1. bölüm / 2
Küller olympos'a düştüğün deBaşlangıçtan önce
Bölümler 2Şu an: Başlangıçtan önce
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Olympos, ölümlülerin gökyüzüne bakarak hayal ettiği sıradan bir dağ değildi. Üç âlemin kaderinin belirlendiği, tanrıların hüküm sürdüğü kutsal bir diyardı. Gökyüzünün ardında yükselen bu görkemli şehirde her tanrının kendisine ait bir gücü, bir görevi ve uyması gereken yasaları vardı.
Olympos’un altında ise bambaşka bir dünya uzanıyordu. Ölümlüler diyarı, tanrıların kudretinden uzak, kendi hâlinde yaşayan insanların dünyasıydı. Onların da üzerinde söz sahibi olan tanrılar vardı fakat iki dünya arasındaki sınırlar yüzyıllardır korunuyordu.
Üç âlemden tanrılar dışında hiç bir kimse başka âlemler olduğunu bilmiyordu. Düzen için bu gerekliydi.
En derinlerde ise Hades’in hüküm sürdüğü Yeraltı Dünyası bulunuyordu. Ölülerin ruhları burada toplanıyor, yaşamla ölüm arasındaki kadim düzen korunuyordu.
Bu üç âlemin birbirinden ayrılmasını sağlayan yalnızca mesafeler değildi. Tanrılar tarafından konulmuş kadim yasalar vardı.
Bu yasaların en önemlilerinden biri, tanrılarla ölümlüler arasındaki bağa aitti.
Bir tanrı, bir ölümlüyü sevemezdi. Ona aşık olamaz veya ona karşı duygu besleyemezdi. Nefret bile.
Bu yasa, tanrılar için tartışılmazdı aksi taktirde ölümlülerin dünyasına ebediyen sürgün edilir ve onların adlandırdıklarına göre 'sefil bir şekilde' yaşamaya mahkum edilirdi.
Fakat tanrıların unuttuğu bir diğer şey, hislerin kontrol dışı olduğuydu. Her ne kadar tanrı olsalar da birine duydukları öfkeyi, üzüntüyü, mutluluğu ve aşkı her zaman saklayamazlardı.
Bu yüzden Olympos’ta duygular, güçler kadar tehlikeli kabul edilirdi.
Bir tanrının öfkesi yalnızca bir öfke değildi. Bir tanrıçanın hüznü yalnızca birkaç damla gözyaşından ibaret değildi. Bir tanrının aşkı sadece bir kelime ve üç harfte değildi.
Tanrıların hisleri, ölümlülerin anlayamayacağı kadar güçlüydü ve kontrol edilmediğinde bütün bir âlemin düzenini değiştirebilirdi.
Kadim yasaların asıl amacı da buydu. Tanrıları ölümlülerden uzak tutmak yalnızca onların insanlarla olan sınırı korumak için değildi. Tanrıların duygularının, ölümlülerin dünyasına taşmasını engellemek içindi.
Çünkü ölümsüz bir varlığın öfkesi, bir insanın öfkesi gibi sona ermezdi.
Bir tanrının kini yıllarca sürebilir, yüzyıllarca büyüyebilir, hatta nesiller boyunca unutulmayabilirdi.
Bu nedenle Olympos’ta herşey sınırlar içinde tutuluyordu.
Tanrılar güçlerini kullanırken sınırlarını bilmek zorundaydı. Ölümlüler dünyasına müdahale ederken dikkatli olmak zorundaydı. Yeraltı Dünyası ile yaşayanların dünyası arasındaki dengeyi korumak zorundaydı.
Ve en önemlisi, ölümlülerle aralarına çizilmiş görünmez çizgiyi asla aşmamalılardı.
Çünkü o çizginin bir kez aşılması hâlinde, yalnızca bir tanrının kaderi değişmezdi.
Üç âlemin dengesi sarsılabilirdi.
Olympos’un yüzyıllardır ayakta tuttuğu düzen, tek bir duygunun bile yanlış yerde büyümesiyle parçalanabilirdi.
Tanrılar bunu biliyordu.
Ya da bildiklerini sanıyorlardı.
Çünkü bazı felaketler, gerçekleşmeden önce hiçbir kehanette görünmezdi.
Bazı savaşlar, ilk kılıç çekilmeden çok önce başlardı.
Ve bazı kıyametlerin başlangıcı, gökyüzünde değil, bir tanrının kalbinde doğardı.
Bölüm etkileşimi
