4. bölüm / 21
LİSELİM3. BÖLÜM - Liselim
Bölümler 21Şu an: 3. BÖLÜM - Liselim
- 1 ...26 kelime
- 2 1.BÖLÜM - Kasabaya Yeni Gelen310 kelime
- 3 2. BÖLÜM - Sessiz Melodi285 kelime
- 4 3. BÖLÜM - Liselim336 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4. BÖLÜM - Gölün Kıyısında325 kelime
- 6 5. BÖLÜM - Mektup136 kelime
- 7 6. BÖLÜM - İsimler ve Yüzler366 kelime
- 8 7. BÖLÜM - O Şarkı329 kelime
- 9 8. BÖLÜM - Yasak Nota340 kelime
- 10 9. BÖLÜM - Günlüğün İçindeki Kız297 kelime
- 11 10. BÖLÜM - Serin' in Evi372 kelime
- 12 11. BÖLÜM - Açılmamış Son363 kelime
- 13 12. BÖLÜM - Mektubun Gölgesi383 kelime
- 14 13. BÖLÜM - Annemin Bildiği Şeyler331 kelime
- 15 14. BÖLÜM - İki Yüzlü Şarkı335 kelime
- 16 15. BÖLÜM - Liselim Sahnede333 kelime
- 17 16. BÖLÜM - Son Günü Bilen Kişi392 kelime
- 18 17. BÖLÜM - Sahnenin Ötesi352 kelime
- 19 18. BÖLÜM - Sessin Bedeli294 kelime
- 20 19. BÖLÜM - Sesli Mektup354 kelime
- 21 20. BÖLÜM - SON LİSELİM378 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece, kasabaya serin bir melankoliyle çökmüştü. Camdan süzülen ay ışığı, Güzce’nin odasını gümüş renklere boyuyordu. Masasının üstünde açık duran defteri ve ucuna yaslandığı dolmakalem, uzun bir günün sonunda içinden dökülememiş cümleleri bekliyordu.
Güzce her zaman yazardı.
Bir şarkının dizesi olurdu bazen yazdıkları, bazen babasına yazılmış ama asla gönderilmeyecek mektuplar…
Ama bu gece farklıydı. Bu gece yazacakları, yalnızca onun değildi artık.
Sayfanın en üstüne, dikkatlice yazdı:
“ Ne bir resmin var elimde
Ne de bir haber senden
Ne seni görür oldum
Ne de bir ses duydum senden ”
Kalemi durdu, satırların altına dokunur gibi elini gezdirdi. “Bu şarkı,” dedi kendi kendine, “benim değil... bizim.”
Yazmaya devam ederken gözleri doldu. Akay’ın piyanodaki hali, o yorgun ve buruk melodisi zihninde çalmaya başlamıştı yeniden. Onunla bu şarkıyı çalmak istemesi, her zamankinden daha derin bir şey ifade ediyordu.
Bir sır gibi.
Bir yara gibi.
Ertesi gün, okulun ilk dersi boştu. Güzce defterini çantasına koyduktan sonra sınıfa biraz erken gitti. Pencereden gelen hafif rüzgar, perdeyi hafifçe dalgalandırıyordu. Masasına oturup çantasını açtı ama defteri bulamadı. Panikle kitaplarını karıştırmaya başladı. Derken sınıfın kapısı aralandı.
Akay…
Elinde Güzce’nin kırmızı defteri vardı.
Bakışları kısa bir an kesişti. Akay yavaşça defteri uzattı.
“Bugün kantin masasında kalmış. Sayfalarına bir şeyler dökülmesin diye aldım…”
Sonra durdu.
“…Görmedim sanma. Şarkıyı yazmışsın. Aynı dize. Aynı duygu.”
Güzce başını öne eğdi.
“Bazen… sadece yazmak istiyorum. Kendi kendime. Bu defterde, biri görür diye düşünmemiştim.”
“Anlıyorum,” dedi Akay. “Ama bazı şarkılar sadece senin değildir. Onlar… başkasının da acısını taşır.”
Güzce başını kaldırdı.
“Senin acın ne Akay?”
Akay bir an sustu. Gözleri uzak bir noktaya odaklandı.
“Benim çocukluğum,” dedi. “Her gece, bu şarkıyla uyurdum. Annem çalardı. Sonra bir gün... sustu. Her şey sustu. O gün bugündür bu melodi ne zaman çalsa… içimde biri eksik kalır.”
İşte o an, Güzce onun yalnızlığını gerçekten gördü.
Sadece bir çocuk değildi karşısındaki.
O da yarım bir hikâyeydi.
Tıpkı Güzce gibi.
O gün ders zili çaldığında, sınıfta iki kişi sustu.
Ama bu sefer, sessizlik… korkutucu değildi.
Tam tersine, o sessizlikte bir şey büyüyordu.
Bir şarkı gibi yavaş yavaş...
Bir bağ.
Bölüm etkileşimi
