10. bölüm · Küllerden SONRA

Bölüm 9 — Kırmızı İşaret

rainbiw dash

ALEV'İN ANLATIMIYLA

Babam haritayı katlayıp montunun içine koyduğunda odadaki herkes ona bakıyordu.

Kimse konuşmuyordu.

Az önce duyduğumuz ses hâlâ hepimizin aklındaydı.

Deniz.

Adını söylemişti ama kim olduğunu bilmiyorduk.

Bizi nereden gördüğünü bilmiyorduk.

Ve neden hastaneye gitmememiz gerektiğini hiç bilmiyorduk.

Yukarıdan yeniden ayak sesleri geldi.

Bu kez daha yakındı.

Tahta zeminin gıcırtısı yeraltındaki depoya kadar ulaşıyordu.

Ece korkuyla Bora'nın koluna tutundu.

"Burada kalamayız."

Bora başını salladı.

"Kalacağımızı söyleyen yok."

Babam odanın diğer tarafındaki duvara doğru ilerledi.

"Burada başka bir çıkış olmalı." dedi

Feneri duvarlarda gezdirdi.

Eski rafların arkasında küçük bir demir kapı vardı.

Kapının üzeri paslanmıştı.

Arda yanına gidip kolu çevirdi.

Açılmadı.

"Yardım edin."

Bora ve Kayra da yanına geçti.

Üçü birlikte kapıya yüklendi.

KRAK!

Kapı bir anda açıldı.

Arkasından buz gibi hava geldi.

Dar bir tüneldi.

Tünelin zemini ıslaktı ve duvarlarında eski kablolar uzanıyordu.

"Önden ben gideceğim." dedi babam.

Hepimiz arkasından ilerledik.

Ben Kayra'nın hemen arkasındaydım.

Tünel o kadar dardı ki bazı yerlerde duvarlara omuzlarımız değiyordu.

Bir süre sonra yukarıdan gelen sesler tamamen kayboldu.

Ama bu kez başka bir ses duyulmaya başladı.

Su.

Ayaklarımızın altında ince bir su tabakası vardı.

Her adım attığımızda küçük dalgalar oluşuyordu.

Sonra Kayra bir anda durdu.

"Bekleyin."

Hepimiz durduk.

"Ne oldu?"

Kayra yere baktı.

Suya.

Orada ayak izleri vardı.

Taze ayak izleri.

Ve bizim ayak izlerimiz değildi.

🔪🧟

KAYRA ' NIN ANLATIMIYLA

Ayak izlerine çömeldim.

İzler tünelin derinliklerine doğru gidiyordu.

Alev yanıma geldi.

"Birileri bizden önce burada."

"Evet."

Arda fenerini tünelin ilerisine çevirdi.

"Belki Deniz."

Babam başını salladı.

"Belki."

Ama ben emin değildim.

Ayak izleri çok büyüktü.

Ve tek bir kişiye ait değildi.

En az üç farklı insanın izleri vardı.

Tünelin sonunda küçük bir kapı gördük.

Kapının üzerinde kırmızı boyayla bir işaret yapılmıştı.

Aynı işaret haritada da vardı.

Alev işarete baktı.

"Bu ne?"

Babam cevap vermedi.

Kapıyı açtı.

İçerisi beklediğimden çok daha farklıydı.

Oda küçük ama düzenliydi.

Duvarlarda haritalar vardı.

Masanın üzerinde yiyecekler, su şişeleri ve ilaçlar bulunuyordu.

Bir köşede piller dizilmişti.

Burada biri yaşıyordu.

Hatta birileri.

Bora masanın üzerindeki bir kâğıdı aldı.

Üzerinde tarih yazıyordu.

27 Ağustos.

Hepimiz birbirimize baktık.

Bugünün tarihi.

"Eğer bu kâğıt bugün yazıldıysa..." dedi Ece.

Cümlesini tamamlamasına gerek kalmadı.

Deniz hâlâ buradaydı.

Belki de bizi izliyordu.

Alev masanın üzerindeki küçük fotoğrafa uzandı.

Fotoğrafta genç bir kız vardı.

Yanında da bir erkek.

Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:

"Onları bulmadan buradan gitmeyeceğim."

Alev yazıya uzun süre baktı.

"Onlar kim?"

Tam o anda...

Telsizden bir ses geldi.

Hepimiz sıçradık.

Bora telsizi açtı.

Deniz'in sesi duyuldu.

"Fotoğrafı gördünüz."

Kimse cevap vermedi.

Deniz devam etti.

"Artık beni dinlemeniz gerekiyor."

Babam telsize yaklaştı.

"Sen kimsin?"

Kısa bir sessizlik.

"Şu an bunu bilmeniz gerekmiyor."

Babamın sesi sertleşti.

"Bizim hakkımızda ne biliyorsun?"

Telsizden cevap geldi.

"Sandığınızdan daha fazlasını."

Alev'e baktım.

Yüzü gerilmişti.

Deniz tekrar konuştu.

"Size bir yol göstereceğim."

Haritanın üzerinde küçük bir ışık yanıp sönmeye başladı.

Masanın üzerindeki eski bir cihaz çalışmıştı.

Haritada kırmızı bir nokta belirdi.

Deniz:

"Oraya gidin."

Babam haritaya baktı.

"Nereye?"

"Eski tren istasyonuna."

Arda kaşlarını çattı.

"Niye?"

Deniz birkaç saniye sustu.

Sonra sesi ilk kez gerçekten korkmuş gibi çıktı.

"Çünkü orada sizi bekleyen biri var."

Telsiz kapandı.

Odanın içinde sessizlik oluştu.

Alev bana baktı.

"Kayra..."

"Ne?"

"Bu sence de tuhaf değil mi?"

Başımı salladım.

"Fazlasıyla."

Tam o sırada dışarıdan bir ses duyuldu.

Metal bir şey yere düştü.

Hepimiz kapıya döndük.

Sonra tünelden ayak sesleri gelmeye başladı.

Tak...

Tak...

Tak...

Babam fısıldadı:

"Bu kez sessiz olun."

Ayak sesleri yaklaşıyordu.

Ama bu kez...

tek bir kişi gelmiyordu.

BÖLÜM SONUUUUU 🧟♂️