3. bölüm / 4
Layah2.BÖLÜM: BİTEN RÜYA VE KABUS
Bölümler 4Şu an: 2.BÖLÜM: BİTEN RÜYA VE KABUS
- 1 Giriş780 kelime
- 2 1.BÖLÜM: RÜYA3.282 kelime
- 3 2.BÖLÜM: BİTEN RÜYA VE KABUS3.170 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3.BÖLÜM:YARASALAR3.723 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İhanet mi daha çok can yakar yoksa güvenmek mi
Aslında ikisi de can yakar birine güvenirsin tamam dersin bu kişiye güvenebilirim beni arkamdan vurmaz
Sonra birden beklemediğin anda bıçaklar seni arkandan Bitti dersin
Bir daha asla ayakta duramam bir daha asla güvenemem bir daha asla yürüyemem
O güzel gecenin ardından 2 ay geçmişti iki aydır Ömer'e nişanlıydık ve yarın evlenecektik bu bana hala inanılmaz birşeymiş gibi geliyordu
Törenden sonra İstsnbuldan ayrılıp Silopi'ye geri dönmüştük
Silopi burayı birkaç günde bu kadar çok özleyeceğimi tahmin etmezdim 4 yıldır bu şehirde savcılık yapmıştım ama sanki burada doğup büyümüşüm gibi hissediyorum,İstanbulu o kalabalık sokaklarında asla hissetmediğim bir sıcaklıktı
Birden telefonum çalınca düşüncelerimden sıyrıldım telefonuma baktım
Bilinmeyen Numara
Kaşlarımı çattım bu da kimdi şimdi? Neden beni arıyordu ki? Acaba telefon şakası falan mı ki? Yoksa....
Onlar mı? Yarasalar mı?
Telefonu korkarak açtım "Alo?"
"Hayal Tecer mi?"
"Evet benim siz kimsiniz?"
Karşı taraftan bir gülme sesi duyuldu "Beni unuttun mu sevgili torunum"
Sinirle iç çektim tabi ki de oydu dedem Yusuf Tecer
"Benden ne istiyorsun?"
"Zaten biliyorsun" dedi kendinden emin bir şekilde
"Hayır asla senin örgütün olan Yarasalar girmeyeceğim"
Dedemin kahkahası telefonun diğer ucunda yankılandı. O kahkaha... Çocukluğumda neşeyle hatırladığım o ses, şimdi sadece ürperti veriyordu.
"Sevgili torunum," dedi sesi tehlikeli derecede sakindi. "O gece ne yaptığını sanıyorsun? Kerem Tekin'i sen öldürdün. Bu, artık seçim yapabileceğin bir durum değil. Sen zaten bizdensin."
Kanım dondu. O gece... Lanet olası gece. Kerem Tekin'i öldürdüğüm an. Eslem'in temizleyeceğini söylediği her şey.
"Ne... Ne demek istiyorsun?" dedim sesim titreyerek.
"Demek istediğim," dedi dedem ağır ağır, "o gece silahı ateşlediğin an, benim adamlarım seni izliyordu. Delilleri topladık. Kerem'i sen öldürdün. Bunu herkese kanıtlayabilirim. Savcılık kariyerin, MIT geçmişin, hatta o sevgili nişanlın Ömer... Her şeyin yok olur."
Elimdeki telefon avuç içimde terlemeye başladı. Nefes alamıyordum. Duvara yaslandım, gözlerim karardı.
"Neden?" diye fısıldadım. "Neden bana bunu yapıyorsun? Sen benim dedemsin!"
"Ve sen benim en yetenekli torunumsun." dedi sesi yumuşayarak. Ama bu yumuşaklık, bir yılanın sinsi hareketi gibiydi. "Sana ihtiyacım var Hayal. Yarasalar'ın başına geçmeni istiyorum. Kerem gitti, boşluk oluştu. Ama senin gibi zeki, soğukkanlı, cesur bir liderle örgüt yeniden doğar."
"Ben lider falan olmayacağım!" diye bağırdım. "Benim hayatım var! Ömer'le evleneceğim, belki çocuklarım olacak... Normal bir hayat istiyorum!"
Dedem yine o iğrenç kahkahasını attı. "Normal mi? Torunum, sen ne zaman normal oldun ki? Annenin sana 15 yaşında öğrettiklerini unuttun mu? Gözlerinin içine baktığında karanlık gören bir kadının normal olması mümkün mü?"
Sustum. Çünkü doğru söylüyordu.
"Yarın gece kararını bildir" deyip telefonu kapattı
Sinirle masaya vurdum,nefret ediyordum herşeyden örgütten annemden,İlkimden,dedemden en çokta o gece o herifi vururken daha dikkatli olmadığım için kendimden nefret ediyordum
Ve şimdi dedem. Kendi kanımdan olan adam. Beni köşeye sıkıştırmıştı.
"Hayal?"
Kapıdan gelen sesle irkildim. Ömer'di. Hemen toparlanmaya çalıştım, yüzümde sahte bir gülümseme oluşturdum.
"Evet aşkım? Gir."
Ömer içeri girdiğinde gülümsüyordu. Elinde iki kahve fincanı vardı. "Dosyalara bakıyordum Sonra dedim ki, gel sana kahve getireyim." Kahvelerden birini uzattı. "Ne var? Yüzün asık gibi duruyor."
Kahveyi aldım ama içmeden masaya bıraktım. Nasıl söyleyecektim? Yarından sonraki hayatımızı, dedemin tehdidini, yeraltı dünyasının karanlık gerçeğini
"Birşey yok sadece gerginim" dedim gülümseyerek
"Güzelim şu açıdan bakarsak en zor görevi tamamladık yani baban seni bana verdi,geriye sadece düğün kaldı sonra resmi olarak Hayal Atakan'sın"
Gülerek baktım "Yanlışın var Hayal Atakan değil Hayal Tecer Atakan "
"Teceri bırakmam diyorsun"
"Aynen öyle diyorum" dedim gülerek
"Gelinlik şeçtin mi güzelim?"
"Yok birazdan bakmaya gideceğim önce işlerim bitsin" dedim gülerek
"Sen nasıl istersen,ben de dosyaları halledeyim" deyip odadan çıktı
O odadan çıkınca Kaderi aramayı düşündüm düğünüme gelip gelemeyeceği hala kesin değildi,gelmesini çok istiyordum ne de olsa kardeşim di ve onunla İlkimden daha iyi anlaştığım bir gerçek zaten kim o İlkim gıcığıyla anlaşa bilirdi ki
Telefonumdan Kaderin numarasını tuşladım ilk çalışta açıldı
"Alo Hayal abla?"
"Kader nasılsın?"
"İyiyim her zamanki gibi"
"Yani yine görevdesin değil mi?"
"Evet son derece önemli bir görev,peki sen nasılsın"
"İyiyim düğünüme gelebilecek misin?"
"İnan çok isterdim ama biliyorsun" dediğinde sesi son derece üzgündü düğünüme gelmeyi o da çok istiyordu ama asker olmanın sorumluluklarının biri de buydu,görevler yüzünden bazı özel günleri kaçırmak
Kader'in sesi telefonun diğer ucunda daha da üzülmüştü.
"Abla, inan ki gelmeyi çok isterdim. Ama bu görev çok kritik. Terörle mücadele kapsamında... şey, söyleyemiyorum zaten." dedi Kader, sesi iyice kısılarak.
"Anlıyorum," dedim iç çekerek. "Sadece... yanımda olmanı isterdim. Sen benim tek kardeşimsin, İlkim sayılmaz zaten."
Kader hafifçe güldü. "İlkim'den bahsetme abla, sinirim bozuluyor. Ama merak etme, düğün hediyeni göndereceğim. Hem de öyle bir hediye ki, unutamayacaksın."
"Tehdit mi ediyorsun beni?" dedim gülümseyerek.
"Tehdit değil, söz. Sen benim en sevdiğim ablam ve en iyi dostumsun. O gün orada olamasam bile, kalbim seninle olacak."
Gözlerim doldu. Kader... Ne kadar büyümüştü. O küçük, korkak çocuk artık bir askerdi. Ve ben onu korumak için bir adam öldürmüştüm. Peki ya şimdi? Dedemin tehdidi havadayken, Kader'i nasıl koruyacaktım?
"Kader," dedim sesim titreyerek. "Sana bir şey söylemem gerek."
"Ne var abla?"
Durdum. Söyleyemezdim. Onu bu işe bulaştıramazdım. Dedem, Kader'i de tehdit edebilirdi. Onun masum hayatını karartamazdım.
"Hiç," dedim çabucak. "Sadece... kendine iyi bak. Görevlerinde dikkatli ol. Sakın ama sakın riske girme."
Kader bir an sessiz kaldı. Sonra sesi ciddileşti. "Abla, biliyorum bir şeyler saklıyorsun. Ne zaman böyle konuşsan, başın belada oluyor. Lütfen, ne oluyor?"
"Hiçbir şey Kader. Sadece abla endişesi. Yarın evleniyorum, heyecanlıyım."
"Hayal," dedi Kader ismimi kullanarak ki bu çok nadirdi. "Senin ne zaman yalan söylediğini bilirim. Ama zorlamayacağım. Sadece bil ki, ne olursa olsun ben yanındayım. Ne kadar uzakta olursam olayım. Ne kadar görevde olursam olayım. Araman yeter."
Gözlerimden bir damla yaş süzüldü. "Teşekkür ederim Kader. Seni çok seviyorum."
"Ben de seni abla. Yarın çok mutlu ol. Hak ediyorsun."
"Teşekkür ederim" deyip telefonu kapattım tam o anda telefonum tekrar çaldı bu sefer Eslem'di
Telefonu açar açmaz Eslem'in nefes nefese sesi kulaklarımda yankılandı.
"Hayal! Nihayet açtın! Kaç kere aradım biliyor musun?"
"Eslem, ne oldu? Sakin ol."
"Nasıl sakin olayım?!" diye bağırdı. "Yasin o herif... Yani... O... BİR BOK YAPTI!"
Kaşlarımı çattım. Eslem'in bu haline alışıktım ama bu sefer sesinde gerçekten bir panik vardı.
"Ne yaptı?"
"Bana geldi!" diye bağırdı Eslem, sesi çatallanarak. "Eve gelfi! Yarın ki gece için elbise bakmaya gidecektim 'seninle geliyorum' diyor bu şu anda kapıda"
Bir an sessiz kaldım. Sonra kahkahayı patlattım.
"Ne?" dedim gülerek. "Yasin mi senin evine geldi? Elbise bakmaya mı?"
Eslem'in çığlığı telefonun diğer ucunda yankılandı. "Evet! Şimdi kapının önünde duruyor! Kapıyı çalıyor! NE YAPACAĞIMI BİLMİYORUM!"
"Kapıyı aç tabii ki!" dedim kahkahayı zor tutarak.
"AÇMAM! O herif beni sinirden öldürecek! Daha geçen hafta beni yine kaybetti! Yine aynı yerde dönüp durduk!"
"Eslem, sakin ol. Yasin'i tanıyorum. O öyle... deli dolu biri. Belki de gerçekten yardım etmek istiyordur."
Eslem derin bir nefes aldı. "Hayal, sen benim en iyi arkadaşımsın. Ama şu an ya susuyorsun ya da gelip bu herifi benim kapımdan uzaklaştırıyorsun."
"Benim yapabileceğim birşey yok hadi size iyi eğlenceler!"
"HAYAL-" o daha lafını bitirmeden gülerek telefonu kapattım
~~~
ESLEM AKTAN'IN ANLATIMIYLA;
Pekala Eslem sorun yok alt tarafı bir elbise alıp döneceksiniz ne olabilir ki adamın beni yiyecek hali yok ya
Ay benim yanaklarım mı kızardı? Vallaha kızarmış
Aynaya son bir kez baktım. Evet, kızarmıştım. Hem de öyle böyle değil, pancar gibi olmuştu yüzüm. Neyse ki kapıyı açtığımda karanlıkta belli olmaz diye düşündüm.
Dış kapıya yöneldim. Her adımda kalbim daha hızlı atıyordu. Neden atıyor? Sinirden atıyor, evet sinirden. Bu herif yüzünden sinir oluyorum, başka birşey değil.
Kapıyı açtım.
Yasin karşımda duruyordu. Üzerinde lacivert bir ceket, altında beyaz bir gömlek ve siyah pantolon vardı. Saçları hafif dağınıktı, sanki rüzgarda savrulmuş gibi. Elinde küçük bir kutu vardı.
"Gari!" dedi sırıtarak. "Geldim işte!"
"Ne getirdin o?" dedim kaşlarımı çatarak.
"Bu mu?" Kutuyu havaya kaldırdı. "Hediye!"
"Ne hediyesi?"
"Aç da gör gari!" diyerek kutuyu uzattı.
Kutuyu aldım, tereddütle açtım. İçinden küçük, gümüş bir kolye çıktı. Üzerinde minik bir kalp vardı. Kalbin ortasında bir kelime yazıyordu: "Gari"
Yüzüm önce kıpkırmızı oldu, sonra bembeyaz, sonra tekrar kıpkırmızı.
"Bu... bu ne?" dedim kekelerek.
"Sana özel tasarım!" dedi Yasin gururla. "Sen bana 'Emek' dedin, ben de sana 'Gari' dedim. Hem de kolye yaptırdım! Beğendin mi?"
Bir kolyeyi,bir Yasine baktım güzel bir kolyeydi,aslında pek tarzım değildi ama yine de çok güzeldi
"Teşekkür ederim" diye mırıldandım
"Takmana yardım edeyim mi yoksa kendin mi takarsın" dedi Yasin o sinsi sırıtışla.
Boğazım düğümlendi. Yardım etmek mi? O herif kolyeyi takmama yardım mı edecek? O kadar yakınıma gelecek mi?
"K-kendim takarım!" dedim çok hızlı bir şekilde, kolyeyi elinden kaparcasına aldım. "Ben büyük kızım, kendi kolyemi takarım!"
Yasin omuz silkti ama sırıtışı hâlâ yüzündeydi. "Peki Gari, nasıl istersen."
Kolyeyi takmaya çalıştım. Ama ellerim titriyordu. Bir türlü arkadaki tokayı denk getiremiyordum. Yasin bunu fark etti ve kahkahayı patlattı.
"Yardım etmeyeyim mi?"
"HAYIR!" diye bağırdım, hâlâ tokayla uğraşırken. "Ben hallederim!"
"Ne kadar inatçısınız siz Karadenizliler ya!" dedi Yasin, sırıtarak. "Tamam, sen uğraş dur bakalım. Ben burada izleyeyim."
Yüzüm kızardı. Bu herif cidden sinir bozucu! Sonunda tokayı denk getirdim, kolye boynuma düştü. Minik kalp göğsümün üzerinde parladı. "Gari" yazısını görmemek için kendimi zor tutuyordum
"Hadi gidelim!" Deyip kapıdan çıktığımda yanaklarım daha da kızarmıştı
~~~
Giysi mağazasına geldiğimizde Yasine bakmamak için resmen kaçıyordum
"Pışt Karadeniz kızı bak ne buldum!" Dedi Yasin heyecanla yanıma geldi
Yasin'in elinde tuttuğu elbiseye baktım. Kıpkırmızı, sırtı dekolteli, etek ucu yere kadar uzanan bir gece elbisesiydi. Resmen bir kırmızı halı elbisesi!
"Sen delirdin mi Ula?!" diye çıkıştım. "Bu ne böyle? Ben düğüne gidiyorum, Oscar törenine değil!"
Yasin sırıttı. "Ne var Gari? Çok yakışır sana! Kırmızı senin rengin!"
"Benim rengim siyah!" dedim dişlerimin arasından. "Siyah, biliyor musun? Karadeniz'in rengi!"
"Yok canım," dedi Yasin elbiseyi bana doğru uzatarak. "Sen kırmızısın. Ateşlisin, hırslısın, asabisin... Kırmızı tam sana göre."
Yüzümün kızardığını hissettim. "Ne saçmalıyorsun Ula! Ben asabi falan değilim!"
"Emin misin Gari?" dedi sırıtarak. "Çünkü şu an yüzün öyle bir kızardı ki, elbiseyle yarışır."
Elimdeki kırmızı elbiseye baktım, sonra Yasin'e, sonra tekrar elbiseye. İtiraf etmeliyim ki... güzeldi. Ama bunu asla söylemezdim.
"Tamam," dedim sinirle. "Deneyeceğim. Ama eğer yakışmazsa, bunu hayatının son pişmanlığı olarak hatırlayacaksın."
"Merak etme Gari," dedi Yasin göz kırparak. "Benim zevkime güvenebilirsin."
Elbiseyi alıp kabine yöneldim. İçeri girerken Yasin'in arkasından bağırdığını duydum: "Ama sakın kaçma Gari! Pencereden atlamaya falan kalkma!"
"Atlamam Ula!" diye bağırdım arkama bakmadan. "Seni burada bırakıp kaçarım!"
Yasin'in kahkahası mağazada yankılandı. Bu herif... Gerçekten sinir bozucuydu. Ama... güldürmeyi de biliyordu.
Kabine girdim, kırmızı elbiseyi çıkardım, üzerime geçirdim. Kumaş vücuduma yapıştı sanki. Sırtım açıktı, eteği yere kadar uzuyordu. Belimden tam oturuyordu. Aynaya baktım.
Hayretle nefesimi tuttum. Gerçekten... çok güzeldi. Ben... güzel miydim? Yoksa elbise mi güzeldi?
Perdeyi araladım, dışarı çıktım. Yasin karşımda duruyordu, kolları göğsünde bağlanmış, bekliyordu.
Beni görünce bir an nefesi kesildi. Gözleri faltaşı gibi açıldı, ağzı hafifçe aralandı. Birkaç saniye öylece kaldık.
"Eee?" dedim sinirle. "Ne duruyorsun? Beğendin mi beğenmedin mi?"
Yasin toparlandı, boğazını temizledi. "Şey... Gari... Yani..." Kekeliyordu. İlk defa kekelediğini görüyordum.
"Ne? Ağzındaki baklayı çıkar Ula!"
"Çok..." dedi Yasin sesi kısılarak. "Çok güzel olmuşsun Gari. Yani elbise... Yani sen... İkisi de..."
Kendimi tutamadım, gülümsedim. İlk defa bu kadar samimi bir iltifat almıştım. Hem de bu heriften!
"Beğendim," dedim sessizce. "Alıyorum."
Yasin'in yüzü aydınlandı. O sıradaki sırıtışı, daha önce gördüğüm hiçbir sırıtışa benzemiyordu. Gözlerinin içi parlıyordu.
"Biliyordum," dedi kendine güvenle. "Benim zevkime güvenebilirsin demiştim."
"Sus Ula!" dedim gülerek. "Gidip ödeyelim de çıkalım buradan. Hava kararıyor, daha Hayal'in evine gideceğiz."
Ödemeyi yaparken Yasin yanımda dikildi. "Ben öderim Gari."
"Ne? Hayır!" dedim çıkışarak. "Kendi elbisemi kendim alırım!"
"Yok öyle," dedi Yasin cüzdanını çıkararak. "Ben aldırdım, ben öderim."
"Ula! Saçmalama!"
"Gari," dedi Yasin gözlerimin içine bakarak. "İlk defa bir kadına elbise alıyorum. Bari bu mutluluğu yaşat bana."
Sustum. Bu herif... Nasıl böyle söyleyebiliyordu? Bu kadar... tatlı? Sinir bozucuydu, evet. Ama aynı zamanda...
Kasadaki görevli kız bize bakıp gülümsedi. "Efendim, ne kadar tatlısınız! Yeni çift misiniz?"
Aynı anda bağırdık:
"HAYIR!"
"EVET!"
Yasin'e baktım, o bana baktı. Gözlerimiz buluştu. Bir an öylece kaldık. Sonra Yasin sırıttı.
"Hayır," dedi kasadaki kıza. "Daha yeni. Ama umarım yakında."
Yüzüm yine kıpkırmızı olmuştu
Yasin benim bu halimi görünce kahkahayı patlattı. Kasadaki kız da gülüyordu. Benimse canım çıkmıştı. Bu herif beni deli edecek!
~~~~
HAYAL TECERİN ANLATIMIYLA;
Adliyeden sonra direkt olarak eve gelmiştim gelinlik deneyecek modada değildim mağazayı arayıp bedenimi söylemiş ve en sade gelinliklerinden birini istemiştim
Telefonum çalınca açmaya korkuyordum dedemle olan konuşmadan sonra her telefonum çaldığında korkuyordum
Neyseki arayan Ömer di
"Alo?"
"Güzelim çıktın mı?"
"Evet evdeyim"
"Gelinlik bakmaya gitmeyecek miydin"
"Pek iyi değilim markayla konuştum bedenime uygun gelinlik gönderecekler"
"Peki bu gece barda son kez içmek ister misin?"
Biraz düşündüm aslında olabilirdi "Tamam olur" dedim
"Harika o zaman akşam 20:00 da geliyorum"
"Tamam"
Telefonumu kapattıktan 5 dakika sonra bir mesaj geldi kimsenin geldiğini tahmin edebiliyorum dedem Yusuf Tecer
'Sevgiline o kadar güvenme sevgili Torunum' mesajı okuyunca bir sn donatalım nutkum tutuldu bu da ne demek oluyordu şimdi acaba dedem Ömer'e ilgili benim bilmediğim bir şey mi biliyordu
~~~
Ömer beni alıp bara getirdiğinde hala o mesajı düşünsem bile ona çaktırmadan çalıştım
"Hayal senin isminin anlamı ne?" Diye sordu Ömer içkisini yudumlarken
"Düş,rüya ve umut demek"
"Tersten oku"
"Ne?" Diye sordum merakla
"İsmini tersten oku"
"Layah"
"Layah isminin anlamı ne?"
"Gece demek yani karanlık"
"İyiki ismin Layah değilde Hayal Layah ismi sana yakışmıyor Hayal daha güzel"
"Beni üzersen Hayal olmaktan çıkıp Layah'ta olabilirim"
"İmkansız birşey"
Umarım öyledir Ömer çünkü eğer beni üzersen yada kızdırırsan Hayali öldürmüş olacaksın işte o gün Layah doğar ve bunu istemezsin
Hafifçe gülümsedim "Bence de Hayal bana daha çok yakışıyor" dedim altında bir anlam vardı
Hayali öldürüp Layah olmamı sağlama
Ömer bana gülümsüyordu ama ben içimdeki fırtınayı saklamak için öylesine çabalıyordum ki... Dedemin mesajı zihnimin bir köşesinde yankılanıp duruyordu.
"Sevgiline o kadar güvenme sevgili Torunum."
Ne demek istiyordu? Ömer hakkında ne biliyordu? Yoksa... Hayır, Ömer'i tanıyordum. Onunla bir yıldır beraberdim. O benim için 13 kez babamın kapısını aşındırmıştı. O beni gerçekten seviyordu. Değil mi?
"Hayal?" Ömer'in sesi beni düşüncelerimden sıyırdı. "İyi misin? Çok dalgınsın."
"Evet," dedim çabucak, içkiden bir yudum alarak. "Sadece yorgunum. Düğün hazırlıkları falan..."
Ömer elini masanın üzerinden uzatıp elimi tuttu. Sıcaklığı, güven veren o dokunuş... Dedemin sözlerini unutturmaya çalışıyordu.
"Merak etme," dedi yumuşak sesle. "Yarın her şey bitecek. Ve sonra... sadece sen ve ben. Sonsuza kadar."
Gözlerimin dolduğunu hissettim. "Sonsuza kadar mı?"
"Sonsuza kadar," dedi gözlerimin içine bakarak. "Söz veriyorum."
Keşke o an öylece kalsaydık. Keşke zaman dursaydı. Keşke dedemin araması, o mesaj, o lanet olası gece hiç yaşanmamış olsaydı.
Ama hayat böyle değil işte. Hayat, en güzel anında sırtından vurmayı bilir
~~~~
DÜĞÜN GECESİ
Aynanın karşısındaydım. Beyaz gelinliğim içinde, saçlarım toplanmış, duvağım arkamda süzülüyordu. Gözlerimin içine baktım. Mavi gözlerim... Bugün parlamıyordu. İçimdeki o karanlık bulut, dedemin tehdidi, o lanet mesaj... Hepsi beynimin içinde dönüp duruyordu.
"Hayal hanım?" Kapı çalındı. "Tören başlamak üzere."
Derin bir nefes aldım. "Geliyorum."
Kapıyı açtığımda karşımda Eslem duruyordu. Kırmızı elbisesi içinde resmen ateş gibiydi. Saçlarını yan tarafa toplamış, dudakları kırmızı rujla boyanmıştı. Onu hiç bu kadar güzel görmemiştim.
"Vay be," dedim nefesim kesilerek. "Sen... inanılmaz görünüyorsun."
Eslem yüzünü buruşturdu. "Sus, elbise çok gösterişli değil mi? Yasin zorla aldırdı, yoksa..."
"Yasin mi?" Dedim sırıtarak. "Demek o seçmiş ha?"
Eslem'in yüzü kıpkırmızı oldu. "Konuyu değiştirelim! Sen... Sen çok güzelsin! Yani... gelinlik falan... çok..."
"Teşekkür ederim," dedim gülümseyerek. İçimden ona sarılmak geldi. "Eslem... Sana bir şey söylemem gerek."
Yüzümün ciddileştiğini gören Eslem kaşlarını çattı. "Ne var? Ne oldu?"
Hayır bunu kendim hslletmeliydim Eslem zaten yeterince şey yapmıştı bundan sonra onu tehlikeye soramazdım.
Gülümseye çalıştım "Hiç önemli değil Hadi gitmemiz lazım!"
Eslem şüpheyle bana baktı ama üstelemeyip başını salladı
~~~
Düğün çok güzel geçiyordu ama ben tam olarak keyif alamıyordum çünkü korkuyordum dedemden ve dedemin yapabileceği herşeyden
Eslem heyecanla yanıma gelince Gülümsemeye çalıştım
"Hayal gel hadi halay çekeceğiz!"
"Yok istemem"
"Ya mızıkçılık yapma hadi!" Eslem çok ısrar edince dayanamayıp onunla birlikte Halaya katıldım
Birden Yasin dikkatimi çekti telefonuyla birşey çekiyormuş gibiydi ve kamera tam Esleme denk geliyordu
"Eslem bak Yasin seni çekiyor!"
Eslemin yanakları kızardı "Ne alakası var be o halayı çekiyor!"
"Bana öyle gelmedi" dediğimde Eslemin yanakları daha da kızardı
~~~
"Siz Ömer Atakan hiçbir baskı altında kalmadan kendi özgür hür iradenizle Hayal Teceri eş olarak kabul ediyor musunuz" memur soruyu sorunca Ömere baktım hiç beklemeden heyecanla "Bir ömür boyu son nefesime kadar Evet!" Diye bağırdı
"Siz Haysl Tecer hiçbir baskı altında kalmadan kendi özgür hür iradenizle Ömer Atakanı eş olarak kabul ediyor musunuz?"
"Evet!" Diye bağırdım imzslar atıldıktan sonra nikah memuru aile cüzdanını bana verdiğinde sanırım bu gece ilk defa mutlu olmuştum
Ömer alnımdan öpüp "Artık bir ömür benim seni asla bırakmayacağım" diye fısıldadı
ESLEM AKTAN'IN ANLATIMIYLA;
Hava almak için dışarı çıktığımda onu gördüm Yasin öylece telefonuna bakıyordu
Sinsice arkasından yaklaştım "Ne yapıyorsun!?"
Birden panikleyip telefonu yüzüstü kapattı "Hiçbir şey yapmıyorum hava almaya çıktım!"
"Tamam ta niye panikliyorsun ki korkma seni yemem"
"Sen çok mu komiksin Gari!" Dedi sitemle
"Cidddn neye bakıyordun"
"Birşeye bakmıyordum boşver"
İçerden bit adam Yasine "Yasin bir gelsene yardım lazım!"
"Geldim ağbi!"
Yasin aceleyle gidince telefonunu unutmuştu "Gerizekalı" diye söylendim gülerek
Tam geri götürmek için telefonu aldığımda telefon hala açıktı bir fotoğraf vardı anlaşılan ona bakıyordu fotoğrafı gördüğümde nutkum tutuldu
Geçen ay Hayalle dondurma yemeye gittiğimizde Yasin ikimizin bir fotoğrafını çekmişti ve bu fotoğraftı benim yüzümü büyütülmüş sanki sadece bana bakıyormuş gibi
Bu adam benim fotoğrafıma bakıyordu
~~~~
HAYAL TECERİN ANLATIMIYLA;
Eve geldiğimizde beri Ö.erde bir tuhaflık vardı düğünleri heyecanından eser kalmamıştı
Tsmsm kötü düşünmeye gerek yok yorulmuştur belki
Ben yatakta oturmuş onu beklerken Ömer duştan çıktı kapıya gittiğinde bileğinden tutum "Nereye gidiyorsun?"
"İşim var"
"Ama ilk gece benimle olman gerekmez mi?" Diye sordum merakla
"Bu gece olmaz işim var" deyip odadan çıktığımda gelinliğin kalakaldım
Ne olmuştu bir hata mı yapmıştım? Yoksa o geceyi mi öğrenmişti
Aklımda bu tür sorularla çiçeği yatağa fırlatıp yatağın kenarına oturdum,birden gözüme Ömerin ceketi ilişti
Merakımı yenik düşüp ceketin cebine baktım telefonu ve bir kart vardı kartı görünce Kanım dondu bu Yarasalar örgütünün kartıydı
Aslında hiç yapmayacağım birşey yapıp yapıp telefonunu karıştırıp mesajlara girdim birden telefon elimden düştü
'Merak etmeyin Yusuf bey herşey tamsm'
Ömer Yarasaların bir üyesiydi ve dedemle bağlantısı vardı
Hemen telefonu alıp Eslemi aradım tek çalışta açıldı ama Eslem ağlıyordu
Telefon elimden düştü. Ama Eslem'in ağlayan sesi hala kulaklarımdaydı. Onu hiç böyle görmemiştim. Eslem... Güçlü, asabi, korkusuz Eslem... Ağlıyordu.
"Eslem!" diye bağırdım telefona sarılarak. "Eslem ne oldu? Ne oldu sana?!"
Eslem'in nefes alışları düzensizdi. Hıçkırıklar arasında konuşmaya çalışıyordu.
"H-Hayal... Ben... Ben kötü bir insanım... Çok kötü bir insanım..."
"Ne saçmalıyorsun sen! Ne oldu? Söyle bana!"
"Deden... Yusuf Tecer... Aradı beni..."
Kanım dondu. Dedem. Yine. Yine hayatımı mahvetmek için.
"Ne dedi sana?"
"Geçmişimi biliyor," dedi Eslem hıçkırarak. "Berkay'ı... Amcamı... Her şeyi biliyor. Polise gideceğini söyledi. Beni içeri atacak, Hayal. Yine... Yine hapse gireceğim. Dayanamam... O karanlığa geri dönemem..."
Eslem'in geçmişini biliyordum. 7 yıl hapis yatmıştı. Kuzeni Berkay'ı korumak için amcasını öldürmüştü. O karanlık günleri, hapishane gecelerini, her sabah uyandığında demir parmaklıkları görmenin verdiği o çaresizliği... Eslem bunları bana anlatmıştı. Ve ben onun asla geri dönmek istemediği o yere geri gönderilmesine izin veremezdim
"Eslem sakin ol dinle beni!" Dedim bir planım vardı "Ömer de onun adamıymış"
"Ne,Hayır!?"
"Ne yazık ki ama konu bu değil,bir planım var seni o karanlığa heri göndermeyeceğim ama bunun için örgüte girmeliyiz"
"Nasıl yani!?"
"Örgüte girip tüm kirli işlerin belgelerini alıp polise vereceğiz ama önce onların bize güvenlemelerini sağlayacağız planımızı bu tamam mı"
"Tamam" deyip telefonu kapattı
Ellerim titreyerek dedemi aradım
"Kararını verdin mi torunum?"
"Kabul ediyorum" dedim emin bir şekilde "Yarasalara girmek istiyorum"
Evet, bir bölümün daha sonuna geldik. Umarım beğenirsiniz. Düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim. Okuduğunuz için teşekkür ederim ❤️🥰🌹
Bölüm etkileşimi
