4. bölüm · KÜLLER ARASINDA

Bölüm 4: Cam Kırıkları

Beren Atar

Aslı o gece evine gitmedi. Kafasındaki sorular, bedeninden daha ağırdı. Ferhat’ın verdiği bilgi, Mert’in tepkisi ve Siyah Gül'ün gölgesi… Hepsi zihninde çarpışıyordu. Tüm cevapların bir araya geldiği bir duvar vardı sanki, ama duvarda küçük bir çatlak açılmıştı. O çatlak büyürse, altında kim bilir ne yatıyordu.

Sabahın ilk ışıklarıyla, Aslı soluğu Elif’in eski çalıştığı hukuk bürosunda aldı. Bürodaki sekreter, Aslı'yı tanımıştı ama yüzündeki gerginliği saklayamadı.
“Elif’in kişisel eşyalarını istiyorum,” dedi Aslı, gözlerinin içine bakarak.

“Dosyaları Emniyet almıştı. Geriye sadece bir kutu kaldı,” dedi kadın, tedirgin bir sesle.

Kutunun içinde birkaç ajanda, bir kırık bileklik ve bir USB vardı. O an Aslı'nın kalbi sıkıştı. Elif’in üniversite yıllarında taktığı o bileklik, en son kolundaydı. Neden kırılmıştı? Kim kırmıştı?

Ofisten çıkar çıkmaz, Aslı USB’yi evindeki yedek bilgisayara taktı. Ekranda açılan tek klasörün adı dikkat çekiciydi: “Cam Kırıkları”.

Klasörün içindeki ses kaydında Elif’in sesi titreyerek konuşuyordu:

> “Bu dosyayı sadece bana bir şey olursa açın. Artık biliyorum... Siyah Gül gerçek. Ve aralarında Mert Karaca da var. Onun da eli bu işin içinde... ama... birini koruyor. Ya beni... ya da kendini.”

Aslı'nın dizlerinin bağı çözüldü. Gözleri doldu. Elif yalnızca katillerle değil, Mert'le de mücadele etmişti. Ve onu hâlâ korumaya çalışmıştı.

Tam o anda kapı çaldı.

Aslı dikkatle tabancasını çekti, kapıya yaklaştı. Dışarıda kimse görünmüyordu. Sadece yere bırakılmış siyah bir gül ve altına iliştirilmiş bir not vardı:

> “Cam kırıkları üzerine basarak yürümeye devam edersen, sonunda kan senin olur.”