23. bölüm · Küllerinden Doğan Aşk
O Gece
Nehir’in gözleri Leyla’nın üzerindeydi.“Sen değildin.”Sesi titriyordu.“Annem de değildi.”Odada kimse konuşmuyordu.Nehir’in zihninde aynı görüntü dönüp duruyordu.Alevler…Duman…Babasının eli…Ve yanında duran başka biri.Yüzünü hâlâ göremiyordu.Sadece sesini duyuyordu.“Nehir, gözlerini kapat.”Nehir bir anda kulaklarını kapattı.“Hayır…”Atlas hemen yanına geldi.“Nehir?”“Sesini duyuyorum.”“Kimin?”Nehir başını kaldırdı.“Bilmiyorum.”Yaşlı adam sessizce onları izliyordu.Sonunda konuştu.“Hatırlamaya başladı.”Feride ona öfkeyle baktı.“Bunu istemiyorduk.”Adam başını çevirdi.“Artık istemek ya da istememek diye bir şey yok.”Leyla araya girdi.“Onu burada tutamayız.”Atlas sertçe sordu:“Nereye götüreceğiz?”Adam cevap vermedi.Nehir elindeki anahtarı sıktı.“Önce o kapıyı bulacağız.”Herkes ona baktı.Nehir ilk kez korkmadan konuşuyordu.“Babamın bıraktığı kapıyı.”Bir süre sonra ev sessizleşti.Nehir odasına çekildi.Elindeki eski fotoğrafı masanın üzerine bıraktı.Fotoğrafa tekrar baktı.Küçük Nehir…Yanında Atlas…Ve fotoğrafın köşesinde görünmeyen ama varlığını hissettiren o dördüncü çocuk.Nehir parmağını fotoğrafın üzerinde gezdirdi.“Sen kimsin?”Tam o sırada fotoğrafın arkasından küçük bir kâğıt düştü.Nehir şaşkınlıkla eğildi.Kâğıtta yalnızca bir cümle vardı:“Dördüncü çocuğu arıyorsan, önce aynaya bak.”Nehir’in kalbi hızlandı.“Ayna…”Yavaşça aynaya döndü.Kendi yansımasına baktı.Sonra bir şey fark etti.Boynundaki kolyenin arkasında daha önce hiç görmediği küçük bir işaret vardı.Mühür.Aynı mühür.Babasının anahtarındaki mühürle aynıydı.Nehir hemen Atlas’ı buldu.“Buna bak.”Atlas kolyeyi inceledi.“Bunu daha önce görmüş müydün?”“Hayır.”“Leyla’ya soralım.”Nehir başını salladı.“Hayır.”“Neden?”“Çünkü herkesin bildiği şeylerin dışında bir cevap arıyorum.”Atlas bir an sustu.Sonra cebinden kendi kolyesini çıkardı.Nehir şaşkınlıkla baktı.“Senin de mi var?”Atlas kolyeyi çevirdi.Onun arkasında da aynı mühür vardı.Nehir’in yüzü değişti.“Demek ikimizde de var.”Atlas başını salladı.“Bize çocukken verilmiş.”“Kim verdi?”Atlas gözlerini kapattı.“Hatırlamıyorum.”Nehir kolyeleri yan yana tuttu.Mühürler birbirine tam olarak uyuyordu.Bir anda küçük bir tık sesi geldi.İkisinin de gözleri büyüdü.Kolyelerin içinden küçük bir kâğıt çıktı.Atlas kâğıdı açtı.Üzerinde tek bir adres vardı.Eski ev.Nehir’in nefesi kesildi.“Oraya dönmemizi istemiş.”Atlas başını kaldırdı.“Kim?”Nehir cevap vermedi.Çünkü artık cevabı tahmin ediyordu.Babası.Gece yarısı eski eve vardıklarında hava sessizdi.Ev yıllardır kullanılmıyordu.Kapının önünde durdular.Atlas elindeki anahtarı çıkardı.Anahtar kapıya değil, evin yanındaki küçük demir kapıya uydu.Kapı açıldığında aşağı doğru uzanan taş merdivenler ortaya çıktı.Nehir’in içi ürperdi.“Burası daha önce yoktu.”Atlas fısıldadı:“Vardı.”“Nereden biliyorsun?”Atlas merdivenlere baktı.“Çocukken buraya gelmiştim.”Nehir ona döndü.“Hatırlıyor musun?”“Hayır.”Bir adım attı.“Bedenim hatırlıyor.”İkisi birlikte aşağı indiler.Merdivenlerin sonunda küçük bir oda vardı.Duvarlarda eski fotoğraflar asılıydı.Nehir bir fotoğrafa yaklaştı.Dört çocuk.Bu kez yüzler çok netti.Nehir.Atlas.Lara.Ve…Nehir dondu.Fotoğraftaki dördüncü çocuğun yüzüne baktı.Onu tanıyordu.“Hayır…”Atlas yanına geldi.“Nehir?”Nehir fotoğrafı eline aldı.“Ben bu çocuğu tanıyorum.”“Kim?”Nehir’in gözlerinden yaş süzüldü.“Bana çocukken hep ‘abla’ diyordu.”Atlas şaşkınlıkla baktı.“Kim?”Nehir cevap vermek üzereyken odanın ışığı yandı.Duvarın karşısında eski bir kayıt cihazı vardı.Kendi kendine çalışmaya başladı.Babalarının sesi duyuldu:“Eğer bu kaydı dinliyorsanız, sonunda buraya geldiniz.”Nehir’in nefesi kesildi.Kayıt devam etti.“Size anlatmadığım son bir gerçek var.”Kısa bir sessizlik oldu.Sonra adamın sesi daha da alçaldı.“Dördüncü çocuk hiç kaybolmadı.”Nehir’in gözleri büyüdü.Atlas ona baktı.Kayıttaki son cümle ise ikisini de olduğu yerde dondurdu:“Çünkü o çocuk, yıllardır sandığınız kişiden çok daha yakında.”Kayıt kesildi.Nehir yavaşça arkasını döndü.Odanın kapısında bir gölge vardı.Ve gölgenin sahibi…Onlara bakıyordu.
