3. bölüm · Küçük Mutluluklar Atölyesi.
Bölüm 3;İpekten Bir Sır.
Yaşlı adam, pelerini tezgahın üzerine bıraktığında dükkana sanki eski zamanlardan kalma bir toz bulutu yayıldı.
Pelerin o kadar zarif ve o kadar hırpalanmıştı ki, Maya ona dokunmaya korktu; sanki parmak uçları kumaşa değer değmez ipek ellerinde eriyip gidecekti.
Adam, derin yarıklarla dolu yüzünü Maya’ya döndü ve "Bunu sadece bir dikişle değil, bir anıyla onarmanız gerek," dedi.
Sesi, rüzgarda birbirine çarpan kuru dallar kadar yorgundu.
Annesi, tezgahın diğer ucundan adamı incelerken bir yandan da atölyenin sönen sobasına baktı.
Cebindeki son parayla ya ekmek alacaklardı ya da bu adamın pelerini için gereken o çok pahalı gümüş ipliği.
Maya, annesinin tereddüdünü gördü ama bir yandan da babasının sesini kulaklarında duydu: "Bazı işler karın doyurmak için, bazı işler ise ruhu doyurmak için yapılır Maya."
Adam, hiçbir kapora bırakmadan ve kim olduğunu söylemeden, geldiği gibi sessizce karanlığın içinde kayboldu.
Maya ve annesi, o ipek yığınıyla baş başa kaldılar.
O gece atölyede hiç ışık yanmadı; sadece ay ışığı pencereden süzülüp ipeğin üzerindeki yırtıkları aydınlatıyordu.
Maya, gece boyu makinenin başında oturdu; midesinin açlıktan kazınmasına aldırmadan pelerinin dokusunu inceledi.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Maya, annesinin çeyizinden kalan son altın iğneyi kutusundan çıkardı. Bu, babasının ona evlenirken taktığı tek değerli şeydi.
Annesi hiçbir şey söylemedi, sadece Maya’nın elini tuttu ve başıyla onay verdi.
Yoksulluğun en karanlık noktasındaydılar ama bu pelerin, belki de hayatlarının en parlak hikayesini başlatacaktı.
🪽🌈
