5. bölüm · Kristal

Bölüm-5 Duvar

Zürafa 🦒

Daniel Stormrend
Vespera'nın çığlıklarını duyduğum gibi kanayan yarama bastırarak ayağa kalktım. "Vespera," diye bağırdım telaşla. Koşmaya çalışarak bulunduğu yere gittim. Kapanmak üzere olan bir duvardan "Daniel" diyerek bana seslendi. Seslendiği duvarı ittirmeye çalışsamda hiçbir şey olmadı. "Kahretsin," diye bağırarak duvara vurdum. Hiç yaram yokmuş gibi ellerimin üstü de yara olmuştu. Elimi sinirlice savurarak duvarın karşısına çöktüm.

Vespera Duskryn
Beni çeken şey neydi bilmiyorum ama tekrardan karanlığa bürünmüştüm. Etrafta ufacık bir ışık bile yoktu. Son duyduğum şey Daniel'in adımı haykırmasıydı. Gözüm karanlığa biraz da olsa alışınca bir şeyler daha net görünmeye başlamıştı. Elimi yanıma koyduğumda, elimi bir insan bedeninin üzerinde hissedince irkildim. Daha sonra kolumda bir gıdıklanma hissettim. Bir örümcek üzerimde yürüyordu. Örümceği korkuyla üzerimden çekmeye çalıştım. Karanlıktan dolayı göremiyordum. Bu yüzden örümceği göremediğim icin sertçe koluma vurup onu öldürmüş olmayı diledim. Ve kolumu silkeledim. Burası tam anlamıyla bir harabeydi. İttirip buraya düştüğüm duvarı tekrardan ittim ama hiçbir işe yaramadı. Daha sonra kolumdan yine birinin tuttuğunu hissettim. Çırpınıp bağırdım ama kaşımın kenarına bir yumruk attı. Yediğim yumruktan sonra başım deli gibi dönüyordu. Tek görebildiğim şey bana yumruk atan adam beni kollarımdan tutup buradan çıkarıyordu. Daha sonrasını hatırlamıyordum çünkü bayılmıştım.

"Vespera, kalk." diyordu bir ses. "Boğa hadi ama," dedi aynı ses tekrardan. Haraket eden bir ipin bileğimi kestiğini hissederek uyandım. Bir sandalyenin üzerinde bağlıydım. Pardon, iki sandalye. Yani iki sandalyenin üzerinde Daniel ile birbirimize bağlıydık. Görebildiğim kadarıyla yaraları sarılmıştı. Benim ise patlayan kaşımın üzerine bir yara bandı yapıştırılmıştı. Yara temizlenmiş olmalıydı. Gözlerimi tamamen açtığımda tekrardan başım döndü. Sarsıntının etkisinden henüz çıkamamıştım. Gözlerimi sıkıca kapatıp yeniden açtım. Ve etrafa bakındım. "Daniel, neden bağlıyız?" diye sordum bıkkınlıkla. "Bilmiyorum boğa, bildiğim tek şey bu sefer kesin sıçtık." diye cevapladı. Haklıydı. Kelimenin tam anlamıyla sıçmıştık. "Umarım bir daha gördüğün her şeye dokunmazsın." diye alay etti Daniel. "Sağ ol, ben de tam ciddi kaldığın için korkmaya başlıyordum." dedim alayını sürdürerek. Burnundan güldü. "Bunu bize kim yapıyor?" diye sormaktan alamadım kendimi. "Bilmiyorum ama bir tahminim var. Ve umarım yanılıyorumdur."
"Tahminin kim?" diye sorduğumda iç çekti. "Üzgünüm Vespera,"
"Ne için?
"Bu halde olmanın tek sorumlusu benim." dedi pişmanlıkla. Aklıma gelen şey beni çok korkutuyordu. "Daniel, bana verdiğin o zarf yüzünden mi buradayız?" diye sordum. Bunu sormam bile benim gururuma dokunuyordu. Nasıl böyle bir şeyi söyleyebil miştim? Başımı eğip bileğimdeki bilekliğime baktım. "Muhtemelen," diyerek yanıtladı beni. Yedi yıldır şehrin sadakatiydim. Buna inanmak istemiyordum. Ne gizliyolardı ve öğrenmemi istemiyorlardı? Ne düşünüyordum ben böyle? "Ne yapacağız Daniel? İpi çözmemiz lazım." dedim konu değiştirmek istercesine. "Ben böyle çok rahatım aslında," dedi eski haline dönerek. "Ben değilim." diye sitem ettim. "Ben ne yapabilirim boğa? Sihirli ellerim yok sonuçta."
"Keşke bütün yeteneğin mizahında olmasa da ellerine de yetenek yüklense,"
"Şakalarımı sevmediğini sanıyordum."
"Sevmiyorum zaten,"
"Peki boğa, sen öyle diyorsan öyle olsun." diyerek kıkırdadı. Ciddi olduğu anlar mumla aranıyordu. Biz biraz daha bekledikten sonra o iri yarı adam geldi. Daniel'in yüzünü göremesem bile öfkelendiğini hissetmiştim. "Sen olmamanı o kadar dilemiştim ki," dedi öfkeli bir şekilde. Kim olmamasını? Kimse neden burada bana bir açıklama yapma zahmetinde bulunmuyordu? Adam tek bir kelime etmeden iplerimizi kesti. İpleri kesmekten vazgeçmesin diye o an bir şey demedim. Sandalyeden kalkıp adama yöneldim. "Bizi neden buraya getirdin?" diyerek sesimi yükselttim. Tek bir kelime bile etmedi. "Sana diyorum!" diyerek bağırdım. cevap vermemek konusunda ısrarcıydı. Onu omzundan sarsıp, "Cevap versene." diye direttim. Omzuma bir el dokundu. "Vespera, onunla uğraşma." diyerek uyardı beni Daniel. "Sen iyi misin Daniel? Her yerin kesildi." diyerek tekrardan yaralarına vaktım. "Hala yaralısın. Benim kaşım patladı. Bana verdiğin zarf nasıl oluyorsa ortada yok. Ve bize tek bir açıklama bile yapılmıyor. Ne güzel,"
Ben söylenirken adam arkasını dönüp gitti. "Sen beklesene," diyerek bağırdım arkasından. Ona doğru ilerlemeye başladım. Daniel beni kolumdan tuturak durdurdu. "Vespera sana diyorum. Uğraşma o adamla." çok ciddi ve sinirliydi. Durdum ve hafifçe kolumu geri çektim. "Ne oluyor sana? Gerçekten hedefin ömrünün sonuna kadar burada kalmak mı? Seni bilmem ama benim bir ailem var Daniel. Ne biliyorsan söyle, kolumu tutup gizem yaratmana gerek yok." diyerek bir başka köşeye gittim. Fazla ileriye gitmiştim. İçten içe ben de bunu fark etmiştim. Aile konusunda söylediklerime çok bozulmuş gibiydi. Bulduğum bir köşeye çömeldim. Yanıma geldi ve ayakta dikilip durdu. "Evet bir ailen var ama tek yaptığın onların katillerini savunmak." diyerek bana doğru eğildi. "Senin ve daha bir çok kişinin ailesini öldüren kişileri savunmadığım için bir ailem yok benim." sertçe yutkundum. Fazla ileriye gitmiştim. Dediklerini bitirdikten sonra yanımdan uzaklaştı. Ama o anda yeniden bir öksürük sesi duydum. Daniel'a ait değildi. Kime aitti? Daniel de kendine aynı soruyu sormuş olacak ki gözlerini sesin geldiği yöne yöneltti. Elinde bir zarf ile biri içeriye girdi. Bu Sam'di. Koşar adımlarla yanına gittim. Bayılacak gibiydi. Yere düşmek üzereyken onu tuttum. Gözleri kapanmak üzereyken, "Senin için geldim. Bunu sana verecekmişim." dedi kesik nefesler içinde. Gözleri yavaşça kapanmaya başladı ve bayıldı.

Daniel ile onu yavaşça yere yatırmıştık. Daniel ile konuşmuyorduk. Söylediklerim ağırına gitmişti. O konuşmayınca ben de zorlamadım. Sam'in elindeki zarfı açtığımda zarfta yine aynı şeyler vardı. Bu sefer farklı bir görsel vardı. Yıldırımlar Şehri ile Kristaller Şehri'nin kralları kadehlerini tokuşturuyorlardı. Bu pek şaşırılanacak bir şey değildi. Eskiden zaten dostlardı. Sadece bunu kim, neden göndermişti?Sam kendine gelmeye başladığında bir süre yüzündeki yaralara baktım. Uyandığında adımı sayıkladı. "Buradayım Sam." diyerek sakinleştirdim onu. Daniel Sam'in iyi olduğunu ve yardıma ihtiyacım olmadığını görünce benden uzaklaştı. Bu kadar darılacağını bileseydim onları söylemezdim. Sam yavaşça doğrulurken ona yardımcı oldum. Ben Sam'in doğrulmasına yardım ederken adamlardan biri üç su ve üç tabak yemek getirdiler. Resmen ölmemizi istemiyorlardı. Teyzem ve Laura'yı çok özlemiştim. "Oyuncak mıyız biz?" diye söylendi Daniel. Haklıydı. Oyuncak mıydık biz? Sulardan birini alıp Sam'e verdim. "Sen neden buraya düştün?" diye sormayı da eksik etmedim. "O günden sonra her yerde seni aradım. Teyzen, Laura hepsi çok meraklanmıştı. Ben de öyle. Seni ararken bir adam elime bunu tutuşturdu ve beni neredeyse bayıltıp buraya getirdi." dedi. Gerçekten çok üzgündüm. Benim yüzümden bu haldeydi. Yanağına kesiğini silercesine dokunduğumda bir öksürük sesi duydum. Bu sefer ses Daniel'e aitti. Ona doğru döndüm. Gözlerini dikmiş bize bakıyordu. Ben de gözlerimi ona diktim. "Su boğazımda kaldı, pardon" diye geveledi. Su şişesi adamların gönderdiği gibi orada duruyordu. Daha suya dokunmamıştı bile. Bir suya bir ona baktım. Gözlerini kaçırarak yutkundu. "Suyun orada." diyerek gözümle suyunu gösterdim. Suyuna uzanarak, "Artık burada." diyerek suyunu eline aldı. Ne olduğunu anlamazcasına ona baktım. Gözlerini tekrardan kaçırıp sustu. "Planımız ne?" diye sordu Sam. "Bir planımız yok. Sadece buradayız." diye yanıtladım onu. "Olmaz, bir şeyler yapmalıyız." dedi telaşla. "Elbette yapacağız, henüz yapmadık demek istedim." diyerek sakinleştirdim onu. Ne planı Vespera, sadece kendinie kandırıyorsun. Biraz daha durduktan sonra düşündüm. Daniel'den özür dileyecektim. Yaptığım hataydı. Ve hatalarımda özür dilerdim. Sam'den bir dakika isteyerek yanına gittim. Gözlerini şu şişesinden bana doğru dikti. Yanına oturup konuşmaya başladım. "Daniel, biraz önceki konuşmamız hakkında konuşabilir miyiz lütfen? Sadece beş dakika." diye sordum. "Gerek yok Vespera." diyerek gözlerini geri çekti. "Gerek var Daniel." diyerek onu susturdum. "Hata yaptım. O kadar sivri konuşmamalıydım. Öfkeme yenik düştüm. Özür dilerim, beni affeder misin?" bana bakıp sırıttı. "Burada sen dışında seçeneğim mi var boğa?" diye sordu eski neşesine dönerek. Baş parmağımla arkamdaki Sam'i işaret ettim. Sam'e baktı sonra ise yüzünü buruşturarak bana döndü. "Yani yok." diyerek gülümsedi. Ben de gülmeye başladım. Sam bize baktığında bir şey anlamaması için sustum. Elimi el sıkışmak için uzattım. "Pekala kırmızı, artık plan yapacak mıyız?" diye sordum. Elini uzatıp elimi sıktı. "Sen daha öğrenmedin ama plan benim işim boğa."