11. bölüm · Kurşunlar Arasındaki Aşk
11. Bölüm
Sabah saat 12.30 du kendime kahvaltı hazırlamış söz dizisini izleyerek yiyordum. Kına hazırlıklarını yarbay üstlenmişti. Kapının açıldığını duyunca, ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim. Barut u görünce rahatlamıştım hırsız da olabilir di. Barut " oo kahvaltı mı yapıyordun" diyerek mutfağa girdi. " Evet, sende katılmak ister misin". Gülümseyerek bana baktı " evet hatta simit de aldım" diyerek poşetleri tezgaha koydu. Ben de kahvaltı da sucuklu yumurta yapmış yanına, salatalık, domates, peynir, zeytin ve reçeller koymuştum. Simitleri poşetten çıkarıp tabağa koydu ve yanıma oturdu. Simitten bir tane alıp bana verdi. Gülümseyerek teşekkür ettim.
Barut, sucuklu yumurtadan bir çatal alıp ağzına attı. Tepkisini merak ettiğim için ona odaklanmıştım. Bana bakıp " sucuklu yumurtayı sen mi yaptın" diye sordu " evde benden başka biri olmadığına göre" diye yanıtladım. " Güzel olmuş " diyince sevinmiştim benim yaptığım bir şeyi beğenmişti benim.
Kahvaltı bittikden sonra barut içeri geçmiş bense bulaşıkları yıkayıp barutun yanına gittim.
Barut ayaklanıp " ben kına için hazırlanayım" diyerek yanıma geldi ve bana sarıldı. " Tamam da sen de alıştın bana sarılmaya " deyip bende ona sarıldım. " Hoşuma gitti domuz" deyip ayrıldı ve evden dışarı çıktı. Barutun arkasından bakarken telefon çaldı. Gülşah abla arıyordu;
"Efendim Gülşah abla"
" Canım benim biz şimdi size geliyoruz hazırlanıp ordan kınaya geçeriz" dedi ve kapattı.
Bir kaç dakika sonra kapı çaldı, kapıyı açınca herkes ellerinde poşetler ile içeri girdi.
Herkes kına da giyecek kıyafetlerini giymişti. Gülşah abla saçımı, Burcu da makyajımı yapıyordu. Azra ise hazırlanmış bizi bekliyordu.
Azra " kınaye bir saat kaldı biz o saate kadar anca gideriz hızlı olun" diyordu.
Gülşah abla " saçı bitti bitecek"
Burcu " bende son dokunuşları yapıyorum"
Dedi ve geri çekilip , aynayı uzattı. Aynadan kendime bakıyordum güzel olmuştum.
Gülşah abla " saçında bitti ben Hasan'ı arayım da gelsinler" dedi. Bende oturduğum yerden ayağa kalkmış kendime boy aynasından bakıyordum. Gülşah abla " Hasangil assagi da bekliyormus hadi hadi" diyerek ilerlemeye başladı.
Assagi indiğimizde timdeki herkes oradaydı. Hasan abi " oo bune güzellik" diyip Gülşah ablanın yanına gitmişti. Barut hayran gözlerle bana bakıyor, Mert ve Aras kendi aralarında birşeyler konuşuyolardı.
Barut yanıma gelip " çok güzel olmuşsun" diyerek bana bakıyordu. Bende ona " sende çok yakışıklı olmuşsun" dedim. Barut ile kol kola girmiş barutun arabasına doğru ilerliyorduk. Gülşah abla " Burcu sen bize gel , Azra sende arasgile gel" diyerek kendi arabalarına biniyolardı.
Herkes kendi arabalarına binmiş , en önde biz, bizim arkamızda Hasan abigil onların arkasında ise arasgil vardı.
Kına salonuna geldiğimiz de erkekler salonun dışında kalmış, biz kına odasına girmiştik.
Kına, üstü açık bahçe tarzında bir yerde yapılıyordu. İçeriye giriş zamanım gelmişti ve çok fazla heyecanlıydım. Gülşah abla, Azra,Burcu ve askeriyeden Elif önümde ikişerli bir şekilde sağıma ve soluma dizilmiş, ellerinde beyaz tüğlü yelpazeler vardı. Benim elimde Barut ve Esila'nın kına gecesi yazan tef vardı ve içeri gireceğim müzik gelmişti.
" Haydi kızlar kalkın göbek atmaya
Oynamanın geldi vakti saati
Haydi kızlar kalkın göbek atmaya
Hepimizin neşesi kına gecesi"
Şarkının bu kısmı bittiğinde, kızlar salladıkları yelpazelerle kenara çekilmiş, ben ise elimdeki tefi sağa sola sallayarak ilereye doğru yürümeye başladı
" Ağlamasın gelin, göz yaşını silin
Bu gecenin ecesi o
Şarkı türkü fasılın geldi zamanı
Çalsın dursun haydi oyun havası"
Kına sandalyeme oturduğum da Azra yanımda
" Çok güzel girişti" diyordu. Önümde barutun halası, teyzeleri ve kız kuzenleri ve bizim askeriyediki kızlar erik dalı oynuyorlardı.
Aradan bir saat geçmiş oyunlar oynayıp dans etmiştik. Yorulup sandalye ye oturduğum da bir şarkı çalmaya ve barut elinde davul çalarak, arkasında ise Aras, Hasan abi, Mert ve tanımadığım iki kişi daha geliyordu
"Güzeller içinden bir seni seçtim
Kalbimi sana, ben sana verdim
Güzeller içinden bir seni seçtim
Kalbimi sana ben sana verdim"
Ayağa kalkıp kına yakılacak yere doğru yürümeye başladım. Kına yakılacak sandalyenin önüne geldiğim de barut davul çalarak etrafımda dönmeye başladı ve sadece gözümün içine güzeller içinden bir seni seçtim sözünde bakıyordu.
Şarkı bittiğinde barut ile kına yakılacak sandalyeye oturduk. Kızlar ellerinde mum ile etrafımızda dönmeye başladılar;
" Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler
Uçan da kuşlara malum olsun
Ben annemi özledim "
Ben annemi özledim sözünde gözlerim dolmuştu, gözlerimin dolduğu fark eden barut elimin üstüne elini koyup gülümsemişti.
Kına yakıldıkdan sonra barut ve diğerleri dışarı çıkmış, halay çekiyorduk.
Halay çekerken, Azra " ben yoruldum gidiyorum" diyip sağ tarafımdan gitmişti. Azra gittikden sonra yanıma siyah saçlı ve mavi gözlü bir kız girmişti. Barutun akrabası olmalıydı çünkü kızı askeriyede falan hiç görmemiştim.
Kız kulağıma doğru yaklaşıp "Biz barut ile önceden sevgiliydik" diye fısıldadı. Duymuyormuş gibi davrandım çünkü bu günün bozulmasını istemiyordum. " Benden ayrılıp sana gitmiş demekki" diye konuşmasına devam etti. Bir taraftan halay çekiyor, bir taraftanda ağzımdan sert nefesler bırakıyordum. Kız bu sefer " hâlâ beni sevdiğine eminim" deyince bende sinirler patlamıştı. Ne diyordu bu hatasiz?
Bir anda halay çekerken ki tuttuğum elleri bırakıp kıza sol elimin tersi ile Osmanlı tokadını geçirdim ve " benim sinirlerim ile oynamayacaktın" diyerek yere yapışan kızın üstüne çıkmış yumruk atıyordum.
Halay çekenler Durmuş, halay sesi gitmiş sadece çığlık sesleri kulağıma geliyordu. Gülşah abla ve Burcu yanıma gelip " Esila bırak kızı" diyerek beni kızın üstünden kaldırmaya çalışıyor. Azra " ellemeyin sinirini alsın yoksa sizi de döver" deyince ikiside aniden beni bırakıp izlemeye başlamıştı.
İçeriye barut , Aras , Mert , Hasan abi , Hasan abinin kucağında Mete ve onlarla birlikte bir kaç kişi daha girmişti. Aras ve Mert bana bakarak " haydi Esila komutan Göm şu kızı" diyerek beni daha çok gaza getiriyor, Hasan abi Gülşah ablanın yanına gitmiş olayı soruyor, barut ise beni kızın kucağından almış " ne yapıyorsun Esila " diyordu. Barut a bakıp, yerdeki kızı gösterdim ve " sinirlerimle oynamasaydı p*c kurusu" dedim. Bir kadın gelip kızı yerden kaldırmış " kizum iyi misun" diye soruyor, kız ise ağlayarak konuşmaya çalışıyordu.
Barut a dönüp tek nefeste " önceden senle sevgili olduğunu ondan sonra bana geldiğini ve hâlâ onu sevdiğini söyleyip sinirlerimle oynadı" dedim. Barut bir bana ve bir ağlayan kıza Bakıyordu " birincisi sakinleş, ikincisi o kızla hiç bir zaman bir ilişkiye girmedim, üçüncüsü o beni sevdiği için seni sinirlendirmek isteyip sana öyle söylemiştir" deyinca kafamı assagi yukarı salladım. Kıza nasıl olduğunu soran kadın yanımıza gelip " ha bu kadun benim kızımu dövdi Koçari hâlâ onla evlenmeyi düşüneyi misun" diye sorunca tam ben ağzımı açıp şu şirret karıya cevap verecekken barut " nişanlım hakedene hakettiği gibi davranır" diye kadının ağzına lafı tıkayınca önüme gelen saçlarımı arkaya savurmuş kadına aldın mı cevabını bakışı attım. Yanımıza bir kaç kadın daha gelmişti. Mor eşarplı ve siyah gözlü kadın bana elini uzatmış " ben barutun teyzesiyum tanuşma fırsatimuz olmadi" deyip elini uzattı, kadının elini tutup " bende üsteğmen Esila Yılmaz memnun oldum" dedim. Bir kaç kadın daha gelip kendini tanıttıkdan sonra o şirret kadının yanına gidip " bana burda deli komutan derler o yüzden ayağınızı denk alın acımam "deyip ellerine paketin içinde olan kınalardan verip salondan çıktım.
Kına bitmiş ve herkes evlerine dağıldıkdan sonra eve gelir gelmez kına elbisemi çıkarıp güzel bir duş alıp kendimi yatağa fırlattım. Çünkü artık yarın Esila Yılmaz değil Esila Bozkurt olacaktım.
BÖLÜM SONUUU💚
