Külün Altında kitap kapağı

3. bölüm / 3

Külün Altında

Yabancı

Vaveyla Yazarı: Ada Ayalp

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Yabancı

Telefonuma gelen mesajdan sonra bir kaldırım kenarına oturup sakin bir şekilde ne yapacağımı düşünmeye başladım. Cevabını alamayacağımı bilsem de sorabileceğim en mantıklı soruyu sormaya karar verip mesaj yazmaya başladım.

"Kimsin?" Tek kelimeydi, az ve öz. Tek bir cevap istiyordum. Benimle durduk yere uğraşacaklarını düşünmüyor ve açıkçası salak olmayan herhangi birinin de tahmin edeceği gibi kimle ve neyle alakalı olduğunu anlıyorum. Yıllar boyu böyle zamanların gelmesi için çabalayan da ben değil miydim? Nasıl bir tanışma bekliyordum ki zaten, karşıma mı çıkacaktı? Mesajım iletildi ama dakikalar boyunca mesaj gelmedi. Ben de hemen bakıyor gibi olmamak için telefonu kapatıp biraz zihnimi boşaltmaya çalıştım.

Bir bildirim sesi geldi. Ses geldiği an hemen ekranı açtım. Yanlış alarmdı. Mesaj Eflal'den gelmişti. Yaklaşık yarım saattir evde olmadığım için doğal olarak endişelenmişti.

"Sare nerede kaldın, yumurta buz gibi oldu." yazmıştı.

O an için en mantıklı kararın ona bir şey anlatmamak olduğuna karar verdim çünkü bu sadece benim meselemdi ve öyle kalmalıydı. Hızlıca bir cevap yazdım:

"Eflal beni bekleme sen, kahvaltını yap, ufak bir işim çıktı. Eğer gelebilirsem okulda görüşürüz. Gelemezsem de merak etme, iyiyim."

Daha sonra geri bilinmeyen numaraya bakmaya karar verdim ve yeni bir bildirimle karşılaşınca hemen açtım.

"Sence ben miyim yoksa biz miyiz, bir düşün bakalım. O kadar derin sulardasın ki biraz daha yüzmeye devam edersen senin uğruna boğulanlara çok yazık olacak, herkese bir bedel ödetmeye çalışırken senin yüzünden masumların ödeyeceği bedelleri de hesaba katmalısın. Ayrıca belki bu zamana kadar ailen veya çok da zeki olmayan ev arkadaşın çok iyi gizlediğini düşündüğün dairenin fark etmemişler anlaşılan. Bulmam için seni sadece 2 gün izlediğimi söylesem egolu görünmem umarım. Daha çok gelişmen lazım, bu da sana bir dost tavsiyesi olsun. Tabii ne kadar dost denebilirse..."

Bu kimdi ya? Kendini ne sanıyordu acaba ajan falan mı? Nasıl bir belaya bulaştığım hakkında çok bir fikrim olmasa da bildiğim şuydu ki, beni çok hafife alıyorlardı. Onlar daha önce hiç ellerinden hayatındaki en değerli şeyi alınan küçük bir kızın kinine şahit olmamışlardı anladığım kadarıyla. Ama biliyordum, gün sonunda ölü ya da diri kardeşimi bulacak, bu canilerden hesap soracaktım.

İlk iş olarak şu '2 günde bulunan" ve gizlemeye çalıştığımı düşündükleri daireme gittim. Burayı ilk satın aldığımda kapıdaki kilidi bir elektronik sistemle değiştirmiş ve eski bir bina olmasına rağmen elimden geldiğince düzeltmeye çalışmıştım, ki bu konuda oldukça başarılı olduğumu düşünüyordum. Evin içine bir yerden girmiş olsalar zaten kurduğum sistem sayesinde illaki haberim olurdu. Bundan haberlerinin olmaması benim için iyiye işaret gibi görünse de bunca yıl onların peşinde olduğumu biliyorlarsa onlar da en az benim kadar temkinlilerdi. Kapıdaki sistemin taraması için başımı yukarı kaldırdım ve gözlüğümü çıkarıp daha da yaklaşmak için parmak ucumda durdum. Boyum 1.75 olmasına rağmen kapının üst noktasına kamufle ettiğim sisteme diğer türlü zor yetişiyordum, ortada bir yere böyle bir düzenek kurmak zaten akıl işi değildi. Tarama başarılı olduğundaysa içeri girdim. Önceden parmak izimi tarıyordum fakat birinin parmak izini almak bu dönemde oldukça kolaydı ama gözlerimi kimse kopyalayamazdı. Adımımı attığım an kapanan kapı ile sanki güven ve rahatlık hissi yeniden vücudumu sardı.

Kendimi güvende hissettiğim tek yer şu anlık burasıydı.

Eve gizlice girmeyi başaran birinin bile kolayca bulamayacağı gizli bir odam vardı, ama öncesinde her zaman ne olur ne olmaz diye sanki gizlemeye çalışıyor gibi davrandığım ve birkaç tane herkesin kolayca erişebileceği bilgilerin bulunduğu kitaplık arkasındaki odaya girdim. Sanki son bıraktığım gibiydi, ama hiçbir şeyden tam olarak emin olmadan diğer odaya giremezdim.

Her zaman açık bıraktığım lambayı kapattım, mor yansımalı ışığı açıp eldivenlerimi taktım ve babamdan 1 yıl önce istediğim parmak izi tozlarından titanyum dioksit (beyaz tozu) ve kıl fırçalardan birini alarak masama ilerledim. Tozu hafifçe masaya döktüm ve kıl fırça ile fazlalığı süpürdüm. Buraya eldivensiz dokunmazdım ve eğer bir iz çıkarsa birinin girdiğinden emin olacaktım. Tozun çoğunu süpürdükten sonra hiçbir iz görememek şüphelerimin oldukça azalmasına yardımcı oldu. Güçlü dursam da şüphe ve korku birleşince benim de gücüm azalıyordu. Hiçbir zaman çökmeyecektim, kendime söz vermiştim. Ne olursa olsun birine zayıf noktamı göstermeyecektim. En yakınlarım dışında... Bu sabah oldukça güçsüzdüm ve beni takip ediyorlarsa o anı da bir yerlerden izlemişlerdi.

Bugünden sonra ne olursa olsun dizlerimin üstüne çökmeyecek, bir damla yaş akıtmayacaktım.

Bulunduğum odadan çıkıp, gerçekten tahmin edemeyecekleri odaya gitmek için koridorun sonuna doğru ilerlemeye başladım. Sonra durup odaları kontrol etmeye karar verdim çünkü içimdeki şüphenin tamamen geçmesi gerekiyordu. Bu evi dışarıdan görmelerine imkân yoktu, camları ilk günden kaplamıştım. Aslında girme ihtimalleri de yoktu çünkü evin içinde bir sürü sensör ve gizli kamera vardı ama yine de içim rahat değildi. Tek tek tüm odaları gezdim ve kimsenin olmadığından emin olduktan sonra aynı koridora döndüm ve koridorun sonuna geldiğimde mutfağın yanındaki kilere girdim. Ellerimi pürüzsüz duvarda gezdirdim ve sona yaklaştığımda bir noktada durdum. Duvardaki bir noktada bulunan sensör elimi taradı ve doğruladığını belli eden sesi işittim.

Duvar gibi gözüken elektronik kapı ikiye ayrılmaya başladı ve yine bir parmak izi sensörüyle karşılaştım.

Parmağımı okutup doğruladıktan sonra ikinci kapı da açıldı ve ince yeşil bir ışık süzülüp etrafı biraz aydınlattı. İçeri girip ardından kapının kapanmasını izledim ve arkamı döndüm.

Gözlerimin önündeki yeşil ışığın yerini karanlık aldı.

Nasıl yani, bayılmış mıydım?

Hayır. Birine çarptım. Ama nasıl? NASIL?

İki adım geriledim ve benden oldukça uzun olan bu bedenin sahibiyle göz göze geldim. Gözleri yemyeşildi. Belki de yeşil ışıktan dolayı böyleydi. "Ne saçmalıyorsun konumuz bu mu şu an?" NE DIŞIMDAN MI SÖYLEDİM? Gerçekten ne saçmalıyordum şu an hiçbir fikrim yoktu ama acilen bu durum son bulmalıydı. Karşımdaki adam da bocalar gibi oldu ama yüz ifadesi asla değişmedi. Konuşmaya başladı. "Ben saçmalamıyorum ama sen saçmalıyor gibisin sanki. Sare miydi?" dedi ve elini uzattı. Tutacağımı düşünmüyordu herhalde.

Tuttum.

Sonra aniden ateşe değmiş gibi elimi geri çektim. Kafam mı iyiydi benim? "Kafan mı iyi senin sabah sabah?" dedi benim düşüncemle beraber. En sonunda dayanamayarak "Yuh." dedim "Zihin de mi okumaya başladınız siz ne ayaksınız ya?" ve ekledim "Ayrıca ne işin var burada, kimsin?" Bir süre sustu, sonra usulca dudağının bir kenarı yukarıya kıvrıldı ve sanki telaşlanmış gibi "Pardon burası sizin miydi? Çok özür diliyorum yolu karıştırmışım kusuruma bakmayın." dedi. Bomboş bir ifadeyle yüzüne baktım. Aklınca benimle eğleniyordu. "Buraya nasıl girdin ve burada ne işin var dedim sana." dedim. Ciddiyetimi görünce hemen yüz ifadesini düzeltti ve o da "Ne işim olduğunu bildiğini düşünüyordum, yanılıyor muyum? Ayrıca eve girmek bile buraya girmekten daha zor oldu inan bana." dedi. "Ne yapmamı istiyorsunuz?" dedim. Sıkılmıştım bu gizemden. "Yıllardır peşinizdeyim, bir günde gelip peşimi bırak demeyeceksin herhalde, o kadar salak değilsindir diye düşünüyorum." diye de ekledim. Adam yüzüme sanki cesaretimden dolayı şaşırmış gibi baktı ve "Yok bırakma peşimi canım. Hatta sen yorulma diye ben geldim bak. Hadi gel çek vur beni bitsin bu iş. Kardeşine yapılanı yap hadi durma." dedi. Elindeki silahı uzattı. Bunun bir tuzak olduğunu düşüneceğimi ve onu vuramayacağımı sanıyor olmalıydı. Büyük ihtimalle de öyleydi ama benim geri adım atmaya niyetim yoktu. "Al silahı, vur beni. Niye geldin diye soruyordun. Birileri bedel ödemeli sonuçta..." dedi silahı daha da uzatarak.

Silahı aldım ve kalbine doğrulttum. Benim de böyle kalbimi dağıtmışlardı yıllar önce. Tetiği çektim ve gözlerine baktım. Sonra konuşmaya başladım. "Çekinir miyim sandın seni vurmaktan, ya da korkacağımı mı düşündün. Yıllardır bu anı bekliyorum ben. Kaç adam vurduğumu duysan dalga geçiyorum sanarsın." bu son cümleyi söylediğimde daha önce birini vurmuş olmama şaşırdığı yüz ifadesinden okunuyordu. "Ne oldu, sen benim oyun oynadığımı mı düşünüyordun yıllardır? Ya da sadece üzgün bir abla olduğumu..." duraksadım. Gözlerim doluyordu ama böyle bir adamın karşısında asla ağlamayacaktım. Adım gibi emindim kardeşimi onun vurmadığından, sadece bir piyondu. Ama içimin biraz olsun soğuması ve gerçekten acımasız olmam gerekiyordu. Silahı kalbine dayadım ve tam gözlerinin içine bakarak konuşmama devam ettim. "Böyle bakabildiniz mi siz de o küçücük çocuğun gözlerine? Böyle mi dayadınız silahı? Korkusundan keyif mi aldınız lan ufacık çocuğun?" konuştukça boğazıma sanki bir sürü iğne batıyor, gözlerimin önü bulanıklaşıyordu.

Karşımdaki adamdan o an her şeyi yapmasını beklerdim, ama hiç beklemediğim bir şey oldu. Onun da gözleri doldu, bir yaş usulca süzüldü. Ya da benim gözlerim bulanık gördüğü için öyle sandım.

Ne olursa olsun bu silah patlayacaktı. Ben bugün onlar gibi olacak, onlardan kimseye acımayacaktım.

"Ne oldu şimdi mi vicdan yaptın? Kardeşim vurulurken seyretmişsindir ama keyifle. Belki de sen vurmuşsundur, belki de sen yakmışsındır onun kuş kadar canını değil mi? Hepiniz aynısınız çünkü. Siz hepiniz birbirinizden canisiniz, blöf yaptığında durur muyum ben, acır mıyım iki göz yaşına?" dedim.

Ve benim bile beklemediğim bir anda silah patladı. Karşımdaki adam acıyla inledi ve yere çöktü.

Ama hayır onu kalbinden vurmamıştım, bunca yıl bir piyonu öldürmek için beklememiştim. Hızlıca gözlerimi sildim ve bu sefer onun acıdan dolan gözlerine ve kolunu tutan eline bakarak ben de yere çöktüm ve yine tam gözlerine baktım. "Beni kimseye şikayet etmeyeceksin, ben de seni hastaneye götüreceğim duydun mu?" dedim. O da acı içinde kıvransa da gözlerime baktı ve kahkahalarının arasından konuşmaya başladı "Ne oldu acıdın mı bana, kardeşine acımamışlardı ama biliyor musun? Hatta-" sözünü kesen şey yaralı koluna soktuğum parmağım olmuştu. Kahkahaları kesilmiş tekrar acı dolu bir çığlık yükselmişti. Bu sefer konuşmayı ben devraldım. "Ben kimseye acımam ama istersen kaşınma, acıtırım. Hastaneye gidiyor muyuz, gitmiyor muyuz?" dedim. Bunu da beklemiyor olacak ki biraz bocaladıktan sonra onun da ifadesi benim gibi nefretle doldu ve ayağa kalktı. Kapının önünde beklemeye başladığında "Ne oldu, çıksana, hani çok kolaydı girmesi çıkamadın mı?" dedim alayla. "Girmek kolay dedim, çıkmak değil. Aç hadi kapıyı." dedi o da. Karşımda böyle çaresiz durması hoşuma gitmişti. Beklemediğim bir anda yüzünü bana döndü ve "Yardım ederim." dedi. Başta anlam veremedim ve yüzüne ifadesizce bakıp "Ne?" dedim. "Sana yardım ederim. Benim de istediğim bu." dedi. Yalan yoktu bu sefer şaşırmıştım. "Niye?" dedim. "Önce beni denediniz sonraki aşamanız da bu muydu?" diye ekledim çünkü mantıksızdı.

"Sare kan kaybediyorum, hastaneye gidelim sonra her şeyi anlatacağım ama öncesinde bir şeyden emin olmam lazımdı. Oldum." dedi. "Neyden?" dedim hemen. Ve o da ekledi.

"Yıllardır boşuna bekleyip beklemediğimden..."

Bölüm müziği: AURORA-Runaway

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18