4. bölüm / 6
KÜÇÜĞÜM4. Bölüm
Bölümler 6Şu an: 4. Bölüm
- 1 1. Bölüm556 kelime
- 2 2. Bölüm637 kelime
- 3 3. Bölüm527 kelime
- 4 4. Bölüm1.925 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm1.257 kelime
- 6 6. Bölüm1.503 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sınıftakiler gülerken bende gülmüştüm o an Kuzey hoca bana baktığında utanarak susmuştum. Gözleri üzerimdeydi bunu hissedebiliyordum biraz sonra Emreye bakmaya başladı.
Ben bile bazen neden bu bölümü okuduğumu sorgulamıyor değilim ama severek okudum ve şu an buradayım artık dersimize başlayalım söz aldığınızda ilk olarak isminizi söylerseniz öğrenmem daha kolay olur."
Bütün ders boyunca hayatımda ilk kez severek dinlemiştim bu dersi matematik dersini anlasam da çok sevmezdim ama ilk kez Kuzey hoca anlatırken bu ders hiç bitmesin istedim. Sürekli kalbim kaburgalarıma baskı uyguluyordu belki çok genç olduğu için onu öğretmen olarak görmekte zorlanıyordum ama bu düşünceler için bile kendime kızıyordum. O benim hocamdı ve benim şu an bu heyecanlardan daha önemli konularım vardı. Geleceğim için çaba göstermeliydim eğer yapamazsam annem beni gelen ilk görücüye verecekti ve ben mutsuz evliliklere evlenmiş kararmış bir geleceğe sahip olacaktım. İlk dersin sonunda zil çaldığında akıllı tahtanın yanından ayrılarak sınıfın çıkışına yöneldi, kapının eşiğinde bir kez daha dönüp sınıfa doğru baktığında bakışları gözlerimde birkac saniye daha fazla oyalanmıştı. Gozlerinin maviliği sonsuz gobiydi ve bakmak bile bilmediğim sularda kayboluyormuşum gibi
hissettiriyordu.
Emre omzuma dokundu ona doğru dönerken Zühal de
yanımda hafif capraz oturmuştu.
Vay ben eğer ileride böyle havalı olacaksam bende matematik okuyacağım."
"Beklemiyordum bende"
"Bir an şaka diyecek sandım ama ciddi ciddi matematik dersi anlattı." Zühal bana doğru konuşuyordu. Ortalık yine garip bir sessizliğe bürünmüştü. İkisinin arasında köprü gibiydim hep bu yüzden yine önümü döndüğümde Zühal de anında dönmüştü. Sessizce Zühale döndüm.
"Daha ne kadar böyle devam edeceksiniz?"
"Ne yapıyorum ki ben?"
"Emre ile hep böylemi olacaksınız?"
"yok Emre falan sen konuyu değiştirme. Adam hoca çıktı iyi ki sıradayken söylediklerimizi duymadı yoksa daha ilk günden disiplinlik olmuştuk."
"Evet gerçi ben bir şey demedim sen hep söyledin sen disiplinlik olurdun"
Zühal gözlerini kısıp bana bakarken gülmeye başladım. Hayatımın dönüm noktasında olduğumu bilmiyordum
"Ben olmazsam seni kim güldürecek Sarı şeker.?"
"konuyu değiştirip kaçmaya çalış sen ama bence artık gözünün önündekileri görsen iyi edersin nasibin kacarsa tutman zor olur"
Emreye bakarak söylemiştim ama Zühal burnunu kıvırdı.
"Emre ile biz olmayız Kanka, baksana şuna çocuk ne kadar efendi, konuşması saygılı benim gibi kız görünümlü dağ ayısı ile yapamaz o."
"Nereden biliyorsun hem ayı falan değilsin. Prenses gibi güzel bir ayı nerde görülmüş?"
"Tam karşında duruyor işte. Farkındayım sende uğraşıyorsun ama olmaz bizden kanka boşver sende. Ay yeter bu kadar ciddiyetlik ben gideyim de şu eteğini kıvırarak Emreye sırnaşan İreme haddini bildireyim. Şıllık ya bir yerinde dursa kıçına çivi batıyor Sanki"
"Hani Emre ile olmazdı?"
"Olmaz ama bu İremin ona sulanacağı anlamına da gelmez."
Zühal, Emre ile sohbet eden İreme doğru giderken dudaklarımı dişledim daha ilk günden müdürün odasında soluğu alacaktık belli olmuştu.
Zühali tutmaya çalışırken beni kurtaran tek şey çalan ders zili olmuştu. İlk günden disiplinlik olmayalım istiyordum ama Zühaldi bu felaketler kraliçesi gibiydi öfkelendiğinde. Deli danalar gibi burnundan soluyarak Emreye Gülen İreme yaklaşıp eline hangi ara aldığını görmediğim su şisesini sanki ayağı takılmış gibi İremin üzerine dökmüştü. O an sadece hafifçe bir saniyeliğine gözlerimi kapattım İremin tiz çığlığı ile tekrar açtığımda Zühal resmen Oscar ödüllü bir performans sergiliyordu. Bir eliyle dudaklarını kapatmış gözlerini kırpıştırıyordu mahçup gibi.
"Aaa! Özür dilerim İrem gerçekten görmedim ama su zaten kurur merak etme."
İrem hırsla bakarken Emre şaşkındı.
"Ya sen nasıl bir insansın ya, ben bilmiyorum sanki bilerek yaptığını. Kıskançlığından öleceksin yakında" dedi sinirle ve titrek sesiyle. Üzerini silmeye çalışıyordu ama sözleriyle Zühale istediğini vermişti. Bir elini mahallede kavga eden kadınlar gibi bel boşluğuna koydu Zühal.
"Ben mi seni kıskanıyorum?" İşaret parmağı kendi kendini gösterirken İrem de onu işaret edip inadına sözlerini bastırıyordu.
Evet sen! Kıskançlığından ne yapacağını şaşırıyorsun her sene böyleydi bu yılda şaşırtmadın."
"Bana bak çırpı bacak senin ağzını yırtar aya fırlatırım beni prenses çizgimden çıkarma. Yanlışlıkla oldu diyorum." Böyle diyordu ama çoktan o çizgiden çıkmıştı. Emre de garip garip öyle seyrediyordu. Zühalin sinirli halinden korkuyordu bazen bile şaşırıp kalıyordum güzelliğine zıt bir karakteri vardı.
"Çırpı bacak mı? Zühal gebertirim seni!"
"Bekliyorum kuduruk gel de gebert!" O an Zühalin kolundan tutup çekiştirmeye çalışıyordum ama yerinden kıpırdamıyordu. Sınıfa öğrenciler girmişti ama İrem Zühalin saçına yapıştığı an Zühal İremin karnına yumruk atmıştı. İrem arkasındaki duvara doğru inleyerek çöktüğünde içeriye giren Kuzey hoca ile donmuştum.
"Ne oluyor burada?"
Dudaklarımı dişledim. İrem sanki bu anı bekliyormuş gibi ağlamaya başladı. Zuhal burnundan soluyordu, Emre telaşlanmıştı. Ben arkamı bile dönemedim ama bu sahnelere alışıktım her zaman Zühalin yanında oluyordum o da benim yanımda olurdu emindim bundan.
"Müdürün yanına direk!"
Yüzümü kaldırmadan yanından geçerken Kuzey hocanın bakışlarını üzerimde hissediyordum ama bakmaya yüzüm yoktu. Müdürün odasına geldiğimizde Kuzey hoca da arkamızda idi. Hafifçe bakayım dediğimde kollarını bağlamış bizi seyrediyordu. Ona baktığımı anlayarak bana baktığında hemen utançla yüzümü çevirmiştim. Müdür Bey bıkkın bir nefes vererek baktı bize.
"Yine ve yine siz değil mi?"
"Estağfurullah hocam bakın bugün yanımızda Emre de var onu uzun zamandır görmüyorsunuz hihi." Diyerek şirinlik yapmaya çalışıyordu Zühal. İrem hala ağlıyordu ama galiba cidden canı yanmıştı haberleri yoktu ama Zühal profesyonel olarak kick boksla ilgileniyordu. Bana atsa o yumruğu çoktan ölmüştüm şu an.
Ben resmen müdür bey bizi azarladıkça yerin dibine giriyordum çünkü sürekli büyümediğimizi söyleyip duruyordu ve ben gittikce arkadaki gözlerin ışığında küçülüyordum Zühal ise İremin ağlamasından rahatsız olup bilerek yaptığını söyleyip olayı bambaşka bir noktaya getiriyordu.
"Hiç değişmeyeceksiniz değil mi?" Diye gürledi resmen müdür Bey ben o bağırdıkça nerdeyse utançtan girecek bir deli bulmaya çalışıyordum.
"Hocam görüyorsunuz işte ben bir şey yapmadım Zühal karnıma yumruk attı."
"Ya sen nasıl bir yalancısın ya! Hocam valla saçıma öyle bir yapıştı ki kopuyor sandım aha dayıya sor?"
Diyerek bana baktığında Zühal aptal esprisi ile iyice rezil konuma düşürmüştü bizi. Müdür sinirle bana baktı.
"Ya sen Kardelen? Okulda ki en iyi öğrencilerimden birinin sürekli şikayetle buraya gelmesi ne kadar normal sence?"
Sinirle Zühale baktığımda dudaklarını dişlemiş özür diler şekilde bakıyordu. Utanıyordum gerçekten utanıyordum ama ilk kez ağlamak üzere olduğumu hisseddiyordum.
"Özür dilerim gerçekten çok özür dilerim hocam."
Dedim titrek bir sesle.
"Hocam valla birdaha olmaz" diye lafa girdi Emre.
Müdürü hepimize bakarken İrem daha çok ağlamaya başlamıştı kurtulmak üzereyken sanki bilerek bizi burada tutmaya çalışıyordu ama bakışları arkamızda bizi izleyen Kuzey hocaya gittiğinde resmen ilgisini çekmek için rol yapıyordu. Dudaklarımı araladım öyle mağdur duruyordu ki Kuzey hoca gerçekten yanına gelerek iyi mi diye kontrol etmeye başladı
"Gerçekten tam bir kızıl şeytan" diye fısıldadı Zühal. Ben bakışlarımı çektim hemen.
"Hocam çok acıyor!"
"Tamam okulun revirine gitmek ister misin?"
"Hocam tek başıma zorlanırım biri benimle gelse"
"Tamam o zaman Emre arkadaşına yardım et revire gidin." Dedi kuzey hoca İrem bozulmuştu ama asla belli etmiyordu. Odadan çıkarken Zühale attığı ölümcül bakışları ise sadece biz görmüştük saniyesinde ağlamasına dönmüştü. Emindim gerçekten odadan çıktığı anda eski haline dönecekti. Odada gergin bir sessizlik oldu. Ben zemindeki taş parkelerin noktalarını sayarken bir yanım İremin bozulmasına sevinmişti. Kendime kizsamda engel olamıyordum ama cidden abartmıştı.
"Ya arkadaşının ciddi bir şeyi varsa bu sorumluluğu alabilecek misiniz?"
Zühal kıkırdadı.
"Hocam birbirimizi kac senedir tanıyoruz sizde artık bizi tanıyorsunuz sizce İremin ciddi bir şeyi var mı? İşi gücü sadece şov yapmak. Hocam ben medeni ve dürüst bir öğrenciyim, Kardelenin bu konuyla asla bir ilgisi yok, Emre'nin de yo.. var Emre'nin var ama Kardelenin gerçekten yok. İremle aramızda küçük,. minnacık bir sürtüşme oldu sadece o kadar Kuzey hocamız da İremin yaptığı sirk şovuna."
"Öhö öhö diyerek Zuhali susturduğumda bir an ne
dediğini unutmuştu. Şirince gülümseyip Kuzey hocaya
baktı.
"Yani İremin biraz abartmasını diyecektim hocam bilmediğiniz için sizde tabii haliyle endiselenediniz ama tamam gerçekten ben hatamı anladım daha dikkatli olacağım söz." Diyerek rezil ola ola bitirmişti sözlerini. Masumca çipil çipil gözlerle müdür beye bakarken müdür asla inanmayan bakışlarla bakıyordu. Kuzey hoca bir an dudaklarını kıvırıp sonra geri duzlettiğinde erkeksi gülüşü ile kalbim yerinden çıkacak gibiydi.
Müdürün odasından çıktığımızda Kuzey hoca da arkamızdan geliyordu sınıfa girdiğimizde İrem çoktan eski haline dönmüştü.
"Bir daha böyle bir olayla karşılaşmak istemiyorum." Dedi kuzey hoca uyarı tonunda
"Hı hı." Diyerek geçtik yerimize ama emindim ki bu son olmayacaktı.
"Zühal?" Emre seslendiğinde arkamızdan Zühalin yine yanakları kızarmıştı. Baktı Emreye ama sessizdi.
Kuzey hoca tahtaya bir formül yazmaya başladığında Emre merakla eli ile saçlarını düzeltti.
"Neden durduk yere İremle tartıştın benle konuşuyor diye mi?"
Bunu ben bile beklemiyordum. Emreye birden bir cesaret gelmişti ve şak diye sözleri Zühalin yüzünde bir bomba gibi patlamıştı. Zühal baştan aşağı kızarırken ben iki elimi dudağıma bastırıp sessizce kıkırdıyordum. Zühal kekelemeye başlamıştı.
"Evet senin için." Gözlerim irileşti, Zühal ve Emre
söylediğim cümle ile bana bakarken Zühalin yüzündeki
utanç ile kendimi çok kötü hissetmiştim. Emre
aptal gibi sesli düşünmüştüm.
heyecandan otuz iki diş sırıtmaya başlarken ben yine aptal gibi sesli düşünmüştüm.
"Teneffüste konuşalım Zühal." Diyerek yerine geçti Emre heyecanla. Ses tonundaki mutluluğu benim gibi bir aptal bile anlayabilirdi. Ben dudaklarımı dişleyip pişmanlıkla bakarken Zühal hala konuşamıyordu.
Birkaç dakikanın ardından Zühalin düğümlenen dili açıldığında bacağıma attığı çimdikle yerimden sıçradım ve bacağım sıranın demirine çarpmıştı. Sınıfta yankılanan sesle Kuzey hoca bana doğru baktı, aferin bana bugün hep rezil anlarımı görüyordu. Yüzümü deftere gömerek deve kuşu gibi kalmıştım.
"Ben sana soracağım daha o kafanı kaldır bakalım" Zühale dudaklarımı büzerek baktım çok sinirliydi ağlamak üzere gözyaşlarım, göz pınarıma dolmuştu
"Özür dilerim gerçekten ama bak ne güzel oldu işte konuşursunuz." Diye fısıldadım. Ben fısıldadıkça Zühal bacaklarıma çimdik atıp acıdan sessizce kıvrandırmaya başlamıştı.
Kuzey hocayı dinlemeye çalışırken gözlerim sürekli acı ile mavilerinin arasında gidip geliyordu. Teneffüs zili ile kaçmaya çalışırken Zühal bana gözlerini kısıp baktı. Kuzey hoca çıkmadan önce bana dönüp baktı. Bana bakmıştı hissediyordum. Gözlerinden gözlerime değen koca bir Okyanus vardı sanki. Resmen her bakışında
küreksiz ellerimle okyanusları aşıyormuşum gibiydi
Sana diyorum ya ben ne yapacağım şimdi?"
"Hi ha! Şey bence sende seviyorum de bitsin oh diyelim tamam mı?" En şeker tonumla konuşmuştum Zühal heyecan ve gerginlikten bana olan sınırını unutmuştu. Emre bir arkadaşının onu lafa tutmasından ötürü sürekli Zühale bakarak arkadaşını dinliyormuş gibi yapıp eli ile koluna vurup.
"Tamam tamam." Diyerek Zühalin yanına geldi.
"Zühal?"
"Ay benim kütüphaneye gitmem lazım şimdi hatırladım." Diyere Emrenin yanından resmen kaçmaya çalışıyordu ama emre resmen bir duvar gibi dikilmişti önüne.
"Lise hayatında daha geçen yıl ilk kez önünden geçtiğin kütüphaneye mi?"
Zühal kızarırken gururundan asla ödün vermiyordu.
"Geçen sene önünden geçtim bu yılda içine gireceğim Emre sonra konuşalım tamam mı?"
"Olmaz şimdi konuşacağız!"
"Sen benim şu an okuma hakkımı elimden alıyorsun farkında mısın? Çekil önümden!"
"Hayatında kitapları görünce midesi bulanan tek kişisin sen kızım yeme beni gel işte konuşalım." Dedi Emre artık yalvarır gibi.
Bu cesaretini nerden alıyordu bilmiyordum ama gerçekten haklıydı zaman elimizden aldıklarını bize bir daha asla vermezdi ama biz alana kadar bilemiyorduk.
Bu cesaretini nerden alıyordu bilmiyordum ama gerçekten haklıydı zaman elimizden aldıklarını bize bir daha asla vermezdi ama biz alana kadar bilemiyorduk.
"Emre istemiyorum konuşmak falan neden ısrar ediyorsun?"
"Çünkü artık yoruldum Zühal" itiraf etmişti Emre, gerçekten yorgun bir sesle ve kırgın bakıyordu. Zühal yutkundu ve bakışlarını bu kırgın gözlere dikmek istemiyordu. Kendisini layık görmediği bu sevgi karşısındaki insanı nasıl kırdığını belki de ilk kez görüyordu.
"Yorulacak bir şey yok Emre, lütfen ısrar etme."
"İrem benimle konuşmasa sen kavga etmeyecektin neden böyle yapıyorsun Zühal seni seviyorum ve bu karşılıksız değil biliyorum. Kaçma artık!"
Evet üç yılın sonunda Emre Kırgınca hislerini itiraf ettiğinde Zühal şaşkınca Emreye baktı. Şefkatle bakıyordu Emre'nin gözleri ama Demiştim işte arkadaşım duygularına karşı kabullenmekte zorlanıyordu ve bu hayatı boyunca pişman olacağı olayın yaşanmasın sebep olmuştu. Zühal hırçın bir tavırla Emre'yi arkaya doğru itip kızgın ateşlerde yanan gözlerle baktı. Tam düşecekken kendini toparlayan Emre de şok içinde bakıyordu.
"Ne sevmesi be! Sen kimsin ki ben seni seveceğim! Bir
daha sakın beni zorlamaya kalkma sakın! Git kiminle
konuşmak istiyorsan konuş umurumda değil.!" Zühal
ejderhalar gibi burnundan soluyarak sınıftan çıktığında
gözümün önünde ilk kez bir aşkın parçalanışına şahit
olmuştum. Emre'yi iterek geçtiğinde Emre donmuş bir
halde idi, gözlerindeki hayal kırıklığına bakmak beni bile
üzmüştü. Zühalin arkasından sınıftan çıktığımda Emre
bomboş bir kabuk gibi olduğu yerde dikiliyordu...
Bölüm etkileşimi
