Külün Altında kitap kapağı

2. bölüm / 3

Külün Altında

Can Kırıkları

Vaveyla Yazarı: Ada Ayalp

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Can Kırıkları

Günümüz...

"Eflal, benim beyaz tişörtünü sen mi aldın?"

Bu evde sürekli bir şeylerimin kaybolması bazen sinir bozucu oluyordu. Bir ev arkadaşıyla yaşamanın zorluklarından bana bahsetmemişlerdi. Tabii işin şakası bir yana, eğer Eflal olmasaydı ne yapardım bilmiyorum. Zaten benim gibi birine Eflal dışında katlanacak kimseyi de bulamazdım. Ama bu beni sinir ettiği gerçeğini de değiştirmiyordu.

"Eflal, sana diyorum, aldıysan kızmayacağım ya, hadi bugün giymem lazım." dedim tekrardan. En sonunda pes ederek odamdan çıktım ve "Kızım neredesin ya geç kalacağız hala uyuyor musun?"

Kapısına gelip birkaç kez tıklattım ama uyuyorsa yanında bomba patlasa duymazdı biliyordum. "Bak, giriyorum; sonra yok mahremiyet, yok özel alana saygı deyip sakın başımı şişirme, şimdiden uyarıyorum." şeklinde duymayacağını bilsem de uyarımı yaptım ve odaya girdim. Odaya girmemle karşılaştığında manzara tüm kelimeleri boğazıma dizdi.

Eflal yoktu...

Ama daha kötüsü yatakta bir kan birikintisi vardı.

Sanki dizlerimin bağı çözülmüştü. Kendimi birden yere çökmüş vaziyette buldum.

"Olmaz, yok sen de gitmedin..." Olmazdı, sevdiğim herkesi böyle kaybedemezdim. "Eflal neredesin, sen de mi gittin seni de mi aldılar benden?" dedim. Uzun bir süre sonra ağladığımı hissediyordum. Bu garipti çünkü ben bir daha böyle hissetmem sanmıştım.

Sonra arkamda bir el hissettim.

Ve bir ses... "Sare?"

Duyduğum sesi başta idrak edemedim. Sonra tekrar konuştu: "Sare yerde ne yapıyorsun, ayrıca sana odama kaç kere gizlice girme dedim ya kızım özel alana say-" Konuşan kişi Eflal'di. Gitmemişti, o da beni bırakmamıştı.. O zaman bu kan neydi. "Eflal.." diye fısıldadım kendimde o gücü bulduğumda ama Eflal şaşkın gözlerle bana bakmakla meşguldü. Uzun sessizliğin sonunda şok içinde olduğunu belli eden sesiyle, "Sen ağladın mı?" dedi ve ve ekledi. "Neden ağladın Sare kuşum bir şey mi oldu, anlat hadi bana." Tam o sırada ise gözleri benim gözlerimin kitlendiği yere döndü.

Kanlı çarşafa...

Sonra hemen telaşlanmaya başladı "Sen o kanı şey mi sandın?" dedi, sanki utanıyormuş ve ne diyeceğini bilemiyormuş gibi de ekledi. "O kan benim değil ki. Yani benim ama öyle değil.. Biraz erken hastalandım. Onun için mi sen..." bir süre sanki böyle bir anı gerçekten yaşayıp yaşamadıklarını sorgular gibi sustu. "Sen benim için mi endişelendin bu kadar, bana bir şey oldu diye mi?" dedi sonunda sanki böyle bir şeyin olması imkansızmış gibi. Ben de artık kendimi toplamam gerektiğini fark edip gözlerimi sildim ve Eflal'e döndüm "Tabii senin için endişelendim, gerizekalı. Niye ses vermiyorsun ya? Aklım çıktı. Bir daha sakın bana böyle bir şey yaşatma Eflal." dedim ve ayaklanıp hızlıca odadan çıktım. Hızla ilerlerken koridorda sanki bir güç beni durduruyor gibi hissettim ve ördüğüm duvarlarımı biraz çatlatacak olan o hamleyi yaptım.

Geri dönüp Eflal'e ilk kez sıkıca sarıldım. Aslında hayır. Yıllar sonra birine ilk kez bu kadar sıkı sarıldım. Ve dolu gözlerimi yüzüne çevirip "Sen de gitmezsin değil mi Eflal, sen de bırakma beni lütfen." dedim. Normalde kimseye bu kadar çabuk bağlanmazdım. Zaten Eflal'e de çabuk başladığım söylenemezdi. Hayatı tanımaya başladığım günden beri yanımda olan tek dostumdu. Üniversitede ikimiz de İzmir'de bir bölüm seçmiştik ve yaşadığımız şehir olsa bile aile evinde kalmak yerine bir ev tutmak istemiştik; ailelerimizin desteğiyle de bu evi tutmuş, 6 yıldır da burada beraber kalıyorduk. O benim kardeşim gibiydi.

Kardeşim gibi..

Ona sardığım kollarım iki yana düştü ve o an onun da gözlerinin dolduğunu gördüm. Bu kadar drama yeterdi benim sevdiğime uymuyordu. Kendime yarattığım kişiliğime.. "Tamam ya korktum biraz öyle görünce odayı, iyiyim şimdi. Asıl sen iyi misin, gelecek misin bugünokula?" dedim. Eflal de gözlerini sildi. "İyiyim iyiyim hadi hazırlanıp çıkalım." dedi ve odasına yöneldi. Kapıyı kapatmadan da "Bu arada beyaz tişörtünü bugün ben giyiyorum." dedi ve dil çıkartıp kapıyı kapatıp kilitledi. Arkasından "Tişörtümü ver bugün ben giyeceğim ya!" diye bağırdım ama vermeyeceğini adım gibi biliyordum. Ben de zaten önden hazırlıklı olduğum için odama geçerken "Mavi şortun da bendeydi zaten, sağ ol canıım." diye bağırıp onun yaptığı gibi kapıyı kapatıp kilitledim. Şimdi bağırma sırası ondaydı kapının arkasından gülümseyerek söylenmelerini dinledim. Eflal'in en sevdiğim özelliklerinden biri de buydu. Beni o kadar iyi tanıyordu ki güçsüz görünmeyi hiç sevmediğimi ve o tarz konular üzerinde çok konuşmayı sevmediğimi bilip konuyu değiştirdiğimde hemen ayak uyduruyordu. Aslında o da o tarz konuşmaları pek sevmezdi bilirdim. Sulugözün teki de olsa ağır konular olduğunda konuşamaz konuşmak da istemezdi. Ama bugün onu gerçekten bu kadar önemsediğimi sanki yeni öğrenmiş gibiydi. Sevgimi hiç belli edemez, duygularımı küçüklüğümden beri başka duygularla gizlerdim ve en sevmediğim huylarımdan biriydi. Bugün daha da nefret etmiştim çünkü en yakın arkadaşım bile onu canımdan çok sevdiğimi bilmiyordu. Bundan sonra daha çok hissettirmeye karar verdim. Nasıl yapacağımı bilemesem de deneyecektim.

Hızlıca bulduğum toz pembe tişört ve Eflal'in mavi şortunu giyip makyaj masasına oturdum. Tatlı bir görünüm yaratmayı sevmezdim ama bugün girdiklerim biraz öyle olunca ben de makyajımı abartmaya karar verdim. Kimsenin bana kolay kolay yaklaşmasını veya geniş bir çevrem olmasını istemiyordum. Az ve öz insan yeterliydi. Kombinimle rujum dışında alakasız olan bir makyaj yaptıktan sonra kolyemi kontrol edip yıldızlı bir bileklik taktım ve parfümümü sıkıp telefonumu aldıktan sonra kahvaltı yapmak için mutfağa yöneldim. İçeri girdiğimde Eflal yumurta yapıyordu. Onun kombini benimkinin aksine daha benim tarzında dursa da makyajı o şirin havasını tamamlamıştı. Birbirimizin tam zıttıydık. Eflal'i herkes çok severdi beni ise çoğu kişi tanımazdı. İkimiz de mutluyduk. Zaten bizi birbirimize bu kadar bağlayan yıllar boyu hep ihtiyacımız olduğunda birbirimize yardım edebiliyor oluşumuzdu. Eflal kalabalıktan sıkıldığında veya kendini kötü hissettiğinde benim onu götürebileceğim çok yer olurdu, bir grup çalışması olduğunda da Eflal kolayca arkadaş bulur,grubumuzu tamamlardı. Beraberken genelde başka kimseye -çok zorlandığımız zamanlar hariç- ihtiyaç duymazdık.

Eflal'e yardım etmek için kahvaltılıkları çıkardım, birkaç şey doğradım ve bugün fırına gitme sırasının bende olduğunu hatırladım. Her sabah kahvaltı yapmaya özen gösterirdik çünkü bu şekilde gerçekten aile gibi hissediyorduk. "Eflal, ben fırına gidiyorum, poğaçan neli olsun?" dedim. Eflal yine klasik cevabını verip "Zeytinli ama bol olsun, sen seç." dedi. Onaylayıp terliklerimi giydim ve bir sokak aşağıdaki fırına indim. 1 zeytinli 1 patatesli poğaça ve 1 tane de ekmek alıp eve doğru ilerledim. Kapıya yaklaştığımda cebimde duran telefonumun titrediğini hissettim ve Eflal'in başka bir şey istediğini düşünüp mesajları açtım.

Gelen mesaj Eflal'den değildi. Gizli bir numaradandı. İki fotoğraf gözüküyordu.

İlkini açtım. Benim bir küçüklük fotoğrafımdı. Yanımda ise küçük kardeşim duruyordu. Onu görmeyeli çok uzun zaman olmuştu ve sokak ortasında bilinmeyen bir numaradan gelen mesajla görmeyi beklemiyordum. Dudaklarım ve ellerim ona duyduğum özlemle titrese de kendime sokağın ortasında olduğumu hatırlatıyor, güçlü duruyordum.

Hızlıca ikinci fotoğrafı açtım. Bu gerçekten korkmamı sağlamıştı çünkü bu fotoğraf geçmişten değil, şimdidendi. Bir binanın fotoğrafı vardı ve bu binada bir dairem olduğunu bilen yoktu. Annemle babama bile söylememiştim. O daireye kimsenin girmemesi gerekiyordu. Aynı zamanda kimsenin bilmemesi. Yıllar önce kendime verdiğim sözü tutmamın zamanı gelmiş gibi hissediyordum. Korkum ve hüznümün yerini öfkem aldı. Hiçbir mesaj atılmadan gönderilen bu fotoğrafların bazı şeylerin başlangıcı olduğunu hissedebiliyordum ama ne olacağı hakkında bir fikrim yoktu.

Artık bir çıkmazdaydım. Aslında hayır. Ben o çıkmaza zaten yıllar öncesinde verdiğim kararla girmiştim ve sonucu ne olur da olsun kimseden korkmayacaktım. Ben Sare ve ben hiçbir zaman güçsüz tarafta olmamıştım...

Bölüm müziği: Kendi Düşen Ağlamaz

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18