10. bölüm · Kurşunlar Arasındaki Aşk

10. Bölüm

Huzeyme Gök

Burağın şehit olması beni çok etkilemişti. Azra, Hasan abi gilde kalıyordu. Salonda oturuyordum. Ağlayasım vardı ama gözümden yaş akmıyordu. Azranın hâli aklıma geldikçe kötü oluyordum.
Kapı çalmıştı, yine hiç istemeye istemeye kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığımda Barutu gördüm. Barut " iyi misin diye bakmaya geldim" deyince daha fazla kendimi tutamadım . Barutun boynuna sarılıp ağlamaya başladım. İlk başta şaşırmıştı ama sonradan oda bana sarıldı " şstt" diyerek eliyle saçımı okşadı. Ona sarılmak için parmaklarım ucuna basmıştım. " Ağlama, Balkan kızı, ağlama" deyince " nasıl ağlamayım kardeşim gibiydi" diyerek daha çok ağlamaya başladım. Barut,
" Gel içeri geçelim" deyince ona sarılmayı bırakmış, salona gidip koltuğa oturmuştum. Barut yanıma oturup eliyle göz yaşlarımı sildi.
" Seni anlıyorum ama kendini bırakma" dedi. Ona bakıp " Azra sevdiği adama seni seviyorum bile diyemeden şehit etti. Ya bende öyle olursam" dedim ve yine gözlerim dolmuştu. Bu sefer bana sarılan oydu. Bana sarılınca sıktığı parfüm kokusu burnuma geldi. Babam gibi kokuyordu. Babamın kokusunu almayalı uzun yıllar olmuştu ve barutun kokusu çok tanıdık bir kokuydu. Evet, yanılmıyordum babam da böyle kokuyordu.
" Babam gibi kokuyosun"
" O zaman her babanı özlediğinde bana sarıl Balkan kızı "
" Teşekkür ederim " diyip gülümsedim ve tekrar ona aşık olmuştum. Barut'a onu sevdiğimi söylemeliydim ama daha zamanı değildi.
Barut " karargah a gidelim mi tim de oraya geçecek" deyince kafamı assagi yukarı salladım. " Bekle hazırlanayım" diyerek oturduğum yerden kalkıp odama gittim.
Üstüme siyah kısa kollu, siyah pantolon, siyah ayakkabı ve siyah ceketimi ise omuzlarıma astım. " Hadi gidelim" diyip barut a baktım. Gözleri beni süzmüş " güzel olmuşsun" diyince gülümseyerek " eywallah" dedim.
Barut ile karargah a geldiğimizde , timin olduğu odaya girdik. Herkes sessizce oturuyordu. Burağın ölümü herkesi etkilemişti. Odada sadece Azra yoktu. Piskolojisinin iyi olmadığını biliyordum. Hasan abi " Azra kendine gelesiye kadar izin aldı" deyince.
" Tamam Hasan abi söylediğin için saol" deyip kendi yatağıma oturdum. Burağın yatağı boştu. Artık boş olacaktı ve artık bizim de bir yanımız boş olacaktı.
Kapıyı bir asker tıklattı. Barut "gir " deyince, asker içeri girip " Barut ve Esila komutanı Yarbay Hayri çağırıyor" deyince barut ile ikimiz aynanda ayağa kalkıp yarbayın odasına gittik.
Odaya girdiğimizde yarbay " yarın akşam kına , ondan sonraki gün düğün yapılacak bugün hazırlıklarınızı bitirin" dedi.
" Komutanım Burağı daha yeni toprağa gömdük hemen düğün yapmamız yanlış anlaşılmaz mı" diye sordum.
Yarbay " herkese dayım velayetimi almak için dava açmış o yüzden yarbay hemen yapmamızı emretti" diyeceksiniz " şimdi çıkın odadan" deyince hemen odadan çıktık.
Barut " evinin anahtarını ver çoğaltıcam ve Gülşah ablana falan haber ver kına ve gelinlik bakın" deyince başımı assagi yukarı sallayıp evin anahtarını verdim " görüşürüz" dedim , " görüşürüz" deyince hemen telefondan Gülşah ablayı aradım;
" Alo efendim Elisa"
" Gülşah abla dayım velayetimi almak için dava açmış yarbay yarın akşam kına ondan sonraki gün düğün yapıcaz dedi o yüzden hemen gelinlik ve kına elbisesi bakmamız lazım kızları da al ve attığım konuma gel" deyip telefonu kapattım.

~Barut Uras Bozkurt

Esila, gelinlik ve kına elbisesi almaya gittiğinde hızlı bir şekilde timin yanına gittim. " Kalkın gidiyoruz" deyince Aras" nereye lan görev mi var " diye sorunca sırıtıp " damatlık bakmaya" deyince timdeki herkes birbirine bakmaya başlamıştı Hasan abi " Burağı daha yeni toprağa gömdük?" Dedi haklıydı ama yarbay böyle emretmişti. " Esila'nın dayısı , Esila'nın velayetini almak için dava açmış Yarbay o yüzden erkene alın dedi ve yerin kına var" deyince timdeki herkes ayaklandılar , keyifleri yerine gelmişti.
Takım elbise almaya gelmiştik Aras, siyah takım elbiseyi elinde tutuyor " bende bunu mu alsam lan" , Mert " dur bir bakayım" diyip elbiseyi arasın elinden almış arasa doğru tutmuş " bal dök yala" demişti Aras gülerek takım elbiseyi denemek için kabine girdi. Hasan abi " sen nasıl bir şey alcaksın" diye sormuştu. Bilmiyordum ama yakışıklı görünmek istiyordum ve Esila ya da onu sevdiğini söyleyecekti ama cesaret edemiyordu. Esila ona sarıldığın da kokusunu doya doya içine çekmişti. " Bilmiyorum " diyip takım elbiselere bakmaya başladım.
Aras kabinden çıkmış " nasıl olmuşum bacım" diyerek karşımıza çıktı. Mert " of of of yanarr" diyerek gülmeye başladı. Bende o sıra elime bir siyah bir takım elbise almış deneme kabinine girmiştim.
Kabinden çıktığım da Aras " ooo damata bak senn" diyip yanıma geldi " sen büyüdün de benim kardeşimi karın mı yapacan sen " deyip gülmeye başladı. Hasan abi " baya iyisin Esila tekrar aşık olur " deyince gülümsedim. Bana aşık olur muydu gerçekten. Hasan abi " Mert sen almıyon mu " diye sordu. Mert " yok benim var abimin düğünün den kalma" , Aras " millattan önce yani" deyince Mert arasın sırtına vurdu. " Hadi ödeyelim çıkalım" deyince herkes ayaklanmış ve kasaya ödemek için sıraya girmiştik. Herkes evine gittikden sonra kendi evimden eşyalarımı alıp Esila'nın evine yerleştirmiştim.

~Esila Yılmaz

Gülşah abla, Azra , Burcu ve ben kına elbisemi seçmiş sıra gelinliğe gelmişti. Ben gelinlik deniyor, onlar puanlıyordu. Beşinci gelinliği giyip kabinden çıktığım da Gülşah abla kahvesinden bir yudum daha alıp masaya bırakmıştı beni görüp " yok ya çok kısa olmamış" demiş Burcu" ya ne güzel olmuş kız ne karışıyon " diyordu, Azra dalgın bir şekilde yere bakıyordu. Onun yanında gidip " biraz keyiflen ben bir kere evleniyorum sen mutsuzsan bende mutsuz olurum " demiştim.
Azra bana bakıp gülümsedi ve " tamam tamam sen mutsuz olma " dedi. Yanımda Gülşah abla ve Burcu hâlâ tartışıyordu.
Yeni bir gelinlik, alıp kabine denemeye girdim. Gelinliğin kolları omuzumdan aşağı sarkıyor, zırtım da ipler zik zak şeklinde ilerliyordu. Kabinden çıktığım da Burcu " çok güzel olmuşsun bunu alalım" dedi, Gülşah abla " evet bende beğendim bunu alalım" dediğin de rahatlamıştım çünkü sabahtan beri gelinlik ve kına elbisesi deniyordum. Azra " prenses gibi olmuşsun Esila " deyip gülümsedi.
Gelinliği çıkartıp, almak için sıraya girmiştim. Saate bakmak için telefonu açtığım da telefona bir mesaj düştü Barutun yazdığını görünce heycanlanmıştım:
B.U: nerdesin
E: gelinlikçide
B.U: tamam ben seni eve bırakırım
E: e Gülşah ablagil ne olucak
B.U: ben onlarla ilgilenmiyorum ama Hasan a derim o alır
Bu cümleyi okuyunca istemsizce gülümsemiştim. Bir cümlesi bile beni gülümsetiyordu ama o bunun farkında değildi.
B.U: ne zaman çıkarsınız
E: şuan gelinliği ödüyorum
B.U: hemen geliyorum.
Gelinliği ödeyip, Gülşah abla gilin yanına gittim. Burcu elindeki gelinliği kendine tutup aynadan kendine bakıyor, Gülşah abla onu eleştiriyor, Azra ise onların bu hâllerine gülüyordu.
Burcu " ya yenge sanane ya alla alla ben belki bunu beğendim"
Gülşah abla " ne sananesi ya yengenim ben senin yengen"
Burcu sabır çekerek gelinliği yerine bıraktı.
" Hadi gidelim" deyip çıkışa yöneldim. Azra ile kol kola girmiş gülerek, arkamızdan da Burcu ve Gülşah abla kol kola girmiş bir şekilde kapıdan çıktık. Önümüzde Hasan abi ve Barut vardı. Barut beni görünce gülümsemişti. Gülşah abla,Hasan abinin koluna girip haydi kızlar biz gidelim diyip arabaya yönelmişlerdi.
Arkalarından Azra ve Burcu giderken. Barut elimdeki poşetlere yönelip " bakayım ne aldın" deyince poşetleri ondan uzaklaştırıp " sürpriz" diyerek gülümsedim.
Barut, binmem için arabanın kapısını açmıştı, bekletmeden arabaya bindim.
Barut beni evime bırakıp gitmişti. Eve girdiğimde dolabımı açtım ve gördüklerim ile Şaşırmıştım. Barut kendi kıyafetlerini yerleştirmişti ve biz iki gün sonra aynı evde yaşamaya başlayacaktık. Hayali bile güzeldi.
Pijamalarımı giyip yatağa yattığım da yarın ki kınayı düşünürken uykuya daldım

BÖLÜM SONUU 💚