12. bölüm · Kudzir | Alternatif Son | 36 Yaş

Bölüm 10 | 514

ms 🐾

Akşam karanlığı İstanbulun üzerine usulca çökerken Karslı Konağı derin bir sessizliğe bürünmüştü.
Zaro Ağa, Derya ve Beyazıt büyük davet için saatler önce yola çıkmışlardı. Kudret, odasında son hazırlıklarını tamamlarken küçük valizinin fermuarını çekmeden önce, karşısındaki aynaya bakıp gülümsedi. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlamayı seven kurnaz zihni, bu hafta sonu için de kusursuz bir plan yazmıştı.

Aşağıya indiğinde avluda Medeninin getirdiği siyah, lüks araç bekliyordu. Kudret, topuklularının o tok sesiyle arabaya doğru yaklaştığında kaşları hafifçe havalandı. Neslihan, üzerinde şık bir dekolteli bluz ile çoktan ön koltuğa, şoför mahallinin hemen yanına yerleşmişti. Yüzünde o her zamanki hevesli tebessümü vardı.

'İyi akşamlar Kudret Hanım.' dedi Neslihan camdan başını uzatarak.
'Ben böyle öne kuruldum ama.. Vezir kullanacak arabayı sanırım. Yolda dosyaların üzerinden geçeriz, maddeleri tartışırız diye düşünmüştüm.'

Kudretin dudaklarında alaycı ve gizemli bir tebessüm belirdi. Neslihan, koskoca otogarcı Vezir Yılmazın o devasa karizmasının ardında yatan o en büyük sırrı elbette bilmiyordu. Ama Kudret biliyordu. Vezir araba kullanmayı bilmezdi ki. Ve bunu o kadar ustaca saklardı ki, Kudretin bile bildiğinden habersizdi.

Tam o esnada Vezir, elinde evrak çantası ve el çantasıyla konağın kapısında belirdi.
Üzerindeki o siyah, bedeni saran gömleği ve omuzlarına attığı ceketiyle nefes kesici görünüyordu. Adımlarını arabaya doğru atarken gözleri doğrudan şoför koltuğuna takıldı.
Vezir, karizmasını çizdirmeden 'Medeni kullansın.' demek için zihninde cümleleri toparlamaya çalışırken, Kudret ondan önce davrandı.

'Yok. Neslihan Hanım.' dedi Kudret son derece asil bir tavırla, gözlerini doğrudan Vezirin gözlerine dikerek.
'Vezirin el bileğinde bir sıkıntı varmış. Arabayı Medeni kullanacak. Sen rahatını bozma, biz Vezirle arkaya geçeriz.'

Vezirin omuzlarından adeta görünmez bir dağ kalkmıştı.
'Kudret Hanımın dediği gibi.' diye mırıldandı Vezir, boğazını temizleyip sesine o ağır otogarcı tonunu katarak.
'Medeni, sen geç oğlum direksiyona.'

Kudret, zafer kazanmış bir edayla arka koltuğa yerleşti, Vezir de hemen yanına oturdu. Kapılar kapandı, araba İstanbulun ışıklı sokaklarından sıyrılıp Kocaeli otoyoluna doğru ilerlemeye başladı.

Yolculuğun ilk yarım saati boyunca Neslihan önden sürekli dosyalardan, sözleşme maddelerinden ve hukuki pürüzlerden bahsedip durdu. Vezir tek tük kelimelerle onaylıyor, aklının çeyreğini bile kadına vermiyordu.
Çünkü asıl savaşı, hemen sol tarafında, karanlık arka koltukta veriyordu.

Medeninin açtığı hafif bir radyo müziği arabanın içini doldururken, Kudret bilerek bacak bacak üstüne attı. Dizinin ucu, karanlığın içinde ritmik olarak Vezirin bacağına değiyordu. Vezir kaskatı kesildi. Göz ucuyla Kudrete baktı; kadın başını cama yaslamış, dışarıdaki ışıkları izliyor, yüzünde masum bir ifade taşıyordu.

Vezir, bu sessiz kışkırtmaya daha fazla dayanamadı. Elini koltuğun deri yüzeyinden yavaşça kaydırıp Kudretin bacağının hemen yanında duran ince parmaklarını buldu. Kudret elini çekmedi. Aksine, narin parmaklarıyla adamın avuç içini usulca okşamaya, parmak uçlarıyla Vezirin teninde hınzır, çıldırtıcı daireler çizmeye başladı.

Önde Medeni ve Neslihan hararetle bir şeyler konuşurken, arka koltuğun o zifiri karanlığında aralarındaki bu sessiz, dokunuşlarla dolu gizli oyun adamın aklını başından alıyordu. Kudretin başparmağı Vezirin avucuna her değdiğinde, adam yutkunmakta zorlanıyordu.

Yolun ritmik sarsıntısı, gecenin ilerleyen saati ve birbirlerinin teninden yayılan o mayhoş edici sıcaklık, bir süre sonra ikisini de esir aldı.
Kudretin parmakları Vezirin elinin içinde yavaşça gevşedi. Başını camdan uzaklaştırıp, sanki dünyanın en doğal şeyiymiş gibi usulca Vezirin geniş omzuna yasladı. Burnuna dolan o tanıdık parfüm kokusuyla, Kudretin gözleri ağır ağır kapandı. Vezir, kadının saçlarının yüzüne değen o ipeksi yumuşaklığıyla gülümsedi. Hiç düşünmeden, o da başını hafifçe Kudretin başının üzerine yasladı. O da sevdiği kadının o sıcacık nefesiyle derin, huzurlu bir uykuya daldı.

. . .

Araba Kocaeli’ndeki o şık, deniz manzaralı otelin girişine yanaştığında, Medeni dikiz aynasından gördüğü manzaraya tebessüm ederek hafifçe öksürdü.
'Abi! Vezir Abi! Geldik.'

Kudret ve Vezir usulca birbirlerinden ayrıldılar. İkisi de bu kısa ama inanılmaz huzurlu uykunun o tatlı mahmurluğunu taşıyordu.
Araçtan inip lobiden içeri geçtiklerinde, otel gece yarısına yaklaştığı için oldukça tenhaydı. Sadece loş sarı ışıklar ve denizin uzaktan gelen sesi vardı. İşlemler yapıldı, resepsiyonist anahtar kartlarını tezgahın üzerine dizdi.

'Neslihan Hanım, 204 numaralı oda.' dedi görevli, kartları uzatarak. Kudret Hanım, 512 numara. Vezir Bey, sizin odanız 308.. Medeni Bey de 514 numara.'

Vezirin kaşları anında çatıldı. Gözleri resepsiyondaki kartlarda dolaştı.
Neslihan alt katta, Kudret beşinci katta, o ise ortada, korkunç bir yerdeydi. Üstelik Medeni, Kudretin odasının hemen bitişiğindeydi!
Vezir, Medeniye doğru bir adım attı. Elini genç adamın omzuna, 'itiraz kabul etmiyorum' dercesine koydu.

'Medeni anahtarları değiştirmemiz lazım.' dedi Vezir fısıltıyla ama kesin bir tonla.

'Ama abi..' diye mırıldandı Medeni saf saf, kartı kendine doğru çekmeye çalışarak.

'Ver diyorum Medeni, dellendirme! Sen in üçüncü kata, manzarası daha güzeldir oranın. Ben beşinci kata çıkıyorum.' diyerek Medeninin elindeki 514 numaralı kartı sertçe çekip aldı ve kendi 308 numaralı kartını adamın göğsüne bastırdı.

Neslihan yorgunlukla iyi geceler dileyip erkenden odasına çekildiğinde, Vezir de Medeniyi gözleriyle döve döve yolladığında, lobi tamamen Kudret ve Vezire kalmıştı.
Vezir, elindeki o kıymetli 514 numaralı kartla Kudrete döndü. Gece henüz bitmemişti ve Vezirin zihninde o sabah odasında yarım kalan öpücüğün ateşi vardı.

'Yol çok sıktı hepimizi..' diye mırıldandı Vezir, sesi hemen romantik tınısına bürünmüştü.
'Hemen odaya çıkmayalım. Deniz havası iyi gelir. Biraz yürüyelim ne dersiniz?'

Kudret başını hafifçe sallayarak onayladı. Birlikte otelin arka kapısından çıkıp, deniz kenarındaki o taşlık, dalga seslerinin vurduğu yürüyüş yoluna geçtiler. Kocaelinin gece rüzgârı serin serin esiyordu.

Vezir hiç düşünmeden üzerindeki ceketini çıkarıp, soğuktan hafifçe ürperen Kudretin omuzlarına usulca bıraktı. Aralarındaki o resmiyet duvarı, o 'Kudret Hanım' ve 'Sağ Kol' zırhı bu gece, bu sahil kenarında eriyip gitmişti.

Denizin kokusunu derin derin içine çeken Kudreti izleyen Vezir, ellerini ceplerine sokup omuz silkti.
'Sen denizi çok seversin diye bu oteli seçtim özellikle.' dedi hafifçe ona doğru eğilerek, o çapkın ve kendine güvenen tavrıyla. 'Denizin tam dibinde, dalga sesleriyle uyanasın diye.'

Kudret duyduğu lafla önce kıkırdadı, ardından elini kaldırıp adamın omzuna hafifçe ama muzip bir şekilde vurdu.
'Atma Vezir Yılmaz!' dedi neşeyle.
'Otel önceden ayarlanmıştı, belliydi zaten. Benim geleceğim daha bugün belli oldu.'

Vezir yakalandığını bilmenin verdiği o tatlı yenilgiyle güldü, başını öne eğip itiraf etti.
'Tamam, önceden ayarlandı ama.. Yolda sen yanımda uyurken içimden 'İyi ki deniz kenarı denk gelmiş, Kudret bayılacak' dedim. Sayılmaz mı?'

Kudret adamın bu içten, incelikli düşüncesi karşısında yutkundu. Gözlerini kaçırıp denize bakarken yanaklarının ısındığını hissetti. Rüzgar Kudretin saçlarını savururken, Vezir o manzarayı zihnine kazıyordu adeta.

Sahil boyu yürümeye devam ettiler. Bir süre sonra Kudret, yarının planını netleştirmek adına hafifçe boğazını temizledi.

'Yarın sabah erkenden halama gideceğim.' dedi Kudret, omuzlarındaki cekete biraz daha sarınarak. 'Kadıncağız hasta bekliyor. Gidip kahvaltı hazırlayayım, etrafı toparlayayım diyorum.'

Vezirin adımları anında yavaşladı, başını doğrudan kadına çevirdi.
'Gideceğiz..' diye düzeltti son derece net bir sesle.

Kudret durup şaşkınlıkla adama baktı.
'Nasıl yani? Senin otelde işin var. Neslihanla dosyaların üzerinden geçmeyecek miydiniz sabahtan?'

'Dosyalar bekler. Neslihan da bekler.' dedi Vezir, kelimelerin üzerine basa basa.
Gözlerindeki o sahiplenici ifade Kudretin içini titretmişti.
'Seni yalnız bırakmam. Birlikte gideceğiz Kudret Hanım. Ben de gelip tanışmak, ellerinden öpmek istiyorum.'

Kudret, adamın bu 'biz' olmuş tavrı karşısında adeta erimişti.
Neslihanı ikinci plana atıp, sırf onun halasıyla tanışmak için ısrar etmesi, içindeki bütün o kıskançlık kırıntılarını silip süpürmüştü. Dudaklarını birbirine bastırarak o aşık tebessümünü gizlemeye çalıştı.
'İyi madem.' diye mırıldandı uysalca. 'Gidelim bakalım beraber.'

Neredeyse bir saatin ardından, rüzgarın iyice sertleşmesi ve uykunun bastırmasıyla otele dönmeye karar verdiler. Asansörle beşinci kata çıktıklarında koridor tamamen sessiz ve loştu.

512 numaralı odanın kapısına geldiklerinde Kudret durdu. Çantasından kartını çıkarıp okuturken, göz ucuyla Vezire baktı. Vezir, elindeki kartla Kudretin hemen arkasındaki kapının dibinde duruyordu.

Kudret kapının kilidini açıp başını adama doğru çevirdi. Kaşlarını şaşkınlıkla kaldırdı.
'Senin odan üçüncü katta değil miydi Vezir? Ne işin var bu katta senin?'

Vezirin dudaklarında o serseri ve çapkın gülüşü belirdi. Elindeki 514 numaralı kartı Kudretin göz hizasında sallarken omuz silkti.

'Komşuyuz sanırım bak sen şu işe. Hatta bak.' diyip Kudretin odasına doğru adımladı. 'Komşumu ziyarete geldim.' sesi o kadar baştan çıkarıcı çıkmıştı ki Kudretin tüyleri ürperdi.

Kudret kapıyı hafifçe aralayıp içeri girdi, ama bedenini eşikte siper etmeye devam etti. Yüzüne ciddi bir ifade yerleştirdi. 'İyi yapmışsın komşu.' dedi Kudret. 'Ama ben çok yoruldum. İçeride işlerim var. Eşyalarımı yerleştireceğim. Duş da almam lazım.'

Vezir bu cevabı beklemiyordu. Aralarındaki o romantik yürüyüşün, omuz omuza uykunun ardından bu kapının ardına kadar ona açılacağını sanmıştı. Bir adım daha atıp, kadının yüzüne iyice yaklaştı. Elini pervaza yaslayıp kapının kapanmasını engellerken, gözleri Kudretin dudaklarındaydı.

'Yol yordu tabii, haklısın..' diye fısıldadı Vezir, sesi iyice boğuklaşmıştı.
'Ben de duş almalıyım aslında. Çok yorgunum. Sular boşa akmasın ama, tasarruf edelim birlikte bence. Gelecek nesilleri düşündüğüm..'

Vezir cümlesini daha tamamlamadan bedenini odaya doğru hafifçe kaydırıp içeri sızmaya yeltendiği an, Kudretin iki eli aniden adamın göğsünde belirdi. Kararlı bir şekilde geriye doğru itti.

Kudretin yüzünde o sinsi, sabahki intikamın ateşini taşıyan tebessümü belirdi.

'Tamam!' dedi Kudret cilveli bir sesle.
'Ben zaten beş dakika da çıkarım. Sen de kendi odanda aldığın duşunda uzun kalma olur mu? Gelecek nesiller için..
Sonra da misler gibi uyuruz. Ne demiştik sağ kol Vezir? O kurallar sadece benim konağımdaki odam için geçerli.'

Vezirin gözleri şokla irileşti. ' Kudret! Kudret, yapma..' dedi yalvarırcasına itiraz ederek.
'Delirtiyorsun ama sen beni, hadi-'

'İyi geceler, komşu!'

Tık.

Kudret, adamın cevap vermesine bile izin vermeden kapıyı büyük bir keyifle Vezirin tam suratına kapattı.

Vezir, otele geldiğinden beri hayalini kurduğu o ateşli sonun yerine, elinde 514 numaralı kartla beşinci katın loş koridorunda öylece kalakalmıştı. Kapının ardında Kudretin o kıkırdayan sesini duyabiliyordu. Kudret Karslı ile oyun oynanmazdı. Kendi kazdığı kural kuyusuna Kocaeli'nde de düşmüştü. Vezir, hüsranla ama bir o kadar da bu kadının zekasına ve inadına aşık bir şekilde başını geriye atıp sessizce isyan etti.

Hafta sonu, kelimenin tam anlamıyla şimdi başlıyordu. Ve Vezir için dünyanın en tatlı cehennemi olacaktı.