3. bölüm · LİSTE KARANLIKTA YAZILDI
3.Bölüm:EŞİK
~Günümüz
“Annem derdi ki,bazı anlar tüm mantığını zorlar.” Tam olarak ta öyle bir gün geçiriyordum.Önümdeki karışık halde duran dosyalara ters bir bakış attım.Sonum olacaktı bu dosyalar.Ellerimi saçlarıma geçirdim.Saatlerdir masa başında işe yarar bir bilgi arıyordum ama nafileydi.Dosyaların dile gelip beni bir sal artık demeleri an meselesiydi.”Son dakika haberleriyle karşınızdayız...” Odayı dolduran televizyonda ki spikere döndüğümde “YENİ CİNAYET” başlıklı haberi gördüm.Kumandaya uzanıp sesi yükselttim.
“Şehrin merkezinde yeni bir cinayet vakası daha bildirildi sayın seyirciler. Yetkililer olay yerinde inceleme başlattı.Cinayetler ile ilgili soruşturmalar devam ediyor.Sorumluların en kısa sürede yakalanması bekleniyor.”Şehirde yaklaşık bir aydır cinayet vakaları çıkıyordu.Bugün ile haftada işlenen üçüncü cinayetti bu.Ortada bir katil değil kasap vardı adeta, ve bu dosyaların hepsi bendeydi.Davalardan bazıları başka bir arkadaşa atanıcak demişlerdi umarım son cinayet dosyası da bana gelmezdi.Kapı iki kez tıklatıldığında son davanın da bana geldiğini gösteriyordu.
“gel” kapının açılmasıyla Didem’in elinde dosyayla masamın önünde bulmam bir oldu.Şuan ağlayabilirdim.
“Hayır yaa” Sitemime karşılık tebessüm etti Didem.
“Yine size geldi dosyalar Savcı Hanım.”Sırtımı koltuğa yaslayıp Allah’tan sabır diledim.En çok ihtiyacım buydu.Davalarda iyi olduğumu söylemeden geçemeyeceğim fakat son bir aydır işlenen cinayetler sır gibiydi ve sürekli tekrarlanan bir şeydi.Ha bide hep bana verilmişti davalar,üst makamlardan baskı da vardı.Dosyayı elime alıp imzaları attım.
“Cinayet mi”
“Evet”
“Şaşırmadık,her neyse”dedim gerekli evrakları uzatırken.”Başka bir şey daha var mıydı?”
“Hayır bunlardı, bide savcım Özel Kuvvetler’den Üstteğmen Vural Pusat Şahin soruşturmanız için görevlendirildi.Bir kaç gün içerisinde gelecektir kendileri.
“Özel Kuvvetler’den soruşturmaya asker mi atandı?”dedim doğru anladığımı onaylatmak adına.
“Evet.” Dosya başlı başına karmaşıktı bir de ayrı birinin görevlendirilmesine gerek var mıydı gerçekten?Hakikaten sınanıyordum.Koltuktan kalkıp masayı toplamaya başladım bugün fazlasıyla yorucuydu daha fazla dosya görmek istemiyordum.Rüyama giren pembe dosyalar fazlasıyla korkunçtu zaten .
“Ben kaçıyorum dosya görmekten nevrim döndü”dedim askıdan trençkotumu giyerken.Didem ise sadece beni izliyordu delirdiğimi düşünse haklıydı bir hafta da kafayı yiyecek duruma gelmiştim.Kol çantamı da aldıktan sonra Didem tebessüm edip ufak bir baş selamıyla odadan çıktı.Tatlı bir kızdı adliyede asistanlık yapıyordu.Boş zamanlarda sık sık konuştuğum birisiydi sadece fazla içine kapanıktı.
Odamdan çıkınca koridorun diğer ucundan Baş Savcı Ömer'i gördüm.Her zamanki otoriter bakışlarından farklıydı bu sefer.Sıçmıştım galiba arkama dönüp ters yönde yürümeye başladım,pardon koşmaya.Cinayet davalarıyla ilgili basım belalardaydı zaten birde Ömer savcının nasihatlari hiç çekilmezdi.
"Savcı Hanım!" Yaradandan sadece biraz sabır.
"Savcım" Ömer savcıya döndüm.Dibime gelmişti hemen adam.
"Didem hanım söylemiştir ama yine de hatırlatayım dedim.Davaya bir üstteğmen atandı.Bu ne demek biliyorsun değil mi?" Lanet olsun bilmeme gibi bir imkanım var mı?Haftalardır davada ilerleyemessem destek olarak Bordo bereli, komando,komutan ne varsa getirmekle alttan alttan "başaramıyorsan davadan çekil"ayağı çekmişti.Fakat kusura bakmasın adliyede öyle cinayet davalarını çözmüş biri olarak bu davanın başka birine verilmesi bana bir hakaretti belki geç olucak ama adalet er yada geç yerini bulacaktı gelecek olan su teğmenden de bir gelişme beklemiyordum açıkçası silah eğitimi değil di ya bu çok bir katkısı olabileceğini düşünmüyorum.
"Evet savcım"
"iyi üstten baskı var unutma"dedi iğneleyici bir şekilde.Hiç unutur muyum? hiç unutturur musunuz ? Savcı Ömer ile kişisel bir sorunum yoktu fakat onun benle bir derdi olduğu ortadaydı.Açığımı arıyordu adam adeta.
"Tabii"Suanlık yapabileceğim tek şey şu gelecek olan teğmen'i beklemekti.
***
Bardaktan boşalırcasına yağan yağmurda ilerliyordu Vural.
Daha yeni görevden gelmiş olmasına rağmen Yüzbaşı Yavuz onu acilen görüşmek için yanına çağırmıştı.İçten içe ne olduğunu merak ediyor ama her zaman ki gibi boşverdi.
Emin adımlarla askeriyeye girdi.Halbuki iki saat önce buradaydı zaten.Askeriye’nin içerisine girdiğinde saçlarını karıştırdı.Şemsiye kullanmayı sevmezdi,yağmur yağıyorsa o yağmur onu ıslatmalıydı,olacak şeyden kaçmak tamamen saçmalıktı buna en basitinden yağmur da dahildi.Yavuz Yüzbaşının odasına doğru giderken aynı timdeki arkadaşlarını gördü.
“Ooo komutanım biz evin yolunu göremeden siz geri bile gelmişsiniz,bu kadar sevdiğinizi bilmiyordum bizi.”Bıkkın bir nefes bıraktı Vural.
“Tolga,bana bir iyilik yap ve çeneni kapat ha bide gece nöbetine gelecek arkadaş izinliymiş bilmem anlatabildim mi?” Tehditi net bir şekilde anladı.Uzun,yapılı ve kumral bir adamdı Tolga.
“Emredersiniz komutanım!” Yüzbaşı Yavuz’un odasına geldiğinde kapıyı iki kez tıklattı.İçeriden kalın ve tok bir ses içeri gelmesini söylediğinde kapıyı açıp içeri girdi.Yüzbaşı Yavuz Yıldırım masasında oturuyordu önünde bir kaç dosya vardı ve son derece gergin görünüyordu.Bu gergin duruş Vural’ı germiş olsada belli etmedi.Asker selamını verdi.
“Komutanım,beni istemişsiniz”
“Gel Vural gel”elini indirip bir adım öne geldi.
“Kapıyı kapat.” Kapıyı kapattı fakat bu durum onu iyiden iyiye geriyordu.Son görevde bir hata mı yapmıştı? Ya da bir halt mı yemişti?
“Adalet bakanlığından bir yazı geldi.”dedi sakince.
Direkt konuya girmişti.İşine gelirdi.
“Son zamanlarda İstanbul’da yaşanan cinayetlerden haberin vardır.”dedi net bir şekilde.Evet cinayetlerden haberi olmayan yoktu peki bu konunun kendisiyle ne alakası vardı?
Başını evet anlamında bir kez salladı.
“Adalet Bakanlığı cinayetlerin normal cinayet vakalarından olmadığını ve Özel Kuvvetlerden destek istediğine dair bir belge geldi.”Az çok ne için çağırıldığını anlayabiliyordu.Taşlar oturmuştu.
“Davaya asker atanacak yani”diyerek düşündüşünü dile getirdi.
“Aynen öyle”dedi Yavuz Yüzbaşı,severdi Vural’ı.Herşeyi o söylemeden anlayabiliyordu.
“Tahmin ettiğin üzere seni bunun için çağırdım.Görevde senin olmanı istiyorum”Başını tamamdır der misali salladı Vural görev görevdi.O uygun görüldüyse sorgusuz sualsiz hizmet edecekti devletine.
“Dava savcısıyla beraber yürüteceksiniz görevi sınırların belli yetkilerin belli yeni görevden geldin bu iki gün dinlen sonra gidersin olası bir operasyon için timin hazır olacak ve en önemlisi kimliğin bilinmeyecek sadece birlikte görev yaptığın savcı bilecek.Adliyede şuan davaya Özel Kuvvetleren asker geleceğin yayılmış.Kimliğin için davayı reddedeceğiz sadece Baş savcının haberi olacak bu durumdan ve çalışacağın savcının.Seni Savcının asistanı olarak tanıtacağız gerekli tüm evraklar tamam”Yüzbaşı Yavuz doğrudan gözlerime bakıyordu.Masanın üzerindeki dosyalardan birini verdi.
“Dava süreci ile ilgili bilgiler.”Dosyayı elime aldım.Kolay bir göreve benzemiyordu.Dağlara hiç benzemeyeceği kesindi ama kendisi uygun görülmüştü bu göreve layığıyla yerine getirecelti.
“Vural,dikkat et kendine bir şeye ihtiyacın olduğunda haberim olsun”dedi Yüzbaşı Yavuz sakin bir şekilde.Bu görev onu fazlasıyla geriyor olduğu belliydi.
“Sağolun komutanım”
“Git güzelce dinlen şimdi yorucu bir görev olucak gibi”
Selam verim odadan çıktı.Dosyayı merak ediyordu fakat şuan fazlasıyla yorgundu bir an önce eve gitmek istiyordu.
Evdeki varlıklar aklına gelince sabır diledi kendine, o salakları çekecekti bir de.Timdeki arkadaşlarından bazılarıyla aynı evde kalıyordu.Aslında kalmıyordu ev onundu tek yaşıyordu fakat onun evine kurulmuşlardı.Bir yandan işine geliyordu temizlik ve yemek derdi olmuyordu.Tolga’yı bir tık kullanıyordu ama sıkıntı yoktu.
Bir saat sonra evinin önüne geldiğinde apartmana girmeden kendi evinden kahkaha sesleri geliyordu.
İçinden bir küfür savurdu.İçeride zaten edecekti şuan kendisini yormasına gerek yoktu.Anahtarını çıkarıp eve girdiğinde salonda oturan Doruk ve Can’ı gördü Can esmer uzun ve yapılıydı yeşile karışık ela gözlü ve kıvırcık saçları vardı,sakalsızdı.Doruk ise Sarışın ve renkli gözlüydü oda diğerleri gibi yapılıydı hafif kirli sakalları vardı.
“Ooo komutanım hoşgeldinizz”diyerek abartılı bir karşılama yaptı Doruk
“Belanı arama Doruk”
“Ne dedim ya” diye sitem etti.
“Gereksiz konuşuyorsun oğlum”diyerek Vural’ın düşüncelerine tercüman oldu Can.O sıra mutfaktan önlükle Tolga çıktı.
“Komutanım sizin kırmızı tencere nerdeydi.”Tolga’nın ev işi merakı timdekilerin alay konusu olmuştu hep,Doruk ve Can önlüklü Tolga’ya hunharca kahkaha attılar.
“Kırmızı tencere mi var lan evde “diye sordu Vural ciddiyetle varsa da onun haberi yoktu.
“Vardı ya komutanım “.Doruk ve Can hala Tolga’nın Mutfağın Sultanı yazılı önlüğe gülüyorlardı.
“Ne bileyim oğlum bak oralara işte”diye tersledi Vural.Tek derdi kayıp kırmızı tencereydi sanki.
“Sizde bi susun lan artık başım şişti.”diye Doruk ve Can’a saldı.Fakat Doruk ve Can hala mutfakların sultanına bakıyordu.Vural koltuğa kurulup başını geriye yasladı.
“Ne gülüyorsunuz lan “diye yükseldi Tolga.
“Sakin ol sultanım bu ne celal”dedi Doruk oysaki hala gülüyordu.
“Siktir git lan senle mi uğraşacağım bide”diyip mutfağa gitti Tolga.Doruk ise kalkıp peşinden gitti.
“tamam be sultanım kızma hemen gel beraber arayalım tencereyi.”Ortam sessizleşince az da olsa kafasında ki sesler susmuştu Vural’ın.
“Kağan geldi mi”diye sordu Can’a
“Geldi komutanım çalışma odasında”
Ayağa kalkıp çalışma odasına ilerledi.Kağan akademiden beri en iyi arkadaşıydı,Kardeşi gibiydi ve tabiiki timdeki tek aklı başında olan kişiydi.Ondan bir alt rütbedeydi fakat askeriyenin sınırları dışında rütbe yoktu onun için.Görevde de olsa Kağan için o Vural’dı.Çalışma odasına daldığında koltukta kitap okur halde buldu Kağan’ı
“Yavaş lan özel hayata saygı diye bir şey var”
“Benim evimde olduğunu belirtmek isterim.”
“Yani” dedi sırıtarak.Kağan.Şuan bu konu üzerine tartışmayacaktı.
“Ne dedi Yüzbaşı”diye sordu elindeki kitabı bırakarak.
“Görev varmış.”dedi sakince.
“Eee ne zaman gidiyoruz.”
Tek kaşı havalandı Vural’ın.
“Siz geliyorsunuz diyen kim ben tek gidiyorum.”dedi
Kağan koltuktan oturur pozisyona geçti.
“Ne demek biz yokuz lan.”Ben bilmem dercesine omuz silkti Vural.Görevlerde genelde tim toplu bir şekilde giderdi.
“Ne görevi”diye sordu Kağan.
“Görev sorulur mu oğlum.”diye yükseldi.Sorulmazdı bunu Kağan da biliyordu ama yinede sormuştu tekrardan geri uzanır pozisyona geçti.
“İyi,bir kaç hafta komuta bende desene” dedi sırıtarak buna karşılık belli belirsiz gülümsedi Vural.
“Aynen kardeşim bir kaç hafta.”
“Ne kadar sürer ki “
“aylar sürebilir “
“Oha oğlum ne yapcam lan ben bu mallarla”Kahkaha attı Vural.
“Orası da senin bileceğin iş komutanım”dedi dalgaya alarak.
“Elinde ki ne lan”diye sordu Kağan dosyayı göstererek.
“Neye benzıyor oğlum salak saçma şeyler sorup durma da git sen aylarca bu mallarla nasıl uğraşacaksın onu düşün sonra beni arayıp ağlama “diye tersledi.Belkide yanılmıştı tek geveze tim değildi.
Kağan elini başına atıp ağıt yakmakla meşguldü zira timin ne kadar haylaz ve geveze olduğu ortadaydı aylarca başlarında duracak olmak korkutucu geliyordu.Haksız sayılmazdı uzun zaman Vural’da onlarla baş etmeye çalışmıştı sonucu ise gece nöbetleri,ceza koşuları ve antremanlarda bulmuştu .Vural çalışma masasına ilerleyip elindeki dosyayı çekmecesine koydu.Gözü anlık olarak masadaki fotoğaf çerçevesine takıldı.Sekiz kişi üniformalarının içerisinde ciddiyetle kameraya bakıyordu.Heybetli duruşları adeta ben burdyım diyordu.
Yedisi erkek biri kadın olan bu fotoğraf karesi Vural’ın yüzünde belli belirsiz bir tebessüm belirtti.
Onlar kimler miydi?
Üstteğmen Vural Pusat Şahin
Teğmen Kağan Bozkurt
Teğmen Doruk Ata
Teğmen TolgaYalçın
Teğmen Can Demir
Astteğmen Eymen Ali Yiğit
Astsubay Aslıhan Günay
Çavuş Murat Karabey
Onlar Kızıl Pençe Timiydi.
Ve onlar Vural’ın yıllar sonra ailem dedikleri kişilerdi.Gevezeydiler,başları belalardan çıkmazdı belki ama ordalardı işte.Tolga içeriden yemeğin hazır olduğunu söyleyip çağırınca Kağan’la salona geçtiler.
“Gelin komutanım hazır herşey”Kim her ne kadar Tolgayala bu konuda dalga geçilsede kimse yemeği hakkında yorum yapamazdı.Eli lezzetliydi.
“Sultanım döktürmüş varya görmeniz lazım komutanım “diye atıldı Doruk.Tolga ensesine sağlam bir şaplak attı.
“Başlama gene şerefsiz.”
“Cano nerde lan” dedi Kağan.Görünürde ortalıkta yoktu.
“Annesiyle konuşuyordu gelir şimdi”Sofraya oturup herkes yemeğini yerken araya girdi Vural.
“Ben gidiyorum”
“Nereye komutanım yeni gelmedik mi”
“Siz değil herhalde mal herif ben gidiyorum yeni bir görev var ne kadar sürer bilmiyorum aylar sürebilir bu süre içerisinde başınızda Kağan olacak döndüğümde en ufak bir yanlış duyarsam...” dedi tehtitkar bir şekilde devamına gerek yoktu herkes mesajını almıştı.
Vural en çok evini bu mallara bırakacağı için üzülüyordu dönebilirse eğer evi bok götüreceği kesindi.Son iki günü bol kaoslu ve kavgalı geçmişti.Tolga ve Doruk’un Sultanlık kavgası,Kağan’ın şimdiden ağıtlar yakması,Can’ın evin içerisinde tüm ceddile görüntülü konuşması dışında timde
farklı birşey yoktu.Vural,dosyayı incelemek için çalışma odasına girip kapıyı kapattı.Masa başına geçip dosyayı karıştırdığında karşılaştığı isim ile olduğu herde kaldı.Bekledi,yanlış okudu sandı,kapattı bir daha açtı,tekrar okudu ve takrar.Dosyada çalışacağı savcı ile ilgili bilgilerde vardı.Çalışacağı savcı yıllar önce onu bilmeden bir yangından kurtaran,onunla oyun oynayan,ilk arkadaşı fakat aynı zamanda onu yarı yolda bırakan arkadaşı vardı.
Dosyanın sağ üst köşesinde kalın harflerle, “İNCİ KARADAĞ” yazsısı yıllar sonra bile kalbini tetiklemişti.Onu aklından çıkaramamıştı.Yıllarca gizliden gizliye onu izlemişti.Şuan ise aklında tek bir soru vardı.Vural İnci’yi görse tanırdı.Peki ya İnci Vuralı hatırlıyor muydu?
