8. bölüm · Küllerden SONRA
Bölüm 7 — Sessizliğin Ardından
ALEV IN ANLATIMIYLA
Yağmur hâlâ durmamıştı.
Duvarın arkasında, çamurun içine çömelmiş bir şekilde bekliyorduk. Üzerimizden süzülen yağmur damlaları yüzümüze, saçlarımıza ve kıyafetlerimize karışıyordu.
Ama hiç kimse bundan şikâyet etmiyordu.
Çünkü birkaç metre ilerimizde, siyah üniformalı insanlar ellerindeki fenerlerle sokağı tarıyordu.
Bir ışık duvarın üzerine doğru kaydı.
Hepimiz aynı anda yere daha fazla eğildik.
Kalbimin sesini dışarıdan bile duyabileceklerini düşünüyordum.
Kayra hemen yanımdaydı.
Elini yere koymuş, nefesini olabildiğince sessiz almaya çalışıyordu.
Beyza'nın nefesi titriyordu.
Ece ise Bora'nın yanında sessizce bekliyordu.
Babam işaret parmağını dudaklarına götürdü.
Kimse konuşmayacaktı.
Bir süre sonra ışık duvardan uzaklaştı.
Ama askerler gitmedi.
Tam tersine...
İçlerinden biri sokağın ortasına doğru yürüdü.
"Burada birileri olmalı."
Sesi yağmurun arasından bile duyuluyordu.
İçimde buz gibi bir his oluştu.
Adam birkaç adım daha attı.
Sonra durdu.
Başını kaldırıp bizim saklandığımız duvara baktı.
Nefesimi tuttum.
Bir saniye...
İki saniye...
Üç saniye...
Adam sonunda arkasını döndü.
"Bir şey yok."
İçimden derin bir nefes verdim.
Fakat tam rahatlayacakken uzaktan bir ses duyuldu.
Hırıltı.
Sonra bir tane daha.
Ve bir tane daha.
Askerlerden biri bağırdı:
"Enfekteler geliyor!"
Bir anda bütün dikkatleri sokağın diğer tarafına çevrildi.
Silah sesleri yükseldi.
PAT!
PAT!
PAT!
Sesler gecenin sessizliğini parçaladı.
Beyza irkildi.
Ece elleriyle kulaklarını kapattı.
Ben ise gözlerimi kapatıp olduğum yerde kaldım.
Bir süre sonra sesler uzaklaşmaya başladı.
Babam yavaşça ayağa kalktı.
"Şimdi."
Hepimiz sessizce doğrulduk.
"Buradan ayrılmamız gerekiyor."
Kayra yanıma geldi.
"Nereye?"
Babam ilerideki eski binaları gösterdi.
"Şehrin dışına çıkana kadar kuzeye gideceğiz."
Yağmurun altında yürümeye başladık.
Ayakkabılarımız çamura batıyordu.
Her adımda ayağımız biraz daha ağırlaşıyordu.
Ama kimse durmuyordu.
Çünkü artık biliyorduk.
Bu şehirde kalırsak bizi yalnızca enfekteler değil...
insanlar da bulacaktı.
🧟♀️🏹
KAYRA'NIN ANLATIMIYLA
Alev önümde yürüyordu.
Saçlarının uçlarından yağmur damlaları yere düşüyordu.
Normalde böyle bir gecede yalnızca soğuğu hissederdim.
Ama şu an başka bir şey düşünüyordum.
Alev'in güvenli olması ve....
Benim yanımda olması
Onu gözümün önünden ayırmak istemiyordum.
Bir süre sessizce ilerledik.
Sonra Alev durdu.
"Kayra."
"Ne oldu?"
"Bir ses duydum."
Herkes durdu.
Ben de kulak kesildim.
İlk başta hiçbir şey duymadım.
Sonra...
Tak.
Tak.
Tak.
Sanki bir metal parçası bir yere vuruyordu.
Ses ilerideki eski binadan geliyordu.
Arda kaşlarını çattı.
"Orada biri olabilir."
Babam başını salladı.
"Ya da bizi oraya çekmeye çalışan biri."
Bora hemen konuştu.
"İkisi de mümkün."
Bir süre kimse hareket etmedi.
Sonunda babam önden gitmeye karar verdi.
Bina eskiydi.
Duvarlarının bazı yerleri dökülmüş, pencerelerinin çoğu kırılmıştı.
Kapının üzerinde eski bir tabela sallanıyordu.
İçeri girdiğimizde ağır bir toz kokusu yüzümüze çarptı.
Bina yıllardır kullanılmıyormuş gibiydi.
Zemin tamamen toz içindeydi.
Duvarlarda nem izleri vardı.
Tavanın bazı yerlerinden su damlıyordu.
Alev yanıma yaklaştı.
"Burada kalabilir miyiz?"
"Bir süre."
Tam o sırada...
Tak.
Tak.
Tak.
Ses yeniden geldi.
Bu kez çok daha yakından.
Herkes sustu.
Bora elindeki feneri yavaşça sesin geldiği koridora çevirdi.
Koridorun sonunda kapalı bir kapı vardı.
Arda kapıya doğru birkaç adım attı.
Ben Alev'in önüne geçtim.
"Burada kal."
Alev kaşlarını çattı.
"Ben de geliyorum."
"Hayır."
"Kayra..."
"Ne olursa olsun arkanda olacağım."
Alev bir an sustu.
Sonra başını salladı.
Kapıya yaklaştık.
Arda elini kapı koluna uzattı.
Bir...
İki...
Üç...
Kapı açıldı.
İçerisi karanlıktı.
Fenerin ışığı yavaşça odanın içine yayıldı.
Önce eski bir masa gördük.
Sonra birkaç sandalye.
Ve duvarın kenarında...
bir telsiz.
Herkes şaşkınlıkla birbirine baktı.
Bora telsizi eline aldı.
"Bu çalışıyor olabilir."
Tam düğmesine dokunacağı sırada telsizden cızırtılı bir ses geldi.
Hepimiz donduk.
Ardından bir insan sesi duyuldu.
"...Bizi duyabilen var mı?"
Kimse cevap vermedi.
Ses tekrar geldi.
"Tekrar ediyorum..."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra:
"Hayatta kalan biri varsa cevap versin."
Alev bana baktı.
Gözlerinde hem korku hem de umut vardı.
Ama telsizden gelen son cümle hepimizi susturdu.
"Burada yalnız değiliz."
Cızırtı kesildi.
Odanın içinde yalnızca yağmurun sesi kaldı.
Babam telsize baktı.
"Kim bunlar?"
Bilmiyorduk.
Ama artık bir şey kesindi.
Bu şehirde hayatta kalan başka insanlar vardı.
Ve bizi bulmaya çalışan yalnızca askerler değildi.
BÖLÜM SONU 🏹🧟♂️
