7. bölüm / 21
LİSELİM6. BÖLÜM - İsimler ve Yüzler
Bölümler 21Şu an: 6. BÖLÜM - İsimler ve Yüzler
- 1 ...26 kelime
- 2 1.BÖLÜM - Kasabaya Yeni Gelen310 kelime
- 3 2. BÖLÜM - Sessiz Melodi285 kelime
- 4 3. BÖLÜM - Liselim336 kelime
- 5 4. BÖLÜM - Gölün Kıyısında325 kelime
- 6 5. BÖLÜM - Mektup136 kelime
- 7 6. BÖLÜM - İsimler ve Yüzler366 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 7. BÖLÜM - O Şarkı329 kelime
- 9 8. BÖLÜM - Yasak Nota340 kelime
- 10 9. BÖLÜM - Günlüğün İçindeki Kız297 kelime
- 11 10. BÖLÜM - Serin' in Evi372 kelime
- 12 11. BÖLÜM - Açılmamış Son363 kelime
- 13 12. BÖLÜM - Mektubun Gölgesi383 kelime
- 14 13. BÖLÜM - Annemin Bildiği Şeyler331 kelime
- 15 14. BÖLÜM - İki Yüzlü Şarkı335 kelime
- 16 15. BÖLÜM - Liselim Sahnede333 kelime
- 17 16. BÖLÜM - Son Günü Bilen Kişi392 kelime
- 18 17. BÖLÜM - Sahnenin Ötesi352 kelime
- 19 18. BÖLÜM - Sessin Bedeli294 kelime
- 20 19. BÖLÜM - Sesli Mektup354 kelime
- 21 20. BÖLÜM - SON LİSELİM378 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pazartesi sabahı okul yolunda yürürken Güzce'nin içi kıpır kıpırdı ama bu sefer heyecandan değil, ağır bir bilinmezlikten. Çantasının ön gözüne koyduğu mektubu defalarca çıkarıp geri koymuştu. Mektubu Akay’a gösterip göstermeme düşüncesi, beyninin arka planında çalan boğuk bir melodi gibiydi: Kararsız ve kesintili.
Dersler başlamadan önce Sude yanına gelip koluna girdi.
“Bugün çok dalgınsın. Ne var?”
Güzce başını iki yana salladı.
“Bir şey yok. Sadece az uyudum.”
Ama “bir şey” vardı. Hatta çok şey vardı.
O gün öğle arasında, Akay onu okul bahçesinin arka tarafındaki sessiz köşeye çağırdı.
“Elimde bir eski fotoğraf var,” dedi.
“Dedem verdi dün gece. Sana göstermek istedim.”
Güzce gözlerini Akay’ın ellerine çevirdi. Akay, küçük ve soluk bir fotoğraf uzattı.
Fotoğrafta iki genç adam vardı. Biri, biraz dikkatli bakınca hemen tanınabilecek kadar Akay’a benziyordu. Diğeri ise… Güzce’nin babasıydı.
Elinde tuttuğu, yıllardır özlediği o gülümseme…
Dizlerinin bağı çözülür gibi oldu.
“Bu… babam,” dedi neredeyse fısıltıyla.
Akay şaşkınlıkla başını kaldırdı.
“Ne? Bu adam… senin baban mı?”
Güzce başını salladı.
“Bu sabah… onun bir mektubunu buldum. Orada bahsetmişti. Adını vermişti. Kerem Demirer. Yani… senin deden.”
İkisi de konuşamaz oldu. Zaman bir anlığına durdu sanki. Sadece kuş cıvıltıları ve rüzgârın ağaçlara çarpan sesi duyuluyordu.
Güzce çantasından mektubu çıkardı ve titreyen ellerle Akay’a uzattı.
“Bu, babamdan. Sana göstermem gerektiğini hissettim.”
Akay mektubu okudukça gözleri büyüdü.
İçinde yıllardır cevabını bulamadığı bir eksikliğin şekli beliriyordu sanki.
“Dedem… hiç böyle birinden bahsetmedi,” dedi.
O gün okul çıkışı Güzce, Akay’la birlikte Demirer ailesinin evine gitti. Yaşlı, ama hâlâ dimdik ayakta duran Kerem Bey onları salonda karşıladı. Ceketli, bastonlu, ama gözlerinde hâlâ gençliğinin inadı parlayan bir adamdı.
Güzce kendini tanıttı.
“Benim adım Güzce Yaman… babamın adı Murat Yaman’dı. Sanırım... siz onu tanıyordunuz.”
Kerem Bey’in yüzü gerildi. Gözleri kısa süreliğine dondu.
O an sanki yılların küflü kapısı açıldı.
“Evet...” dedi zorlanarak. “Murat, benim bir zamanlar kardeşim bildiğim biriydi.”
Sözlerinin ardından derin bir sessizlik çöktü. Güzce dayanamayıp sordu:
“Neden birbirinizle konuşmamışsınız bunca yıl?”
Kerem Bey bir an sustu. Sonra iç çekerek cevapladı:
“Bir şarkı yüzünden… saçma bir gurur yüzünden. Gençliğin kibriyle dostluğu yitirdik. Ve yıllar… her şeyi susturdu.”
O an, Güzce bir şeyin farkına vardı.
Bu hikâyede sadece iki gencin değil, iki kuşağın da hesabı vardı.
Ama belki, bu yeni hikâye eski defterleri kapatmanın anahtarı olacaktı.
Bölüm etkileşimi
