18. bölüm · Küllerinden Doğan Aşk

Gerçeğin Diğer Yüzü

Esra Ak

Nehir’in zihninde tek bir cümle dönüp duruyordu.“Yangın gecesi ölen kişi babandı.”Ama karşılarında duran adam az önce Ege’ye kendisinin babası olduğunu söylemişti.Bu mümkün değildi.Ya da…Birileri yine yalan söylüyordu.Nehir yavaşça annesine döndü.“Bana artık hiçbir şeyi saklamayacağını söylemiştin.”Annesi gözlerini kaçırdı.“Ben sana yalan söylemedim.”“Öyleyse kim yalan söylüyor?”Kadın cevap vermedi.Ege ise gözlerini karşısındaki adamdan ayırmıyordu.“Sen babamsan…”Adam sustu.“…neden annem senin öldüğünü söylüyor?”Adamın yüzündeki ifade bir anda değişti.Sanki bu soruyu bekliyormuş gibiydi.“Çünkü annen yıllardır gerçeği değiştirmek zorunda kaldı.”Ege kaşlarını çattı.“Gerçek ne?”Adam bir adım daha yaklaştı.“Ben senin baban değilim.”O anda herkes sustu.Ege’nin yüzü bembeyaz oldu.“Ne?”Adam gözlerini ondan ayırmadan devam etti.“Bunu sana söylemek zorundaydım.”Nehir şaşkınlıkla adama baktı.“Az önce baban olduğunu söyledin.”“Çünkü seni buradan çıkarmanın tek yolu buydu.”Ege’nin sesi sertleşti.“Benimle oyun oynama.”“Atlas…”Ege bir anda irkildi.Kimse ona bu isimle hitap etmemişti.Adam devam etti.“Senin gerçek adını bilen insanların sayısı çok az.”Ege’nin elleri titredi.“Öyleyse sen kimsin?”Adam cevap vermeden önce Selin araya girdi.“Onu tanıyorum.”Herkes Selin’e döndü.Adamın yüzü gerildi.“Selin.”Selin başını kaldırdı.“Sen yıllar önce ortadan kaybolduğunda Feride seni öldü sandı.”Adam acı bir gülümsemeyle karşılık verdi.“Feride’nin öyle düşünmesi gerekiyordu.”Nehir’in sabrı tükenmişti.“Yeter!”Sesi odada yankılandı.“Hepiniz bir şey biliyorsunuz ama kimse bana anlatmıyor.”Annesine baktı.“Benim hayatım hakkında konuşuyorsunuz.”Sonra Ege’ye döndü.“Onun hayatı hakkında konuşuyorsunuz.”Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.“Ama kimse bize gerçeği söylemiyor.”Annesi ona doğru bir adım attı.“Nehir…”“Hayır.”Nehir geri çekildi.“Bu kez ben soracağım.”Adamın gözlerine baktı.“Sen kimsin?”Adam uzun süre sustu.Sonunda cevap verdi.“Ben, seni ve Ege’yi yangın gecesi birbirinizden ayıran kişiyim.”Nehir’in kalbi hızlandı.“Lara’yı da mı?”Adam başını eğdi.“Evet.”“Niye?”“Çünkü üçünüzün aynı yerde kalması tehlikeliydi.”“Kimden?”Adam cevap vermedi.Nehir tekrar sordu.“Kimden korkuyordunuz?”Adamın gözleri annesine kaydı.“Onun babandan.”Nehir’in nefesi kesildi.“Babamdan mı?”Annesi gözlerini kapattı.Adam devam etti.“Baban ölmedi.”Nehir’in dünyası bir kez daha altüst oldu.“Ne?”Annesi bu kez dayanamadı.“Yeter.”Adam ona baktı.“Artık saklayamazsın.”Kadının gözlerinden yaş süzüldü.“Ben onu öldü sanıyordum.”“Sen öyle sanıyordun.”“Yangın gecesi onu gördüm.”Adam sustu.“Sonra?”“Sonra ortadan kayboldu.”Nehir’in sesi titredi.“Babam nerede?”Annesi cevap veremedi.Çünkü o anda dışarıdan bir telefon sesi duyuldu.Selin cebinden telefonunu çıkardı.Ekrana baktığında yüzü değişti.“Bu numara…”Ege ona yaklaştı.“Kim?”Selin telefonu açmadı.Nehir ekrana baktı.Numara kayıtlı değildi.Ama mesaj gelmişti.“Onlara babalarını sormayın.”Altında ikinci bir mesaj vardı.“Çünkü babaları zaten onların yanında.”Nehir’in kalbi hızlandı.Herkes birbirine baktı.Ege yavaşça konuştu.“Bu ne demek?”Selin telefonu kapattı.“Buradan hemen çıkmamız gerekiyor.”Evin arka kapısından çıktılar.Gece daha da karanlıklaşmıştı.Nehir annesinin elini bırakmıyordu.Yıllardır özlediği annesi yanındaydı.Ama ilk kez onun elini tutarken bile kendini güvende hissetmiyordu.“Anne.”“Efendim?”“Babam beni hiç gördü mü?”Kadın durdu.“Evet.”“Ne zaman?”“Sen daha çok küçüktün.”“Beni tanıyor mu?”Annesinin gözleri doldu.“Evet.”Nehir’in sesi titredi.“Peki neden hiç gelmedi?”Kadın cevap vermedi.Nehir bu kez daha sert sordu.“Neden?”Kadın sonunda fısıldadı:“Çünkü seni korumak için senden uzak durduğunu sandım.”“Sandım mı?”Kadın başını eğdi.“Çünkü sonrasında onun da kaybolduğunu öğrendim.”Nehir birkaç saniye sustu.Sonra aklına bir şey geldi.“Lara.”Annesi ona baktı.“Lara ne biliyor?”Kadının yüzü değişti.“Lara’yı bulmamız gerekiyor.”“Niye?”“Çünkü yangın gecesi senden sonra onu gören son kişi oydu.”Ege araya girdi.“Lara nerede?”Selin cevap verdi.“Bilmiyoruz.”Tam o anda uzaktan bir araba farı göründü.Araba yavaşça yaklaştı.Nehir’in kalbi hızlandı.Araba durdu.Kapı açıldı.İçeriden genç bir kadın indi.Nehir onu görünce olduğu yerde kaldı.Lara.Lara birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden Nehir’e baktı.Sonra Ege’ye döndü.Gözleri doldu.“Atlas…”Ege’nin yüzü değişti.“Sen de bana Atlas diyorsun.”Lara başını salladı.“Çünkü seni en son gördüğümde de adın Atlastı.”Nehir ona yaklaştı.“Yangın gecesi ne oldu?”Lara cevap vermedi.“Bizi neden ayırdılar?”Lara’nın gözlerinden yaşlar süzüldü.“Çünkü babanız…”Bir anda sustu.Nehir’in kalbi hızlandı.“Babamız ne yaptı?”Lara başını kaldırdı.“Babanız sizi öldürmeye çalışmadı.”Nehir şaşkınlıkla baktı.“Öyleyse ne yaptı?”Lara’nın sesi titredi.“Sizi birbirinizden korumaya çalıştı.”Ege bir adım öne çıktı.“Kimden?”Lara cevap vermeden önce Nehir’in elindeki kolyeye baktı.“Bunu hâlâ saklıyor musun?”Nehir kolyeye baktı.“Bu annemin.”Lara başını iki yana salladı.“Hayır.”Bir adım yaklaştı.“Bu kolye annenin değildi.”Nehir’in nefesi kesildi.“Öyleyse kimin?”Lara’nın gözleri doldu.“Senin.”Nehir donup kaldı.Lara devam etti:“Annen o kolyeyi sana çocukken verdi.”“Niye?”Lara cevap vermeden önce gökyüzüne baktı.“Çünkü bir gün hafızanı geri kazandığında…”Bir an durdu.“…seni gerçek evine götürecek tek şey o olacaktı.”Nehir kolyeyi avucunun içine aldı.“Gerçek evim neresi?”Lara ona baktı.Ve beklenmedik bir şekilde gülümsedi.“Bunu öğrenmek istiyorsan benimle gel.”Ege hemen araya girdi.“Hayır.”Lara ona döndü.“Sen de geleceksin.”“Niye?”Lara’nın yüzündeki gülümseme kayboldu.“Çünkü gerçek evinizde…”Bir an sustu.“…sizi bekleyen biri var.”Nehir’in kalbi hızla çarpmaya başladı.“Kim?”Lara gözlerini ona dikti.