kudzir || kesitler kitap kapağı

13. bölüm / 14

kudzir || kesitler

kırgınlık

Vaveyla Yazarı: • 🪸

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 14Şu an: kırgınlık

Sabah kahvaltısı için herkes sofranın etrafında toplanmıştı. Normal bir gece geçiren ev halkının aksine Kudret için uzun bir gece olmuştu. Gözünü bile kırpmadan bu ilişki hakkında sabaha kadar düşünmüştü, Vezir’in söylediklerini sindirmeye çalışmıştı. Ama ne yaparsa yapsın bir türlü uykuya dalamamıştı. Sağa dönmüş, sola dönmüş, kalkmış, oturmuştu ama asla zihnindeki sesleri susturamamıştı. Hele de Vezir’in o son söylediği şeyler… Ufacık bir ilgiden bile hemen etkilendiğini söylemişti. Onun gözünde gerçekten öyle bir kadın mıydı, Vezir onu böyle mi görüyordu ? Bir soru başka bir soruyu getiriyordu aklına, bir an olsun susmuyordu zihni. Hava aydınlandığı an kalkmıştı zaten yataktan, soğuk bir duş alıp üzerini giyinip uykusuzluktan morarmış göz altlarını kapatmıştı makyajla. Sonra zaten ailesinin yanına inmiş, kahvaltı masasında yerini almıştı. O zamana kadar ne Vezir onu aramış sormuştu ne de Kudret onu aramıştı. Ama kahvaltı masasına oturduktan kısa bir süre sonra Vezir, Zülfikar’la birlikte belirmişti içerde. Sadece bir kez gelmişlerdi göz göze, Kudret’in gözünü kaçırmasıyla da kısa sürmüştü zaten.

“Duydun mu kızım beni ?” Zülfikar’ın sesi çıkarmıştı onu zihninin derinliklerinden. “Kudret aklın nerede kızım senin ?”

“Bi yerde değil baba, burda. En son Kars’a gitmemiz gerek diyordun işte, bu akşam binecekmişsiniz hatta.”

Zülfikar anlamlandıramadı kızının bu dalgın halini. Bu masaya ne zaman otursalar, Zülfikar ne zaman bir şey anlatacak olsa Kudret onu can kulağıyla dinlerdi ama şimdi aklı başka bir yerdeydi. Yine de çok fazla üstne gitmedi Zülfikar.

“Akşama doğru bineceğiz uçağa, ne zamana döneriz bilmiyorum ama en fazla iki gün sürer işimiz. Nesrin’e söyleyin aşağıdaki odayı hazırlasın, Vezir de orda kalacak biz yokken.”

Kudret, çayından bir yudum alırken kaldı birden. Kaşlarını çatarak önce kısa bir anlığına Vezir’e sonra da babasına baktı.

“Nasıl yani baba ?”

“Duydun işte kızım, Vezir de sizinle kalacak. Timur da Beyazıt da benimle gelecek, aklım sizde kalmasın.”

“Babacım biz kaç yaşında insanlarız. Hem kapıda bir sürü de adam var, zaten uzun süreli de gitmiyorsunuz ki.”

“Kızım, içim rahat etmez. Üstelik bir şeye ihtiyacınız olursa Vezir’e söylersiniz halleder. Noluyo allah aşkına Kudret ?”

“Bişey olduğundan değil baba, sadece idare ederiz diye. Hem belki Vezir’in de işleri vardır kendince..”

“Yok, ben konuştum. Burda olmadığım günlerde onun, sizin güvenliğinizden başka bi işi yok kızım. Hadi şimdi afiyet olsun hepinize.”

Kudret tek kelime daha edemedi. Ne derse desin babası kararını vermişti çoktan. Vezir, bir gece önce eşeklik etmeseydi ikisini de deli gibi mutlu edecek bir durumdu bu aslında. Ama bir önceki gece çenesini tutamamış kalbini kırmıştı Kudret’in. Kudret hiç çekinmeden gözlerini dikti Vezir’in gözlerine, siniri ve kırgınlığı gayet belli olan bir bakışla.

—

Vezir, havaalanı dönüşü direkt eve geçemedi. Bütün gece boyunca yaşananları düşünmüştü. Deli gibi kıskanmıştı Tarık’ı. Yaşantısını, statüsünü değil sevdiği kadına karşı, doğru düzgün emek bile vermeden kazanmış olduğu yakınlığı kıskanmıştı. Aslında Kudret’in hiçbir şeyden haberi yokken üstüne gitmiş, haksız yere kırmıştı onu. Hatta onu hiç yapmadığı bir şeyle suçlamıştı, ilgi delisi muamelesi yapmıştı ona. Birlikte birkaç günlüğüme bile olsa aynı evi paylaşacaklarını öğrendiğinde nasıl da sevinmişti. Ama çenesini tutamıştı, bir çuval inciri yine berbat etmişti. Kudret haklıydı, korkuyordu Zülfikar’dan. Aşkını, ailesini bir anda elinden almasından korkuyordu. Korkuyordu ama kendi de mücadele etmiyordu. Kudret sonuna kadar haklıydı.

El mecbur evin yolunu tuttu, Kudret’ten çekinse de o evde olmak zorundaydı. Ağası için değil, Kudret’i için. Yaptığı eşekliği belki bir şekilde telafi edebilirdi çünkü, biraz olsun umudu vardı. Konağın bahçesine girdiği an derin bir nefes alıp indi arabadan. Odası çoktan hazırdı, eşyalarını bırakmıştı odaya. Etrafına bakındı ama kimseyi görmedi, daha doğrusu Kudret’i göremedi. Sıkıntıyla odasına geçemeye karar verdi, yavaş adımlarla indi merdiveni. Ama hiç beklemediği bir görüntüyle karşılaştı. Kudret’in elinde çıkmadan önce değiştirdiği gömleği vardı.

“Kudret ?” şaşkınlık ama biraz da mutlulukla çıktı sesi. “Napıyorsun burda ?” Ona doğru adımladı, arabanın anahtarını komodinin üstüne koydu.

Kudret, yaramazlık yaparken yakalanan bir çocuk edasıyla ne yapacağını bilemeden attı elindeki gömleği.

“Hiç, hiçbir şey. Sadece eksik bişey var mı diye gelmiştim.” Gözlerini kaçırıyordu. “Bu da kirliyse at, yıkansın.” Kaçmaya çalıştı, ama bileğine sarılan el onu tuttu.

“Dün geceyle ilgili-“

“Dün geceyle ilgili bişey yok Vezir. İkimiz de içimizdekileri döktük, bitti. Ben seni gayet iyi anladım, sen de umarım beni anlamışsındır.” Gözlerine dik dik bakmış, kolunu kurtarıp kapıya doğru adımlamıştı. Ama dayanamadı, kendini tutamadı. “Aslında sana ihtiyacımız yoktu. Ama sen babamın sözünün üstüne pek söz söyleyemiyorsun dimi ?”

“Kudret, ben burda sadece baban istedi diye kalmıyorum, sen de biliyorsun bunu.”

“Niye kaldığın umrumda değil, hatta kalman bile umrumda değil.”

“O yüzden mi odamdasın ?”

“Az önce söyledim ya niye geldiğimi. Hem unutmadan, akşama biz yokuz.” Ne dediğini şu an kendi de bilmiyordu, sadece Vezir’in damarına basmak istiyordu. “Kızlarla dışarda oluruz, ev de Zafer de sana emanet artık.” Yanına yaklaştı, sanki bir arkadaşının koluna dokunurmış gibi dokunup ufak vurdu. “Siz yemeğinizi yiyin, biz ne zamana geliriz naparız belli olmaz, tamam mı Vezir ?” deyip sahte bir gülümsemeyle çıktı odadan.

Yüzü gülüyordu, çünkü biliyordu bu beklenmedik plan Vezir’in kanını kaynatacaktı, üstelik yüzünü bile doğru düzgün göstermeyerek tek başına bırakacaktı onu. Sadece tek sorunu bu planından evdekilerin haberinin olmamasıydı.

—

“Hayırdır Kudret Karslı, sen hiç böyle kuralları çiğnemezdin. Daha babam gideli kaç saat oldu, ne bu gecelere akma isteği ?” Derya, ablasının ilk defa bu kadar istekli, böyle bir şeyi istediğini görüyordu.

“Sana da teklifte bulunmaya gelmiyor Derya. Geliyor musun gelmiyor musun ?” Sabrı tükeniyordu Kudret’in.

“Kaçırır mıyım hiç abla, hatta dur mekanı ben ayarlarım. Reyhan’a da söylüyorum bak, sonra bana laf etme.”

“Söyle dedim Derya, gelsin. Maşallah zaten aranızdan su sızmıyor, kardeş gibisiniz. Cennet de gelsin. Ama bak orda sınırını aşmayacak Derya, yoksa senden bilirim.”

“Abla kaç yaşında kız, ben nasıl karışayım yediğine içtiğine ?”

“Ben bilmem Derya, öyle sarhoş olup bizi uğraştırmasın. Malum arkadaşın geçmişinde bazı sabıkaları var.”

“Tamam tamam bende.” Güldü Derya. Ne olursa olsun o Kudret Karslı’ydı, tamamen kontrolü elden bırakması çok zordu. “He Vezir’e söyledin mi akşama dışarda olacağımızı ?”

“Niye Vezir’e söylüyormuşum ki ? Hesap mı vericez bi de ona ?”

“Sakin abla sakin, tamam. Hayır normalde sen söylersin ‘Vezir’e de haber vermek lazım.’ diye. Noluyo, siz kavga falan mı ettiniz, bugün de selamlaştığınızı görmedim.”

Kudret bir an da anlamlandırandı, nasıl yani Derya her şeyin farkında mıydı ?

“Yani siz arkadaş gibisiniz ya ondan sordum. Birbirinizden kaçar gibiydiniz.”

“Saçmalama Derya !” Sesi hiddetli çıkmıştı. “Dalgınlığımıza gelmiştir, bişey olmuştur. Hem sürekli konuşmak zorunda mıyız ?”

“Tamam abla, bişey demedim.” Ağzını fermuarla kapatır gibi kapattı. “Hadi hazırlan, süslenmem bitmez şimdi senin.” deyip kıkırdadı.

Kudret, sabır çekip çıktı Derya’nın odasından. Kendi odasına geçince önce kısa bir duş aldı. Bornozuna sarınıp dolabının kapağını açtı. Bir anlık düşündü, eski Kudret’in giydiği şeyler pek fazla yoktu artık. Kendi içindeki değişime ayak uydurmuştu ve bu dolabına da yansımıştı. Siyah, yelekli takımını seçti, yatağın üstüne bıraktı. İyice kurulanıp üzerini giymeye başladı. Sonrasında saçlarını kurulayıp hızlıca fön çekti. Şık bir makyajı yaptı, saatini ve takılarını da takıp bitirdi hazırlanmasını. Oturduğu makyaj masasından kalkıp boy aynasında kendine baktı. Son bir kez masaya yaklaştı parfümünü sıktı, topuklularını giydi, çantasını da alıp çıktı odadan.

Aşağıdan gelen seslere bakılırsa herkes çoktan inmişti, hazırdı. Topuklarının sesi, bir anlığına tüm gözleri onun üzerine çevirmişti. Geri kalan herkesin odağı kısa süreli Kudret’in üstünde olsa da Vezir, gözlerini bir türlü alamıyordu Kudret’ten. Büyülenmiş gibiydi. Zaten kendi de hayret ediyordu, bunca yıldır içindeki bu hayranlık duygusu nasıl oluyordu da ilk günkü gibi durabiliyordu. Aksini de istemiyordu zaten, ona hep böyle aşkla, hayranlıkla bakmak istiyordu, asla doymayacak bir şekilde.

“Abla dışarı çıkacakmışsınız ?” Zafer’in canı sıkılmıştı, evden çıkmak istiyordu, o da onlarla vakit geçirmek istiyordu. “Hem hani yemekler bu evde hep birlikte yenilmeliydi ?”

“Ablacım, biliyorum ama bizim biraz kız kıza vakit geçirmemiz gerekiyordu. Sana söz, biraz oturup geleceğiz. Hem bak Vezir de evde, bi ihtiyacın isteğin olursa halleder o.” Sesi kardeşine karşı hep böyle şefkatliydi, Vezir onu böyle anlarda gülümseyerek izlemeden duramıyordu.

“Ama ben sizinle de vakit geçirmek istiyordum.”

“Zafer, söz yarın akşam hep birlikte bişeyler yapıcaz.” Biraz ortalığı eğlendirmek istedi. “Koca Kudret Karslı gecelere akmak istemiş, akmasın mı ?” Ufak bir kahkaha attı.

“Derya !”

“Sana da bugün bişey denmiyor abla, her şeye kızıyorsun. Neyse hadi bakalım anlaşma sağlandıysa biz kaçalım.”

Zafer, kabul eder gibi başını salladı.

“Nereye gideceksiniz ?” Sesin sahibi Vezir’di. “Yani bizde de adres olursa, iyi olur diye.”

Derya, ablasının cevap vermesini bekledi ama Kudret oralı değildi.

“Buraya çok uzak değil, konum atarız sana Vezir.” Bakışları bir ablasına bir Vezir’e gidiyordu.

“Sağ olun Derya Hanım.” Gözleri sadece Kudret’in üzerindeydi.

“Hadi çıkalım artık.” dedi Kudret göz göze gelmemeye dikkat ederek.

—

Mekan, Derya’nın zevkini yansıtan, Boğaz’a nazır, şık ve loş ışıklı bir yerdi. Kızlar masalarına geçtiklerinde hemen siparişlerini verdiler.

“Biz niye böyle kız geceleri yapmıyoruz ya ?” dedi Derya.

“Çünkü Kudret Ablam böyle konularda katı kurallara sahipti ama bugün beni şaşırttı.” dedi Cennet imalı.

“Sen öyle abuk subuk yerlerde içip evin yolunu bulamadığından bari biz de çıkalım da bizimle gelsin dedim Cennet.”

“Ablaaa.” diye uyardı hafifçe Derya.

“Açıkçası beni de çağırmana şaşırmadım dersem yalan olur Kudret, senden beklemiyordum.” dedi Reyhan.

“Evde kalıp Vezir’le oturmak mı isterdin Reyhan ?” dedi laf dokundurarak.

“Vezir demişken..” diye araya girdi Derya. Hem gerginlik olmasın diye hem de gerçekten merakından. “Sizin harbiden aranız mı bozuk ?”

“Evet evet ben de fark ettim. Bugün falan hiç konuşmadınız.”

“Kızlar Vezir, bizim babamızın sağ kolu. Evet ortak fikirlerimiz oluyor ama bu yani. Arada öyle gördünüz diye hep öyle olacak değiliz dimi ?” Konuyu kapatmaya çalışıyordu.

“Hayır hayır bu öyle değil. Siz komple iletişimi kesmişsiniz, selam sabah da yok..” Derya durmuyordu.

“Aaaa Derya yeter yok bişey dedim. Kapatın şu Vezir konusunu. Ayda yılda bir dışarı çıktığımda da Vezir’i konuşacak değilim.” Uzanıp şarabından büyük bir yudum aldı.

“Peki benim bişey dikkatim çekti.” Bu sefer söz Reyhan’daydı. “Bu Tarık.. Onun olayı ne asıl, ben dün geceden beri ordayım da.”

Kudret, şaşırmıştı. Sorudan çok Reyhan’ın bu soruyu sormasına. Ama samimi gelmişti sesi, rahatsız etmedi onu.

“Aaaaa bi de o var dimiiiii, o tokalar falan hayırdır Kudret Hanım noluyoruz, ufukta bişeyler mi var yoksa ?”

“Yok artık, Derya sen iyice saçmalamaya başladın. Ben niye dünden beri anlatamıyorum, hatırası var diye aldım o tokayı ben.”

“Sen başka kime anlattın ki abla ?” Cennet’in dikkatinden kaçmamıştı.

İşte o an ufak bir sessizlik oldu. Derya imalı bakışlarını yavaşça döndürdü ablasına. Aslında tahmin ediyordu ve o kişinin kim olduğundan adın gibi emindi ama garip bir şekilde, ablasının Vezir’e olan ilgisinin farkında olduğunu direkt söylemiyordu.

“Yani dün verdi ya tokayı ondan öyle dedim..” Sesinin titremesini engellemeye çalışıyordu. “Tarık benim sadece gençlikten kalma, iyi bir arkadaşım.”

“Hmmm, bunu bi de ona sormak lazım.” dedi Derya biten kadehini doldururken. “Siz de fark ettiniz dimi dünkü o bakışları, resmen doymadı ablama bakmaya.” Derya, diğerlerine laf atıyordu.

“O bakışları merak ettim aslında ben de.” dedi Reyhan. “Gerçekten sen fark etmedin mi Kudret ?”

“Ettim, ama söyledim size benim için Tarık gençliğimden bi dost, ilerisi yok.”

Derya bu sefer şakaya vurmadı, ablasının sesindeki ciddiyeti algıladı. Zaten diğerleri bilmese de o, Vezir’le ablasının ilişkisinin başka, özel bir boyutta olduğunun farkındaydı.

Kudret’se bu cevapları Vezir’e olan kızgınlığından falan vermiyordu. Ne olursa olsun kalbi şu an Vezir’e aitti. Evet, görmek istemediğini söylemişti, ayrılalım demişti ama ona olan sevgisini kendisine inkar edemezdi. Herkes içkisini yudumlarken eline telefonunu aldı, Vezir’e mesaj attı:

-Zafer’i merak ediyorum, nasıl iyi mi, neler yapıyor ?”

Cevabı beklerken birden telefonu görüntülü arama için çalmaya başladı.

“Evden arıyorlar, ben bi konuşup geleyim.” dedi ayaklanıp lavabolara doğru giden, sakin koridora doğru yürüdü. Ekranı açtığında Zafer vardı.

“Ablacımmm nasılsın, merak ettim seni.”

“Merak etme abla, iyiyiz biz. Film izlerken Vezir bi ihtiyacım var mı diye merak etti yanıma geldi. Ben de Tosun Paşa izleyecektim, o da seviyormuş, şimdi birlikte film izliyoruz.” Kudret ne dese bilemedi. Aslında hoşuna gitmişti Zafer’in, Vezir’le az da olsa bağ kurması. “Siz nasılsınız ?”

“İyi ablacım biz de aynı, sohbet ediyoruz.” Ekranda sadece Zafer’i görmeye devam ediyordu. “Biraz daha oturur geliriz biz de.”

“Acele etmeyin abla, bu bitince de Arabesk izlicez. Vezir’in film zevki çok iyiymiş abla, bi görsen.”

“Eminim öyledir ablacım.” Vezir, ne dese duyacaktı biliyordu. “Dikkat edin kendinize, görüşürüz.”

“Görüşürüz abla.” dedikten sonra biraz bekleyip kapadılar telefonu. Konuşma sırasında Vezir hiç göstermedi yüzünü, duyurmadı sesini. Gerçekten de Kudret’in istediğini mi yapacaktı yoksa ? O kendi kendine düşünürken telefonuna bildirim geldi.

-Zafer’in yanında nasıl konuşsam bilemedim, ondan ses çıkaramadım. İyisiniz dimi ?”

Sanki gencecikmiş gibi bastırdı heyecanla telefonu çenesinin atına. Kızgındı evet, kırgındı evet ama onun olmadığı yerde içindeki sevgiyi susturmazdı.

-Sorun değil, Zafer’in iyi olmasına sevindim. Biz iyiyiz, sağ ol.

Mesafesini korumaya çalışıyordu. Ama dayanamadı bir mesaj daha yazdı.

-Zafer’le beraber vakit geçirmenize sevindim.

Vücudunda dolaşan o az miktardaki alkol bile onu daha da yumuşatmıştı.

-Benim için zevkti. Bi ihtiyacınız olursa burdayım.

Daha fazla cevap yazmaya gerek yok dedi Kudret, kızların yanına geri döndü. Sohbet ederek yemeklerine devam ettiler.

“Eee sadece yemek yiyip dönecek miyiz ?” dedi Cennet heyecanla. “O kadar kız gecesi yapıyoruz, enerjimizi atmayacak mıyız ya ?”

“Ne yapalım istersin Cennet ?” dedi Kudret kaşlarını kaldırarak.

“Ben biliyorum onun ne istediğini ve hak veriyorum. Hadi kalkın, miskin miskin oturduğumuz yeter.” deyip ayaklandı Derya.

Kudret daha ne olduğunu kavrayamadan, itiraz edemeden kalktılar masadan. Derya hesabı ödendikten sonra çıktılar mekandan. Arabaya binmelerine gerek yoktu, biraz yürüdükten sonra Derya onları bir bara soktu.

“Derya, bi yemek yiyip dönecektik ne işimiz var burda ?”

“Ya ablacım artık bi tam anlamıyla bıraksan mı şu ipleri ? Kız kıza eğlenmeye çıktık farkındasın dimi ?”

İtiraz edemedi Kudret. Çünkü içerdeki sesin, biraz alkolün içindeki sesleri bastırabileceğini düşündü. İlk başta biraz kokteyl içip etrafı izlemeye başladı. Ama sonra Derya’nın arka arkaya söyledi shotlar, Cennet’in ablasının eline tutuşturduğu rengarenk karışımlar derken her şey birbirine girdi. Herkesin tanıdığı o Kudret Karslı gitmiş, kendini şarkının ritmine bırakan o Kudret Karslı gelmişti.

—

Mekandan çıktıklarında Cennet, Derya’nın koluna girmişken Kudret’i taşıyan Reyhan’dı. Evet hepsi bolca içmişti ama şu an en fena durumda olan Kudret’le Derya’ydı, özellikle de Kudret. Normalde alkole pek alışık olmayan bünyesi bu kadar çok şeyin karıştırılmasıyla daha da kötü olmuştu. Taksiye bindiklerinde Kudret’in başı çoktan cama yaslanmış, gözleri yarı kapanmıştı. Dünya etrafında hızla dönerken, midesindeki o karmaşık sıvıların savaşı da başını ağrıtıyordu. Yıllardır içmediği kadar içmiş, yıllardır serbest bırakmadığı kadar bırakmıştı kendini. Konağın büyük demir kapılarından içeri girdiklerinde saat epey geç olmuştu. Vezir, onları ahşap kapının önünde bekliyordu zaten. Taksi durunca önce Reyhan indi, Kudret’in olduğu tarafı açıp inmesine yardım etti; Cennet de Derya’yı indirdi.

“Ooo naber Vezir ?” dedi Derya kıkırdayarak. O ablasına göre bir tık daha iyiydi, yürürken biraz sendeliyordu ama yine de iyiydi.

“İyi misiniz Derya Hanım ?” Sesi gergindi. Sadece bir yemek diye çıkmışlardı ve bu halde eve dönmüşlerdi. Gözleri arkadan gelen, Reyhan olmasa ayakta duramayacak Kudret’e kaydı.

“Gaaayet iyiyiz, dimi abla ?” Arkasını dönüp ablasına baktı.

“Çok iyiyiz çokkk.” Gülüyordu o da. Ama bir an Vezir’le göz göze geldiğinde, sarhoş olmasına rağmen adamın gözlerindeki gerginliği fark etti. Reyhan’a yaslanmayı bırakıp Vezir’e doğru yürüdü. Elleri cebinde olan Vezir, düşmesinden endişe ederek ellerini uzatıp tuttu kadını. “Sen bize kızdın mı Vezirr ?” dedi dudağını büzerek.

“Estağfurullah Kudret Hanım, sadece merak ettim.”

Endişelenmişti de gerçekten. En son mesajlaşmalarından sonra Zafer’le film izlemeye devam etmişti. Bir noktada Zafer uykusunun geldiğini söyleyince o odasına gitmiş, Vezir de büyük salona geçmişti. Saatin nasıl geçtiğini fark etmemişti o an’a kadar. Saate baktığında meraklanmıştı kızlar için. İkilemde kalsa da dayanamamış aramıştı Kudret’i, ama onca çağrıya bir türlü cevap alamamıştı. Derya’yı denemiş sonra sonunda Reyhan’a ulaşmıştı. Takside olduklarını söylemişti Reyhan, kızların biraz da sarhoş olduklarını. Ama Kudret’i görünce bu birazın, biraz olmadığını anlamıştı. Zaten pek alkol almazdı, bünyesi kaldırmazdı. Ama bu gece belli ki bunlar pek umrunda olmamıştı.

“Siz bu kadar içmezdiniz ?” Gözlerine bakıyordu, biliyordu aslında neden ipin ucunu kaçırdığını.

“Canım istedi, yaptım. Bundan sonra öyle, istediğimi yapıcam.” Meydan okurcasına bakıyordu gözlerine.

“Helal olsun yap be abla.” Islık çalmaya başladı Derya, ona uyan da Cennet’ti.

Kudret, teşekkür edercesine beden dilini kullanıyordu. Ayakta duramıyordu, Vezir olmasa büyük ihtimalle düşerdi. Kahkaha atarak bir oraya bir buraya sendeliyordu.

“Kudret Hanım, herkes uyudu, isterseniz biraz daha sessiz olalım.”

“Şşşş kızlar susun, herkes uyumuş.” Sus işareti yapıyordu hepsine, kaşları çatıktı. Ağzına fermuar çekmiş gibi yaptı Derya. “Bak susturdum onları Vezir, gördün mü ?” Küçük bir çocuk edasıyla döndü Vezir’e, alt dudağını dişleyerek.

Nasıl da tatlı geliyordu şu an gözüne. Ama bir gece önce çok kırmıştı onu, küstürmüştü. Şu an bu kadar sarhoş olmasının sebebi de buydu. Normalde olsa sarıp sarmalardı onu, ama şimdi durmak, Kudret’in koyduğu mesafeye saygı duymak zorundaydı.

“Gördüm,” diye fısıldadı Vezir, sesindeki titremeye engel olmaya çalışarak. “Çok güzel susturdunuz. Şimdi aynı sessizlikle içeri geçelim, olur mu?”

Reyhan, Derya’yı kolundan daha sıkı kavrarken Vezir’e minnettar bir bakış attı.

“Biz hallederiz Vezir, sen Kudret’e yardım et istersen. Merdivenleri çıkabilecek gibi durmuyor.” Vezir başıyla onayladı.

Reyhan ve Cennet, Derya’yı kıkırdaşmaları eşliğinde yavaşça içeri sokarken, Vezir tüm dikkatini kollarının arasında duran kadına vermişti. Kudret’in başı Vezir’in göğsüne yaslanmış, gözleri yarı kapanmıştı. Alkolün keskin kokusuna rağmen o çok sevdiği, ezbere bildiği parfüm kokusu genzini yakıyordu. Etraflarında kimsenin kalmadığından, baş başa olduklarından emin oldu.

“Kudret, yürüyebilecek misin?” Kudret başını onun göğsünden kaldırıp yüzüne baktı. Gözleri odaklanmakta zorlanıyordu.

“Yürürüm tabii… Ben Kudret Karslı’yım, unuttun mu? Her şeyi tek başıma yaparım ben.” Bir adım atmaya yeltendi ama dengesini tamamen kaybetti.

Düşmesine fırsat kalmadan Vezir’in güçlü kolları onu belinden yakaladı. Artık aralarındaki tüm mesafe kapanmıştı. Kudret’in eli refleksle Vezir’in omzuna tutunurken, yüzleri birbirine tehlikeli derecede yakındı.

“Biliyorum,” dedi Vezir, gözlerini onun gözlerinden ayırmayarak. “Her şeyi tek başına yapabilirsin. Ama bu gece… İzin ver ben yardım edeyim.”

Cevap beklemeden, bir elini belinden çekip dizlerinin altına yerleştirdi ve onu tek bir hamlede kucağına aldı. Kudret derin bir nefes alıp başını geriye doğru eğdi, kollarını adamın boynuna doladı.

“Düşürmezsin ki sen beni…” Uykulu bir şekilde fısıldamıştı. Vezir’in kalbi o yerinden çıkacak gibi çarptı.

“Asla.” dedi.

Sesi sert çıkmasına rağmen, kollarındaki kadını incitmekten korkar gibi son derece narin tutuyordu. Kudret başını yavaşça onun boyun girintisine yerleştirdi. Vezir için o an, merdivenleri çıkmak dünyanın en zorlu sınavıydı. Boynunda hissettiği sıcak nefes, tenine değen yumuşak saçlar aklını başından alıyordu. Her basamakta içindeki o aşırı korumacı, çaresiz sevgiyi daha derin hissediyordu.

Tam merdivenlerin sonuna doğru gelmişlerdi ki, Kudret birden başını Vezir'in göğsünden hafifçe geriye çekti. Gözleri yarı kapalıydı ama dudaklarında sarhoşluğa özgü o kontrolsüz, hınzır sırıtış vardı. Gecenin o loş sessizliğinde, kendi kendine bir melodi mırıldanmaya başladı.

"Zaaaliiimmm..." diye uzattı şarkıyı, sesi alkolün etkisiyle hafif pürüzlü ama bir o kadar da içten çıkıyordu. "Senin Allah'ın yok mu..."

Vezir bir an neye uğradığını şaşırdı. Adımları duraksadı, kucağındaki kadına inanamayarak, hayranlıkla baktı.

"Kudret ? Sen şarkı mı söylüyorsun ?"

Kudret kollarını adamın boynuna daha da sıkı sararken, parmak uçlarıyla Vezir'in ensesindeki saçlarla oynamaya başladı.

"Yarin gözü yüksekte… Benim bir kuru aşkım vaarrr." Ufacık bir kıkırdama koptu dudaklarından. Sonra gözlerini aralayıp bulanık bakışlarını Vezir'in gözlerine dikti. "Sen tam bi zalimsin Vezir.”

Vezir'in dudaklarına, engel olamadığı sıcak ve çaresiz bir tebessüm yerleşti. İçindeki o kocaman suçluluk duygusuna rağmen, bu darmadağın haliyle kollarında şarkı söyleyen Kudret, kalbini bir kez daha fethediyordu.

"Öyleyim galiba..." diye fısıldadı Vezir, merdivenleri yeniden tırmanmaya başlarken. Sesinde derin bir pişmanlık vardı. "Çok büyük eşeklik ettim."

"Ettin..." diye mırıldandı Kudret kelimeleri yuvarlayarak. Başını tekrar adamın sıcak boyun girintisine gömerken gözleri kapanıyordu. "Hem benim sesim çok güzel tamam mı...”

Yüzünde kocaman bir sırıtışla bitirdi merdivenleri Vezir. Odanın kapısını dirseğiyle açıp içeri girdi, zorlukla ışığı açtı. Yavaşça yatağa doğru ilerleyip onu usulca yorganın üzerine bıraktı. Vezir, Kudret’in ayakkabılarını tek tek çıkarıp yatağın kenarına koyduktan sonra rahat bir nefes almak için tam doğrulacaktı ki Kudret yatakta huzursuzca kıpırdandı. Üzerindeki o şık ama vücuduna tam oturan yelekli takım, alkolün verdiği sıcaklıkla onu boğmaya başlamıştı. Gözleri yarı kapalı bir halde ellerini yeleğinin düğmelerine götürdü. Ancak titreyen parmakları kontrolüne girmiyor, düğmeler bir türlü açılmıyordu.

“Çok sıcak… Çıkmıyor bu.” diye mırıldandı huysuz bir çocuk gibi. Kumaşı çekiştirip kolunu içinden çıkarmaya çalışırken az kalsın üzerindekini yırtacaktı. Vezir, bakışlarını kaçırmakla kadına müdahale etmek arasında büyük bir savaş verdi ama Kudret’in çaresiz çırpınışına kayıtsız kalamadı. Yatağın kenarına diz çöktü.

“Kudret, dur… Kıpırdama, sakince çıkaralım.” dedi sesi pürüzlü ve alçak çıkarken.

Uzandı, elleri Kudret’in ellerinin üzerine kapandı. Kadının parmaklarını düğmelerden yavaşça uzaklaştırdı. Titreyen ama bir o kadar kararlı parmaklarıyla yeleğin düğmelerini tek tek çözmeye başladı. Kumaş her söküldüğünde Kudret’in sıcak teni, belirginleşen köprücük kemikleri ve boyun çukuru ortaya çıkıyordu. Vezir’in parmak uçları, yeleği omuzlarından aşağı kaydırırken yanlışlıkla kadının yumuşak tenine değdi. O an ikisinin de içinden adeta bir elektrik akımı geçti. Kudret hafif bir iç çekişle başını geriye doğru attı, gözlerini kapattı.

“Sen yap… Ben yapamıyorum Vezir.” diye fısıldadı.

Sesindeki o saf teslimiyet, Vezir’in kontrol etmeye çalıştığı tüm iradesini zorluyordu. Vezir, gözlerini kadının yüzünden ayırmamaya gayret ederek arkadaki sandalyenin üzerinde duran pamuklu pijama üstüne ulaştı. Yeleği sıyırırken Kudret’in kokusu, sıcaklığı ve yakınlığı aklını başından alıyordu. Pijamayı yavaşça Kudret’in başından geçirdi, kollarını geçirmesine yardım etti. O an yüzleri birbirine çok yakındı. Kudret’in alkol kokulu sıcak nefesi doğrudan Vezir’in dudaklarına vuruyordu. Kudret gözlerini araladı, hülyalı bakışları Vezir’in dudaklarına kaydı. Ufak bir gülüş belirdi yüzünde.

“Çok yakınsın Vezir… Dikkat et hemen ilginden etkilenmiyim.”

Vezir yutkundu, nefesi göğsünde kaldı. Sarhoş bile olsa ona hissettirdiklerini hatırlıyordu. Üstelik bu yakınlık, aralarındaki mesafenin tam zıttı şeyler uyandırıyordu içlerinde. Bir saniye bile fazladan kalsa kendine hakim olamayacağını hissetti Vezir. Tam işini bitirip pijamanın yakasını düzelttikten sonra geri çekileceği sırada, Kudret uzandığı yerden elini yavaşça uzatıp Vezir’in bileğini yakaladı. Sıkmıyordu, sadece gitmesini istemiyormuş gibi parmak uçlarıyla tutuyordu. Vezir olduğu yerde kaldı. Bakışları tekrar kadının darmadağın olmuş ama yine de dünyadaki en güzel yüze kilitlendi. Kudret’in sesi az önceki sarhoş neşesinden tamamen arınmış, pürüzlü ve son derece kırılgandı. Göz pınarlarında biriken yaşlar loş ışıkta parıldıyordu.

“Ben gerçekten öyle bir kadın mıyım Vezir?”

“Kudret… Uyumalısın. Midem bulanıyor dersen Reyhan’ı çağırayım hemen.”

“Sana sordum, ben gerçekten öyle biri miyim Vezir?”

Vezir’in nefesi boğazında düğümlendi, eli Kudret’in bileğindeki eline kaydı. Konuyu değiştirmeyecekti, anlamıştı.

“Nasıl biri ?” Aslında neyi kastettiğini biliyordu.

“Ufacık bir ilgiden etkilenen… İki güzel söze hemen kanan, başkalarıyla-” Cümlesini tamamlayamadı, alt dudağı titredi. “Sen beni bunca yıl, gerçekten öyle mi gördün ?”

Bu sözler Vezir’in kalbine bıçak saplanıyormuş gibi hissettirmişti. Onu bu hale getiren, bu kadar içip dağıtmasına, gururunu hiçe saymasına sebep olan şeyin kendi kıskançlığı olduğunu bir kez daha fark etti. Uzandı, Kudret’in yüzüne düşen bir tutam saçı büyük bir narinlikle kulağının arkasına itti. Parmak uçları tüy hafifliğiyle kadının sıcak yanağına değdi.

“Hayır.” dedi sesi fısıltıdan farksız, derin bir vicdan azabı ve aşkla. “Asla. Sen benim gözümde her zaman bu dünyadaki en ulaşılamaz, en gururlu, en güzel kadındın. Dün gece, sadece çok kıskandım. Kendimden, senin karşındaki çaresizliğimden nefret ettim ve hıncımı senden çıkardım. Eşeklik ettim Kudret, çok özür dilerim. Sen olmasan benim de hayatımın da bir önemi yok, anlamıyor musun ?”

Kudret bu içten itirafı dinlerken gözlerini kapatmıştı. Yanağındaki o sıcak elin dokunuşu, zihnindeki tüm o gürültülü sesleri birden susturmuş gibiydi. Bileğindeki parmakları yavaşça gevşedi, eli yatağın üzerine düştü. Düzenli nefesleri odadaki sessizliğe karışmaya başladığında alkolün ağırlığına yenik düşmüştü. Vezir bir süre öylece durdu. Eğilip alnına, tam saçlarının başladığı yere uzun, tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu. Komodindeki lambayı yaktı. Üzerini yavaşça örttü. Odadan çıkmadan önce kapının eşiğinde durup loş ışıkta uyuyan kadına baktı. Yarın sabah uyandığında hiçbirini hatırlamayabilirdi ama Vezir için bu gece, telafi etmesi gereken çok şey olduğunun en büyük kanıtıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

123okunma 10beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18