3. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Minik Kuş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 3. Bölüm

Eve geldiğimde hâlâ aklım Kuzey’in söylediklerindeydi. Bana güvenemiyormuş! Sanki ben ona çok güveniyorum. Laflara bak ya, gerizekâlı adam ya, diye kendi kendime söylendim.
Tam o sırada telefonum çaldı. Telefonumu çantamdan çıkarıp arayana baktım. Yıldız’dı. Telefonu açtım.
“Efendim, Yıldız,” diyerek açtım telefonu. Yıldız hemen konuşmaya başladı.
“Lara, bana hemen ne olduğunu anlatıyorsun! Senin yanındaki tim kimdi ve neler oluyor?” diye beni soru yağmuruna tuttu.
Tam bir şey diyecekken Mert Komiser’in dediklerini hatırladım. Kimseye bir şey söylememem lazımdı.
“Yıldız, sonra konuşsak olur mu? Yorgunum,” diye geçiştirmeye çalıştım.
Yıldız da “Tamam ama anlatacaksın,” dedi. Ben de “Tamam, anlatacağım ama sonra. Hadi, görüşürüz,” dedim ve kapattım.
Telefonumu masanın üstüne bıraktım ve odama geçtim. Üzerimi değiştirdim. Salaş bir şeyler giydim ve saçlarımı açtım. Biraz rahatlasın diye bıraktım ve mutfağa geçtim.
Mutfağa geldiğimde hemen buzdolabına baktım, yiyecek atıştıracak bir şey var mı diye ama tabii ki yoktu. Daha yeni taşınmıştım, görevden dolayı tamamen aklımdan çıkmıştı. Napalım, bugün dışarıdan yiyeceğiz o zaman, dedim kendi kendime. Daha doğrusu iç sesim kendini susturmuyordu.
Neyse, telefonumu elime aldım. Benim yıllardır döner aldığım bir dönerci vardı. Artık beni tanıyorlardı. Öğrenci olduğum zamanlarda keşfetmiştim orayı.
Hemen arama geçmişime girip aşağı doğru kaydırdım ve en sonunda buldum. “Benim Dönerci” diye kaydetmiştim, öyle de kalmıştı. Hiç değiştirmedim.
“Alo abi, ben Lara. Bana her zamanki gibi gönderir misin ama başka bir yere? Ben taşındım da,” dedim.
O da “Tabii kızım, hemen gönderiyorum. Nerede yaşıyorsun şimdi, hangi sokak?” diye sordu.
Ben de “Ocaklı Sokak, abi,” dedim. O da “Tamam, gönderiyorum kızım,” dedi. Ben de “Teşekkürler abi,” dedim ve kapattım.
Şimdi bekleme zamanı. En sıkıcı zaman, dedim. Demez olaydım ki Yıldız arıyor. Göz göre göre bir görev diyorum da kurtulayım, bir sürü soru soracak zaten, dedim ve telefonu açtım.
Açar açmaz Yıldız konuşmaya başladı.
“Lara, ben bu adamı anlamıyorum ya! Artık çıldıracağım,” dedi.
Ben en başta sessiz kaldım.
“Sonra ne oldu, Yıldız?” dedim.
“Sonra boş ver, yarın anlatırım. Sen ne oldu bugün, onu anlat,” dedi.
Ben de derin bir of çektikten sonra konuşmaya başladım.
“Gizli bir göreve çıkacağım Fırtına Timi’yle,” dedim.
Yıldız’ın ne soracağını bildiğim için hemen ekledim.
“Sen sormadan hiçbir şey söyleyemem. Çok gizli,” dedim.
Yıldız biraz sessiz kaldı. Sonra “Tamam, anladım. Neyse, benim kapatmam gerekiyor,” dedi ve beni dinlemeden kapattı.
Telefonu biraz daha kulağımda tuttum. Bazen aslında o kişiyle arkadaş olmak istemiyorsunuz ama başka arkadaşınız olma ya, ben de onu yaşıyorum. Yıldız kötü biri değil ama biraz egolu. Ben bunu sevmiyorum ama arkadaşlığımı da bitiremiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.
Zil çalınca kendime geldim ve kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtım, kuryeden cüzdanımı almak için bir saniye istedim. Hemen odama gidip çantamdan cüzdanımı aldım ve kapıya gittim. 350 lira verdim, teşekkür edip kapıyı kapattım ve kilitledim.
Ardından salona geçtim, televizyonu açıp YouTube’dan Demi TV’yi açtım. Onları izlemeye bayılıyorum. Yemek yerken çok iyi gidiyor.
Dönerimi yedikten sonra çöpleri attım ve telefonumdan saate baktım. Saat 22.40 olmuştu. Artık yatsam iyi olur, dedim içimden.
Hemen banyoya gidip dişlerimi fırçaladım, bakımımı yaptım. En sonunda serumumu sürdüm ve odama gittim. Pijamalarımı giyip yatağıma girdim, telefonumun saatini 09.00’a kurdum ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Sabah alarmın sesiyle uyandım ve hemen kalktım. Banyoya girdim, işimi halledip kaşlarımı yaptım ve tekrar odama geçtim. Üniformamı giydim, hemen saçımı toplayıp çantamı aldım ve evden çıktım.
Kahvaltı yapacak bir şeyim yoktu. Bir fırına gidip oradan simit alıp arabada yerim, dedim.
Otoparka indiğimde Maviş’i gördüm ve gülümsedim. Onu her gördüğümde gülümseyeceğim. Maviş benim gurur kaynağım.
Maviş’e bindim, çantamı yan koltuğa attım ve kemerimi bağladım. Maviş’in motorunu çalıştırıp gülümsedim.
“Kükre kızım, herkese göstereceğiz,” dedim ve otoparkın çıkışına doğru sürdüm.
Adliyeye geldiğimde herkes gelmişti ama içime nedenini bilmediğim bir şekilde sıkıntı çökmüştü. Düşüncelerimden beni çıkaran, Seda’nın beni çağırmasıydı.
“Lara, hadi gel. Bize ayrılan odaya geçelim,” dedi.
Ben de “Tamam, hadi gidelim,” dedim ve Seda’yı takip etmeye başladım.
Seda, benim bile bilmediğim bir odaya girdi. Burada böyle bir oda var mıydı? Ben bilmiyordum, ilginç.
İçeri girdiğimde masada bir yeşil elbise ve bir siyah elbise vardı. Daha yakına gittim. İkisinin de üstünde sahte kimlik kartları vardı ve yanlarında küçük bir not duruyordu.
Siyah elbisenin yanına gittim ve notu elime alıp okumaya başladım.
“Lara Sancak, bu senin elbisen ve kimliğin. Derin Özer’sin artık,” yazıyordu.
Bakışlarımı Seda’ya çevirdim. O da yeşil elbisenin üzerindeki nota bakıyordu. Benim ona baktığımı fark edince yeşil elbisenin kendisinin olduğunu söyledi. Sahte kimliği Semra Korkmaz’dı.
“Elbise güzel de ismim çok cringe,” dedi.
Gülümsemeden edemedim. Ardından ben de kimliğimi göstererek “Ben de Derin Özer. Tanıştığıma memnun oldum,” dedim gülerek.
Seda da güldü.
“Hadi hazırlanalım,” dedi.
Ben de “Tamam,” dedim.
Elbisemi giymek için bana ayrılan köşeye geçtim. Üzerimdeki üniformamdan kurtulup elbisemi giydim. Biraz dar bir elbiseydi ama omzumdan yere kadar uzanan bir pelerini de vardı.
Elbisemi giydiğimde köşeden çıkıp odadaki boy aynasına gittim ve önünde durdum. Güzel durmuştu bence. Tam benim tarzımdı.
Kendimi incelerken Seda da köşeden çıktı. Gerçekten çok güzel olmuştu. Bana baktı, ben de ona bakarak “Çok güzel olmuşsun,” dedim.
Elbisesi askılıydı ama uzun kollarında bol, hırka gibi bir şey vardı. Koyu yeşildi. O da bana gülümsedi.
“O da sende çok güzel olmuş. Erkeklerin dili tutulacak,” dedi.
Ben de “Umurumda değil,” dedim.
O da “Bir şey sorabilir miyim?” dedi.
Ben aynaya bakarken “Sor,” dedim.
Seda derin bir nefes alıp “Bana karşı sıcakkanlısın ama onlara karşı soğuksun. Neden?” diye sordu.
Bu soruyu bekliyordum. Seda’ya baktım, sonra derin bir nefes verdim.
“Sonra anlatırım,” dedim.
O da “Tamam o zaman. Acaba onlar ne yapıyor?” diye sordu.
Ben de ilgisiz bir sesle “Bilemem,” dedim.

Kuzey Karahan’ın ağzından
“Abi, ne kadar yakışıklı oldum ya! Zaten yakışıklıyım, daha da oldum,” dedi Emir.
Gözlerimi devirdim. Odaya Baran girdi ve Emir’e dönüp “Sen misin yakışıklı? O zaman sen yakışıklı görmemişsin. Burada iki tane yakışıklı kişi var. Biri ben, biri Kuzey Komutan,” dedi.
Emir de tabii ki susmadı ve karşılık verdi.
“Kuzey Komutan’a katılıyorum ama sen değilsin. Ben daha yakışıklıyım,” dedi.
Ben de artık dayanamadım.
“YETER!” dedim.
İkisi de sustu.
Aynanın karşısında kravatımı düzeltiyordum. Yaman içeri girdi.
“Hazırız, komutanım,” dedi.
Tam bir şey diyecekken Mete Komiser geldi.
“Hazır mısın?” diye sordu.
Ben de “Hazırız,” dedim.
O da “Tamam, ben kızlara bakayım,” dedi.
Tam çıkacakken kapının dışından bir ses geldi.
“Gerek yok Komiserim, biz de hazırız.”
Topuklu ayakkabı sesleri gelmeye başladı ve odaya Seda girdi. Üstünde yeşil bir elbise vardı. Onun arkasından Lara girdi.
Onu gördüğümde içimde bir şeyler oldu. Nedenini bilmiyordum.
Kendine gel, Kuzey, dedim kendi kendime.
“Eee, nasıl olmuşuz?” diye sordu Seda.
Emir hemen “Çok güzel olmuşsunuz,” dedi. Emir’den başka bir şey bekleme zaten.
Ardından Baran da “Bu kadar gerek var mıydı yani?” diye sordu.
Seda da güldü.
“Sen beni mi kıskandın, Baran?” dedi.
Baran hemen “Hayır, ne kıskanması?” dedi.
“YETERRR! Bunları sonraya saklayın. İki dakika sonra yola çıkıyoruz. Dışarıda buluşalım,” dedi mer komser ve gitti.
Kimse bir şey demiyordu. Ben ise Lara’ya bakıyordum. O da bana bakıyordu. Sanki beni tarıyordu, şüpheli birini taramış gibi.
En sonunda gözlerini çekti ve konuşmaya başladı.
“Hadi çıkalım artık,” dedi ve odadan çıktı. Ardından Seda da çıktı.
“Ya, bizi de beklemiyor. Tamam, anladık bizi sevmiyor ama bu kadar da fazla,” dedi Mete.
Ben de “Boş ver Mete, sonra hallederiz. Ben onunla konuşurum,” dedim.
Mete de başını salladı.
Dışarı çıktığımızda iki tane araç vardı. Mert Komiser de oradaydı. Lara ve Seda da oraya doğru yürüyorlardı. Biz de oraya doğru yürümeye başladık.
Yanlarına vardığımda Mert Komiser, Lara’yla konuşuyordu.
“Lara, bütün iş sende. Efe Kara’yı etkilemen lazım,” dedi Mert Komiser.
Lara da başını sallayıp “Anlaşıldı, Komiserim,” dedi.
Mert Komiser hepimizin yüzüne baktı.
“Bilgi alın ve gelin. Bir şey olursa bana haber verin. Ben Mehmet Komiser’e haber vereceğim,” dedi.
Sonra siyah Ferrari’yi gösterip beni ve Lara’yı işaret etti.
“Lara ve Kuzey, siz siyah Ferrari’yle gideceksiniz. Hadi, binin,” dedi.
Lara’ya baktım. O da bana bakıyordu. Hemen bakışlarımı çekip “Emredersiniz, Komiserim,” dedim ve Ferrari’nin sürücü koltuğuna oturdum.
Ardından yanımdan kapı açılma sesi geldi. Lara bindi ve kemerini bağladı. Ben de kemerimi bağladım.
Mert Komiser camıma vurdu ve açmamı işaret etti. Camı açtım.
“Size konum gönderdim. Orada gala var,” dedi.
Ardından Emir’e, Seda’ya, Yaman’a ve Mete’ye bakıp “Siz de yeşil Ferrari’ye binin,” dedi.
Seda gülerek “Elbisemize göre oldu, çok iyi,” dedi. Bu kızı bazen anlamıyordum.
Bizimkiler de bindiğinde Mert Komiser gitmemiz için işaret verdi. Lara’ya baktım. Telefonla uğraşıyordu.
Tam gaza basacaktım ki “İleride ilk sağa gir,” dedi.
Ben de navigasyonu ayarladığını anladım.
“Tamam,” dedim ve gaza bastım. Ferrari’nin motoru, Ben buradayım, der gibi bağırdı ve yola çıktık.
Yol boyunca sadece nereye gideceğimizi konuşuyorduk. En sonunda sessizliği ben bozdum.
“Bizi sevmiyorsun ve güvenemiyorsun, değil mi?” diye sordum.
Lara sessizliğini korumaya devam etti. Ben de cevap vermesini bekledim.
Sonunda konuştu.
“Evet,” dedi. “İkincisinde haklısın. Size güvenmiyorum ama birincisi, sizi sevmemem için bir sebebim yok. Ama sevmem için de daha yeni tanıştık. Ben kimseye çabuk ısınan ve güvenen birisi değilim,” dedi.
Ben de hemen cevap vermedim. Biraz bekledim ve sonunda “Anladım,” dedim.
Yolun devamında kimse konuşmadı. Zaten gelmiştik. Korumalar vardı ve bizi durdurdular. Bunu olağını bilmediğimiz için sahte kimliklerimiz vardı.
Koruma, “Kimsiniz?” diye sordu.
Ben konuşmadan Lara konuştu.
“Ben Derin Özer. Davetliyim. Yanımdaki de korumam,” dedi.
Yanındaki korumanın elinde bir liste vardı. Oraya baktı.
“ Derin Hanım. Buyurun,” dedi.
Yol açıldı. Ben de gaza bastım ve içeri girdim.
Arabayı park ettim. Lara arabadan indi, ben de indim. Bizimkiler de gelmişti. Etrafta kimse yoktu. Hemen onların yanına gittik.
Ben hemen cebimden yedi tane kulaklık çıkardım ve konuşmaya başladım.
“Alın bunları. İçeride bunlarla konuşacağız. Herkes dikkatli olsun. Mert Komiser, buradan ulaşabiliriz”.”Mert Komiser, geldik, giriyoruz içeri,” dedim.
Cevap gelmesini bekledim. Sonunda cevap geldi.
“Anlaşıldı. Girin. Lara, Kuzey, ilk siz girin ve yan yana durun,” dedi Mert Komiser.
Lara’ya baktım.
“Hadi,” dedim.
O da “Tamam,” dedi. Beraber kapıya doğru yürüdük. Kapıda durduk ve Lara’ya baktım. O da bana baktı.
“Ne kadar size güvenmesem de şimdi güvenmek zorundayım, komutanım,” dedi.
Ben de “Ben de size güvenmiyorum, Komiser Hanım. Hislerimiz karşılıklı,” dedim ve gülümsedim.
Lara gözlerini devirdi. Mert Komiser “Girin,” dedi. Biz de içeri girdik.
İçeri girdiğimizde ortalık kalabalıktı. Bu insanların hepsi kara para peşindeydi. Yanımıza bir kadın geldi.
“Buyurun, siz kimsiniz acaba?” diye sordu.
Lara da “Ben Derin Özer. Yanımdaki korumam,” dedi.
Kadın listeye baktı.
“Aa, Derin Hanım! Buyurun, sizi masanıza götüriyim,” dedi.
Lara da “Tabii,” dedi. Kadın yürümeye başladı. Lara bana bakıp hadi der gibi bir bakış attı ve kadını takip etti. Ben de onları takip ettim.
Bir masaya vardık. Kadın “Buyurun, burası sizin masanız,” dedi ve “Ne içersiniz?” diye sordu.
Lara, “Ben sadece su alayım şimdilik,” dedi.
Kadın da “Hemen geliyor,” dedi ve gitti.
Kadın gittikten sonra Lara’nın kulağına eğilip “Ne kadar iyi oynuyorsun. Tam Derin Özer’sin gerçekten. İsmin uyuyor,” dedim.
Lara da “Sen işine bak. Efe Kara’yı görüyor musun?” diye sordu.
Ben de etrafıma bakmaya başladım ve buldum . Tam adliyedeki fotoğraftaki gibi uzun ve yakışıklı bir adam, iki masa uzağımızda iki kadınla konuşuyordu.
Lara’ya baktım ve “İleri bak,” dedim.
Baktı ve hedefini bulmuş kedi gibi pis pis sırıtınca hemen kendini toparladı.
Emir kulaklıktan “Ben buldum,” dedi.
Efe’ye baktığımda bize doğru geldiğini gördüm.
“Bize geliyor,” dedim Lara’ya.
O da yan yana ona baktı.
“Derin Hanım’sınız galiba?” diyerek yanımıza geldi.
Lara da “Evet, ben Derin Özer,” dedi.
Efe elini uzatarak “Ben Efe Kara. Memnun oldum,” dedi.
Lara da “Ben de memnun oldum,” dedi.
Efe, Lara’nın elini ters çevirdi ve “İzninizle,” dedi. Lara başını salladı. Efe, Lara’nın elinin tersini öptü.
“Ben sizi hiç görmedim. Keşke önceden görseydim,” dedi.
Lara, “Yapmayın, utandırıyorsunuz beni,” dedi.
Lara bambaşka biri olmuştu. Gerçekten bu kız çok iyi, dedim kendi kendime.
Emir’in sesi beni kendime getirdi.
“Komutanım, kendinize gelin. Buradan Lara’yı kıskanıyormuşsunuz gibi duruyor,” dedi.
Ben cevap vermedim.
Efe, yanımızda olduğu için “Bu korumanız mı?” diye beni gösterdi.
Lara, “Evet, korumam,” dedi.
“Anladım,” dedi Efe Kara.
Tam bir şey söyleyecekken telefonu çaldı.
“Bir saniye,” deyip telefonu açtı.
“Alo,” dedi. “Ne oldu?”
Karşı taraf bir şey söyledi. Efe de “Tamam,” dedi ve telefonu kapattı.
Lara’ya dönüp “Yarın akşam müsait misiniz?” diye sordu.
Lara bir duraksadı ama sonra “Evet, müsaitim,” dedi.
Efe de “O zaman bir akşam yemeğine çıkalım mı? Ben sizden çok etkilendim,” dedi.
Lara, “Aa, çok incesiniz. Olur, bir düşüneyim,” dedi.
Efe de “Tabii ki. Benim şimdi gitmem lazım. Kararınızı verirsiniz. Benim masam şurada,” dedi ve en öndeki masayı gösterdi.
“Ben oradayım. Haber verirsiniz,” dedi.
Lara da “Elbette,” dedi.
Efe elini havaya kaldırdı ve Lara’nın elini tutmasını bekledi. Lara da elini tuttu ve Efe yine elini öptü, sonra gitti.
Efe gidince Lara’ya döndüm.
“Adamla akşam yemeğine mi gideceksin?” diye sordum.
“Gerekirse evet,” dedi. Elini koluna götürdü ve geçti.
“Mert Komiserim!” diye seslendi.
Ben de duydum. Mert Komiser cevap verdi.
“Evet, Lara?”
Lara, “Efe Kara yarın benimle akşam yemeğine çıkmak istiyor. Kabul edeyim mi? Birbirimizi tanımamız gerekiyor bence,” dedi.
Mert Komiser, “Çok riskli ama bir fırsat da bu. Bir şartla kabul ederim: Koruman, yani Kuzey de gelecek,” dedi.
Mert Komiser bana baktı. Ben de ona baktım.
“ben okeyim,” dedim.
Lara, “Anlaşıldı, Komiserim,” dedi.
Bana bakıp “Senden kurtulamayacağım ya,” dedi.
Ben de “Her ne kadar ben de sana güvenmesem de başına bir şey gelmesine izin veremem. Ayrıca elini öpmesine niye izin verdin?” diye sordum.
O da “Birincisini anlıyorum ama ikincisi de sana ne ya?” dedi.
“Neyse, ben Efe karanp’nın yanına gidip cevabımı vereyim,” dedi.
Tam gidecekken Efe, elinde mikrofonla konuşmaya başladı.
“Hoş geldiniz sevgili konuklarım. Geldiğiniz için teşekkürler. Şimdi size bir şey göstereceğim. Bana ihanet eden iki insanı göstereceğim. Açın videoyu!” dedi.
Monitör açıldı ve bir kadınla bir adam göründü. Elleri bağlanmıştı ve her yerleri kan, her tarafları yara bere içindeydi.
Lara’nın eline baktım. Masanın az ilerisindeki televizyona bakıyordu.
“Derin Hanım,” dedim.
Bana baktı ve gözlerinin dolduğunu gördüm. Ama neden?
Hemen yanına gittim ve alçak bir sesle “Ne oldu, Lara?” dedim.
Ama sanki donmuş gibi televizyona bakıyordu. En sonunda sessizce, sadece benim duyabileceğim bir şekilde fısıldadı:
“Anne… Baba…”

Inșallah beğenirsiniz 💕
Yorum yapmayı unutmayın💕🦋

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18