede çıkıp aşağıyı kontrol ettim. Arka bahçede bir koruma vardı. Gece mesaisine dört koruma kalıyordu,biri arka bahçede ikisi ön kapıda oduğuna göre bir koruma daha vardı bahçede. Muhtemelen ön traftaydı fakat hepsini halletmem gerekecekti. Garanti olsun. Şuan aşağıda olan mal uyukluyordu. Ah be Efkan canını emanet ettiğin adama bak be oğlum, insanın bu kadar düşmanı varken dört koruma senin neyine yetecek. Tellerin üzerinden dikkatlice geçip aşağı tek hamlede atladım. Dağ ayısı hala uyuyordu. Sırtını duvara dayamıştı. Yanına gelip tek kolumu boğazına sardım. Bu gece yeterince kanlı olacaktı daha fazla kana gerek yoktu. Kolumu boynun götürmemle adam aniden gözlerini açtı.

"Sen kimsi-" kolumu çözüp bir elimle çenesini diğer elimle de kafasını tutup tek hamlede boynunu kırdım. Sessiz ölüm her zaman iyidir. Elimdeki eldivenleri düzelttim. Evet eldivenler önlem içindi zira az önce boynunu kırdığım herife dokunmuştum eldivenler olmasa parmak izim kalacaktı ve ben böylesine aptal bir hata yüzünden yakalanmaya asla niyetim yoktu.

Etrafta kameralar vardı ve sabitlerdi. Şuan bulunduğum yer kör noktadaydı. Sırt çantamı çıkarıp içerisinden sinyalekarıştırıcıyı aldım ve yalının kameralarını devre dışı bıraktım. Rahat bir şekilde duvar dibinde ilerlerken bahçenin yan tarafında kalan büyük gösterişli bir havuz ve koltuklar vardı. Diğer koruma koltukların birinde oturmuş telefonla konuşuyordu. Gecenin köründe bu kadar yüksek sesle telefonda konuşması sinirleriyle oynamıştı. Arka taraftan yaklaşıp onu dinledi.

"Yaren vallaha tanımıyorum o kızı niye anlamıyorsun?.. Tamam haklısın da tanımıyorum benim suçum ne... Ya mal mısın kızım...Gece gece bir siktir git kızım mal mal konuşup durma!kapat"

Adam sinirle telefonu kapatıp başka bir numara tuşladı. O kadar sinirli duruyordu ki burnundan soluyordu.

"Kuzen senin ayarlayacağın kızdan ne hayır gördüm ki lan şerefsiz... Ne olacak karı manyak çıktı biri gelmiş buna beni sormuş buda o kim seni nerden tanıyor diye söylenip durdu. Gece gece sabır taşını çatlattı,istemiyorum abi uzak dursun şizofren karı...iyi tamam lan... Hadi eyvallah"

Telefonu kapatıp yanına savurdu. Elleri yüzüne kapandı. Tanrıdan sabır istiyordu buyuk ihtimalle. Belki haklı olabilirdi fakat bi kadına hakaret edemezdi. Ben kibar bir adamım böyle serserilere benzemezdim. Adamın arkasından yaklaşıp tek hamlede terardan bir kolumu boynuna doladım diger elim ise ses çıkarmaması için ağzındaydı.

"Sen bir kadına mı hakaret ettin az önce" diye sordum sakince. Evet kabul kadınlar fazla kurmaca canlılardı fakat şuan kolumun altında nefes almak için debelenen hırta bakınca tipinden ne bok olduğu belliydi. Bende inanmazdım bu herife. Daha fazla uzatmadan tek hareketle boynunu kırdım ve cesedi anında yere yığıldı.

Yalının bahçesindeki korumaların işi bitmişti,sıra kapıdaki iki kişideydi. Dikkatlice ön kapının olduğu tarafa geldiğimde demir kapının açık olduğunu gördüm.Korumalardan biri telefonuyla ilgileniyordu diğeri ise oldukça yorgun duruyordu.

"Patron bugünkü sevkiyat için sence neden bizi almadı yanına." diye sordu yorgun olan,fakat arkadaşı onu dinlemiyordu bile.

"Ne?"

"Patron diyorum sence bugun niye alamdı bizi yanına"

"Yok mu şu yeni işe aldığı davar bizim suratımıza bakar mı artık oğlum."

"Kaç yıldır yanındayız bunun bir hatrı vardır herhalde"

"Ne hatrı lan o piç kurusunun eline bakıyoruz kaç yıldır bir kere insan yerine koydu mu? Şansım olsa bir dakika bile durmam bu lanet yerde,kansız herif"

Demek canını emanet ettiğin insanlar bile senden hoşlanmıyor be Efkan. Tanrı bilir ne çektirdin bu insanlara ama merak etmeyin sevgili korumalar sizi bu dertten temelli kurtaracağım. Yorgun olanın arkasına geçip cebimden somnus iğnesini çıkardım. Diğer adama göre bir adım daha geride duruyordu bu benim için avantajdı.Adamın tam arkasına geçtim. Tek elim ağzına kapandığında diğer elimdeki iğneyi boynundan enjekte ettim ve saniyeler içinde yere yığıldı. Bu bir çeşit zehir falan değildi. Bir kaç saatlik güzel bir uykuydu sadece zaten yorgundu eminim ki Efkan patronu uyuduğu için sorun çıkarmazdı. İyi herifti kıyamazdı çalışanlarına.Adamı geriye çekip yere bıraktığımda neyseki telefondaki mal fark etmemişti fakat ona yaklaştığım anda bakışları bana döndü.

Siktir!yüzümün yarısını gizleyen bir maske vardı fakat yeterli gelir miydi emin değildim.

"Sen kimsin? Ona ne yaptın"diye sordu korkuyla tabancasını çekip doğrultmuştu.Silahları çantama koymakla büyük aptallık etmiştim. Sadece bir adet iğne,ufak bir çakı ve ellerim vardı.Bunlar fazlasıyla yeterliydi benim için. Silah tutuyorken bile korkuyla bakıyordu bana.

" Silahsız olan benim sen niye korkuyorsun."dedim merakıma yenik düşerek.Efkan silah eğitimsiz adam almazdı yanına gerginliğim de bu yüzdendi fakat karşımda ki adam korkuyla bana bakıyordu. Tahminen yirmili yaşlarındaydı. Bu yaşta Efkan'ın yanına düşmesi büyük yanlıştı.

"O şerefsiz gerçek silah mı veriyor sanki,piç kurusunun malından kuruş azalmamalı"dedi ani sinir ve ciddiyetle.

Kahkaha atmama engel olamadım taşlar yerli yerindeydi rahatlamıştım.

" sen niye geldin,ne istiyorsun,ona ne yaptın?"

"Koruma olarak çalıştığın yerdeki patronunun az önce size sahte silah verdiğini mi söyledin az önce?"

"Evet ne var bunda"

"Şuan istersem seni öldürebilirim"

"Öldü mü o" dedi yerdeki arkadaşını kastederek,hala korkuyordu.

"Hayır bayıldı"

"Buraya ne için geldin?"

"Patronun için geldim"

"İyi bana karışma benimle bir derdin yok ne yaparsan yap" dedi ciddiyetle.

"Onu öldürebilirim"

"Umrumda değil" dedi omuz silkerek.

Algılarım alt üst olmuştu. Ergen olmak böyle miydi gerçekten hala o evreden çıkamamış gibiydi. Patronunu ölüme terk ediyordu. Ben bile şaşırmıştım. Onu denemem gerekiyordu.

"İyi peki" diyip arkamı dönecekken bana saldırıp saldırmayacağını görmem gerekiyordu. Saldırırsa şayet sülalesini haritadan silerdim fakat bu ergen beni şaşırtmayı başarıyordu.

"Bekle"

Ona döndüğümde bana bakıyordu direkt ne var diye kafa salladığımda yerde yatan arkadaşını gösterdi.

"Beni de bayıltmayacak mısın?" diye sordu

"Ne?" bu gece olanlar bana ağır geliyordu.

"Ulan sen Efkan'ı halletsen sabahına polis yaka paça beni almaz mı ne oldu nerdeydin diye bahanem olsun beni de bayılt sonra şu kameraları hallet yeminle sabahına polis beni alırsa söylerim seni gözkerini boyunu sesini falan". An itibariyle bir ortağım vardı ve haklıydı hemde o kadar haklıydı ki ben bunu nasıl düşünememiştim. İğneyi kullansam sabaha beni bok hatırlardı. Fakat şuan salarsam beni yakalatması on dakikasını almazdı öldürmeyi düşünüyordum fakat bu herif sandığımdan da zeki çıkmıştı.

" adın ne senin?"

"Arda, abi" abide olduk.

"Arda,beni iyi dinle eğer sabahına bir bok kokusu gelirse seni mahvederim duydun mu beni"

"Duydum abi duydum bayıltacak mısın şimdi?"bayılmaya meraklı ilk kez biri görüyordum. Evet anlamında kafa salladığımda yanıma gelip kolunu sıyırdı. Hastanede kan veriyor sanki!

" abi bayıltcak ama dimi?"

"Arda istersen siktir olup gidebilirsin kardeşim"

"Yok abi" kolunu tekrardan hadi der gibi salladığında kafa mı sağa sola salladım sınanıyordum yeminle.

İğneyi koluna batıracağım sırada sırıtıyordu manyak

"Abi gözünü seveyim biraz yavaş "iğneyi batırıp tüm sıvıyı enjekte ettim.

"benim iğneden kor-...si-". Kurtulmuştum bu maldan. Hayatımda ilk defa bana yardım eden bir ortağım vardı. Ve bayılarak yardım etmişti. Arda yere yığıldığında küfürü ağzında kaldı. Diğer adamın aksine Arda'yı düzgün bir yere çekti,diğer adamın paltosunu alıp örttü. Ortağımdı sonuç olarak ayazda mı kalsaydı çocuk.

Rahatça yalın içerisine girdiğimde kapıların hepsi açıktı. Efkan'ın bir ailesi yoktu. Evli de değildi. Koca yalıda tek başına geberip gidecekti. Evde tek olmanın rahatlığıyla üst kata çıktım. Odaları gezerken nihayet Efkan'ın odasını buldum. Asıl işim şimdi başlıyordu. Çantamı çıkarıp Efkan'ın oldukça pahalı duran yatağının kenarına bırakıp içinden neşterimi ve halatlarımı aldım. Efkan'ın düzenli olarak uyku ilacı aldığını biliyordum o yüzden benim sesime uyanmasının imkanı yoktu. Ayaklarından sıkıca bağlayıp tavandan geçen demir korkuluklara baktım ve aklıma yeni bir fikir geldi. Halatın diğer ucunu korkuluklardan geçirip arka tarafına attım. Efkan'ı neden asmayalım ki? İpi tüm gücümle çektim. Efkan zayıf bir adamdı Sami'nin ki gibi göbeği yoktu. Herifin kalbine ulaşmak için on kiloluk yağ çıkarmam gerekmişti.Efkan tam anlamıyla tepe taklak olduğunda halatın diğer ucunu çalışma masasının ayağına sabitledim. Yorulmuştum. Neşteri elime alıp Efkan'ın yanına geldim.Efkan hala uyuyordu. Neşterimi alıp kalmibe ilerleyecekken aklıma parlak bir fikirin gelmesiyle duraksadım. Çantamdan cerrahi testereyi getirdim.Ağırlığından dolayı hala sallanıyordu ve denk getirmek zordu. Omuzlarını tutup sabitledim fakat hala oynuyordu. Sinirlenmeye başlamıştım.

"Bir yerinde dur piç kurusu"

Ağırlığından dolayı sallanıyordu fakat benim sabrım bu kadardı.

Testere ile halatı kestim ve Efkan başının üzerine düştü. Acı dolu inlemesi odada yankılandı. Gözlerini aralamaya çalıştı fakat nafileydi. Sinirle paslı bıçağımı kalbine sapladım daha uyanamadan Efkan'ın işi bitmişti fakat bu kadar hızlı olmamalıydı. Artık sabitti. Testereyi alıp kafasına daire şeklinde bir yarık açtım ve kafatasını kestim. Kalbin aksine beyni ortada duruyordu. Sandığımdan daha küçüktü şaşmamalı. Beyni kanlar içindeydi kıvrımlar arasında bile kan vardı mecbur kanın çekilmesini bekleyecektim o sırada odayı inceledim. Geniş ve şık bir odaydı. Para sıçıyorum diyordu adeta. Penceresi ön kapının olduğu tarafa bakıyordu. Pencereden baktığımda Arda'nın yayılarak uyuduğunu görüğümde gülüşüme engel olamadım. Arkamda ki Efkan'a baktığımda beyni açığa çıkmıştı. Yanına eyilip elimi kafatasından içeri daldırıp beynini söktüm. Ufak birşeydi zaten. Yanındaki yarısı su dolu metal kapaklı kutuya koydum. Çantamdan kavanozunu çıkarıp akrebini elime aldım. Ve kutsal kuralları saydım. Akrep Efkan'ın cesedinin üzerinden ilerleyip şah damarından soktu.Neyse ki her zamanki yaşlı bunak burada değildi. Rahattım.Burada ki işim bitmişti. Fakat bu piçi burada yıllarca kimse bulamazdı o yüzden göze görünür bir yer şarttı. Herkes varlığımın farkına varmalıydı artık.